Hindistan'dan provokatif Keşmir haritası

Bin 145 yeni polis gücü, bölgedeki yeni durum çerçevesinde Himalaya güvenlik güçlerinin saflarına katılmak üzere eğitiliyor (AFP)
Bin 145 yeni polis gücü, bölgedeki yeni durum çerçevesinde Himalaya güvenlik güçlerinin saflarına katılmak üzere eğitiliyor (AFP)
TT

Hindistan'dan provokatif Keşmir haritası

Bin 145 yeni polis gücü, bölgedeki yeni durum çerçevesinde Himalaya güvenlik güçlerinin saflarına katılmak üzere eğitiliyor (AFP)
Bin 145 yeni polis gücü, bölgedeki yeni durum çerçevesinde Himalaya güvenlik güçlerinin saflarına katılmak üzere eğitiliyor (AFP)

Yeni Delhi, Keşmir bölgesini Hindistan sınırları içerisinde gösteren bir harita yayınladı.
Hindistan yönetimi, Keşmir’i Hindistan’ın sınırları içerisinde gösteren yeni bir harita yayınladı.
Cammu Keşmir eyaleti, biri Yeni Delhi’nin merkezi kontrolünde olmak üzere iki federal bölgeye (Cammu Keşmir ve Ladakh Birlik Toprağı) bölünmüş durumda. Bölgeye ilişkin büyük değişiklik, Yeni Delhi’nin 5 Ağustos’ta Cammu Keşmir’in sahip olduğu özel statüyü iptal etmesinden 86 gün sonra geçen hafta gerçekleşti. Keşmir’e getirilen büyük iç kısıtlamalar, uluslararası arenada büyük bir ilgiyle takip edildi. İki federal bölgeye dönüştürülen eyalete ilişkin bu durum, Hindistan tarihinde ilk kez görüldü. Yeni harita, iki federal bölgenin yeni coğrafi sınırlarını gösteriyor. 1947 yılındaki bağımsızlıklarından bu yana Hindistan ve Pakistan, Keşmir’in egemenliği konusunda anlaşmazlık yaşıyor. Son yaşananlar ise iki ülke arasındaki savaşı alevlendirdi ve son 30 yılda tanık olunan şiddet olaylarının tekrarlanmasına yol açtı.
Uzun tarihi boyunca Pakistan, Hinduizm, Budizm ve İslam’ın  kalesi oldu.
Cammu Keşmir’e ilişkin yeni değişiklikler
Eyaleti iki federal bölgeye bölme kararı, Cammu Keşmir Anayasası ve eyalette geçerli Ranbir Ceza Yasası’nın sonlandırılması da dahil yasal, idari ve siyasi sonuçlara yol açtı.  Hükümet ayrıca, Cammu Keşmir’in federal iki bölge olarak kalmayacağını ve bölgelerin statülerinin, doğal atmosferin geri dönüşü sonrasında uygun bir vakitte yeniden sağlanacağını açıkladı. Cammu Keşmir’in yeniden düzen yasası, 83 seçim dairesine sahip. Seçim Komisyonunun, Cammu Keşmir’de atama ve tahsis uygulamalarını yürütmesi bekleniyor. Yasa, 107 sandalyeye (Pakistan tarafından yönetilen Keşmir bölgesindeki 24 sandalye de dahil) sahip Cammu Keşmir Konseyi’nin, atama kararı sonrasında 114 sandalyeye sahip olması bekleniyor. Cammu Keşmir Konseyi’nin çalışma dönemi, önceki 6 yıllık süreye kıyasla 5 yıl olarak devam edecek.
Cammu Keşmir federal bölgeleri, Hindistan parlamentosu içerisinde 5 milletvekili ile katılırken, Ladakh 2 milletvekili ile katılacak. Cammu Keşmir Yasama Konseyi ise iptal edildi.
Bugün kadınlar, şeriat yasalarına uymama özgürlüğüne de sahipler. Keşmirli kadınlar, ülkenin diğer bölgelerinden bir erkekle evlenmeleri halinde de miras haklarından mahrum kalmayacaklar. Pakistan vatandaşları, daha önce normal bir prosedür olan, Keşmir’de bir kadınla evlenerek (ya da kadın bir erkekle evlenerek) Hindistan vatandaşlığı kazanma hakkına sahip olamayacak.
Hindistan’da yayın yapan Hindustan Times gazetesinde yayınlanan bir makalede, yeni kararlara ilişkin, “Şu an, yeni bir başlangıç yapmak için ilgili herkes açısından uygun bir vakit. Eksendeki ilk taraf olarak Hindistan hükümeti, yeni duruma yumuşak bir geçiş sağlamak üzere birincil sorumluluğa sahip. Yeni Delhi, kalkınma çabalarını ve ekonomik refahı güçlendirmek için vaatlerini yerine getirmek zorunda. En savunmasız gruplar arasında adaleti sağlamak için ilerici yasal değişiklikleri kabul etmek zorunda. Bunların yanı sıra her iki bölgenin halklarının temel haklarını güvence altına alarak, liderleri serbest bırakarak ve seçimler düzenleyerek siyasi süreci yeniden başlatmak zorunda” ifadelerine yer verildi.
Öte yandan Yeni Delhi Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında Yardımcı Doçent Sonali Chitalkar, “Keşmir halkı, bu durumdaki ana taraftır. Hindistan’ın ayrılıkçı eğilimlere asla tahammül etmeyeceğini, Cammu Keşmir’in birliğin ayrılmaz bir parçası olarak kalacağını ve 370. maddenin geri dönülmez bir şekilde sonlandırıldığını anlamaları gerekiyor. Keşmirliler, bunu ne kadar erken fark ederlerse, o kadar iyi. Yeni Delhi, federal bölge statüsünün sonsuza dek sürmeyeceğini açıkça belirtmişti. Keşmir siyasi oluşumları, eyaletin statüsünü yeniden kazanma mücadelesinde, bunu demokratik bir siyasi çerçevede bir sonraki adım olarak görmek zorundadır” değerlendirmesinde bulundu.
Bölünme sesleri
Hindistan Başbakanı Narendra Modi hükümeti, tüm ulusal ve uluslararası platformlarda, Cammu Keşmir’in özel statüsünü kaldırma eyleminin, Keşmir’i Hindistan’ın geri kalanına “entegre etmek” anlamına geldiğini, ancak bazı incelemelere ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Bununla birlikte Keşmir halkının çoğunluğunun, Hindistan ile “entegrasyonun”, yaşam standartlarında yeni bir kalkınma ve iyileşme aşamasının başlangıcını temsil etmediğine inandığı açık.
Örneğin Cuneyd isimli bir iş insanı, “Keşmir’i federal bir bölgeye dönüştürmenin fayda sağlayacağına inanmıyorum. Bölge, hükümet faaliyetlerinin yüzde 10’una bile sahip değil. Şu an bu karar, bu oranın sıfıra inmesine neden olacak. Bugün bile yetkililer, söz vermeye devam ediyor. Yalnızca Allah, 1990’lardan bu yana verilen sözlerin boyutunu bilebilir” ifadelerini kullandı.
Keşmir’in Müslüman toplumundan birçok vatandaş ve yerel aktivist de bölgenin bir zamanlar bir eyalet olduğunu ve özel bir statüyle özel anayasal korumalara sahip olduğunu belirtti. Bu vatandaşlar arasında yer alan Muhammed Yusuf, “En büyük üzüntümüz, böyle bir kararın bizimle uzlaşı sağlanmadan alınmasıdır. Ben, Pakistan yandaşı değilim. Ama bize ne olacağını söylemek zorundalar” dedi. Söz konusu vatandaşlar, Modi hükümetinin, Keşmir halkıyla yakınlaşma çağrısı yaparken, hükümetten topraklarına ve işlerine yönelik güvenceler duymak istediklerini, ayrıca kendilerine, ülkenin vatandaşı olduklarının ve diğer vatandaşlar için mevcut olan kalkınma ve refah fırsatlarının tümümü hak ettiklerinin hissettirilmesini istediklerini söylüyorlar. Bu çerçevede hükümetin, başta çeşitli suçlamalarla gözaltına alınan öğrenciler olmak üzere özellikle de gençlere odaklanması çağrısı yapılıyor.
Kimliğinin verilmesini istemeyen bir Keşmirli, bölge halkı bu dönüşümün yaşam koşullarının iyileştirilmesine katkı sağlamasını umduğunu ifade etti. Vatandaş, “Son üç aydır çocuklarımız okula gitmiyor. Eyaletten federal bölgeye geçişin neden olacağı farkları bilmiyoruz. Ama bu, şu an bize, kimliklerimizi kaybetmek demek gibi geliyor” dedi. Ancak Gujjar-Bakarwal aşiretinden Dr. Cavid Rahi, iyimser bir yaklaşımla, “Daha önce uygun yasalara sahip değildik. 1991 yılında uzun bir mücadele verdikten sonra kabilenin statüsünü kazanmamıza rağmen, ülkenin başka bölgelerinde kayıtlı olan kabilelerin sahip olduğu korumalara sahip değildik. Bugün, yeni bir ilerleme, kalkınma ve fırsat eşitliği çağının eşiğinde olduğumuzu hissediyoruz. Bununla birlikte eyaletin statüsünü koruyabilirsek, durumun daha iyi olacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu. Ladakh’tan bir Budist olan Marub Stanzen de “Bölgesel Birlik statüsüne sahip olduğumuz için mutluyuz. Çünkü Ladakh tarihinde yeni bir döneme giriyoruz” dedi.
Siyasi alternatif
Yeni Delhi, Keşmir içerisinde yeni bir siyasi alternatif oluşturmaya çalışırken, bazı üst düzey ve genç politikacılar ise yeni dönem için sabırsızlanıyor. Bu politikacılar aynı zamanda, vatandaşlarla yeni bir diyaloğa başlamak ve Yeni Delhi’yle işbirliğine girmek için hazırlar. Bir grup önde gelen Keşmirli politikacının yanı sıra bölgeden işadamları ve aktivistler, Hindistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Ajit Duval tarafından düzenlenen öğle yemeği sırasında Avrupa Parlamentosu (AP) üyelerinden oluşan resmi olmayan bir heyet ile bir araya geldiklerinde, bu yöndeki ilk sinyalleri de vermiş oldu. Vaktin hala erken olmasına rağmen Yeni Delhi, görüşmelerin yeniden başlatılmasını ve Keşmir’deki ana akımı oluşturan siyasi partilerin neredeyse tüm politikacılarının ve üst düzey üyelerinin tutuklanmasının ardından oluşan siyasi boşluğun doldurulmasını umut ediyor. AP heyetiyle görüşenler arasında yer alan Cammu Keşmir’in eski yerel Başbakan yardımcısı Munzir Beh, “Siyasi liderlerle ve sivil toplum unsurlarıyla görüşecek ve bakış açımızı dile getireceğiz. Daha sonra bunu, Hindistan hükümetine belirteceğiz. Bugün veya yarın değil, öngörülebilir gelecekte eyaletin statüsünde görev almak istediğimizi belirtmemiz gerektiği kanaatindeyim” açıklamasında bulundu. Hükümet, belediye kurumlarından yeni nesil siyasi liderlerin yükselişine güven duyuyor. Bu çerçevede geçen yılki seçimlerde yarışan, Baramulla kentinden genç ve hırslı bir siyasi eylemci olan Tausif Reyna, “Herhangi bir siyasi alternatif, yeni bir vizyon, daha iyi bir anlayış ve Keşmir’i bu kaostan kurtarma yolu mevcutsa eğer, bu partinin bir parçası olmaktan mutluluk duyacağız” ifadelerini kullandı.
Hindistan, anayasanın yarım asırdan uzun süredir Cammu Keşmir'e ayrıcalık tanıyan 370'inci maddesini 5 Ağustos'ta iptal ederek bölgenin özel statülü yapısını ortadan kaldırmış ve eyaleti ikiye bölmüştü.
Eyalet, 31 Ekim'de resmi olarak merkeze bağlı Cammu Keşmir ve Ladakh, "Birlik Toprağı" statüsünde iki bölgeye ayrılmıştı.
Kararın ardından Hint güvenlik güçleri, Cammu Keşmir'de asayiş operasyonlarını ve halk üzerindeki baskıları yoğunlaştırmış, bölgedeki tüm yerel partilerin yöneticileri ve üyeleri gözaltına alınmıştı.
İngiltere'den bağımsızlığın kazanıldığı 1947'den bu yana Cammu Keşmir, kendi yasalarını çıkarabilen ayrıcalıklı konumdaydı. Bu özel statü, yabancıların bölgeye yerleşmesine ve mülk edinmesine izin vermeyen vatandaşlık yasasını da içeriyordu.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.