Bilim insanları evrenin genişleme hızını çok hassas biçimde hesapladı

Ekibin gelecekte daha iyi ölçümler yapmak için kullanmayı planladığı Cherenkov Teleskop Dizisi (Avrupa Uzay Ajansı)
Ekibin gelecekte daha iyi ölçümler yapmak için kullanmayı planladığı Cherenkov Teleskop Dizisi (Avrupa Uzay Ajansı)
TT

Bilim insanları evrenin genişleme hızını çok hassas biçimde hesapladı

Ekibin gelecekte daha iyi ölçümler yapmak için kullanmayı planladığı Cherenkov Teleskop Dizisi (Avrupa Uzay Ajansı)
Ekibin gelecekte daha iyi ölçümler yapmak için kullanmayı planladığı Cherenkov Teleskop Dizisi (Avrupa Uzay Ajansı)

Uluslararası bir astrofizik ekibi, en gelişmiş teknoloji ve teknikleri yeni bir yaklaşımla kullanarak evrenin en temel yasalarından birini yeniden ölçtü.
8 Kasım’da hakemli bilim dergisi The Astrophysical Journal’da yayımlanan ve dünyanın farklı coğrafyalarından 10 bilim insanının imzasını taşıyan yeni makalede, evrenin genişleme hızını ifade eden Hubble sabitinin yeni ölçümlerine yer verildi.
Clemson Üniversitesi’nin haberine göre üniversitenin fizik ve astronomi bölümünden doçent doktor Marco Ajello, “Kozmoloji evrenimizin evrimini kavramakla ilgilidir, geçmişte nasıl evrimleşti, şu anda ne yapıyor ve gelecekte neler olacak?” diye konuştu:
Bilgilerimiz mümkün olduğunca hassas ölçmeye çalıştığımız (Hubble Sabiti’nin de içinde yer aldığı) bir takım parametreye dayanıyor. Bu makalede, hem yörüngedeki hem de yer merkezli teleskoplardan elde edilen verileri analiz eden ekibimiz, evrenin ne kadar çabuk genişlediğine dair şimdiye kadarki en yeni ölçümlerden birini ortaya koydu.
Hubble Uzay Teleskobu’na da ismini veren ABD’li astronom Edwin Hubble (1889-1953), genişleyen evren fikrini ilk geliştiren bilim insanıydı. 20. yüzyılın başlarında çok sayıda galaksi bulunduğunu savunan ilk bilim insanlarından olan Hubble, yürüttüğü bir araştırmayla en ünlü keşfini yaptı: Galaksiler, aralarındaki mesafeyle orantılı olarak birbirinden uzaklaşıyordu. Yani, birbirinden daha uzak galaksilerin uzaklaşma hızları da daha yüksek oluyordu.
Hubble başlangıçta genişleme hızının her megaparseklik mesafe artışının saniyede 500 kilometrelik hız artışına karşılık geldiğini hesaplamıştı. Böylece aralarında 2 megaparsek uzaklık bulunan galaksilerin, aralarında 1 megaparsek olanlara göre birbirlerinden 2 kat daha hızlı uzaklaşacağı sonucuna vardı. Bu gözlem evrenin genişlediğini ilk kez kanıtlarken, Hubble’ın hesapladığı değer Hubble Sabiti ismiyle tarihe geçti.
Astronomlar o günden bu yana bu değeri daha iyi hesaplayarak düzeltmeye devam ediyor. Hızla gelişen teknoloji sayesinde ilk hesaplamalar ciddi oranda değişti. Genişleme hızı hesaplamaları bugün (büyük miktarda azaldı), megaparsek uzaklık başına saniyede 50’yle 100 kilometre aralığında değişiyor. Son on yılda Plank Uzay Teleskobu gibi son derece komplike cihazlarla ölçümlerin keskinliği artırılıyor.
Yeni makaledeyse araştırmacılar, Fermi Gama Işını Uzay Teleskobu’nu ve yeryüzündeki Atmosferik Cherenkov Teleskoplarını (IACT) elde edilen en güncel gama ışını zayıflama verilerini karşılaştırarak ve galaksi dışı arkaplan ışıması modellerini kullanarak hesaplamalarını yaptı. Bu yeni yaklaşımla yaklaşık her megaparsek mesafe için saniyede 67,5 kilometrelik bir hız hesaplandı. 
Gama ışınları, ışığın (elektromanyetik dalgaların) en yüksek enerjili biçimidir. Galaksi dışı arkaplan ışıması (Extragalactic background light, EBL) yıldızların yaydığı morötesi, görülebilir ve kızıl ötesi tüm ışıkların bir arada bulunduğu bir tür kozmik sise benzetilebilir. Gama ışınlarının EBL’yle etkileşime girdiği yerlerde bu sis kısmi olarak dağılıyor ve bu bilim insanlarına analizlerinde kullanabilecekleri gözlemlenebilir izler bırakmış oluyor.
Clemson Üniversitesi'nden fizik ve astronomi profesörü Dieter Hartmann, “Astronomi camiası, tüm farklı parametrelerle birlikte daha kesin kozmoloji ölçümleri yapmak için çok büyük miktarda para ve kaynak yatırıyor, Hubble Sabiti de bunlardan biri” diye konuştu:
Bu temel sabitleri kavrayışımız, şu anda bildiğimiz şekliyle evreni tanımlıyor. Yasaları kavrayışımız daha fazla hassaslaştıkça, evreni tanımlayışımız da daha kesin hale gelecek. Bu da yeni kavrayışlara ve keşiflere öncülük edecek.
Evrenin genişleyişine dair en yaygın analojilerden biri, üzerinde noktalar bulunan bir balon. Bu noktaların her biri bir galaksiyi temsil ediyor ve balon şiştikçe bu noktalar birbirinden gittikçe uzaklaşıyor.

Evrenin genişlesini anlatmak için balon benzetmesi sıklıkla kullanılıyor. Bu anaolojide balonun yüzeyi 3 boyutlu evrenimizi temsil ediyor ve üzerinde yer alan tüm nesneler birbirinden uzaklaşıyor
Clemson Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan, araştırma asistanı Desai, “Bazıları balonun zamanda belirli bir noktaya kadar şişeceğini ve ardından tekrar çökeceğini kuramsallaştırır. Ancak en yaygın kanı Evren’in her şey birbirinden çok uzak oluncaya ve gözlemlenebilir hiçbir ışık kalmayana dek genişlemeye devam edeceği yönünde” dedi:
“Bu noktada Evren soğuk bir ölümle karşılaşacak. Ancak bu endişe etmemiz gereken bir şey değil. Eğer yaşanan buysa, bunun olması bugünden trilyonlarca yıl sonra gerçekleşecek.”
Balonu şişiren nedir?
“Yıldızları, gezegenleri ve hatta bizi oluşturan madde, evrenin bütünlüklü bileşiminin sadece küçük parçalarıdır” diyen Ajello, sözlerini şöyle sürdürdü:
Evren’in büyük kısmı karanlık enerji ve karanlık maddeden ibarettir ve ‘balonu şişirenin’ karanlık enerji olduğunu düşünüyoruz. Karanlık enerji her şeyi birbirinden uzaklaştırarak itiyor. Nesneleri birbirine çeken kütle çekimiyse yerel ölçekte en güçlü kuvvettir, bazı galaksilerin (kendi içine) çökmeye devam etmesinin nedeni budur. Ancak kozmik uzaklıklarda baskın güç karanlık enerjidir.
Madrid Complutense Üniversitesi’nden makalenin başyazarı Alberto Dominguez de şunları ekledi:
Gama ışınlarını kozmoloji araştırmasında kullanmamız, dikkate değer bir şey. Tekniğimiz, evrenin elzem özelliklerini ölçmek için bağımsız bir strateji kullanmamıza olanak tanıyor.
Yeni araştırmada kullanılan tekniklerin çoğu Ajello ve meslektaşlarının yaptığı önceki çalışmalarda da kullanılmıştı. Independent Türkçe'de yer alan habere göre, daha önce Science’de yayımlanan bir projede Ajello ve ekibi, evrenin tarihi boyunca yıldızların yaydığı tüm ışığı ölçmeyi başarmıştı.
“Bildiğimiz şey galaksi dışı kaynaklardan Evren boyunca Dünya’ya yolculuk eden gama ışını fotonları, yıldız ışıklarından gelen fotonlarla etkileşime girdiklerinde sönümleniyor” diyen Ajello sözlerine şöyle devam etti:
Bu etkileşimin oranı (ışığın) evrende yolculuk ettiği mesafeye bağlı. Ve yolculuk ettikleri, genişlemeye bağlı olarak değişiyor. Eğer genişleme azsa kısa bir mesafe kat ediyorlar. Eğer genişleme fazlaysa çok uzun mesafe kat ediyorlar. Dolayısıyla ölçtüğümüz sönümlenmenin miktarı Hubble Sabiti’yle güçlü şekilde bağlantılı.
Araştırmacılar, kullandıkları yöntemi gelecekte Cherenkov Teleskop Dizisi (CTA) gibi kurulumu devam eden ve antenlerini uzaydan gelen gama ışınlarına çevirmiş teleskoplarla birleştirerek ölçümlerini daha fazla kesinleştirmeyi hedefliyor.



Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
TT

Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)

Microsoft, Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin, 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren müşterilere bulut bilişim yüklerini çalıştırma imkânı sunacağını açıkladı. Bu adım, ülkenin hızla ilerleyen dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Yeni bölge, kamu ve özel sektördeki kuruluşların uygulamalarını, bulut hizmetlerini ve yapay zekâ çözümlerini yerel olarak çalıştırmalarına olanak tanıyacak. Bölge, verilerin yerel olarak tutulması, düzenleyici uyumluluk gereksinimlerinin güçlendirilmesi, güvenlik seviyelerinin artırılması ve dijital uygulamalar ile hizmetlerin yanıt sürelerinin kısaltılması gibi avantajlar sunacak. Azure bölgesi, her biri enerji, soğutma ve ağ altyapısı bakımından bağımsız üç erişilebilirlik alanına sahip olacak. Bu yapı, yüksek güvenilirlik ve iş sürekliliğini desteklemeyi hedefliyor.

İnşaat aşamasından işletmeye kadar

Microsoft’un duyurusu, yıllarca süren hazırlık ve koordinasyon sürecinin ardından Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin inşaat ve hazırlık aşamasından geniş çaplı operasyonel kullanıma geçişini simgeliyor. Şirket daha önce, Ortadoğu’daki dijital ekonomiyi desteklemeye yönelik bölgesel yatırımları kapsamında Suudi Arabistan’da yerel bir bulut bölgesi oluşturma planlarını açıklamıştı.

Bu adım, Suudi Arabistan’ın dijital altyapıyı güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda, dijital dönüşüm ve bilgi temelli ekonomi önceliklerini destekliyor. Yeni bulut bölgesinin, enerji, sağlık, kamu hizmetleri ve finans gibi kritik sektörlerde bulut bilişim ve yapay zekâ uygulamalarının güvenli bir yerel ortamda benimsenmesini hızlandırması bekleniyor.

scdfrgt
Yeni bulut bölgesi, yerel veri depolama imkânı sağlayacak; güvenliği, mevzuata uygunluğu ve tepki süresini iyileştirecek. (Reuters)

Konuyla ilgili açıklama yapan Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah es-Savaha, yerel bulut bölgesinin, ülkede ileri düzey bir dijital altyapı oluşturulduğunu, yenilikçiliği desteklediğini ve rekabetçiliği artırdığını gösterdiğini belirtti. Bakan, bu adımın ileri teknolojiye dayalı bir ekonomiye geçişi destekleyen temel bir unsur olduğunu vurguladı.

Microsoft Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Şirket Başkanı Brad Smith ise Suudi Arabistan’daki bulut altyapısına yapılan yatırımın, şirketin ülkedeki dijital dönüşümü uzun vadeli olarak destekleme taahhüdünü yansıttığını ifade etti. Smith, yerel veri egemenliği ve yönetim gereksinimlerine uygun bulut hizmetleri sunmanın önemine dikkat çekti.

Suudi Arabistan bulut bölgesi, dünya genelinde onlarca bölgeden oluşan Azure ağına eklenerek, ülkedeki kurumların küresel ölçekte entegre bir bulut ekosistemine erişimini sağlıyor. Ayrıca gerektiğinde verilerin yerel olarak işlenip depolanmasına imkân tanıyor.

Yerel inovasyonu hızlandırmak

Suudi Arabistan’daki yeni bulut bölgesinin, hem start-up’lar hem de büyük şirketler için yeniliği hızlandırması bekleniyor. Bölge, kuruluşların yapay zekâ tabanlı uygulamalar, veri analitiği ve ileri dijital hizmetler geliştirmesine güvenilir bir ortamda olanak tanıyacak. Bu gelişme, yerel bulut kapasitesinin, düzenleyici gereklilikleri karşılamak ve iş esnekliğini artırmak açısından giderek artan önemini de ortaya koyuyor.

xsdfrgt
Bu adım, dijital dönüşümün olgun bir aşamasına işaret ediyor ve Suudi Arabistan’ın bölgesel dijital merkez olarak konumunu güçlendirmenin yolunu açıyor. (Shutterstock)

Duyuru teknik açıdan önemli bir adım olmasının yanı sıra, dijital dönüşüm sürecinde olgunluk aşamasına geçildiğinin göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Artık yatırımlar, yalnızca altyapı oluşturmaya odaklanmak yerine, dijital hizmetlerin geniş çaplı kullanımı için müşterilere güç sağlama yönüne kayıyor. 2026 sonunda beklenen operasyonel açılışla birlikte, Suudi Arabistan bulut kapasitesini genişleterek bölgesel bir dijital merkez olma hedefini destekleyecek.

Konuyla ilgili açıklama yapan Microsoft Arabistan Başkanı Turki Badhris, Suudi Arabistan’daki bölgenin 2026 dördüncü çeyreğinden itibaren bulut iş yüklerini çalıştırmaya hazır olmasının, kurumlara dijital yolculuklarını ve yapay zekâ odaklı planlamalarını daha net ve güvenle yürütme imkânı sunduğunu belirtti. Badhris, Microsoft’un hükümet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın iş birliği içinde çalışarak veri güncellemeleri, yönetişim güçlendirme ve yetenek geliştirme gibi adımlarla müşterilerin deneyimden operasyonel çalışmaya güvenle geçiş yapmalarını desteklediğini ifade etti. Badhris, bu başarının, şirketin Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektörde sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir dijital etki yaratma taahhüdünü yansıttığını vurguladı.

Geniş stratejik ortaklık

Microsoft’un Suudi Arabistan’daki bulut bölgesi duyurusu, şirketin ülkenin dijital dönüşümünde stratejik bir ortak olarak rolünü de güçlendiriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâ uygulamalarını güvenli, sorumlu ve geniş ölçekte hayata geçirmek için kurumları erken aşamada hazırlamayı hedefleyerek, küresel ölçekte bu alanda öncü bir konum elde etmeyi amaçlıyor.

Bu çerçevede Suudi şirketler, yapay zekâ deneylerini gerçek üretim ortamına taşıyarak yerel bulut altyapısının sağladığı güvenilir ortamdan yararlanmaya başladı.

Enerji ve su alanında faaliyet gösteren ACWA Power, operasyonlarını geliştirmek için Azure AI hizmetleri ve Microsoft Intelligent Data Platform’u kullanıyor. Şirket, özellikle sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak ileri analizler, öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uygulamalarıyla su işleme süreçlerini iyileştiriyor; bu sayede günlük olarak on binlerce yüzme havuzuna eşdeğer su tasarrufu sağlanıyor. Ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin uygulanması, enerji ve su hizmetlerinde neredeyse kesintisiz operasyon seviyelerinin korunmasına katkıda bulunuyor. Şirket, şimdi yapay zekâ üretkenliği alanında kullanım senaryolarını genişleterek sözleşme analizi ve teklif hazırlama gibi süreçlerde Microsoft 365 Copilot’u daha kapsamlı bir şekilde devreye almaya hazırlanıyor.

ty
Yerel bulut altyapısı, enerji, sağlık ve kamu hizmetleri gibi hayati sektörleri destekliyor. (Getty Images)

Qiddiya Investment Company, Microsoft 365 Copilot kullanımını yaygınlaştırarak ekiplerin e-posta özetleme, içerik üretme, veri analizi ve panolarla doğal dil üzerinden etkileşim kurmasını sağlıyor. Outlook, Word, Excel, PowerPoint ve Power BI uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen bu süreçler, Qiddiya’nın yüzlerce varlık ve yükleniciyi izleyerek fatura durumu, inşaat aşamaları, riskler ve gecikmeler hakkında anlık bilgi almasını mümkün kılıyor. Proje verilerinde terabaytlarca bilgiyi saniyeler içinde sorgulayabilme kapasitesi, 700’den fazla yüklenici ve on binlerce çalışan içeren ekosistemde karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Şirket, erken aşama denemelerden geniş çaplı yaygınlaştırmaya geçerken, eğitim programları ve standartlaştırma adımlarıyla araçların günlük iş akışına entegrasyonunu güçlendiriyor ve projenin kapsamını genişletmeye devam ediyor.


Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Nispeten daha ucuz yeni bir iPhone ve mevcut sürümün sorunlarını gideren bir Siri'nin yakında piyasaya sürüleceği bildirildi.

Şirket, geçen yıl piyasaya sürülen ve daha düşük fiyatlı bir Apple telefon modeli sunmak için eski donanımı kullanan iPhone 16e'nin ardından iPhone 17e'yi piyasaya sürmeyi planlıyor.

Bloomberg'e göre yeni model daha iyi bir işlemci (tam fiyatlı iPhone 17'yle aynı) ve Apple'ın kendi hücresel ve Wi-Fi çiplerini içerecek. Ayrıca daha ucuz modellerde ilk kez kablosuz MagSafe şarj özelliği de sunulacak.

Aynı habere göre 599 dolarlık fiyat değişmeyecek.

Aynı dönemde Apple, 2024 yazında Dünya Geliştiriciler Konferansı'nda ilk kez tanıtılan Siri özelliklerini güncelleyecek bir yazılım güncellemesi yayımlamayı planlıyor. Bu özellikler arasında soruları yanıtlamak için telefondaki başka yerlerden veri alan "kişisel bağlam" kullanma yeteneği ve Siri'nin ekranda olup bitenleri görüp kontrol etmesini sağlayacak bir özellik yer alacak.

Apple, bu özellikleri Apple Intelligence teklifinin bir parçası olarak büyük bir pazarlama ve gösterişle tanıtmıştı. Ancak daha sonra bunları telefona entegre etmekte zorlandı ve bu da aşırı vaatlerde bulunduğu veya yapay zekada geride kaldığı eleştirilerine yol açtı.

Daha sonra yapay zeka bölümünde bir dizi değişiklik yaşadı ve bu bölümden sorumlu yöneticisini kaybetti. Ayrıca asistanı geliştirmek amacıyla Google'la büyük bir iş birliği duyurdu ancak bu çalışmanın sonuçlarının ne zaman ortaya çıkacağı belirsiz.

Independent Türkçe


Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space