Devrim Muhafızları, akıllı sürat tekneleri geliştirecek

İran Dini Lideri Ali Hameney, geçen pazartesi günü Tahran Teknoloji Fuarı’nda insansız bir hava aracının önünde (Hamaney'nin internet sitesi)
İran Dini Lideri Ali Hameney, geçen pazartesi günü Tahran Teknoloji Fuarı’nda insansız bir hava aracının önünde (Hamaney'nin internet sitesi)
TT

Devrim Muhafızları, akıllı sürat tekneleri geliştirecek

İran Dini Lideri Ali Hameney, geçen pazartesi günü Tahran Teknoloji Fuarı’nda insansız bir hava aracının önünde (Hamaney'nin internet sitesi)
İran Dini Lideri Ali Hameney, geçen pazartesi günü Tahran Teknoloji Fuarı’nda insansız bir hava aracının önünde (Hamaney'nin internet sitesi)

İran Devrim Muhafızları Komutanı Huseyin Selami, 9 Ekim’de “düşmanla” silahlı çatışmaların patlak vermesi durumunda deniz kuvvetlerinin İran’ı savunmaya hazır olduğunu açıkladı. Devrim Muhafızları’na bağlı Deniz Kuvvetlerine Alirıza Tengsiri önderlik ediyor. Bu çerçevede Selami, uluslararası açıdan Hürmüz Boğazı’ndaki trafik güvenliğini sağlamak için bir ittifak kurma girişimleri ortasında, radara takılmayan ve yeni füzeler taşıyabilen daha küçük sürat teknelerine dair yeni bir plana dikkati çekti.
Huseyin Selami, ülkenin kuzeyindeki Enzeli limanında sürat tekneleriyle ilgili altıncı konferansta yaptığı konuşma sırasında, düşmanların silahlı bir deniz çatışması çıkması halinde İran deniz kuvvetlerine karşı mücadeleye katılabileceğini söylerken, “İran karşısında söyleyebilecekleri hiçbir şeyleri yok” dedi. “Düşmanları küçümsemiyoruz, kararlılık ve direniş yolu boyunca ilerlemeye tam olarak hazır olacağız” diyen Selami, denizlerin belirleyici bir alan olduğuna dikkati çekti. Yetkili ayrıca, deniz kuvvetlerinin bugün tamamen hazır bir konumda olduğunu da vurguladı.
İranlı yetkililer, genellikle Batı ülkeleri ve Washington’un bölgesel müttefikleri de dahil olmak üzere, ABD’ye atıf yaparak “düşman” terimini kullanıyor.
“ABD’ye 6 tokat vurmayı başardık”
Öte yandan Devrim Muhafızları’nın deniz kuvvetleri komutanı olan Alirıza Tengsiri, Devrim Muhafızları’na ait sürat teknelerinin, son bir buçuk yıl boyunca ABD’ye altı tokat vurmayı başardığını söyledi.
Sürat teknelerinin 6 yılda 10 kat ilerlediğini ve geçen yıl yüzde 20 oranında ilerleme kaydettiğini belirten Tengsiri, Devrim Muhafızları’nın radar sisteminden kaybolma yeteneklerini artırmaya çalıştıklarını vurguladı.
Sürat teknesi üretiminin İran’ın endişelerinden kaynaklandığı belirten yetkili, “Bugün tehlikede olduğumuz göz önüne alındığında bu durum, kendi kendine yeterliliği gerektiriyor” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Mayıs ayında İran ile 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan geri çekildiklerini ve tek taraflı olarak İran’a ekonomik yaptırım uygulayacaklarını ilan etti. Bu durum, yüzlerce şirketin İran’la olan sözleşmelerini feshetmesine neden oldu ve Cumhurbaşkanı Ruhani yönetiminin karşılaştığı ekonomik krizi tırmandırdı. ABD yönetimi, İran’ın “nükleer, balistik füzeleri ve bölgedeki rolünü geliştirme, Batı Asya’da kendine sadık silahlı milisleri destekleme” programındaki “tehditleri” kontrol altına almak için kapsamlı bir anlaşma talep ediyor.
Ortadoğu’da savaş endişeleri
İran’ın petrol ihracatı yasağını takiben Washington ile Tahran arasındaki gerilimler derinleşirken, bu gerilimin küresel yankıları da Ortadoğu’da bir savaş hususundaki endişeleri artırdı. Mayıs ayından bu yana çok sayıda petrol tankeri saldırıya uğradı. İran’ın ABD’ye ait bir insansız hava aracını (drone) düşürdüğünü ilan etmesi sonrasında Batılı müttefiklerin açık çatışma endişesiyle kendisine katılma konusunda isteksizliğine rağmen ABD, Körfez sularını güvence altına almak için bir ittifak kurmaya çalışıyor.
