Suriye denkleminde 8 zorluk

Suriye'nin kuzeyinde bulunan Serakib ilçesindeki Türk askeri devriyesi (AFP)
Suriye'nin kuzeyinde bulunan Serakib ilçesindeki Türk askeri devriyesi (AFP)
TT

Suriye denkleminde 8 zorluk

Suriye'nin kuzeyinde bulunan Serakib ilçesindeki Türk askeri devriyesi (AFP)
Suriye'nin kuzeyinde bulunan Serakib ilçesindeki Türk askeri devriyesi (AFP)

Suriye’de sahada 8 zorluk ve Anayasa Komisyonu’nun kurulmasının önünde 3 engel bulunuyor. Bununla birlikte Rusya, Suriye krizini çözüme götürecek fikir birliğini sağlamak üzere uluslararası ve bölgesel oyuncuları bir araya getirecek olan uluslararası-bölgesel temas grubu kurulmasına sıcak bakmıyor.
Tüm bunlar, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmek üzere Washington'a gitmeden önce geçtiğimiz Cumartesi günü Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ile BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) ilgili istişarelere katılan batılı diplomatik kaynakların gözlemleriydi. Öte yandan söz konusu zorluklara yönelik bir yaklaşım geliştirebilmek için Suriye’deki taraflar arasında bir dizi temasta bulunulması planlanıyor. Plana, bu ayın 12’sinde Pedersen’in Cenevre'de ABD, İngiltere, Fransa ve Arap ülkelerinin oluşturduğu ‘küçük grubun’ temsilcilerini ağırlayacağı toplantı ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından çağrısı yapılan ve bu ay New York’taki BM Genel Kurulu’nda yapılacak toplantıların oturum aralarında gerçekleşmesi planlanan bakanlar düzeyindeki insani, siyasi ve ekonomik toplantı da dâhil.
Sekiz zorluk
Pedersen ve batılı diplomatik kaynaklara göre Suriye sahasında 8 zorluk var. Bunlar;
1-Suriye’nin kuzeybatısındaki son durum:

Rusya ve Türkiye’nin Ağustos ayının sonunda açıklanan ateşkesi istikrara kavuşturma girişimlerine rağmen İdlib ve çevresindeki çatışmalar yeniden başladı. Rejim, Gerginliği Azaltma Bölgesi’nin güney kesiminin kontrolünü ele geçirmesini sağlayan geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı. Bölgedeki rejim yanlısı güçlerin hava saldırıları devam etti. Çok sayıda sivil öldürülürken binlercesi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu saldırılarda çarşılar, okullar, mülteci kampları, su istasyonları ve tıbbi tesisler dâhil altyapı hedef alındı. Köyler neredeyse tamamen boşaltıldı.
Birkaç gün önce yürürlüğe giren yeni ateşkesin, özellikle takviye ve bombalamaların ortasında çatışmaların yeniden başlamasına karşı kırılgan ve savunmasız kaldığına inanılıyor. Diplomatik kaynaklara göre Rusya, bir önceki ayın aksine, tamamen askeri harekâtla meşgul bir halde. Hizbullah ve İran'ın rolü ise danışmanların varlığı ile sınırlı.
2-Türk gözlem noktalarının hedef alınması:
Türkiye, İdlib'deki askeri konvoyunun hava saldırılarına uğradığını duyururken Morek'teki Türk gözlem noktası, rejim yanlısı güçler tarafından kuşatıldı ve İdlib'deki durumun bölgesel bir çatışmaya yol açabileceğini düşündüren bombardımanlara maruz kaldı.
Geçtiğimiz Salı günü bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz Eylül ayında imzalanan anlaşma temelinde İdlib'deki durumun nasıl istikrara kavuşturulacağına dair uzlaştıklarını duyurdular.  
Moskova’nın Ankara’ya terör örgütlerinin ortadan kaldırılması, Hama - Halep ve Lazkiye - Halep otoyollarının yeniden açılması ve Rusya’nın Türk gözlem noktalarının hedeflenmeyeceğine dair güvenceler vermesi karşılığında ortak devriyeler (bu da Türkiye’nin askeri takviyelerini açıklıyor) düzenlenmesini de içeren ‘Soçi Anlaşması’nı uygulamak için süre tanıdığı düşünülüyor. Bununla birlikte Moskova, söz konusu ateşkesle Soçi Anlaşması’nın ‘gerçek anlamda uygulanmaya başladığına’ dikkati çekti.
3- BMGK tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Heyetu Tahriru'ş Şam (HTŞ) ve ‘Huraseddin’ gibi diğer grupların varlığı:
Pedersen, BMGK toplantısında şunları söyledi;
“Terörle mücadele sırasında İdlib ve çevresindeki üç milyon sivilin hayatı tehlikeye atılmamalı. Ölümlerine veya yerlerinden edilmelerine neden olan tüm eylemler derhal durmalı. İdlib'deki durum her şeyden önce siyasi bir çözüm gerektiriyor.”
4- ABD müdahalesi:
 ABD birkaç gün önce, İdlib kırsalındaki El-Kaide bağlantılı unsurların üst düzey bir toplantısını hedef aldı. Kaynaklara göre Washington, Moskova'ya ‘İdlib’deki teröristlerin ABD veya müttefiklerinin güvenliğine karşı tehdit oluşturması ya da El-Kaide’nin üst düzey liderlerine dair bir istihbarat alınması halinde teröristleri hedeflemeye devam edeceği’ mesajı gönderdi. Birkaç gün önce gerçekleşen bombardıman, 2017'nin başından bu yana ABD’nin gerçekleştirdiği ikinci bombardıman oldu.
ABD Dışişleri Bakanı Mayıs ayında, ‘terörle mücadele’ dâhil olmak üzere Rus tarafına 8 maddelik öneriler sundu. İlk etapta 8 madde üzerinde fikir birliği oluştu. Ancak uygulanış sırasına ilişkin bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Washington'un ilk sırada ‘terörle mücadele’ maddesinin olması için baskı yaptığı düşünülüyor. Bu da gerektiğinde Fırat Nehri'nin batısındaki ABD Hava Kuvvetleri’nin devreye girebileceği anlamına geliyor. Bu arada Moskova, İdlib kırsalını hedef alan bombardıman nedeniyle Washington’u eleştirdi.
5-  Suriye'nin kuzeydoğusundaki durum:
Bölgedeki gerginlikler Temmuz ayında yükselişe geçince Türk birlikleri Suriye sınırına yerleştirildi. Pedersen’a göre Ağustos ayında yapılan Türkiye-ABD müzakereleri ‘olası bir patlamanın önlenmesine’ katkıda bulundu. Bununla birlikte mutabık kalınan uzlaşıları uygulamak için ilk adımlar atıldı. Fakat yine de söz konusu uzlaşılardaki belirsizlikler ve uygulama hızıyla ilgili soru işaretlerinin yanı sıra Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki Amerikan-Kürt etki alanındaki kartların yeniden dağıtılmasına neden olması beklenen askeri seçeneğe yönelik tehditleri bulunuyor. Bununla birlikte bazı çevreler, Washington ile Ankara arasındaki uzlaşmanın ‘ihlalleri sona erdirmeyeceğine’ inanıyorlar.
6- İran - İsrail gerilimi:
İsrail, 24 Ağustos'ta Şam yakınlarına hava saldırısı düzenlediğini doğruladı. Saldırının amacını ise, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü ve İran destekli gruplar tarafından planlandığını belirttiği Suriye topraklarından gelebilecek bir uçak saldırısını engellemek olarak açıkladı. Buna karşın Hizbullah, İsrail bombardımanında iki unsurunun öldürüldüğünü duyururken, Lübnan topraklarından İsrail’e karşılık verme tehdidinde bulundu. Bununla birlikte İsrail Pazartesi günü, Lübnan’ın güneyine Suriye’den geçerek bir başka saldırı gerçekleştirilebileceği endişesiyle bir dizi bombardıman daha gerçekleştirdi.
Beyrut semalarına insansız hava aracı da (İHA) gönderen İsrail, İran konumlarını hedef alan saldırılarını Suriye’den sonra Irak’a kadar genişletti. Yaşanan bu gerginliklerin son derece rahatsız edici olduğunu söyleyen Pedersen, tüm tarafları, saldırıların yanı sıra kışkırtıcı eylemler ve açıklamaları durdurarak Suriye ve bölgedeki diğer ülkelerin egemenliğine saygı duymaya çağırdı.
7- Suriye’nin güneyinde ilan edilen ateşkeslerin kırılganlığı:
BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen açıklamasında, “Suriye’nin güneybatısında, hepsi birer ciddi endişe kaynağı olan tutuklamalar, gösteriler, kaybolma vakaları ve suikastlara dair haberler duyuyoruz” dedi. Tüm bunlar, muhaliflere verilen garantiler karşılığında hükümet güçlerinin bölgeye dönüşünü içeren ve Moskova tarafından desteklenen bir uzlaşıya varılmasından 1 yıl sonra yaşanmaya başladı. İsrail'in Dera kırsalındaki bombardımanlarının ortasında Rusya-İran rekabetinin yanı sıra güneyde yaşanan suikastlar ve gerginliklere dair haberler kaydedildi.
8- İnsani zorluklar:
Pedersen bu zorlukları şöyle özetledi;

