DEAŞ'a karşı savaşan Iraklı bir subay: Abdulvehhab es-Saidi

Korgeneral Abdulvehhab es-Saidi’nin 2017 yılında Irak'ın Musul şehrinde çekilen fotoğrafı (AFP)
Korgeneral Abdulvehhab es-Saidi’nin 2017 yılında Irak'ın Musul şehrinde çekilen fotoğrafı (AFP)
TT

DEAŞ'a karşı savaşan Iraklı bir subay: Abdulvehhab es-Saidi

Korgeneral Abdulvehhab es-Saidi’nin 2017 yılında Irak'ın Musul şehrinde çekilen fotoğrafı (AFP)
Korgeneral Abdulvehhab es-Saidi’nin 2017 yılında Irak'ın Musul şehrinde çekilen fotoğrafı (AFP)

Muhammed Naci
Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin Terörle Mücadele Birimi Komutanı Korgeneral Abdulvehhab es-Saidi’yi merkeze çekme kararının yankıları halen devam ediyor.
Abdulmehdi büyük bir tuzağa düştü
Irak Başbakanı Abdulmehdi, Korgeneral Abdulvehhab es-Saidi’yi Terörle Mücadele Birimi’ndeki görevinden almasının gerekçelerini açıklarken önemli bir tuzağa düştü. Abdulmehdi basına yaptığı açıklamada subaylarının Bağdat’taki yabancı temsilciliklerle ilişkileri olduğu suçlamasında bulundu.
Ancak Saidi söz konusu suçlama karşısında yaptığı açıklamada Harvard Üniversitesi’nin bir konferansında, savaş sırasında Felluce şehrini DEAŞ terör örgütünden geri almak için kullandığı askeri taktikleri anlatması için gönderilen davet üzerine ABD’ye vize başvurusunda bulunmak üzere yalnızca bir kez ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne gittiğini söyledi.
Başbakan Abdulmehdi’nin başta Saidi olmak üzere subayları hedef alan ithamları, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı olarak orduyu kontrol edemediği ve hesaplaşmak için medyayı kullanma noktasına geldiği yönünde bir algı oluşturdu.
Irak’ın Rommel’i
Saidi, Iraklılar tarafından, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaptığı askeri planların ezici başarısı ve girdiği savaşların çoğunda hızlı zaferler kazanmasıyla ünlenen Alman subay Erwin Rommel’e benzetiliyor. Saidi, Irak’ın Rommel’i olarak tanımlanıyor.
Musul'daki heykeli
Irak’ın başkenti Bağdat’ın güneydoğusundaki bir Şii mahallesinde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak 1963 yılında dünyaya gelen Saidi uzun süre askeriyeye girme hayallerini erteledi.
Şii olan Saidi’nin 1979 yılında fizik alanında lisans eğitimini aldı. Ağırlıklı olarak Sünnilerin yaşadığı Musul’la ilgili oldukça uzun bir geçmişi bulunan Saidi, 2017 yılında şehre döndüğünde Musullular dışarıya çıkarak onu tezahüratlarla karşıladı. Hatta şehre heykelini bile diktiler.
1980'lerin başında orduya katılan Saidi, 1985 yılında teğmen rütbesiyle askeri akademiden mezun oldu. 1996 yılında askeri bilimler dalında yüksek lisans ve doktora derecelerini tamamlayan Saidi, askeri akademide öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı.
Saidi, 2007 yılında Irak Genelkurmay Başkanlığı tarafından ABD ordusu ile koordineli olarak çalışmalar başlatılan Terörle Mücadele Birimi’nin omurgasını oluşturmak üzere seçilen subaylar arasındaydı.
Konuya yakın askeri kaynaklar, ABD’nin Irak’taki Terörle Mücadele Birimi’nin komuta kadrosu, askerler, silahlar ve teçhizat düzeyinde bir saldırı gücü olmasını istediğini ve Terörle Mücadele Birimi’ne tüm ihtiyaçlarını ücretsiz sağladığını aktardı.
Irak Terörle Mücadele Birimi, 2018 yılında İsrail Özel Kuvvetleri’nin ardından bölgedeki en iyi ikinci terörle mücadele birimi seçildi.
Saidi birimi hedefleri avlamak, vurmak veya tutuklamak için özel olarak oluşturulmuş ‘özel bir güçten’ uzun ve kısa çatışmalara girebilen cephelere nüfuz eden ve sahayı tutan bir savaş gücüne dönüştürdü.
Çatışma dönemi
Irak tarihinin en büyük felaketlerinden birinin başlangıcı olan ve DEAŞ’ın ülkenin neredeyse üçte birini işgal ettiği 2014 yılına gelindiğinde Irak ordusunda Terörle Mücadele Birimi dışında hiçbir birimin aktif bir rolü yoktu. Ordu ve polis teşkilatı dağılmış, başkentin düşmesine ramak kalmıştı.
Saidi’nin ismi ilk olarak 2014 yılında Bağdat’ın komşusu Selahaddin ilinin DEAŞ’tan kurtarılması operasyonuyla duyuldu.
DEAŞ’ın Irak ordusundan geriye kalan silahlar ve teçhizatın çoğuna el koyduğunu bilen Saidi bunu göz önünde bulundurarak Selahaddin’in DEAŞ’tan kurtarılması operasyonunu yönetti. Ancak ağır silahlar kullanmaktan kaçınan Saidi ‘temiz bir savaş’ istediğini belirterek DEAŞ unsurlarını keskin nişancılar ve akıllıca planlanmış baskınlar yoluyla ‘avlamayı’ tercih etti.
Saidi, söz konusu dönemde ABD’i subaylardan gelen ‘askerlerini Ortak Operasyonlar Odası’na çek ve uçakların DEAŞ unsurlarının bulunduğu yerleri altyapı ve insanların evlerine zarar verme pahasına bombalamasına izin ver’ şeklindeki teklifini reddetti.
Irak güçleri, pek uzun sürmeyen operasyon sayesinde birkaç hafta içinde Selahaddin’in büyük bir kısmının kontrolünü ciddi bir tahribata yol açmadan ele geçirdi.
Saidi, 2016 yılındaki Felluce'nin kurtarılması operasyonu da dahil çeşitli operasyonları yönetmeye devam etti. 2017 yılına gelindiğinde Musul'un DEAŞ’tan arındırılması operasyonunu yürüten Saidi daha sonra resmi olarak Terörle Mücadele Birimi’nin başına atandı. Fakat Saidi tüm bu başarılarına rağmen birkaç gün önce görevden alındı.
Halkın gözünde bir kahraman
Saidi’nin yürüttüğü operasyonlar, küçük bir alanda iki taraf arasında yapılan ‘yakın mesafe çatışması’ olarak sınıflandırılıyor. Bu nedenle Saidi, Iraklı üst düzey subaylarda görülmeyen bir şekilde söz konusu operasyonlar sırasında birkaç kez yaralandı. 
Saidi, askerleriyle birlikte kir pas içindeki halini gözler önüne seren çatışma görüntülerinin yayılmasıyla 2003'ten sonraki süreçte bir halk kahramanına dönüştü.
Pek çok kişi Saidi’yi ülkeyi 16 yılı aşkın bir süredir içinde bulunduğu yolsuzluk ve başarısızlık batağından çekip çıkaracak bir ‘kurtarıcı’ ve ‘kahraman’ olarak görüyor. Bu da onun öncelikle bir asker, ardından da cömertliği ve aldığı iyi terbiyeyle bilinen bir güney Iraklı olmasından, yani ‘ABD tankıyla gelmemiş’ olmasından kaynaklanıyor. Ancak Saidi’ye yakın isimler onun siyaset için eğilip bükülecek biri olmadığını iyi biliyor. Dahası orduda da herhangi bir rütbe peşinde değil. Hatta Başbakan’ın birkaç ay önce Savunma Bakanlığı yapması teklifini reddettiği bile belirtiliyor.
Iraklı seçkinler arasında sıradan insanların siyaset sahnesindeki ulusal sembolizmden yoksun kalmaları yaygın bir durum. Bu nedenle yolsuzluk ve başarısızlık gibi olaylarla lekelenmemiş dışarıdan bir isim onlara oldukça cazip geliyor.
Saidi'nin Şii ve Sünni topluluklar arasındaki popülaritesinin yayıldığına dikkati çekmekte de fayda var. Şiilerin gururu olan Saidi, Sünnilerin hayatını ve mülkünü önemseyen bir subay olarak ön plana çıktı. Ancak Irak’ın en önemli Sünni kalesi olan Musul’daki heykeli ordu içindeki ‘kıskançlık’ veya ‘kayırma’ olarak nitelendiren meslektaşlarıın ve politikacıların endişeleri yüzünden kaldırıldı.
Krizin sonu
Pazar akşamı açıklama yapan Saidi’nin Abdulmehdi karşısında kazandığı tartışmayı sonlandırmak istediği açıktı. Askeri emirleri uygulayacağını söyledi.
Ancak gözlemciler göre Irak’ın siyasi sınıfı kendini Irak’ın Rommel’ine affettiremeyecek ve bu büyük utançla yaşayacaklar. Saidi'nin kişisel olarak fiziksel tasfiyeye maruz kalabileceği konusunda uyaran kaynaklar bunun nedenini Saidi’nin artan popülaritesinin, ülkenin siyasi ağırlık merkezleri için bir tehdit haline gelmesine bağladı.

 


Sudan IGAD'a geri dönüyor

Sudan Başbakanı Kamil İdris (SUNA)
Sudan Başbakanı Kamil İdris (SUNA)
TT

Sudan IGAD'a geri dönüyor

Sudan Başbakanı Kamil İdris (SUNA)
Sudan Başbakanı Kamil İdris (SUNA)

Sudan, Doğu Afrika ülkelerinden oluşan Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi'ne (IGAD) geri döneceğini açıkladı. Bu karar, Sudan'ın üyeliğinin askıya alınmasından iki yıl sonra alındı. Askıya alınmasının nedeni ise o dönemde, Nisan 2023'ten beri hükümet güçleriyle savaşan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) komutanı Muhammed Hamdan Dagalu'ya ("Hemedti") gönderilen davetti.

Sudan Dışişleri Bakanlığı X internet sitesinde yayınlanan açıklamada, "Sudan Cumhuriyeti Hükümeti, örgüt üyeliğindeki faaliyetlerine tam olarak yeniden başlayacaktır" denildi. Örgüt ise üye devletlerin iç işlerine müdahale etmeyeceğini, Sudan'ın egemenliğine, toprak ve halkının birliğine ve mevcut ulusal kurumlarının bütünlüğüne tam saygı duyduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan, Ocak 2024'te IGAD'ın Dagalu'yu Sudan'daki çatışmayı görüşmek üzere Uganda'da bir zirveye davet etmesinin ardından IGAD üyeliğini askıya almıştı. Zirvenin amacı, başta çatışma bölgelerine BM güçlerinin konuşlandırılması olmak üzere bir dizi öneriyle savaşı sona erdirmekti.


Irak'ta hükümet kurma çalışmaları durma noktasına geldi

El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
TT

Irak'ta hükümet kurma çalışmaları durma noktasına geldi

El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)
El-Alimi, Şeya el-Zindani hükümetinin ilk toplantısına başkanlık etti, (Saba)

Irak hükümetinin kurulması çabaları durma noktasına geldi; cumhurbaşkanı seçimi ve hükümetin başına geçecek kişi konusunda siyasi güçler arasındaki anlaşmazlığın karmaşıklığı nedeniyle siyasi çıkmazın aylarca süreceği tahmin ediliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” güçlerinden önde gelen bir kaynak, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, hükümetin kurulmasındaki gecikmenin muhtemelen bölgesel gerilimlerin sona erme biçimi ve Washington ile Tahran arasında bir çatışma olasılığıyla ilgili olduğunu belirterek, siyasi güçlerin, özellikle Şii güçlerin, hükümet kurma sürecinde Amerikan ve İran'ın rolünün etki boyutunun farkında olduklarını kaydetti.

Siyasi değerlendirmelere göre, hükümet kurma süreci beklenenden daha uzun sürebilir.


Birleşmiş Milletler: İsrail'in Batı Şeria ile ilgili kararı "yasa dışı" ve iki devletli çözüm şansını baltalıyor

Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler: İsrail'in Batı Şeria ile ilgili kararı "yasa dışı" ve iki devletli çözüm şansını baltalıyor

Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampının girişini kapatan İsrail askerlerinin önünde gösteri yaptı (AFP)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, dün İsrail Güvenlik Kabinesi'nin işgal altındaki Batı Şeria'nın A ve B bölgelerinde bir dizi idari ve yürütme tedbirini onaylama kararına ilişkin ciddi endişelerini dile getirerek, bu kararın iki devletli çözüm olasılığını baltaladığı uyarısında bulundu.

Genel Sekreter yaptığı açıklamada, İsrail'in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki varlığını sürdürmesi de dahil olmak üzere bu tür eylemlerin, Uluslararası Adalet Divanı'na göre yalnızca istikrarsızlaştırıcı değil, aynı zamanda yasadışı olduğunu belirtti.

Açıklamada ayrıca, "Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria'daki tüm İsrail yerleşimlerinin ve bunlarla ilişkili yerleşim sistemi ve altyapısının hiçbir yasal meşruiyeti olmadığı ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları da dahil olmak üzere uluslararası hukukun açık bir ihlalini oluşturduğu" yinelendi.

Guterres, İsrail'i bu önlemleri geri almaya çağırdı ve tüm taraflara, Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüm olan kalıcı barışın tek yolunu savunmaları çağrısında bulundu.

Guterres, İsrail'i bu önlemleri geri almaya çağırdı ve tüm taraflara, Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüm olan kalıcı barışın tek yolunu savunmaları çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın İsrail haber sitesi Ynet’ten aktardığına göre İsrail hükümeti, Batı Şeria'daki arazi kayıt ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladı ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasına izin verdi.

İnternet sitesi, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'nın A Bölgesi'ndeki Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini, ayrıca Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını vurguladı.

Ramallah'ta Filistin başkanlığı, İsrail hükümetinin Batı Şeria ile ilgili kararlarını "tehlikeli ve Filistin varlığını hedef alan" kararlar olarak nitelendirdi.

Filistin haber ajansı, cumhurbaşkanlığının bu kararları "Filistin halkına karşı yürütülen kapsamlı savaş ve ilhak ile yerinden etme planlarının uygulanması" çerçevesinde atılan adım olarak nitelendirdiği ifade edildi.