Trump görevden alınabilir mi?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Trump'ın Şubat ayındaki birlik konuşmasını böyle alkışladı (Arşiv - Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Trump'ın Şubat ayındaki birlik konuşmasını böyle alkışladı (Arşiv - Reuters)
TT

Trump görevden alınabilir mi?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Trump'ın Şubat ayındaki birlik konuşmasını böyle alkışladı (Arşiv - Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Trump'ın Şubat ayındaki birlik konuşmasını böyle alkışladı (Arşiv - Reuters)

ABD Temsilciler Meclisi’nin Demokrat vekilleri dün Washington’da, ABD Başkanı Donald Trump’ın görevden alınmasına yönelik ilk resmi girişimi başlattı. Söz konusu girişimin gerekçesi ise Trump’ın Ukraynalı mevkidaşından siyasi rakibi Joe Biden’ın soruşturulmasını istediği şeklindeki iddia. Girişim, Washington’da deprem etkisi yaratırken başarı şansının zayıf olduğu düşünülüyor.
Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi yaptığı açıklamada, Trump’ın Biden’ın başkanlık adaylığı sürecini baltalamak için yabancı bir devletten yardım istediğini itiraf ettiğini belirterek, Trump hakkında resmi bir soruşturma başlattıklarını duyurdu.
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre, Trump'ı Beyaz Saray'dan çıkarma başarısına ulaşma şansı oldukça düşük olan karmaşık bir sürecin ilk adımının atıldığı bu girişimler, Amerikan siyasetinde tehlikelerle dolu yeni bir kapı açtı.
Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmanın ardından New York'taki Trump Tower'da gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunan ABD Başkanı Trump, söz konusu girişimi ‘kokuşmuş bir cadı avı kampanyası’ olarak niteleyerek, kınadı. Trump, aynı zamanda bu durumun 2020’deki başkanlık seçimlerini kazanma şansını artıracağını da sözlerine ekledi.
Pelosi: Temsilciler Meclisi resmi bir soruşturma başlattı
Washington'da basın toplantısı düzenleyen Pelosi, Trump yönetiminin eylemlerinin başkanlık sorumluluklarını ihlal ettiği gerçeğini gözler önüne serdiğini ve ülkenin ulusal güvenliğini baltaladığını söyledi. Pelosi, bu nedenle Temsilciler Meclisi'nin Trump’ı görevden almak için resmi bir soruşturma başlattığını duyurdu.
Birkaç aydır Pelosi ve çok sayıda Demokrat ismin önümüzdeki seçim yarışına odaklanmadığı açıklamalarının akabinde son yaşanan gelişmelerle birlikte ABD siyaseti biranda hararetlendi. Trump'ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı telefon görüşmesinde, 2020 başkanlık seçimi yarışındaki rakibi Demokrat Partili Joe Biden’ın Beyaz Saray’a giden yolda önünün kesilmesi karşılığında Ukrayna’ya yardım teklifinde bulunduğu şeklinde ortaya çıkan yeni suçlamalarla ortalık bir anda karıştı. Bu durum Demokratlar arasında Başkan Trump’ın azledilmesi için gerekli prosedürlerin başlatılmasına yönelik büyük bir desteğin ortaya çıkmasına neden oldu.
Pelosi, “Başkan hesap vermeli, hiç kimse hukukun üstünde değildir” ifadelerini kullandı.
Trump’ın telefonu dinlendi
Azil işlemlerinin başlatılması talepleri, Başkan Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e Doğu Avrupa ülkesinde iş yapan Joe Biden'ın oğlu Hunter hakkında yolsuzluk soruşturması başlatması için baskı yaparak büyük bir skandala yol açtığı şeklindeki bir şikâyetin ardından geldi.
Şikâyet, 25 Temmuz’da Trump ve Zelenskiy arasında gerçekleşen telefon görüşmesini dinleyen ABD istihbaratından adı açıklanmayan bir yetkili tarafından yapıldı.
Öte yandan Başkan Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, azledilme işlemlerinin başlatılması olasılığına karşı telefon görüşmesinin dökümünün tamamının yayınlanmasını onayladığını duyurmuştu. Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Son derece dostane ve uygunsuz bir şey içermediğini göreceksiniz. Baskı yok ve Joe Biden ve oğlunun aksine al-ver durumu da yok” ifadelerini kullanmıştı.
Diğer yandan Trump’ın azledilmesi talep edilen suçlama, Cumhuriyetçi Başkan için oldukça tehlikeli bir durum. ABD tarihinde böyle bir durum, sadece iki başkanın başına gelmişti.
Ancak azil konusunda son sözü söyleyecek olan yer ABD Senatosu. Başkan’ın görevden alınmasına ilişkin yapılacak bir oylamada azlin gerçekleşmesi için Senato’nun üçte ikisinin ‘evet’ oyu kullanması gerekiyor. Ancak böyle bir şey ABD tarihinde daha önce hiç yaşanmadı.
Bununla birlikte Demokratlar Senato’da azınlıktalar. Bu nedenle Trump'ın azledilmesi için gerekli olan üçte ikilik çoğunluğun oluşma ihtimali oldukça düşük.
Trump maddi yardım iddialarını reddetti
Trump, Zelenskiy ile Temmuz ayında yaptığı telefon görüşmesinde Demokrat Partili Joe Biden'ın soruşturulmasını istediğini itiraf etti. Ancak, eski ABD Başkan Yardımcısı’na soruşturma açılması karşılığında Kiev'e yüz milyonlarca dolarlık yardım etme teklifinde bulunduğu iddialarını ise reddetti.
Bununla birlikte ABD Başkanı dün, Ukrayna’ya yapılan ABD yardımlarının dondurulduğunu ve bu yüzden Avrupalı müttefiklerinin Zelenskiy hükümetine yönelik desteklerini arttırmak zorunda kalacaklarını söyledi.
Trump’ın telefon görüşmesinin dökümünün yayınlanmasını onayladığını açıklaması, Beyaz Saray’dan istihbarat yetkilisinin şikâyetinin içeriğinin Senato’da açıklamasını isteyen Demokratları sakinleştirmeye yetmedi. İstihbarat teşkilatının avukatları tarafından dün yapılan açıklamada, ‘istihbarat ajanının şikâyetinin açıklanması kararı’ alındığı duyurulurken daha fazla ayrıntı verilmedi.
Demokratlar, Trump hakkındaki ‘adaleti engelleme’, ‘başkanlık seçimlerinde Rusya ile ortaklık yapma’ gibi diğer soruşturmalarla ilgili de daha fazla belge ve tanığın dinlenmesini talep ediyor.
Washington’daki çarpıcı gelişmelerin bir diğeri ise Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı Adam Schiff’in adı gizlenen istihbarat ajanının komite önünde ifade verebileceği şeklindeki açıklaması oldu.
New York Times gazetesinin dünkü haberine göre istihbarat ve Beyaz Saray yetkilileri, istihbarat ajanı ile Kongre’deki müfettişler arasında orta yolun bulunacağı bir anlaşma üzerinde çalışıyor.
Öte yandan haftalardır sessizliğini koruyan Joe Biden, dün yaptığı açıklamada, Trump’ın görevden alınması için başlatılan girişimi desteklediğini açıkladı. Biden düzenlenen bir basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bence Donald Trump, Kongre’yi engellemeye ve yasalara karşı üstünlük taslamaya devam ederse, Kongre’nin azil prosedürlerini başlatmaktan başka seçeneği kalmayacak. Bu da bir felaket olur. Trump’ın kendi elleriyle yaptığı bir felaket” şeklinde konuştu.



Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.


İran diplomaside ısrarcı, Trump yeni görüşmeleri bekliyor

İran diplomaside ısrarcı, Trump yeni görüşmeleri bekliyor
TT

İran diplomaside ısrarcı, Trump yeni görüşmeleri bekliyor

İran diplomaside ısrarcı, Trump yeni görüşmeleri bekliyor

İran, bugün ABD ve İsrail’le savaşı sona erdirmek için diplomatik yolu çözüm seçeneği olarak görmeye devam etti. Bu tutum, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları durdurma önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen sürdü. Trump ise ABD’li müzakerecilerin önümüzdeki günlerde İran’la yeni görüşmeler gerçekleştirmesini beklediğini söyledi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın boğazı yeniden açmak için öne sürdüğü şartların “açık” olduğunu belirterek krizi yalnızca “müzakere yoluyla varılacak bir çözümün” sona erdirebileceğini söyledi. Arakçi, arabulucuların şu ana kadar İran’a ABD’nin öneriyi resmen reddettiğine dair herhangi bir bildirimde bulunmadığını ifade etti. Buna karşılık Trump, İran’ın uğradığı kayıplar nedeniyle anlaşma arayışında olduğunu söyledi.

Diplomatik girişimler, İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi’nin savaşın “kritik ve belirleyici” olarak nitelendirdiği bir aşamaya girdiği sırada devam ediyor. Bu süreçte ABD’nin ekonomik ablukası sürerken Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği aksıyor ve çatışmanın bölgesel etkileri genişliyor.


BM dışındaki dünya sahnesinde oynanan büyük oyun

Trump yönetimi, Şi’nin alışılagelmiş sakinliğinin aksine oldukça gürültülü görünüyor. (AFP)
Trump yönetimi, Şi’nin alışılagelmiş sakinliğinin aksine oldukça gürültülü görünüyor. (AFP)
TT

BM dışındaki dünya sahnesinde oynanan büyük oyun

Trump yönetimi, Şi’nin alışılagelmiş sakinliğinin aksine oldukça gürültülü görünüyor. (AFP)
Trump yönetimi, Şi’nin alışılagelmiş sakinliğinin aksine oldukça gürültülü görünüyor. (AFP)

Refik Huri

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ziyareti, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu’nun üzerine çevrilen spot ışıklarını adeta gölgede bıraktı. Esasen New York’taki bu uluslararası sonbahar sezonu geleneksel olarak iki farklı sahneye ev sahipliği yapar: Biri, dünya sorunları üzerinde son derece kısıtlı bir etkiye sahip olan o en yüksek kürsüden nutukların atıldığı sahne; diğeri ise pratik çıkarların belirlendiği, yetkililer arasındaki kapalı kapılar ardındaki diplomasi trafiği. BM’nin efsanevi Genel Sekreteri Dag Hammarskjöld’ün şu sözü, aslında oturumların çoğunu özetler nitelikte: “BM’nin amacı insanlığı cennete götürmek değil, cehennemden kurtarmaktır.”

Ancak BM’nin en çok çuvalladığı alan tam da bu görev oldu. Dünya bugün savaşların, krizlerin ve çatışmaların cehenneminde boğulurken BM Güvenlik Konseyi insanlığı kurtarmakta aciz kalıyor. Peki neden? Çünkü asıl sorun, veto yetkisine sahip büyük güçlerin anlaşmazlığında ve ardından yine onların anlaşmasında yatıyor. Anlaşamadıklarında hiçbir sorunu çözecek karar çıkaramıyorlar; anlaştıklarında ise İkinci Dünya Savaşı’nın galip müttefiklerince kendi hegemonyalarına hizmet etmek üzere kurulan BM Güvenlik Konseyi ve diğer BM organlarının yapısında gerekli reformların yapılmasına geçit vermiyorlar. 1945’ten bu yana dünya o kadar değişti ki... Fakat büyük güçlerin bu uluslararası örgütün yönetimindeki tahakkümünden tek bir harf bile eksilmedi.

Bugün dünyada, Ian Bremmer’ın Foreign Policy’deki ifadesiyle ‘üç ayrı sistem’ hüküm sürüyor: Birincisi, hâlâ ‘ABD hegemonyası’ altındaki küresel güvenlik sistemi. İkincisi, ABD’nin yanı sıra Çin, Rusya, Avrupa Birliği (AB), Japonya ve Hindistan’ın paydaş olduğu çok kutuplu küresel ekonomik sistem. Üçüncüsü ise günlük hayatımızın neredeyse her alanına hükmeden yeni güç: küresel dijital sistem. Artık teknoloji devleri; ekonomi, güvenlik ve kültürel politikaların belirlenmesinde hükümetlerden çok daha etkili, bu şirketlerin yıldızları ise devlet liderlerinden çok daha popüler. Gelgelelim BM’deki oyunun kuralları hâlâ olduğu gibi duruyor.

Hangi kurallar mı? BM Şartı’nda yazılı olanlar değil; tam aksine o şartın dışına çıkılırken yine o şartın bu ihlallere alet edildiği kurallar... Nitekim BM Güvenlik Konseyi’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’nda, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta, Husilerin Yemen’deki meşru yönetime karşı yürüttüğü savaşta ve Suudi Arabistan’ı bombalama eylemlerinde hiçbir pratik rolü bulunmuyor. Hizbullah’ın Gazze ve İran’a destek amacıyla İsrail ile girdiği savaşın yönetiminde, bu savaşın yol açtığı İsrail işgalinde ve Lübnan yönetiminin İbrani devletiyle müzakere arayışlarında da yok. İsrail tarafından yerle bir edildikten sonra Gazze’nin geleceğinin düzenlenmesinde veya diğer birçok savaş ve çatışmada da keza öyle...

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Ukrayna’da bir çözüme ulaşmak için Rusya ile müzakereleri ABD yürütüyor. Pakistan ve Katar, ABD ile İran arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde arabuluculuk yapıyor. ABD, BM Güvenlik Konseyi’ni Lübnan’ın güneyindeki UNIFIL misyonunu sonlandırmaya zorlarken, Lübnan ile İsrail arasındaki müzakerelerde hami rolünü üstleniyor. Gazze’deki çözüm süreçlerini yöneten merci BM Güvenlik Konseyi değil, Başkan Donald Trump’ın icat ettiği Barış Kurulu oluyor. Yemen’deki savaşı bitirecek bir anlaşma içinse birden fazla arabulucu mekik diplomasisi dokuyor.

Fransız Liberation gazetesinin, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Genel Kurul’daki konuşmasını ‘orman kanunları karşısında BM’nin varlığına yönelik bir savunma’ olarak nitelendirmesi son derece manidar. Keza Trump’ın, devlet başkanlarını karşılama konusundaki tüm Amerikan protokol teamüllerini çiğneyip, Beyaz Saray’daki o ihtişamlı ikinci karşılamadan önce Şi’yi bizzat havaalanında karşılamaya gitmesi de öyle... Nitekim bugün dünyadaki büyük oyun, en güçlü iki güç ve en büyük iki ekonomi arasında oynanmakta: ABD ve Çin.

İngiliz tarihçi Niall Ferguson, Grek şair Eshilos’un “Tilki çok şey bilir, fakat kirpi tek ama hayati bir şey bilir” dizesine atıfta bulunarak şöyle der: “Bugünün dünyasında iki süper güç var: ABD ve Çin. ABD tilkidir, Çin ise kirpi.” Amerikan politikası dağınık ve pek çok farklı düzlemde hareket ederken, Çin politikası her şeyi hiç değişmeyen, bütüncül ve tek bir iç vizyona bağlar.

Gerçekte ABD ile Çin arasındaki oyun oldukça karmaşıktır: Rekabetten bir parça, çatışmadan bir parça ve Trump doktrininde Stanley Hoffmann’ın deyimiyle ‘büyük güçler arasındaki o örtülü suç ortaklığından’ bir parça... Şi Cinping, iki süper güç arasında bir savaşın patlak verme ihtimalini göz ardı ediyor ve Tukidides Tuzağı’nın aşılmasından bahsediyor. Evrensel bir çatışmanın ortasındaymış gibi davranan Trump’ı ise Jessica Chen Weiss, ABD’nin düştüğü ‘Çin Tuzağı’ konusunda uyarıyor: “İçeride bir konsensüs sağlamadan, yerel hükümetlerin ve toplumların ne istediğini takdir etmeden, sırf Çin’in dünyadaki nüfuzunu kırma dürtüsüyle hareket etme tuzağı...”

Bir yanda ülkesini nereye götürdüğünü çok iyi bilen, akıl hocası Deng Şiaoping’in “Taşları hissederek nehri geç” tavsiyesini uygulayan ve artık onun ikinci öğüdü olan “Gücünü gizle, vaktini bekle” ilkesine bağlı kalmak zorunda olmadığını düşünen dingin, Makyavelist bir Çin Devlet Başkanı... Diğer yanda ise gürültücü, geveze, narsist, savaşla barışı birbirine karıştıran ve Beyaz Saray’a gelip gitmiş tüm başkanlar arasında eşi benzeri olmayan bir ABD Başkanı... İkisinin arasında ise Şi ile müttefik, Trump’a açık, Ukrayna’da uzun soluklu bir savaş yürüten ve Avrupa’daki NATO’yu tehdit eden kurnaz bir Rus: Vladimir Putin. Dünya da BM’nin sorunları ve çaresizliği de işte bu üçünün ellerine kalmış durumda.