İran: Devrim Muhafızları'nın planı Ruhani'nin yetkilerini azaltmak

Soldan sağa: İran'ın rejim lideri "Rehber" Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani
Soldan sağa: İran'ın rejim lideri "Rehber" Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani
TT

İran: Devrim Muhafızları'nın planı Ruhani'nin yetkilerini azaltmak

Soldan sağa: İran'ın rejim lideri "Rehber" Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani
Soldan sağa: İran'ın rejim lideri "Rehber" Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani

Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), bir sonraki İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce hükümet kurma yasasını değiştirmeyi planlıyor. Söz konusu plan, seçimlerde bakanlıkların adaylar arasında paylaşılmasını ve adayların koalisyon hükümeti kurmalarını hedefliyor. Yürürlükte olan kanun değişirse, oyların yüzde 10’unu alan adaylar, bakanlıklara adaylığını koyabilecek.
2017 seçimlerinde İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin seçildiği mevcut yasaya göre; dışişleri, savunma ve güvenlik bakanlarını kendisi seçen cumhurbaşkanı; yükseköğretim, eğitim, kültür ve medya bakanlıkları adayları Devrim Rehberi ile (Hamaney) de koordinasyon kuruyor.
Devrim Muhafızları ise Ruhani’nin politikalarını ve parlamento bloklarının inadını görmezden gelerek hükümetin oluşumunu cumhurbaşkanına ait ‘tek bir odaktan’ ayırmakta ısrar ediyor.
İran rejiminin lideri "Rehber" Ali Hamaney’e yakın akımlarla iç uzlaşmaya varması beklenen planın, parlamento sisteminin gözden geçirilmesini talep edenler ve İran cumhurbaşkanlığı sisteminin destekçileri arasında da orta yolu bulması bekleniyor.
Hamaney’in cumhurbaşkanlığı seçimlerinde geniş yetkileri var. Seçimlerdeki adayların likâyatlarını değerlendirmekten sorumlu birim olan İran Anayasa Koruma Konseyi’nin (Şurayı Nigehban) 12 üyesinden yarısı, Hamaney tarafından din adamları arasından seçiliyor. Diğer yarısı ise yine Hamaney’in rehberlik ettiği yargı başkanı tarafından hukukçular arasından seçiliyor.
Hamaney, geçtiğimiz hafta Devrim Muhafızları liderlerini dört duvar arasında kalmayıp sınır ötesi görüşüne sahip olmaları konusunda uyarmıştı.
Hükümetin cumhurbaşkanlığı adayları arasında paylaşımı planı, Devrim Muhafızları’nı terk ettikten sonra siyasete atılan adayların yıllar süren başarısızlığının ardından geldi. Tahran eski Belediye Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Devrim Muhafızları saflarından cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılan adaylardan sonuncusuydu. Ancak Galibaf, Hamaney’in makamı ve hilafeti için önde gelen adaylardan olan İran Yargı Başkanı İbrahim Reisi lehine geri çekilmişti. Galibaf, 2013 seçimlerinde 6 milyon oy alarak, 18 milyon oy alan Ruhani’nin ardından ikinci olmuştu.
Galibaf’tan önce ise, Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri ve İran Devrim Muhafızları'nın eski Komutanı Muhsin Rızai, art arda üç cumhurbaşkanlığı seçiminde aday gösterilmişti. Rızai, 2005 seçimlerinde ‘koalisyon hükümeti’ sloganını, 2009 seçimlerinde ise ‘kapsayıcı hükümet ve umut toplumu’ sloganını ortaya atmıştı. Ancak her iki seçimde de o sırada Hamaney’e yakın olan eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad tarafından mağlup edilmiş, 2013’te ise Ruhani tarafından yenilmişti.
Önceki seçimlerde Galibaf’ın ismi, olası bakan olarak düşünülüyordu. Reformcu gazeteler ise bu konuda daha da ileriye gidip Galibaf’ın İshak Cihangiri’nin yerine İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı olma olasılığı hakkında bilgi aktarmıştı. Meclis Başkanı Ali Laricani de Karayolu ve Ulaştırma Bakanlığı’nın Galibaf’a verilmesini önermişti.
İranlı yetkililer, Yeşil Hareketi protestolarının devam ettiği dönemdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mahmud Ahmedinejad zaferinin ilan edilmesi ve reformist taraflar Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi’ye Şubat 2011’de ev hapsi verilmesinin ardından gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çekişmelerinden korkuyor.
2011 yılının Ekim ayında Hamaney’in, başbakanlık görevlerinin gözden geçirilmesi hususundaki açıklamaları başkanlık sisteminin parlamenter sistemle değiştirilmesi konusunda birçok spekülasyona yol açmıştı. Söz konusu açıklamalarda Hamaney, “Günün birinde parlamenter sistemin hükümet yetkililerini seçmede daha iyi olduğunu düşünürsek mevcut mekanizmayı değiştirmekte sorun olmaz” demişti.
2017 yılı Ekim ayının başında, Hasan Ruhani’nin ikinci başkanlık dönemi için anayasa yemini etmesinden iki ay sonra parlamento üyeleri, anayasanın gözden geçirilmesi ve başkanlık sisteminin parlamenter sistem ile değiştirilmesi konusunda Hamaney’e bir mesaj yollamıştı. Parlamento İç Hukuk Özel Komitesi Başkanı İzzetullah Yusufyan Molla ise hükümet ile parlamento arasındaki ilişkilerin doğası hakkında korkularını dile getirerek “Parlamentodaki mevcut yasa ve kuralların denetlenmesi konusu, hükümetle yüzleşmek anlamına geliyor. Pek çok kişi, parlamenter ilişkilerin sorumluluk ve güven üzerinde kurulduğunu düşünüyor” dedi.
Muhafazakar hareket, sistemin değiştirilmesine itiraz etmiyor. Ancak Hamaney, mayıs sonunda yaptığı açıklamada “Parlamenter sistem, başkanlık sisteminden çok daha sorunlu” diyerek anayasanın gözden geçirilmesi için ayrıntılı bir tartışma gerçekleştirildiğine atıfta bulundu. İranlı analistler ise, İran birimlerinin yapısında köklü bir değişikliğin çok da uzak olduğunu düşünmüyor.
Başkanlık sisteminden parlamento sistemine geçilecek olması, hükümet oluşturmak için başbakanı parlamentonun seçeceği anlamına geliyor. Şuan ki sistemde ise seçilmiş başkan, kabine kurabiliyor.
Ruhani, çarşamba günü yaptığı açıklamada, parlamento seçimlerine herkesin katılması çağrısında bulunarak “Bütün akımlara zafer duygusunu tattırmalıyız. Herkesin seçimlere katılma fırsatı olmalı” dedi. Anayasa Koruma Konseyi sözcüsü ise “mevcut başkanın eski başkanlardan daha fazla yetkisinin olduğunu” ifade ederek Ruhani’yi eleştirdi.
İranlılar, cumhurbaşkanlığı seçiminden ve Ruhani'nin görev süresinin bitmesinden bir yıl önce Şubat 2020'de yeni parlamento seçimleri için sandık başına gidecek. Geçtiğimiz cumartesi günü; Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi ve Anayasa Koruma Konseyi temsilcileriyle beraber hükümet ve yargı temsilcileri kapalı kapılar ardında ‘ülkedeki yasama sisteminin kapsamlı politikaları’ üzerinde görüştü.
Politikalar, parlamentonun çıkardığı yasaları rejimin genel politikalarına uygun hale getirmeyi ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi ve Anayasa Koruma Konseyi ile işbirliği yapmayı amaçlıyor.
Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) ve Anayasa Koruma Konseyi’nin ‘İran’ın Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu’na (FATF)’ katılması hakkında çekinceleri bulunuyor. İran Hükümeti ise FATF standartlarına uyarak İran ve uluslararası bankacılık ilişkilerini kolaylaştırmak istiyor. Devrim Muhafızları liderleri, ABD yaptırımlarının sıkılaştırılmasıyla daha da kötüleşen İran ekonomisinde artık yalnızca radikal çözümler alınması konusunda hemfikirler.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe