Stalin dönemine ait toplu mezar, nasıl Rusya Hafıza Savaşı'nın mücadele alanına dönüştü

House of History kanalının Stalin’in büyük temizlik kampanyası hakkında hazırladığı kısa bir belgeselin posteri (Youtube)
House of History kanalının Stalin’in büyük temizlik kampanyası hakkında hazırladığı kısa bir belgeselin posteri (Youtube)
TT

Stalin dönemine ait toplu mezar, nasıl Rusya Hafıza Savaşı'nın mücadele alanına dönüştü

House of History kanalının Stalin’in büyük temizlik kampanyası hakkında hazırladığı kısa bir belgeselin posteri (Youtube)
House of History kanalının Stalin’in büyük temizlik kampanyası hakkında hazırladığı kısa bir belgeselin posteri (Youtube)

Oliver Carroll
17 Ağustos tarihinde, yani dokuz günlük kazı faaliyetinin yedinci gününde kazıcılar, buldukları on altı iskeletten sonuncusunu çuval içerisine yerleştirdi ve bu sevimsiz bulgularını yerel yönetim yetkilisine teslim etmeye hazırlandı. Bu yetkili hiç şüphesiz bundan daha yeni cinayet suçlarına ait kanıtları incelemeye alışkın bir adamdı.
Yerli Karelyan ormanı olarak bilinen yerde yüksek ve güzel çam ağaçlarının oluşturduğu on dikdörtgen oymanın üzerine yükseltilmiş. En aşağısına, yeni sürülmüş toprağın yalnızca birkaç metre uzağına, çoğunlukla bir toplu mezarın varlığına işaret eden ahşap haçlar, çiçekler ve oyuk demir vidalar konmuş.
6 bin 241 kurbanın, ateş açılarak idam edildiğine ve 1937-38 yılları arasında, yani Stalin dönemindeki büyük temizlik hareketi olan bilinen dönemin doruk noktasında buraya gömüldüklerine inanılıyor. Bununla birlikte bu bölge ve buraya atılan kurbanlar, on yıllar boyunca devletin gizlediği bir sır olarak kaldı. Gerçek tam anlamıyla ancak 90’lı yıllarda, Sovyetler Birliği İçişleri Halk Komiserliği’ne ait gizli arşive kısa süreli erişim ve eylemci araştırmacıların sarf ettiği yoğun çabalar sayesinde ortaya çıktı.
O dönemde toplu mezara Sandarmokh adı verilmekle yetinildi ve girişine şu basit mesajın yazıldığı bir anıt işareti kondu: “Ey İnsanlar! Birbirinizi öldürmeyin!”. 1997 yılında halka kapılarını açtığından bu yana mekân, ölülerin yakınlarının ağladığı anıtsal bir yer haline geldi.
En azından ulusal kazıcıların geldiği ana kadar.
Kremlin tarafından finanse edilen Tarihî Askerî Rus Birliği adındaki bir kuruluşun liderliğindeki kazı ekibi, şu noktanın kanıtlanması için geldi: Kalıntılar sadece Sovyet baskısına kurban gidenlere ait değildi. Ya da en azından sadece onlara ait olmayıp aralarında, bölge 1942-44 yılları arasında henüz işgal altındayken Finlandiyalı askerler tarafından yakalanıp öldürülen Sovyet askerleri de bulunuyordu.
Finlerin Sandarmokh’taki idamlarla ilişkili olduğuna dair çok delil ortaya konamazken Josef Stalin’in kurbanlarının belgelendirilmesi istendiğinde bunun tam tersi bir durum yaşanıyor. Kazıcıların çalışmaları ise tartışmalara sebep olan iki tarihçi Sergey Virgin ile Yuri Kilin’in ortaya attığı zayıf teorilere dayanıyor.  Virgin ile Kilin’in mantığı genel olarak şunu söylüyor: Finler aynı kampları Sovyet savaş esirlerini tutuklamak için kullanıyorlarsa onları, Sovyetlerin idamlar için kullandığı bu yeri Sovyet esirleri idam etmek için kullanmaktan ne alıkoyabilir?
Tarihî Askerî Rus Birliği’ne bağlı kazı ekibinin başkanı Sergey Virgin, Sandarmokh’ta düzenlenen bir basın toplantısı sırasında ekibine yönelik, tarihî gerçekleri bulandırmak için geldikleri yönündeki suçlamaları kabul etmedi. Açıklamasının devamında bunun tam tersinin doğru olduğunu, zira elemanlarının tarihî bir teoriyi test etmek üzere yerel kültür bakanlığından bir davet aldıklarını belirtti. Sözlerini ispatlamak içinse Bakan Yardımcısı Sergey Soloviyev’in yazdığı bir mektubu gösterdi.
Ancak Memorial İnsan Hakları Örgütü’ne bağlı gözlemci Yelena Kondrahina tarafından hızlı bir şekilde fotoğrafı çekilen mektup, istenenden daha fazlasını ortaya çıkardı.
Mektupta, “Yabancı güçler, Stalin zulmünden Rusya karşıtı propaganda hedefleri doğrultusunda faydalanıyor. Sandarmokh bölgesinde yaşanan olaylara dair çok sayıda soru işareti, Rusya’nın dünyadaki imajını zedeliyor ve bu, hükümet karşıtı güçler için destekleyici bir etkene dönüşüyor” ifadesi yer alıyor.
Bununla birlikte hükümetin ortaya çıkan bu tutumu, yetkililerin Sandarmokh’u Rus Hafıza Savaşı kapsamında bir mücadele alanı olarak incelediğini söyleyen eylemciler ve tarihçiler için beklenmedik bir şey değildi.
Yolları 90’lı yıllarda toplu mezarın bulunduğu yere açılan üç araştırmacıdan biri olan İrina Flige ise Independent’a yaptığı açıklamada kendisinin, Sandarmokh hakkında öne sürülen ‘delice, marjinal ve ilkel’ teorilerin aşamalı olarak normalleşmesine tanık olduğunu dile getirdi. Flige’nin değerlendirmesine göre, “Şu an yaşanan şey, mezarın suç niteliği taşıyacak şekilde tahrip edilmesidir. Bu ahmaklar, sadece tarihî verileri değil yok etmekle kalmıyor, aynı zamanda çocuklarına ve torunlarına ait cesetleri ortaya çıkarıyorlar”.
Şüphe yok ki kazıcıların arkalarında bıraktıkları kargaşa, Flige ve araştırmacı arkadaşlarını yolun sonunda Onega Gölü’nün kuzey kıyısı yakınlarındaki mezarın bulunduğu yere ulaştıran titiz araştırmanın ustalığı ile uyuşmuyor.
Bulmacanın ilk parçası, 1989 yılındaki siyasi reform programı Perestroyka’nın uygulanması sırasında ortaya çıktı. O dönemde Leningrad şehrindeki bir yerel gazete, yakın zamanlarda üzerindeki sır perdesinin kaldırıldığı idamların listesini yayınladı. Listeler incelenirken ölümlerin Kasım 1937’nin başında yaklaşık 1000 sayı artması, Flige ile arkadaşlarının dikkatini çekti ve bu artışı, hedefli bir sürecin sonucu olarak varsaydılar.
Bu teori, 1937 yılında İçişleri Halk Komiserliği’nin çıkardığı ve Rusya’nın uzak kuzeyindeki kötü bir üne sahip Slovetsky reformist kampında tutuklu bulunan 1825 kişinin idam emrini içeren bağımsız bir belge ile doğrulandı. Solovetsky idamları, üç defa gerçekleşti ve ilk 1111 kurbanın kaderi, Sandarmokh mezarlığına gömülmekle son buldu.
Sonra 1937-38 yılları arasında gizli belgelerin Sandarmokh’a işaret etmek için kullandığı bir ifade ile bu ‘Ayı Dağı’nın yakınındaki yer’, Stalin zulmüne kurban giden başkaları için düzenli bir adres haline geldi.
Her zaman olduğu gibi Stalin’in cellatları daha sonra birbirlerine sırt döndü. İçişleri Halk Komiserliği’nin 1939 yılında karanlık Sandarmokh operasyonlarından sorumlu müdürü Mihail Matviyev, yetkiyi kötüye kullanmak suçlamasıyla tutuklandı. Astlarının ikisi ise idam edildi.
Matvivey’in sorgulama esnasındaki ifadesi ise bulmacanın ikinci temel parçasını meydana çıkardı.
Bu parça ile birlikte Sandarmokh ve idam yöntemlerine dair önemli birçok gerçek gün yüzüne çıktı. Sözgelimi kurbanları peş peşe öldürmek için çukurlara götürme biçimi, her bir kurbanın kendilerine oldukça yakın bir mesafeden ateş açılmadan önce çukurda karınları üzerine uzanmaları yönündeki emir, yetkili Matviyev’in bu tür idamlardan çok sayıda uyguladığı ve günde genelde 400’ü bulduğu şeklindeki bilgiler bu gelişme ile birlikte elde edildi.
Araştırmacılar, Matviyev’in ifadesinde ayrıca mezarların yerlerine dair önemli kanıtlara da ulaştı. Edinilen bilgiler, Medvejyegorsk şehrinden yaklaşık 17 km’lik (11 mile denk geliyor) mesafeye ve yaklaşık yöne (Bovinitz şehrinin batı yolu) işaret ediyor.
Flige, Karelyan bölgesindeki ormanları taramaya başlayan ekibin içerisindeydi ama 1997 yılında içi oyulmuş sembolik dikdörtgen yükseltileri bulan ilk kişi ekip arkadaşı Yuri Dmitriyev oldu. Dmitriyev, neredeyse ilk kazı girişiminde bir kurşun deliği bulunan bir kafatası buldu. O yılın ilerleyen zamanlarında bir savcı, onun Sandarmokh’un bir toplu mezar sakladığı yönündeki çıkarımına onay verdi.
Devletin Sandarmokh’a yönelik politikası, zamanla değişti. Devlet başlangıçta anıt yerin açılmasında kilit bir rol oynadı. Bu bağlamda Stalin’in büyük temizlik döneminin başlangıcının yıldönümünde kendisini temsil etmek üzere üst düzey heyetler gönderdi. Ayrıca etkinlik masraflarını üstlendi, anmaya dönük kitaplar yayınladı ve uluslararası heyetlerin yolculuk masraflarını karşıladı.
Ancak 2014 yılında Kırım yarımadası topraklarının ele geçirilmesinden sonra Karelya’da yeni bir durum ortaya çıktı.
Öncelikle üyeleri ağustos ayındaki anma törenlerine etkin bir şekilde katılan Ukraynalı heyetler, artık katılım daveti almaz oldular. Ertesi yıl yetkililer, Dmitriyev’in ağzını kapadı. 2016 yılından itibaren de devlet, olayları tamamen görmezden geldi.
Aralık 2016’da Yuri Dmitriyev, delilik suçlaması ve çocuk pornografisi üretme şüphesi ile tutuklandı. Kendisine yöneltilen suçlamalar ciddiydi ancak arkadaşları ve meslektaşları, bu suçlamaları uydurma olarak kabul etti ve onun bir eylemci olarak yürüttüğü faaliyetlerle ilişkilendirdi. Nisan 2018’te dava hâkimi, bu görüşü benimsedi ve tüm beklentilerin aksine onu beraat ettirdi. Bununla birlikte yetkililer, karara itiraz ettiler ve başarılı da oldular. Zira özgürlüğü bir haftadan fazla sürmeyen Dmitriyev, şu an ikinci yargılamanın başlamasını bekliyor.
Dmitriyev’in ilk kez tutuklandığı zaman Sergey Virgin ve Yuri Kilin’in Finlere dair teorileri güçlü bir şekilde öne çıkmaya başladı.
Memorial İnsan Hakları Örgütü Moskova Şubesi Temsilcisi İrina Galkova, Virgin’in 2017 yılında Petrozavodsk şehrinde düzenlediği bir konferansı hatırlayarak şu ifadeleri dile getiriyor: “O zaman araştırmacıların odasındaki üniformalı adamların yoğun varlığından ötürü şoka uğradım. Bu kişiler, Rusya Federal Güvenlik Servisi ve askerî birimlere bağlı resmi tarihçilerdi. Virgin’in Kızıl Ordu’ya dair teorisini de ilk kez bu konferansta duydum. Yerli akademisyenler, işittikleri karşısında çok öfkelendi. Biz ise o zaman konuyu anlamamıştık. Zannettik ki bu adam aptalın teki, hiçbir şeyi doğru dürüst bilmiyor. Ama belki de üzücü gerçek şuydu ki o bilmesi gerekenden fazlasını biliyordu.”
Sergey Virgin, kendisi ile Petrozavodsk Üniversitesi’ndeki ofisinde yapılan bir görüşmede kendisinin güvenlik servisi ya da yetkililer ile şüpheli herhangi bir bağlantısı olduğunu kabul etmedi ve elbette işinde iyi herhangi bir tarihçi gibi devlet arşivine erişim gücüne dayandığını, bununla birlikte bu gücün güvenlik servisi ile etkileşimin sınırları olduğunu söyledi ve ‘çoğunlukla’ Rus Devleti için ‘hassas’ konulara değinen çalışmalarını savundu.
Araştırmacının Sandarmokh’a dair tartışmalı teorisini savunarak kendisinin, ‘genellikle’ Stalin zulmünün kurbanlarını içeren kabirlerin yer aldığı Sandormokh’ta siyasi bir baskının yapılmasının inkârı ile ilgilenmediğini söylemesi şüphe uyandırdı. Bir sonraki cümlesi ise bu korkunun büyüklüğüne dair net bir itirazı içerdi. Ona göre çukurların yarısından fazlası ‘boş’ ve 6500 bedenin bu bölgeye gömülmesi de ‘imkânsız’; bir diğer deyişle gerçekler, ‘siyasileştirmeye’ kurban gitti ve ölümlerin sayısı da ‘abartıldı’.
Virgin, Batı medyasının Rusya’ya karşı bir ‘basın savaşı başlattığını’ söyleyerek, “Tarihin boşluk taşımaması gerekir. Eylemciler, başka bir görüşe alan açmaksızın Sandarmokh’u tekellerine almakla hata etti” ifadelerini dile getirdi.
Sandarmokh’ta kazıcıların aletlerini toplayıp çukurları doldurmasından birkaç gün sonra ziyaretçiler mekâna geri döndü. Bu ziyaretçilerden bir kısmı turist olarak yanlarında kameralar, kitaplar ve akıllı telefonlar taşıyorken diğer bir kısmı ise çiçekler ve daha ağır bir yükle geliyor.
65 yaşındaki Peter Nazarov, “Dedemi ziyaret ediyorum. Kasım 1937’de diğerleri gibi gecenin bir yarısı tutuklandı ve İçişleri Halk Komiserliği görevlileri tarafından siyah bir arabanın içerisinde götürüldü” şeklinde konuştu.
Peter’in dedesi olan Yerel Tarım Kooperatifi Müdürü Mihail Nazarov, Sovyet Devleti’ne karşı düzenlenen bir darbeye katılmakla suçlandı. Daha sonra üç kişilik bir komisyon, onun suçlu olduğuna hükmetti ve Mart 1938’te Sandarmokh’ta mermilere hedef oldu.
Peter Nazarov, konuya ilişkin şu yorumda bulunuyor: “Herhangi bir anlaşmazlığın veya medya savaşının varlığını anlayamıyorum. En azından tövbe edilip üzerinde düşünülse.”



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.