Hindistan'dan provokatif Keşmir haritası

Bin 145 yeni polis gücü, bölgedeki yeni durum çerçevesinde Himalaya güvenlik güçlerinin saflarına katılmak üzere eğitiliyor (AFP)
Bin 145 yeni polis gücü, bölgedeki yeni durum çerçevesinde Himalaya güvenlik güçlerinin saflarına katılmak üzere eğitiliyor (AFP)
TT

Hindistan'dan provokatif Keşmir haritası

Bin 145 yeni polis gücü, bölgedeki yeni durum çerçevesinde Himalaya güvenlik güçlerinin saflarına katılmak üzere eğitiliyor (AFP)
Bin 145 yeni polis gücü, bölgedeki yeni durum çerçevesinde Himalaya güvenlik güçlerinin saflarına katılmak üzere eğitiliyor (AFP)

Yeni Delhi, Keşmir bölgesini Hindistan sınırları içerisinde gösteren bir harita yayınladı.
Hindistan yönetimi, Keşmir’i Hindistan’ın sınırları içerisinde gösteren yeni bir harita yayınladı.
Cammu Keşmir eyaleti, biri Yeni Delhi’nin merkezi kontrolünde olmak üzere iki federal bölgeye (Cammu Keşmir ve Ladakh Birlik Toprağı) bölünmüş durumda. Bölgeye ilişkin büyük değişiklik, Yeni Delhi’nin 5 Ağustos’ta Cammu Keşmir’in sahip olduğu özel statüyü iptal etmesinden 86 gün sonra geçen hafta gerçekleşti. Keşmir’e getirilen büyük iç kısıtlamalar, uluslararası arenada büyük bir ilgiyle takip edildi. İki federal bölgeye dönüştürülen eyalete ilişkin bu durum, Hindistan tarihinde ilk kez görüldü. Yeni harita, iki federal bölgenin yeni coğrafi sınırlarını gösteriyor. 1947 yılındaki bağımsızlıklarından bu yana Hindistan ve Pakistan, Keşmir’in egemenliği konusunda anlaşmazlık yaşıyor. Son yaşananlar ise iki ülke arasındaki savaşı alevlendirdi ve son 30 yılda tanık olunan şiddet olaylarının tekrarlanmasına yol açtı.
Uzun tarihi boyunca Pakistan, Hinduizm, Budizm ve İslam’ın  kalesi oldu.
Cammu Keşmir’e ilişkin yeni değişiklikler
Eyaleti iki federal bölgeye bölme kararı, Cammu Keşmir Anayasası ve eyalette geçerli Ranbir Ceza Yasası’nın sonlandırılması da dahil yasal, idari ve siyasi sonuçlara yol açtı.  Hükümet ayrıca, Cammu Keşmir’in federal iki bölge olarak kalmayacağını ve bölgelerin statülerinin, doğal atmosferin geri dönüşü sonrasında uygun bir vakitte yeniden sağlanacağını açıkladı. Cammu Keşmir’in yeniden düzen yasası, 83 seçim dairesine sahip. Seçim Komisyonunun, Cammu Keşmir’de atama ve tahsis uygulamalarını yürütmesi bekleniyor. Yasa, 107 sandalyeye (Pakistan tarafından yönetilen Keşmir bölgesindeki 24 sandalye de dahil) sahip Cammu Keşmir Konseyi’nin, atama kararı sonrasında 114 sandalyeye sahip olması bekleniyor. Cammu Keşmir Konseyi’nin çalışma dönemi, önceki 6 yıllık süreye kıyasla 5 yıl olarak devam edecek.
Cammu Keşmir federal bölgeleri, Hindistan parlamentosu içerisinde 5 milletvekili ile katılırken, Ladakh 2 milletvekili ile katılacak. Cammu Keşmir Yasama Konseyi ise iptal edildi.
Bugün kadınlar, şeriat yasalarına uymama özgürlüğüne de sahipler. Keşmirli kadınlar, ülkenin diğer bölgelerinden bir erkekle evlenmeleri halinde de miras haklarından mahrum kalmayacaklar. Pakistan vatandaşları, daha önce normal bir prosedür olan, Keşmir’de bir kadınla evlenerek (ya da kadın bir erkekle evlenerek) Hindistan vatandaşlığı kazanma hakkına sahip olamayacak.
Hindistan’da yayın yapan Hindustan Times gazetesinde yayınlanan bir makalede, yeni kararlara ilişkin, “Şu an, yeni bir başlangıç yapmak için ilgili herkes açısından uygun bir vakit. Eksendeki ilk taraf olarak Hindistan hükümeti, yeni duruma yumuşak bir geçiş sağlamak üzere birincil sorumluluğa sahip. Yeni Delhi, kalkınma çabalarını ve ekonomik refahı güçlendirmek için vaatlerini yerine getirmek zorunda. En savunmasız gruplar arasında adaleti sağlamak için ilerici yasal değişiklikleri kabul etmek zorunda. Bunların yanı sıra her iki bölgenin halklarının temel haklarını güvence altına alarak, liderleri serbest bırakarak ve seçimler düzenleyerek siyasi süreci yeniden başlatmak zorunda” ifadelerine yer verildi.
Öte yandan Yeni Delhi Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında Yardımcı Doçent Sonali Chitalkar, “Keşmir halkı, bu durumdaki ana taraftır. Hindistan’ın ayrılıkçı eğilimlere asla tahammül etmeyeceğini, Cammu Keşmir’in birliğin ayrılmaz bir parçası olarak kalacağını ve 370. maddenin geri dönülmez bir şekilde sonlandırıldığını anlamaları gerekiyor. Keşmirliler, bunu ne kadar erken fark ederlerse, o kadar iyi. Yeni Delhi, federal bölge statüsünün sonsuza dek sürmeyeceğini açıkça belirtmişti. Keşmir siyasi oluşumları, eyaletin statüsünü yeniden kazanma mücadelesinde, bunu demokratik bir siyasi çerçevede bir sonraki adım olarak görmek zorundadır” değerlendirmesinde bulundu.
Bölünme sesleri
Hindistan Başbakanı Narendra Modi hükümeti, tüm ulusal ve uluslararası platformlarda, Cammu Keşmir’in özel statüsünü kaldırma eyleminin, Keşmir’i Hindistan’ın geri kalanına “entegre etmek” anlamına geldiğini, ancak bazı incelemelere ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Bununla birlikte Keşmir halkının çoğunluğunun, Hindistan ile “entegrasyonun”, yaşam standartlarında yeni bir kalkınma ve iyileşme aşamasının başlangıcını temsil etmediğine inandığı açık.
Örneğin Cuneyd isimli bir iş insanı, “Keşmir’i federal bir bölgeye dönüştürmenin fayda sağlayacağına inanmıyorum. Bölge, hükümet faaliyetlerinin yüzde 10’una bile sahip değil. Şu an bu karar, bu oranın sıfıra inmesine neden olacak. Bugün bile yetkililer, söz vermeye devam ediyor. Yalnızca Allah, 1990’lardan bu yana verilen sözlerin boyutunu bilebilir” ifadelerini kullandı.
Keşmir’in Müslüman toplumundan birçok vatandaş ve yerel aktivist de bölgenin bir zamanlar bir eyalet olduğunu ve özel bir statüyle özel anayasal korumalara sahip olduğunu belirtti. Bu vatandaşlar arasında yer alan Muhammed Yusuf, “En büyük üzüntümüz, böyle bir kararın bizimle uzlaşı sağlanmadan alınmasıdır. Ben, Pakistan yandaşı değilim. Ama bize ne olacağını söylemek zorundalar” dedi. Söz konusu vatandaşlar, Modi hükümetinin, Keşmir halkıyla yakınlaşma çağrısı yaparken, hükümetten topraklarına ve işlerine yönelik güvenceler duymak istediklerini, ayrıca kendilerine, ülkenin vatandaşı olduklarının ve diğer vatandaşlar için mevcut olan kalkınma ve refah fırsatlarının tümümü hak ettiklerinin hissettirilmesini istediklerini söylüyorlar. Bu çerçevede hükümetin, başta çeşitli suçlamalarla gözaltına alınan öğrenciler olmak üzere özellikle de gençlere odaklanması çağrısı yapılıyor.
Kimliğinin verilmesini istemeyen bir Keşmirli, bölge halkı bu dönüşümün yaşam koşullarının iyileştirilmesine katkı sağlamasını umduğunu ifade etti. Vatandaş, “Son üç aydır çocuklarımız okula gitmiyor. Eyaletten federal bölgeye geçişin neden olacağı farkları bilmiyoruz. Ama bu, şu an bize, kimliklerimizi kaybetmek demek gibi geliyor” dedi. Ancak Gujjar-Bakarwal aşiretinden Dr. Cavid Rahi, iyimser bir yaklaşımla, “Daha önce uygun yasalara sahip değildik. 1991 yılında uzun bir mücadele verdikten sonra kabilenin statüsünü kazanmamıza rağmen, ülkenin başka bölgelerinde kayıtlı olan kabilelerin sahip olduğu korumalara sahip değildik. Bugün, yeni bir ilerleme, kalkınma ve fırsat eşitliği çağının eşiğinde olduğumuzu hissediyoruz. Bununla birlikte eyaletin statüsünü koruyabilirsek, durumun daha iyi olacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu. Ladakh’tan bir Budist olan Marub Stanzen de “Bölgesel Birlik statüsüne sahip olduğumuz için mutluyuz. Çünkü Ladakh tarihinde yeni bir döneme giriyoruz” dedi.
Siyasi alternatif
Yeni Delhi, Keşmir içerisinde yeni bir siyasi alternatif oluşturmaya çalışırken, bazı üst düzey ve genç politikacılar ise yeni dönem için sabırsızlanıyor. Bu politikacılar aynı zamanda, vatandaşlarla yeni bir diyaloğa başlamak ve Yeni Delhi’yle işbirliğine girmek için hazırlar. Bir grup önde gelen Keşmirli politikacının yanı sıra bölgeden işadamları ve aktivistler, Hindistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Ajit Duval tarafından düzenlenen öğle yemeği sırasında Avrupa Parlamentosu (AP) üyelerinden oluşan resmi olmayan bir heyet ile bir araya geldiklerinde, bu yöndeki ilk sinyalleri de vermiş oldu. Vaktin hala erken olmasına rağmen Yeni Delhi, görüşmelerin yeniden başlatılmasını ve Keşmir’deki ana akımı oluşturan siyasi partilerin neredeyse tüm politikacılarının ve üst düzey üyelerinin tutuklanmasının ardından oluşan siyasi boşluğun doldurulmasını umut ediyor. AP heyetiyle görüşenler arasında yer alan Cammu Keşmir’in eski yerel Başbakan yardımcısı Munzir Beh, “Siyasi liderlerle ve sivil toplum unsurlarıyla görüşecek ve bakış açımızı dile getireceğiz. Daha sonra bunu, Hindistan hükümetine belirteceğiz. Bugün veya yarın değil, öngörülebilir gelecekte eyaletin statüsünde görev almak istediğimizi belirtmemiz gerektiği kanaatindeyim” açıklamasında bulundu. Hükümet, belediye kurumlarından yeni nesil siyasi liderlerin yükselişine güven duyuyor. Bu çerçevede geçen yılki seçimlerde yarışan, Baramulla kentinden genç ve hırslı bir siyasi eylemci olan Tausif Reyna, “Herhangi bir siyasi alternatif, yeni bir vizyon, daha iyi bir anlayış ve Keşmir’i bu kaostan kurtarma yolu mevcutsa eğer, bu partinin bir parçası olmaktan mutluluk duyacağız” ifadelerini kullandı.
Hindistan, anayasanın yarım asırdan uzun süredir Cammu Keşmir'e ayrıcalık tanıyan 370'inci maddesini 5 Ağustos'ta iptal ederek bölgenin özel statülü yapısını ortadan kaldırmış ve eyaleti ikiye bölmüştü.
Eyalet, 31 Ekim'de resmi olarak merkeze bağlı Cammu Keşmir ve Ladakh, "Birlik Toprağı" statüsünde iki bölgeye ayrılmıştı.
Kararın ardından Hint güvenlik güçleri, Cammu Keşmir'de asayiş operasyonlarını ve halk üzerindeki baskıları yoğunlaştırmış, bölgedeki tüm yerel partilerin yöneticileri ve üyeleri gözaltına alınmıştı.
İngiltere'den bağımsızlığın kazanıldığı 1947'den bu yana Cammu Keşmir, kendi yasalarını çıkarabilen ayrıcalıklı konumdaydı. Bu özel statü, yabancıların bölgeye yerleşmesine ve mülk edinmesine izin vermeyen vatandaşlık yasasını da içeriyordu.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.