Doğu'nun İsviçre'si Umman, tarafsızlığı nedeniyle kendini çalkantılı bir durumda bulmak üzere

İngilizlerin, İran Devrim Muhafızları tarafından Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman karasularında alıkoyduğunu söylediği İngiliz petrol tankeri (AFP)
İngilizlerin, İran Devrim Muhafızları tarafından Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman karasularında alıkoyduğunu söylediği İngiliz petrol tankeri (AFP)
TT

Doğu'nun İsviçre'si Umman, tarafsızlığı nedeniyle kendini çalkantılı bir durumda bulmak üzere

İngilizlerin, İran Devrim Muhafızları tarafından Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman karasularında alıkoyduğunu söylediği İngiliz petrol tankeri (AFP)
İngilizlerin, İran Devrim Muhafızları tarafından Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman karasularında alıkoyduğunu söylediği İngiliz petrol tankeri (AFP)

*Bel Trew
Umman Sultanı Kâbus bin Said, defalarca kez bu kıyaslamayı reddetse de ülkesi ‘Doğu’nun İsviçresi’ olarak anılmaya devam ediyor. Öyle ki şiddetin hiç dinmediği bir bölgede yer almasına rağmen Umman, bu gibi olaylardan kaçınma konusunda adeta bir sihirbaz gibi.
Ancak bölgedeki çatışmalar, daha geniş çapta savaşlar doğururken müttefiklerinin karmaşık ağlarından kaçınmak, 1970 yılında babasına karşı tatsız bir darbe yaptıktan sonra iktidara gelen ve o zamandan beri sıkı bir şekilde iktidarı elinde tutan Sultan Kabus bin Said için giderek daha da zor hale geldi.
Umman’ın başkenti Maskat’taki analistler, bu konuyla ilgili değerlendirmelerinde Sultan’ın tarafsız bir duruş sürdürme ve herkesle dost kalma konusundaki kararlılığının, özellikle bölgedeki komşularını kızdırdığını belirttiler. Aynı zamanda icraatlarıyla ilgili medyaya nadiren açıklama yapan devlet kurumlarının yürüttüğü ve Umman için külfetli olan mekik diplomasisinin hiçbir yararı olmadığını düşünen halk arasında da hoşnutsuzluk söz konusu.
2011 yılındaki Arap Baharı'ndan nasibini alan Arap ülkeleri arasında olan Umman’da işsizliğin ve yabancı işçi sayısının artmasına karşı gösteriler yapıldı. Sultan halkın taleplerine hızlı ve olumlu tepki verse de birçok kişi aynı sorunların tekrar tabana yayılmasından endişe ediyor.
Ummanlı strateji uzmanı Dr. Abdullah el-Keylani, “Sonuçta arabuluculuk faaliyetlerinden hiçbir maddi çıkar görmüyoruz” ifadelerini kullandı. Umman'daki yabancı yatırım hacminin (en büyük yatırımcıları İngilizler olmasına rağmen) hala nispeten az olduğuna dikkati çeken Dr. Keylani, aynı zamanda işsizliğin Umman'da büyük bir sorun olmaya devam ettiğini belirterek, “Umman'ın, sessiz kalmaya devam etmesini, bir güç ifadesi değil, bir zayıflık işareti olarak görüyorum. Çıkarlarımıza hizmet etmek için dış politikamızın yeniden düzenlenmesi gerekiyor” dedi.
Peki, Doğu’nun İsviçresi zor durumda mı?
Umman'ın bölge ülkeleri arasındaki eşsiz konumu, İran'ın Batı'ya yönelik tek yolu olmasa da, yıllardır ana yolu olduğu söylenebilir.
Hürmüz Boğazı’nda alıkonulan İngiliz petrol tankerinin serbest bırakılmasının sağlanması konusunda İranlı liderlerle üst düzey görüşmelerden, Yemen'deki İran destekli Husi milislerinin kaçırdığı iddia edilen rehineleri serbest bırakmak için yapılan zorlu müzakerelere kadar tüm arabuluculukları göz önüne alındığında Umman,  bölgedeki rakip taraflar arasında oluşan boşluğu kapatacak tek oyuncu olarak ortaya çıkıyor.
Tarihsel olarak Umman'daki petrol ve doğalgaz gibi doğal kaynaklarının komşuları Suudi Arabistan ve BAE ile karşılaştırıldığında sınırlı olmasına rağmen Sultan’ın güvenilir bir arabulucu olarak konumu, Umman'ın bölgede İran'la olan benzersiz ilişkisine başvurulmasıyla daha da güçleniyor.
Belki de bunun arkasında yatan sebep, Umman nüfusunun çoğunluğunun İbadiyye mezhebinden olmaları ve bu yüzden Sünni-Şii mezhepleri arasındaki karmaşık bölünmenin bir parçası olmamalarıdır.
Bu durum, Umman’ın kapılarını, çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu Körfez ülkeleri ve İran’a açmasını sağlıyor. Bunu da Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’nin (KİK) 1980’lerin başındaki kuruluşundan beri yapıyor.
Ummanlılar ülkelerinde herkesin hoşgörüyle karşılandığını gururla söylerler. Umman, halka açık ortamlarda insanların İran’da tatil yapmaktan bahsettiği Körfez’deki nadir ülkeden biri. Öte yandan Sultan Kabus geçtiğimiz sonbaharda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu ağırlayarak Filistin topraklarında ve Körfez ülkelerinde pek çok kişiyi şaşırttı ve öfkelendirdi.
Ancak bununla birlikte Umman Haziran ayında, Ramallah ve Batı Şeria'da temsilcilik açan ilk Körfez ülkesi oldu. Bunun duyurusu da Bahreyn'de yapılan ve tartışmalara neden olan ABD destekli ekonomik barış konferansıyla aynı döneme denk geldi. Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE’nin maliye bakanlarının katıldığı çalıştay, Filistinliler tarafından İsrail’in isteklerine eğilimli olduğu gerekçesiyle boykot edilmişti. Umman’ın Manama Çalıştayı’na katılmaması ise oldukça ilgi çekiciydi.
Umman’da konuştuğum tüm analistlerin Umman olmazsa, ‘bölgede kaosun hakim olacağını’ söylediklerini belirtmeliyim.
Ancak yine de birçoğu, tarafsız olmanın Umman’ın bölgesel ve uluslararası ortaklarını kızdırdığını ve bunun olumsuz sonuçlara yol açabileceği konusunda da uyardılar.
Bu arada Umman’ın arka bahçesindeki, yani dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nda yaklaşan kriz, Umman'ın arabulucu ya da kolaylaştırıcı tutumunun sınırlarını zorluyor.  
İngiltere bandıralı petrol tankeri Steno Impero, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından Umman karasularında, ülkenin egemenliğini açıkça ihlal eder bir şekilde alıkonuluyor. Bununla birlikte İngilizlerin bu durumu açıkça protesto etmesi çağrısı yaptığı Umman, tankerin nerede alıkonulduğuna dair yorum yapmayı ve bu eylemi kesin olarak kınamayı reddetti.
Öte yandan İranlılar, Steno Impero’nun ‘Uluslararası Denizcilik Kuralları’nı ihlal ettiği için yasal olarak alıkonulduğunu iddia ettiler. Bu durumun kendilerini aşağıladığını düşünen bazı Ummanlılar da duydukları rahatsızlığı dile getirdiler.
Dr. Keylani konuya ilişkin değerlendirmesinde, “İran, Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrolden bahsediyor, ama Umman bundan hiç bahsetmiyor... İran'la çatışmak zorunda olduğumuzu söylemiyorum, ancak yasal olarak tankerin karasularımızda bulunduğunu ifade etme hakkımız var” diye konuştu.
Bununla birlikte Umman’ın, KİK’in Husilerle savaşmak için Riyad liderliğindeki Arap Koalisyonu’na katılmayı reddeden tek üyesi olduğu Yemen'de de gerginlikler artıyor. Bu arada Umman, Husilerden Husi karşıtı Güney Yemenliler'e kadar çok sayıda Yemenli oyuncuyu ağırlamaya devam etti.
Umman yönetimine yakın bazı önemli isimler, önümüzdeki birkaç gün içinde Umman'da Yemen savaşının önemli simaları arasında bir toplantı olacağını söylediler.
Siyasi analist ve Umman’daki Şura Meclisi Genel Sekreteri eski Yardımcısı Ahmed Ali el-Muhani, “Kendimizi tehlikeli bir duruma soktuk. Umman olmasaydı, bölgede daha fazla kaos olurdu... Ancak, Hürmüz Boğazı gibi bazı yerlerdeki tutumu Umman'ı tarafsızlığını terk etmeye zorlayacağından endişe ediyoruz” şeklinde konuştu.
*Independent Arabia'da yayınlanan makale



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.