“Suriyeli aileler, terör, göç, zorla silahaltına alınma, keyfi gözaltılar, işkence, ailelerin yerlerinden edilmesi, kadına yönelik şiddet ve daha birçok güvenlik sorunu gibi çok yönlü risklerin yanı sıra daha önce eşi benzeri görülmemiş seviyelere ulaşan yoksulluk, ekonomik kaynak eksikliği ve çaresizlikle karşı karşıyalar. Bunların yanı sıra milyonlarca mültecinin saygınlıklarını koruyacak şekilde güvenli ve gönüllü olarak ülkelerine geri dönmelerini engelleyen faktörler bulunuyor. Yakın bir tarihte Türkiye ve Lübnan'daki Suriyelilere yönelik tacizlerde de artış olduğu ortaya çıktı.”
Düğümler ve çözümler
Pedersen’a göre Suriye’deki krizin askeri olarak çözülemeyeceği her zamankinden daha fazla belirgin ve ulusal bir ateşkesin ‘hiç olmadığı kadar acil’ bir zorunluluk olduğu ortada. Çünkü siyasi çözüm ‘Suriye’nin egemenliğini güvence altına alan’ tek seçenek. Bunun için Pedersen, BMGK’nın 2254 sayılı kararı uyarınca BM himayesinde özgür ve adil seçimlerin yapılacağı şekilde yeni bir anayasa oluşturma sürecine başlamak için çalışmalarına devam etti.
Pedersen, Suriye rejimi ve ‘Suriye Müzakere Heyeti’nin yanı sıra bölgesel ve uluslararası taraflarla gerçekleştirdiği görüşmelerde ‘her şey kararlaştırılana kadar hiçbir şeyin kabul edilmemesini’ vurgulama konusunda ısrarcıydı. Bununla birlikte Pedersen, siyasi sürecin giriş kapısı olan Anayasa Komisyonu’nu kurma konusunda bir takım atılımlar yapmayı başardı. Bunlardan ilki, biri rejim diğeri muhalifler tarafından belirlenecek şekilde komisyonun eş başkanları olması konusunda uzlaşı sağlaması oldu. İkincisi, kendisinin arabuluculuğunda BM’nin kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi. Üçüncüsü, komisyon tarafından alınacak kararların komisyon üyelerinin yüzde 75’inin oylarıyla onaylanmasının şart koşulması. Dördüncü olarak, 150 üyeli genişletilmiş ve 45 üyeli küçültülmüş bir komisyon kurulması. Beşincisi ise komisyon üyelerinin ve ailelerinin güvenliğini sağlama konusunda net bir taahhüttün ortaya koyulması.
Ancak batılı kaynaklara göre Anayasa Komisyonu’nun oluşumu önünde halen 3 engel bulunuyor. Bunlar; Türkiye’nin Şam tarafından Anayasa Komisyonu üyeliğine önerilen bir isme ve sivil toplum kuruluşlarının 3’üncü listesindeki 4 isme yönelik itirazı, Anayasa Komisyonu’nun referans koşullarında BMGK’nın 2254 sayılı kararına nasıl atıfta bulunulacağı konusundaki anlaşmazlık ve Komisyon’un amacının yeni bir Suriye Anayasa taslağı hazırlamak mı yoksa 2012 tarihli mevcut anayasayı değiştirmek mi olduğunun henüz netlik kazanmamış olması.
Pedersen BMGK’ya “Bu amaç için (düğümlerin çözümü) muhalefet ve hükümet ile temas halindeyim. Ayrıca ‘Komisyon’un oluşumu ve çalışma şartlarına’ ilişkin faaliyetleri tamamlamak için mümkün olan en kısa sürede Şam'a gitmeye hazırım” dedi.
BM Suriye Özel Temsilcisi, önümüzdeki günlerde yapılacak BM Genel Kurulu’nda bir çözüme ulaşmayı umuyor. Moskova, ‘Astana Süreci’ uyarınca Anayasa Komisyonu’nun oluşturulduğunu duyurmak için bu ayın 16’sında Ankara’da yapılacak Rusya-Türkiye-İran Zirvesi öncesinde bir atılım gerçekleştirmek için bastırıyor. Buna karşın BM, Anayasa Komisyonu ve siyasi sürecin mülkiyetini elinde tutuyor. Bununla birlikte Pedersen, BM’ye hapistekiler, tutuklular ve kaçırılanlar dosyalarında rol üstlenilmesine özel bir önem verilmesi konusunda ısrar ediyor.
Daha geniş çerçevede Pedersen, uluslararası-bölgesel temas grubu için ‘Astana garantörleri’ Rusya, İran, Türkiye ile Çin'in dâhil olduğu ABD liderliğindeki ‘küçük grubu’ bir araya getirme çabalarına devam ediyor. Ancak Moskova halen Astana sürecine öncelik veriyor ve Pedersen'in önerisi konusunda pek istekli görünmüyor. Pedersen ise “BMGK daimi üyelerinin yanı sıra bu bloklara katılan ülkelerin yönetimlerini Cenevre'de siyasi süreci destekleyen ortak bir çerçevede önemli aktörler grubu olarak bir araya getirmenin zamanı geldi” dedi.
SURİYE'DEKİ İRAN NOKTALARINA GİZEMLİ HAVA SALDIRISI



Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.