Merkel, Afrika'ya yatırım için daha fazla şeffaflık talep etti

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (ortada) ve İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ile birlikte (EPA)
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (ortada) ve İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ile birlikte (EPA)
TT

Merkel, Afrika'ya yatırım için daha fazla şeffaflık talep etti

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (ortada) ve İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ile birlikte (EPA)
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (ortada) ve İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ile birlikte (EPA)

2017 G20 toplantısında, Afrika kıtasında özel yatırım ve altyapı çalışmalarını teşvik etmek için Almanya’nın inisiyatifinde başlatılan “Afrika ile uyum” girişimi, beklentiyi karşılamadığı gerekçesiyle analistler tarafından eleştirildi. Almanya’nın başkenti Berlin, Afrika kıtasından 11 ülkenin katılımıyla son iki yıl içinde ikinci kez toplanan Afrika Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Zirve’nin açılış konuşmasında yaptığı açıklamada, Afrika kıtasındaki yatırımların teşviki için yolsuzlukla mücadele ve demokratik ilkelere bağlılığın gerekliliğine vurgu yaptı. Merkel aynı şekilde Alman yatırımcılara da Afrika’da yatırım yapma çağrısında bulundu.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Dünya Bankası’nın desteklediği ve Almanya’nın ana sponsor olduğu girişim şimdiye kadar Alman yatırımcıların yönünü Afrika’ya çevirmekte başarısız oldu. Rusya ve Çin ise kıtadaki yatırımlarını artırdı. Sadece Pekin yönetimi, kıtadaki altyapı çalışmaları kapsamında yüzlerce milyarlık dolar yatırım yaptı.
Afrika ülkelerinden Avrupa’ya yönelik göç akışını durdurmayı hedefleyen Almanya, Afrika’daki yaşam koşullarını iyileştirmek istiyor. Merkel, konuşmasında, Almanya ve Afrika’nın iklim değişikliği ve göçle ilgili meselelerde benzer zorluklarla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Almanya Başbakanı Merkel, yatırımların teşviki amacıyla Afrika ülkelerinin mali sistemlerini şeffaflaştırmak ve yönetim sistemini iyileştirmek için çalıştıklarını kaydetti.
Merkel, girişime katılan Afrikalı ülkelerin Avrupa ile serbest ticaret anlaşmasını imzalamayı istediklerini ancak bu durumun Afrika ülkelerinin hızlı nüfus artışı ve Sahel bölgesindeki terör gibi birçok sorunla yüzleşmesine bağlı olduğunu vurguladı.
İnsan hakları ihlali Mısır’a yatırım engelliyor
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, buradaki konuşmasında, ülkesine yatırım çağrısında ve bu yatırımların enerji ve iş gücünün Afrika geneline transferinin sağlanması için ‘istikrar unsuru’ olduğunu belirtti. Mısır, doğalgazın bölgedeki ana kaynağı olmak istiyor ve bu sektörü geliştirmek için de Avrupa merkezli projelerden faydalanıyor. Fakat Mısır’da insan hakları alanında yaşanan ihlaller nedeniyle Alman yatırımların bu ülkeye gitmesinde engel teşkil ediyor.
Girişimin başlatılmasından bir yıl sonra yani 2018’de zirvenin ilk toplantısına ev sahipliği yapan Almanya, 1 milyar Euro fon tahsis ettiğini duyurdu. Almanya Ekonomi Bakanlığı, 2015’ten geçtiğimiz yıla kadar Afrika kıtasına yapılan Alman yatırımların 1 milyar euroya ulaştı. Almanya Kalkınma Bakanlığı’nın verilerine göre, Afrika'nın en hızlı büyüyen 20 ekonomi arasında yer almakta ve kıta nüfusunun 2050’de ikiye katlayarak dünya nüfusunun yüzde 20'sini oluşturacağı tahmin ediliyor.
Almanya yatırımlarına rağmen Fransa ve İngiltere’nin gerisinde kaldı
Ekonomideki ilerleyişe rağmen Alman şirketlerinin kıtadaki yatırımlarının halen Fransa ve İngiltere merkezli şirketlerden geride kaldığı belirtiliyor. Alman şirketler, Afrika’da yatırımlar için birçok engelle karşılaşıyor. Bunların en başında da Almanya Merkez Bankası’nın kıtadaki yatırımların birçok risk taşıdığı gerekçesiyle kredi başvurularını reddetmesi geliyor.
Almanya merkezli Morgenpost gazetesine konuşan Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Müdürü Martin Wansleben “Yüksek bürokrasi, yolsuzluk ve güvenlik sorunları Alman firmalarının Afrika'daki ilk adımı atmasını engelliyor” dedi.
Almanya Kalkınma Bakanlığı, Tunus, Gana ve Fildişi Sahili merkezli 3 şirketle anlaşmaya vardığını, yakın zamanda da Fas, Senegal ve Etiyopya ile de anlaşma imzalamayı beklediklerini açıkladı. Almanya Kalkınma Bakanı Gerd Müller, ülkesinin özel yatırımlar kapsamında kıtada iş fırsatları yaratma ve eğitim imkanı sunma şartlarına bağlı olduğunu ancak kıtadaki devletlerden yatırımlara ön şart olarak düzgün bir yönetim sistemi kapsamında vergi mahkemelerinin kurulması, yolsuzlukla mücadele ve demokrasinin sağlanmasının gerekliliğine vurgu yaptı.
Bazı uzmanlar,  söz konusu ön şartlara rağmen planların başarılı olmadığı görüşünde. Alman Friedrich Ebert Vakfı’ndan Afrika Araştırmalar Merkezi'nde görevli uzman Prof. Dr. Robert Kappel ve ekonomi uzmanı Helmut Reisen, “Afrika ile uyum” adlı girişim üzerine yaptıkları araştırma raporunda girişimin başarısız olduğunu yazdı. Raporda, hem Afrika kıtasında yatırımların artmadığını hem de işgücü fırsatları konusunda belirlenen hedeflere ulaşılmadığı belirtildi. Raporda ayrıca Afrika ülkelerinin yatırım şartlarının çoğunu yerine getirmesine rağmen G-20 ülkelerinin kıtadaki yatırımlarının artmadığına dikkat çekildi.
Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesinin aktardığına göre, Almanya Maliye Bakanı Sözcüsü, girişimin başarıya ulaşıp ulaşmadığı hususunda erken yargıya varılmaması gerektiğini zira ekonomi politikasındaki değişimin zaman gerektirdiğini ifade etti.
Girişime muhalefet edenler de var. Alman basınında çıkan haberlere göre, Yeşiller Partisi’nin kalkınma işlerinde sorumlu sözcüsü Uwe Kekeritz, “Afrika ile uyum girişiminin başarıya ulaşmasına dair kanıt yok. Bunun nedeni, girişimin gerçek bir gelişme vizyonu sunmamasıdır. Özel yatırımlara odaklanmak kamu yararını riske atar” ifadelerini kullandı.



ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
TT

ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)

ABD'deki bir federal temyiz mahkemesi, 60 bin göçmenin daha sınır dışı edilebilmesini sağlayacak bir karar verdi.

ABD 9. Temyiz Mahkemesi'nin pazartesi duyurduğu kararla, Kaliforniya eyaletindeki bir federal yargıcın Honduras, Nepal ve Nikaragua'dan gelen göçmenler için aralık ayında aldığı sınır dışına karşı koruma hükmü geçici olarak kaldırıldı. 

Mahkeme, Donald Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşları için Geçici Koruma Statüsü'nü (Temporary Protected Status/TPS) uygulamama kararının meşru sebepleri olabileceğini kanıtlayabileceğini belirtti. 

ABD 9. Temyiz Mahkemesi, geçen sene görülen benzer bir davada Yüksek Mahkeme'nin TPS'den faydalanan yüz binlerce Venezuelalı göçmenin bu korumalardan mahrum bırakılmasına izin verdiğini hatırlattı. 

Son kararı oybirliğiyle veren mahkemenin üç yargıcı Trump, Cumhuriyetçi George W. Bush ve Demokrat Partili Bill Clinton tarafından atanmıştı. 

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, kararı X hesabında şöyle yorumladı:

TPS hiçbir zaman kalıcı olacak şekilde tasarlanmamıştı ama önceki yönetimler onu on yıllardır fiili olarak bir af programı gibi kullandı. Bu ülkelerin her birinde durumun iyileştiği göz önünde bulundurulduğunda onun geçici olduğuna hükmediyoruz.

Reuters, 89 bin kişinin bu karardan etkilenebileceğini bildirirken New York Times; 50 bini Honduraslı, 7 bini Nepalli, 3 bini de Honduraslı olmak üzere 60 bin civarında kişinin Geçici Koruma Statüsü kapsamında olduğunu aktarıyor. 

TPS; doğal afet, silahlı çatışma ve diğer olağanüstü durumlar yaşayan ülkelerin yurttaşlarına sınır dışı edilmeme istisnası tanıyor ve çalışma izni sağlıyor. 

Trump yönetimi, TPS kapsamındaki kişilerin sayısını çok azaltmayı hedefliyor.

San Francisco'daki ABD Bölge Yargıcı Trina Thompson aralıkta aldığı kararda Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşlarının memleketlerine geri dönmelerini sağlayacak koşulların oluştuğuna dair yeterli kanıtları sunmadığını ifade etmişti.  

Thompson, Noem ve Trump'ın göçmenleri suçlu gibi lanse eden ve komplo teorilerini destekleyen açıklamalarını hatırlatarak TPS uygulamalarından vazgeçilmesinde ırkçılığın etkili olabileceğini öne sürmüştü.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters

 


Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
TT

Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)

Wall Street Journal'ın (WSJ) bugün yayımladığı özel habere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) birlikte çalıştığı savunma şirketlerine yönelik baskısını artırdı.

Bu endüstrideki şirketlere önceki günlerde gönderilen mesajda, kontratlarındaki hükümleri yerine getirip getirmediklerinin dikkatli bir şekilde inceleneceği ve detaylı performans değerlendirmelerinin yapılacağı bildirildi. 

Donald Trump ocak ayında yayımladığı başkanlık emrinde, beklenenden daha düşük performans sergileyen savunma şirketlerinin kontratlarını iptal edebileceği tehdidini savurmuştu. 

Pentagon'un belirleyeceği şirketlere üretimdeki gecikmelere dair düzeltme planlarını göndermek için 15 gün tanınacağı da başkanlık emrinde belirtilmişti. 

Silah alımından sorumlu Pentagon müsteşarı Michael Duffey'nin 6 Şubat'ta gönderdiği e-postada şu ifadeler kullanıldı:

Bu başkanlık emri gereğince şirket performansını değerlendirmeye yönelik ilk incelemeleri tamamladık ve uyumsuzluk belirlemeleri yapacağımız kapsamlı soruşturma dönemine giriyoruz. Önümüzdeki karar döneminde belirlenen şirketlerle düzeltme planlarını başlatmak için temasa geçeceğiz.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell da The Hill'e yaptığı açıklamada bu şirketlerin üretim kapasitelerine yatırım yapıp yapmadıklarının denetlendiğini duyurdu. Trump yönetiminin bu hamlesi sonrasında şirketlerin performanslarını geliştirmeye başladığını öne sürdü. 

WSJ, savunma şirketlerinin Pentagon'un silah üretimini hızlandırma talebiyle, yatırımcıların temettü beklentisini aynı anda karşılamaya çalıştığını vurguladı.

Independent Türkçe, WSJ, The Hill


Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
TT

Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)

Japonya'da düzenlenen erken genel seçimde Başbakan Takaiçi Sanae'nin zafer elde etmesi Çin'le ilişkilerde gerginliği artırabilir. 

Sanae liderliğindeki Liberal Demokrat Parti (LDP), 8 Ocak'ta düzenlen seçimde Parlamento'nun alt kanadı Temsilciler Meclisi'ndeki 465 sandalyeden 352'sini kazanarak büyük bir başarıya imza attı.

Seçim öncesi 198 olan sandalye sayısını ciddi oranda artıran iktidar partisi, "nitelikli çoğunluk" kabul edilen 310 sandalye eşiğini de aşmış oldu. LDP, böylelikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Parlamento'da bu oranda bir temsil gücüne ulaşan ilk siyasi parti unvanını elde etti. 

Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim zaferini kutladığı Takaiçi'nin, özellikle Tayvan meselesi nedeniyle Çin'le yaşanan gerginliği tırmandırmasından endişeleniliyor. 

Tayvan'ın fiili Japonya Büyükelçisi Lee Yi-yang, Facebook'taki paylaşımında Takaiçi'yi tebrik ederek, zaferinin Japonya'nın Çin'in "tehdit ve baskılarından" korkmadığını gösterdiğini savundu.

Japonya merkezli düşünce kuruluşu Sasakawa Barış Vakfı'ndan Shingo Yamagami de X'teki paylaşımında seçimin "gizli gündeminin" Çin olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

Saldırgan eylemler ve ekonomik baskı karşısında Japonya boyun mu eğmeli yoksa dik mi durmalı? Japon halkı açıkça ikincisini seçti.

Reuters'ın analizinde, Japonya'nın ilk kadın başbakanının savunma harcamalarını daha da artırabileceğine dikkat çekiliyor. Takaiçi, bu harcamaları hızlandırıp mart sonuna kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 2'sine çıkarmayı düşünüyor. 

Tokyo yönetimi, muhtemelen yıl sonuna kadar askeri harcamaları daha da artıracak yeni bir ulusal güvenlik stratejisi oluşturmayı hedefliyor. Böylelikle sözkonusu harcamalar GSYH'nin yüzde 3'üne ulaşabilir. 

Analizde, Takaiçi hükümetinin Anayasa'da değişikliğe giderek Japon Öz Savunma Kuvvetleri'ni resmi ordu olarak kabul edebileceğine de dikkat çekiliyor. Japonya Anayasası'nın 9. maddesi gereğince ülke hukuki olarak resmi bir silahlı kuvvetlere sahip değil. 

Takaiçi, ülkesinin II. Dünya Savaşı'ndaki mağlubiyetinin ardından ABD'nin kontrolü altında hazırlanan maddeyle ilgili değişikliğe gitmesi halinde, Parlamento'nun üst kanadı Senato'nun üçte ikisinin oyunu ve referandumla halkın onayını alması gerekiyor. LDP, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elinde tutsa da Senato'da durum böyle değil. 

Tokyo-Pekin çekişmesi

Pekin ve Tokyo'yu karşı karşıya getiren gerginlik, Takaiçi'nin Parlamento'da 7 Kasım'da düzenlenen oturumda yaptığı açıklamayla patlak vermişti. 

Takaiçi, Tayvan Boğazı'na yönelik muhtemel müdahaleyi "ülkesini tehdit eden bir hareket" olarak göreceğini, böyle bir durumda askeri güç kullanılabileceğini belirtmişti. Böylelikle ilk kez bir Japon başbakanı, Tayvan'ın işgali halinde ülkenin askeri müdahalede bulunacağını açıkça söylemişti. 

Pekin yönetimiyse Takaiçi'den sözlerini geri almasını istemiş, başbakan bunu reddedince Japonya'nın Pekin Büyükelçisi Kenji Kanasugi'yi çağırarak Tokyo'ya protesto notası vermişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, pazartesi günü yayımladığı açıklamada, Takaiçi'ye tekrar sözlerini geri alması çağrısı yaptı. 

Açıklamada, Japonya'yı "militarizmin hatalarını tekrarlamak yerine barışçıl kalkınma yolunu izlemeye çağırıyoruz" dendi.

Independent Türkçe, Reuters, Global Times