ABD, Irak'taki varlığını güçlendirmek için protestolardan mı faydalandı?

ABD, Irak'taki varlığını güçlendirmek için protestolardan mı faydalandı?
TT

ABD, Irak'taki varlığını güçlendirmek için protestolardan mı faydalandı?

ABD, Irak'taki varlığını güçlendirmek için protestolardan mı faydalandı?

Muhammed Naci
Dünya, Suriye'nin kuzeydoğusundaki gelişmelerle, Bağdat ise ülkede siyasi sisteme karşı düzenlenen son yılların en büyük protesto gösterileriyle meşgulken ABD, bir taşla iki kuş vurarak, Irak’ın batısındaki askeri varlığını güçlendirmek için ortaya çıkan fırsattan fazlasıyla yararlandı.
Bin asker nakledildi
ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Türkiye ile Suriye’deki Kürtler arasında yaşanan gerilimler ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki hapishanelerde tutulan DEAŞ terör örgütü üyelerinin salıverilebileceği tehditleri karşısında Irak'ın Suriye ile olan sınırını güvence altına alma planlarına dair açıklamada bulurken, sürpriz bir şekilde Suriye'nin kuzeydoğusundan Irak'ın batısına bin ABD askerinin gönderildiğini duyurdu.
Bakan Esper, 19 Ekim 2019 Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Suriye’nin kuzeydoğusundaki ateşkes genel olarak tutarlı” ifadelerini kullandı. Ortadoğu ziyareti için yola çıkan Esper, uçakta gazetecilerin sorularının yanıtladı. Esper, Suriye’nin kuzeyinden çekilen ve Irak’ın batısına giden bin askerin, DEAŞ’la mücadeleye devam etmesi ve Irak’ın güvenliğini sağlamaya yardım etmesinin beklendiğini söyledi. ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundan çekilme faaliyetlerinin oldukça iyi bir şekilde devam ettiğini söyleyen Esper, “Günlerden değil, haftalardan bahsediyoruz” dedi.
Ulusal Güvenlik Konseyi acil toplandı
Esper’in açıklamalarından sonraki gün Başbakan Adil Abdulmehdi başkanlığında acil toplanan Irak Ulusal Güvenlik Konseyi, güvenlik güçlerinin ve sınır muhafızlarının Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki operasyonu sonrasında bu bölgedeki cezaevlerinden kaçan DEAŞ’lılar tarafından Suriye-Irak sınırında herhangi bir sızma olması ihtimaline karşı sınırları korumaya hazır hale getirilmelerini görüştü.
Konuyu takip eden kaynaklar, protesto gösterileri dosyasına odaklanılmasından dolayı ABD askerlerine ilişkin dosyasının toplantı gündeminde fazla yer tutmadığını belirtti.
Bağdat’ın bilgisi var
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre Irak hükümetinden bir yetkili, “Washington birkaç gün önce DEAŞ’ın tehlikeli olarak nitelenen üyelerinin SDG’nin kontrolündeki cezaevlerinden kaçtığını bildirerek, Bağdat’a ABD’nin Suriye ile Irak sınırını koruma konusunda ortak çabalarda bulunma planını sundu” dedi.
ABD’nin Irak'ın onayıyla bu planı sunduğuna dikkati çeken yetkili, “Planda ABD askeri personelinin mühimmat ve silahlarla Suriye'den Irak'a taşınması yer alıyor. Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi de bu planı bizzat onayladı” şeklinde konuştu.
Kuzeyden batıya geçiş
Açıklamalarını sürdüren yetkili şunları söyledi;

“Yeni ABD birlikleri, önce Duhok ve Erbil’deki askeri üslerde konuşlandırılacak, daha sonra Irak’ın batısına geçerek Suriye sınırındaki Anbar bölgesinde yer alan Habaniye Askeri Hava Üs ve Ayn el-Esed Askeri Üssü'ne konuşlanacaklar.”
ABD’nin sunduğu bu planda başka hedeflerin olup olmadığı sorusuna verdiği yanıtta ise yetkili, Irak’ın sadece kendi çıkarlarıyla ilgilendiğini vurguladı. Daha sonra 21 Ekim Pazartesi günü itibariyle ABD birliklerini Suriye'den Irak'a geçmeye başladığını belirtti.
Haşdi Şabi’den herhangi bir açıklama yapılmadı
Öte yandan İran’a yakınlığıyla bilinen Haşdi Şabi liderliğinden ABD’nin Irak’taki asker sayısında yaşanan bu beklenmeyen artış hakkında hiçbir açıklama yapılmadı. Ancak gözlemciler, Haşdi Şabi’nin 25 Ekim’de yapılması planlanan kitlesel protesto gösterileriyle meşgul olma sebebinin, protestoların Abdulmehdi hükümetini devirebileceğinden kaynaklandığını düşünüyorlar.
Haşdi Şabi’ye yakın iki yorumcu ise Cumartesi akşamı sona eren Erbain (Kırkıncı Gün) Anma Töreni’nin güvenliğini sağlamak için 7 bin Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) üyesinin Kerbela’ya girişine basının gösterdiği yoğun ilgiyle ABD birliklerinin Irak’a girişine gösterilen ilgisizliği kıyasladı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe