Beşiktaş Başkanı Fikret Orman istifa edeceğini açıkladı

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman istifa edeceğini açıkladı
TT

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman istifa edeceğini açıkladı

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman istifa edeceğini açıkladı

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, yarın itibariyle görevi bırakacağını açıkladı. Yarın yönetim kurulunu olağanüstü toplayacağını söyleyen Orman, “Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk’le görüşerek, görevi bırakacağız. Beşiktaş’a yaptıklarım helal olsun” ifadelerini kullandı.
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman istifa etti. Siyah-beyazlı kulübün başkanı, bugün yapılan sponsorluk anlaşmasının ardından basın mensuplarına gündeme dair açıklamalarda bulunacağını söyledi ve ardından görevde olduğu süre içindeki yaptıklarından bahsetti. Orman daha sonra kırgın olduğunu da belirterek, “Yarın yönetim kurulunu olağanüstü toplayacağım ve Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk’le görüşerek görevden ayrılacağımızı söyleyeceğim. Bundan sonraki yol haritasını da Tevfik beyle birlikte yürüteceğiz. Seçime kadar biz mi görevde kalırız, yoksa kulübü onlar mı idare eder, bunun kararını vereceğiz” dedi ve “Beşiktaş’a yaptıklarım helal olsun” diyerek istifa ettiğini açıkladı.
"Kenetlenmek yerine iç dinamiklerle uğraşmak zorunda kaldık"
Görevde olduğu süre içinde Beşiktaş’ın özellikle moralini toparladıklarını düşündüklerini söyleyen Başkan Fikret Orman, “İlk sene ‘Feda’ senesi olarak başladık ve zor bir seneydi. Bütün başkanlık sürecimde kimseden yardım istemedim, kimsenin kapısını çalmadım, kampanya düzenlemedim ve bütün bunları Beşiktaş’ın kendi dinamiklerini harekete geçirerek yapmaya çalıştım. İlk senemizde kapalı tribün boştu ve taraftar desteğimiz de yoktu. İlk senede stadımız için 20’nin üzerinde kuruldan geçerek bütün izinleri aldık. Bu işin olmamasını isteyen birçok insan vardı ve Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakan’dı ve büyük destek verdi. Bu stattaki bütün tuğlalarda her metrekarede benim alın terim vardı. O süreçte de Gezi olaylarının tam göbeğindeydik. Hatta stattaki kepçeyi çaldılar, büyük olaylar oldu. Bir yandan da işi hem siyasi hem de taraftar açısından yönetmek zor bir süreçti. Hamdolsun bu işi gayet güzel yönettiğimizi düşünüyorum. Sonrasında göçebe gibi yaşadık. 2 sene de Avrupa’ya gitmedik. Birisi FFP için diğeri de 3 Temmuz nedeniyle gitmedik. Hem giderimiz var hem de gelirimiz yoktu. O süreç içinde de taraftar gruplarından bir destek gördüğümüzü düşünmüyorum. Hiç unutmam; bir maçta 2-1’di durum, 3-1 olunca tribünler boşaldı Olimpiyat Stadı’nda. Maçları kendi evinde oynamadan şampiyonluk kazandık. Bu süreçte takıma da yatırım yaptık. Demba Ba geldi, Mario Gomez geldi. Stadımız ve gelirimiz yokken bu isimleri taraftarla bir araya getirmeye çalıştık. Bazı günlerde 1000, bazen de 2 bin kişiyle fotoğraf çektirdim. Türkiye’nin her tarafını gezdim bu periyotta. Beşiktaş başkanlarının hiç gitmediği yerlere gittim ve bunu yapma amacım Beşiktaşlıları bir araya getirmekti. Marka değerine büyük yatırım yaptık. Bunlar kendiliğinden oluyor dediler. Beşiktaş’ın Türkiye’nin en büyük takımı olduğunu gösterdik. Fakat biz enteresan bir camiayız. Bu süreçte kenetlenmektense içteki olaylarla çok fazla uğraştık. Burayı stat olarak görmeyin sadece. Buradaki ofisleri de gelip gördünüz. Müzesini dünyanın en güzel müzelerinden birisi olarak yaptık ve 100 binin üzerinde kişi ziyaret etti. Bu statta bomba patladı, 15 Temmuz’u yaşadık. Bu stada helikopter indi, helikopteri de benim indirdiğimin dedikodusunu da yaptılar. Beşiktaş büyüklerine hep sahip çıktık. Fulya’da altyapı konteynerlerde çalışıyordu. Orayı yeni bir kamp tesisi yaptık. Ümraniye’ye 2000 senesinde yönetici olduğumda çalışmalara başlamıştık ve ben ayrıldıktan sonra bir şey yapılmamıştı. Sonrasında çok değişiklik yaptık orada. Burada Yusuf Tunaoğlu’nun ismini yaşattık, Fulya’ya da Baba Hakkı’nın ismini verdik. Hiçbir sosyal tesisimiz yoktu, 1903 Akatlar’ı yaptık. Pendik rezil bir haldeydi, onu da yeniden yaptık. Bağdat Caddesi’nde bir lokalimiz yoktu. Sahilde Balık Adamlar Derneği’ni kürek takımımızla birleştirdik. Hem de onların tesislerini kullanabileceğiz. Beşiktaş bayrağını oraya da koyduk. Gerede’de kamp tesisini açtık son süreçte. O da bizim ayrıca bir ihtiyacımızdı. Her sene 300 bin Euro’nun üzerinde bir harcama yapıyorduk kamp için” ifadelerini kullandı.
“İç dinamiklerle uğraşmak zorunda kaldık”
Fulya projesini de yenilediklerini söyleyen Orman, “Fulya bize tanıtılırken, ‘Böyle paralar gelecek’ diye tanıtıldı ama öyle olmadığını gördük. Orası otoparkları da dahil olmak üzere bomboş bir alandı. Hatta bırakın gelir elde etmeyi aidatları da biz ödüyorduk. 22 milyon TL gibi bir yatırım yaptık ve yakında burada AVM açılacak. Beşiktaş’ın malına sahip çıktık. Buradaki otoparkı kiraya verdik ama otoparktan rant güden insan olarak tanıtıldık. Beşiktaş’ın Kabataş’la beraber yaptığı okulu bitirdik. 1600 kişilik bir okul yaptık ve çok da güzel oldu. İlk eğitim başladı. Üniversitenin de önü açılmış oldu. Biz hep iç dinamiklerle uğraşmak zorunda kaldık. Sosyal medyalardan insanları örgütlemek, insanları kıran bir şey. 2. şampiyonluğun ardından ligi 4. sırada bitirince bunlar başladı. Türkiye’nin en iyi ekonomicisiyken, namusumuz dahil birçok konuda saldırı başladı. Fenerbahçe’yle olaylı bir kupa maçımız vardı, o maça çıkmadık. ‘O maça çıkmayın, 10 sene şampiyon olmayın’ diyenler, ligi 4. sırada bitirince, ‘yönetim uyuma’ demeye başladı” diye konuştu.
“Beşiktaş’ın taraftar oranını yükselttik”
Bugüne kadar Türkiye’de bütün şehirlerini gezmek için elinden geleni yaptığını ve Beşiktaşlıları bir arada tutmayı hedeflediğini söyleyen Orman, “İstanbul’da, Ankara’da birçok toplantı yapıp, ‘Beşiktaş’a sahip çıkın’ dedik. Bizim değiştirdiğimiz bir 3 dönem kuralı var. Devamlı bunun altını çizdim. Son süreçlerde bakıyorum ki hep bir mutsuzluk var. Kimseyle kavga etmedim, ettiklerimle de Beşiktaş’ın menfaatleri için ettim. Yanlı olanlar vardı, hepsinin cevabını da kongrede verdim. Kavgam Beşiktaş’ın menfaatleri içindi. Artık bu süreçten sonra, ‘Ben bunu neden yapıyorum’ diye sorgulamaya başladım. Son seçime gelene kadar da aday olmamayı düşünüyordum. Bunun ardından dezenformasyonlar başladı. Bankalarla yapılan anlaşma, ben olmasaydım çok zor yapılırdı. Kulüpler Birliği Başkanı ve Beşiktaş Başkanı olarak bunun yapılmasını istedim. Okulundan AVM’sine, birçok şeyin bitirilmesi gerekiyordu. Maliyetleri düşürmemiz, radikal kararlar almamız gerekiyordu. Camia bütünlüğünün bozulmasını engelleyemedim. Çok mücadele ettim. Yorgun değilim ama kırgın ve üzgünüm. Bu kadar emek döktük. Aldığımızda yüzde 16.5 taraftar oranı olan Beşiktaş, son araştırmalara göre yüzde 27’ye yükselmiş durumda. Marka değeri için dünyanın her tarafına kendi kaynaklarımızla giderken, küfür ve hakaret yedik. Ayrılan yöneticiler de bu durumda. Beşiktaş’la ilgili hırslarının olmasını normal karşılıyorum” açıklamasını yaptı.
“Beşiktaş’taki sürecimi yarın tamamlayacağım”
Maçlarda kendisine gösterilen tepkilere de dikkat çeken Orman, “Maçlara gidiyorum, bir şey oluyor; ‘Fikret gol gol gol’ diye bağırılıyor. İnternet üzerinden gencecik çocukları örgütlüyorlar, 10 kişiyi bağırtıp sosyal medyaya yayıyorlar. Demek ki kan değişikliğine ihtiyaç var Beşiktaş’ta. Çok iyi bir hocamız var. Mevcudiyetimin Beşiktaş’a zarar vermesinden korkuyorum. Ben bu işe Beşiktaş’a hizmet için girdim ve vicdanen iyi yaptığımız düşünüyorum. Ben yarın olağanüstü toplantı yapacağım ve Tevfik Yamantürk’le de konuşarak Beşiktaş’taki sürecimi tamamlayacağım. Seçime kadar divan kurulu mu götürecek, yoksa biz mi götüreceğiz, bunun da kararı verilecek. Ben ve arkadaşlarım bu işi Beşiktaş’a olan aşkımız için yapıyoruz. Milletin küfrünü hak etmediğimizi düşünüyorum. 35 senelik üyeyim. Bacağımda bıçak yaraları vardır, Beşiktaş için kavga etmedim. Hiçbir taraftar grubuna taviz vermedim. Bir finansman yapılanması yapıldı. Yeni bir enerjiye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bazı şeyleri camia olarak kaldıramadık, demek ki problem bende. Bana çok iltifat düzen insanların arkamdan neler yaptığını gördükçe daha büyük kırgınlıklar yaşadım. Ben kimseye bir kötülük yapmadım, Beşiktaş için yaptım her şeyi. Yarın olağanüstü toplantı yapacağız, Tevfik Yamantürk’le konuşarak yol haritamızı çizeceğiz. Yaptığım her şey Beşiktaş’a helal olsun. Benim bugüne kadar Beşiktaş’la alakalı 100 Liralık menfaatim olmadı. Almaya değil sadece ve sadece vermeye geldik. Kimseden bir talebim olmadı, sadece işimi yaptım. Bu da sadece Beşiktaş’a hizmettir. Hatalarımız olmuştur ama artılarımıza bakarak iyi şeyler yaptığım görüşündeyim. Buna da tarih karar verecektir” dedi.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM