Filistin'de üretilen uyuşturucular İsrail'de pazarlanıyor

Uyuşturucu üretilen yere yapılan baskın anı (Filistin Polisi)
Uyuşturucu üretilen yere yapılan baskın anı (Filistin Polisi)
TT

Filistin'de üretilen uyuşturucular İsrail'de pazarlanıyor

Uyuşturucu üretilen yere yapılan baskın anı (Filistin Polisi)
Uyuşturucu üretilen yere yapılan baskın anı (Filistin Polisi)

Phantina Sholi
Marihuana, melez kenevir, hydro, ekstazi ve fenetilin.. Bunlar Filistin basını ve sosyal medya sayfalarında sıkça anılan isimler. Bu isimler, Filistin topraklarında, en son ekipmanlar ve sulama teknikleriyle donatılmış modern seralarda birkaç kez ele geçirilen uyuşturucular. Söz konusu seralara, mağaralar, su kuyuları ya da vatandaşların ikamet ettiği veya terkedilmiş evlerde rastlanabiliyor.
Bir polis ekibi geçtiğimiz hafta saldırı ihbarı üzerine olay yerine gitti. Ancak operasyon, saldırganlardan birinin evinde bulunan, piyasa değeri 93 bin dolar civarında olan 31 kilogramdan fazla uyuşturucunun ele geçirilmesiyle sona erdi. Biri kadın 3 şüpheli gözaltına alındı.
Uyuşturucu ticaretin artış
Bu, uyuşturucu ele gerilen ilk operasyon değildi. Bu yılın başından beri polis, 910 vaka kaydederken bin 67 kişi uyuşturucu kullanmak, yetiştirmek ve satmaktan gözaltına alındı. Bununla birlikte İndependent Arabia’ya konuşan Filistin Polis Sözcüsü Albay Luay Arzikat’a göre uyuşturucu üretenlerin yüzde 1’ini kadınlar oluşturuyor.
Şu ana kadar uyuşturucu operasyonunun geçtiğimiz yılın aynı döneminde kaydedilen vaka sayısı olan 2 bin 132’ye oranla azaldığını söyleyen Arzikat, bu vakaların yüzde 17'sinin  Kudüs'ün eteklerinde kaydedildiğini belirtti. Bununla birlikte 2017’deki vaka sayısında yüzde 31’lik bir artış yaşandığını belirten Arzikat, o dönem 2 bin 567 kişinin yakalandığını ifade etti.
Hapis ve yüksek para cezaları
Filistin’deki ceza hukuku, uyuşturucu kullanımı veya satışıyla ilgili olarak 2015 yılı öncesinde çeşitli aşamalardan geçti. 1962 tarihli ve 19 sayılı kanun, güney vilayetlerinde uygulanan 1936 tarihli ve 74 sayılı kanun ile kuzey vilayetlerinde uygulanan 1955 tarihli tehlikeli uyuşturucu kanunun yanı sıra uyuşturucularla ilgili 558 sayılı askeri bir emir bulunuyor. Bununla birlikte askeri mahkeme emri ve Ürdün Ceza Kanunu’nun 1960 tarihli, 16 sayılı kanunu uyarınca uyuşturucu kullananlar 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor. Bu ceza, hakimin onaylaması halinde gecelik azami 16 Ürdün dinarı (yaklaşık 22,5 dolar) olmak üzere para cezasına dönüştürülebiliyor. Öte yandan uyuşturucu satanlara 5 yıl hapis cezası veriliyor.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas 4 yıl önce, uyuşturucuyla mücadele çerçevesinde sanıklara verilen cezalarda artırımlara gidilen, 2015 tarihli ve 18 sayılı bir yasayı onayladı. Bunu 2018 tarihli, 26 sayılı kanun çerçevesindeki değişiklikler takip etti. Yeni düzenlemelerle; kullanmak, satmak, taşımak ve üretmek gibi uyutucuyla herhangi bir bağlantısı olduğu ortaya çıkanlara 15 yıldan ömür boyu hapis cezasına kadar cezaların verilmesi ve 15 bin Ürdün dinarından (21 bin 156 Doları) az olmamak kaydıyla çeşitli para cezalarına çarptırılması öngörüyor.
Zorunlu tedavi
Uyuşturucu kullanan veya üretimini satış amaçlı yapmayanlar ise en az 6 ay en fazla 2 yıl olmak kaydıyla hapis cezasına ve 2 bin ila 5 bin Ürdün dinarı (2.820 ila 7.050 dolar) civarında para cezasına çarptırılırken tedavi görme zorunluluğu getiriliyor.
Avukat Mutasım Hamude, uyuşturucu kullananların veya herhangi bir maddenin ilk kez kullanılması durumunda bir tedavi merkezi veya polis karakoluna tedavi edilme talebiyle gitmeleri halinde bu cezaların ortadan kalktığını söyledi. Bu gibi durumlarda tedavi programı başlatıldığını belirten Hamude, ancak tekrarlanması halinde söz konusu cezaların geçerli olduğunun altını çizdi.
İsrail pazarı
Filistin’de ele geçirilen büyük miktarlardaki bu uyuşturucu maddelerin satıldığı yer Filistin değil, İsrail’dir.
Uyuşturucu maddelerin genellikle ‘C’ olarak sınıflandırılan Filistin topraklarına ekildiklerini söyleyen Polis Sözcüsü Albay Arzikat, ancak bu bölgeler dışında veya ayrılma duvarı ve sınır bölgelerinin yakınlarında polisin kontrol sahibi olmadığını, buralarda çoğunlukla İsrailliler veya İsrail’de yaşayan Filistinlilerin olduğunu belirtti. Arzikat bu durumun, yalnızca uyuşturucu davalarında değil, tüm ceza ve diğer konularda tutuklanamayacakları veya ceza verilemeyecekleri anlamına geldiğini söyledi.
Peki, ya yasalaştırılırsa?
Filistin’de uyuşturucu madde üretiminin yasalaştırılmasını, yasal hale gelirse fiyatların düşeceğini ve insanların bunları gizlice yapmak zorunda kalmayacağını savunanlar da var. Ancak bu fikir, ceza almadan herkesin uyuşturucu maddelere erişebileceği anlamına geldiği, Filistin’deki sosyal, siyasi ve ekonomik baskılardan kaçmak isteyen gençlerin uyuşturucu batağına sürüklenebileceği ve bununda Filistin toplumunu yıkıma götüren bir neden olacağı için birçok kişi tarafından kabul görmedi.
Öte yandan uyuşturucuyu yasalaştıran bazı ülkeler, uyuşturucu maddelerin yasalaştırılmasının, uyuşturucu kullanımının ‘yayılmasıyla hiçbir ilgisi olmadığını’ öne sürüyor.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.