Körfez’deki en büyük Batı deniz gücüne sahip olan Washington, 9 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’nı koruma çabalarını yoğunlaştırma önerisinde bulundu.
İran özel kuvvetleri, petrol sevkiyatı açısından dünyanın en önemli nakliye şeridi olan Hürmüz Boğazı’nda İngiltere bandıralı bir tankeri alıkoyduklarında gerilim tırmandı. Bu durumdan iki hafta önce de İngiliz kuvvetleri, Cebelitarık yakınlarındaki bir İran petrol tankerini, Suriye’ye yönelik Avrupa Birliği (AB) yaptırımlarını ihlal ettiği gerekçesiyle alıkoymuştu.
Aynı zamanda İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, 9 Ekim’de ülkesinin nükleer silah üretmeye çalıştığını reddetti. Hamaney, İran’ın nükleer silah geliştirmeye adım attığını, ancak kullanımının “haram” olması sebebiyle bunu yapmayacaklarını açıkladı.
Hamaney’in geçen perşembe günü İran Atom Enerjisi Örgütü ve hükümete, nükleer anlaşmanın yükümlülüklerini azaltma hususunda ilan edilen programı devam ettirme talimatı vermişti.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise ülkesinin programının askeri boyutlardan “arındırıldığını” savunmak amacıyla uzun bir süre Hamaney’in “fetvasını” kullandı. Bununla birlikte İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) tabi olduğunu belirtti.
“Neden kullanımı haram olan bir şey üretelim?”
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) aktardığına göre Hamaney, 9 Ekim’de İranlı öğrencilerden oluşan bir kalabalığa konuşma yaparak, “Bunu yapma yeteneğimize rağmen, İslami öğretilere göre haram olması dolayısıyla nükleer silah üretmemeye kesin şekilde karar verdik. Neden kullanımı haram olan bir şey üretelim? Bir gün nükleer bir silahımız olsa bile onu kullanamayacağımız kesin” ifadelerini kullandı.
Başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın diplomatik istişarelerinin yeniden canlanacağı beklentisinin ortasında Zarif, bir kez daha Hamaney’in nükleer silah üretimi hakkında söylediklerine başvuracak gibi görünüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Tahran’ın nükleer silah arayışı ve Orta Doğu’daki yıkıcı politikalarından vazgeçmemesi durumunda yaptırımlarını sıkılaştıracağını söyleyerek, Tahran’daki baskıcı rejimin kana karşı susuzluğu hususunda uyarıda bulundu.
Avrupa, İran’ı suçladı
Üç Avrupa ülkesi geçen ayın sonlarında Trump’ın ifadelerine yakın bir tavır benimserken, nükleer dosya, balistik füze ve bölgesel meseleler hakkında yeni bir anlaşma yapılması çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada İran, Suudi Arabistan’ın kuzeyinde Saudi Aramco şirketinin iki tesisine saldırı düzenlemekle suçlandı.
Geçen cuma günü Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) baş koordinatörü Cornel Fetura, İran’ın açıklanmamış sorulara yanıt vermesi için baskı yapan kurumla işbirliğini geliştirdiğini belirtti. Ancak diplomatlar, açıklamanın belirtilmemiş bir yerde uranyum izleri bulunmasını da içerdiğini söyledi. Diplomatlar, İran’ın kurumla birlikte uranyum parçacıkları üzerinde durdurduğuna dikkati çekerken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Tahran’da “gizli bir atom silah deposu” bulunduğunu iddia etti.
Beyaz Saray, nükleer anlaşmadan geri çekilmesinden bir yıl sonra benzeri görülmemiş adımlar attı. Bu çerçevede ABD, Devrim Muhafızları’na bağlı birimleri uluslararası terör örgütleri kara listesine alarak, “aşırı baskıyla” dolu yeni bir dönem başlattı. Ayrıca Dini Lider Ali Hameney ve Dışişleri Bakanı Cevad Zarif yaptırım listesine alındı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe