​Pakistan, Keşmir gerginliği nedeniyle ‘savaş’ uyarısında bulundu

Geçtiğimiz Salı günü Srinagar şehrinde bulunan Hint 2 güvenlik görevlisi (AFP)
Geçtiğimiz Salı günü Srinagar şehrinde bulunan Hint 2 güvenlik görevlisi (AFP)
TT

​Pakistan, Keşmir gerginliği nedeniyle ‘savaş’ uyarısında bulundu

Geçtiğimiz Salı günü Srinagar şehrinde bulunan Hint 2 güvenlik görevlisi (AFP)
Geçtiğimiz Salı günü Srinagar şehrinde bulunan Hint 2 güvenlik görevlisi (AFP)

Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, 11 Eylül’de Keşmir’in Hindistan’a bağlı kısmındaki durumun “zemin savaşına” yol açabileceği uyarısında bulunarak, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’e bölgeyi ziyaret etmesi çağrısı yaptı.
Cenevre’deki BM’ye bağlı İnsan Hakları Konseyi toplantısında gazetecilere açıklamada bulunan Kureyşi, Pakistan ve Hindistan’ın “anlaşmazlığın sonucunda yaşanacakların farkında olduklarını” söyledi. Bakan Kureyşi, Yeni Delhi’nin geçtiğimiz ay Cammu Keşmir’in özel statüsünü iptal etmesi sonrasında ortaya çıkan gerginlik çerçevesinde de savaşın uzak olmadığı uyarısı yaptı.  AFP’nin haberine göre Şah Mahmud Kureyşi, “Durum devam ederse, her şey mümkün” ifadelerini kullandı.
Hindistan, tartışmalı bölgenin özel statüsünü iptal ettikten sonra huzursuzluk yaşanmasını önlemek için 5 Ağustos’tan bu yana Keşmir’e çeşitli kısıtlamalar getirdi. Bu çerçevede bölgenin neredeyse tamamında telefon ve internet hizmetini kesti. 1947 yılından bu yana Hindistan ve Pakistan arasında bölünmüş olan Keşmir’deki gerginlik, geçmişte iki komşu ülke arasında birçok çatışmaya neden oldu.
Pakistan Dışişleri Bakanı ise 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, İnsan Hakları Konseyi’ne Keşmir’in Hindistan’a bağlı bölgesindeki durumla ilgili bir soruşturma yürütme çağrısında bulundu. Kureyşi, Bachelet ile görüştüğünü ve kendisini Keşmir’in Hindistan’a ve Pakistan’a bağlı bölgelerine ziyaret etmeye çağırdığını söyledi. “Her iki bölgeyi de ziyaret etmeli ve objektif raporlar sunmalısınız. Böylece dünya, oradaki durumu öğrenir” diyen Bakan Kureyşi, BM yetkilisinin ziyaretini de sabırsızlıkla beklediğini ifade etti.
İki ülke arasında diyalog
Şah Mahmud Kureyşi, gerginliklerin çözümü olarak ikili müzakerelerin uzak bir ihtimal olduğunu belirterek, “Bu ortamda ve Yeni Delhi’de bugün tanık olduğumuz bu zihniyetle, ikili diyalog için uygun bir yer göremiyorum” dedi. Muhtemelen çok taraflı bir platforma veya dışarıdan bir arabulucuya ihtiyaç duyulduğunu belirten Kureyşi, “Eğer ABD bir rol oynarsa önemli olabilir, çünkü önemli bir nüfuza sahip” ifadelerini kullandı.
Yeni Delhi de Keşmir’deki durumu, bölgeye yönelik herhangi bir uluslararası müdahaleyi reddeden bir iç mesele olarak niteledi.
Öte yandan Pakistan’ın Riyad Büyükelçisi, ülkesinin Keşmir’e dair tutumunu değiştirmediğini, ancak savaş seçeneğinin barış seçeneğinden üstün olmadığını söyleyerek, savaşın her iki tarafından da çıkarlarına hizmet etmeyeceğini vurguladı.
Raca Ali İcaz, İslamabad ve Riyad arasındaki işbirliğinin kapsamlı ve stratejik olduğunu belirtti. Ülkesinin, Suudi Arabistan’ın tavrını takdir ettiğini söyleyen İcaz, Suudi Arabistan’ın her zaman olduğu gibi, bu konuya çözüm bulmak için kayda değer bir çaba sarf etmesini umduğunu ifade etti.
Raca Ali İcaz, 11 Eylül’de yaptığı basın açıklamasında, ülkesinin Keşmir politikasının çok net olduğunu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarını desteklediğini vurguladı. Pakistanlı yetkili, Hindistan hükümetinin attığı adımın, Müslüman çoğunluğa sahip bölgede milliyetçiliği yaygınlaştırmayı hedeflediğini, bu durumun da Keşmir’deki Müslümanları hedef alan ve Pakistan’ın istikrarını sarsan bir hareket olduğunu belirtti. Uluslararası toplumun, Pakistan’ın bölgede barışı sağlama konusundaki yaklaşımını desteklediğine dikkati çeken İcaz, ülkesinin bu husustaki BM kararlarını göz önünde bulundurduğunu kaydetti. Yetkili ayrıca, İslamabad’ın Müslüman çoğunluğu temsil eden Keşmir halkının beklenti ve istekleri doğrultusunda bu meseleyi çözme çağrısı yaptığını ifade etti.
Ali İcaz, Keşmirlilerin, uluslararası örgütler ve kararlar tarafından ortaya koyulan referandum hakları uyarınca Pakistan’da mı yoksa Hindistan’da mı kalacaklarına kendilerinin karar vermesi gerektiğini vurguladı.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Keşmir hususundaki tutumuna da değinen İcaz, İİT’nin Keşmir’deki gelişmeler karşısında endişeli olduğunu belirtti. İİT, Hindistan anayasasının 370. maddesini iptal etme kararının, bölgedeki gerçeklerle uyuşmadığını ve Keşmir meselesinin, BM himayesinde BMGK kararlarına uygun olarak çözülmesi gerektiğini ifade etti. 



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe