Hafter, Trablus hava sahasını uçuşa yasak bölge ilan etti

Hafter, Trablus hava sahasını uçuşa yasak bölge ilan etti
TT

Hafter, Trablus hava sahasını uçuşa yasak bölge ilan etti

Hafter, Trablus hava sahasını uçuşa yasak bölge ilan etti

Libya Ulusal Ordusu (LUO) komutanı General Halife Hafter, şu anda faaliyet göstermeyen Mitiga Uluslararası Havaalanı dışında, başkent Trablus’taki operasyon alanını uçuşa yasaklı bölge ilan etti.
LUO, 8 aydır Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle (UMH) mücadele ediyor.
LUO BM Misyonunu tehdit etti
Gelişme, Libya krizine çözüm bulmak için gelecek ay Almanya’da düzenlenmek üzere Birleşmiş Milletler (BM) misyonu UNSMIL tarafından planlanan uluslararası konferansa karşı ölümcül bir darbe olarak yorumlandı. LUO sözcüsü Binbaşı Ahmed el-Mismari, bir açıklama yaparak “Berlin Konferansı’ndan çıkan sonuçlar, Berlin’de kalacak” ifadelerini kullandı. Mismari ayrıca, Serrac’ın bu geleneksel olmayan savaşta hiçbir şey ifade etmediğine dikkati çekti.
Ahmed el-Mismari, geçen cumartesi akşamı bir televizyon kanalı aracılığıyla orduya yönelik ateşkes çağrılarını kınarken, ordunun ülkeyi kurtarmak için başlattığı el-Kerame operasyonundan bu yana en az 7 bin savaşçısını kaybettiğini söyledi. Mismari, “Onlar, Temsilci Gassan Selame aracılığıyla bir suçlu ile anlaşma imzalamak için ölmediler” dedi.
LUO Genel Komutanlığı, geçen cumartesi günü Trablus ve çevresindeki 7 bölgeyi de kapsayan uçuşa yasak bölge koordinatlarını içeren bir bildiri yayınladı. Bildiride, Sivil Havacılık İdaresi, tüm hava taşımacılığı şirketleri ve tüm Libya hava sahasını kullananlara “yalnızca ordu komutanlığı ile özel bir koordinasyon sağlayarak, askeri operasyon bölgesi olarak belirli bu bölgedeki söz konusu hava sahasını kullanma” uyarısı yapıldı.
Askeri kaynaklara göre bildiride, bazı ülkelerin, Trablus’taki askeri durumu takip etmek veya bölgedeki silahlı milisleri desteklemek için kullandıkları yabancı insansız hava araçlarının (İHA) hiçbirinin, artık LUO güçlerinin kuşattığı başkent semaları üzerinde uçamayacaklarına dikkat çekildi. Bildiri, son günlerde Libya topraklarındaki görevleri sırasında ordu tarafından düşürülen İHA’larda artış yaşanması sonrasında yayınlandı. İHA’ların ABD, İtalya ve Türkiye’ye ait oldukları iddia edilmişti.
LUO sözcüsü Ahmed el-Mismari, geçen cumartesi akşamı ülkenin doğusundaki Bingazi şehrinde düzenlediği bir basın açıklamasında, “Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı ile önceden bir koordinasyon sağlanmadan ve Hafter’in izni alınmadan uçuşların yasak olduğunu ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı. Bu eylemin, ‘askeri operasyonların gelişimi ve ordu güçlerinin başkente doğru ilerlemesi” ile bağlantılı olduğunu söyleyen Mismari, “Ordu komutanlığı, Trablus ve çevresindeki operasyon bölgesi üzerinde uçuşa yasak bir bölge belirledi. Bu nedenle havacılık makamları ve tüm havayolları şirketleri, bu bölgelerin kullanımı hususunda uyarılmalıdır” dedi. Eylül ayından bu yana kapalı olan Mitiga Uluslararası Havaalanı, operasyon odası ile koordineli olarak ambargo dışında bırakıldı. Bu çerçevede Mismari, “Vatandaşların güvenliğini tehdit eden her türlü şüpheli hedef, ister karada ister denizde, isterse de havada olsun ateş gücüyle karşılanacaktır” ifadelerini kullandı.
Ambargodan birkaç gün önce İtalya, Trablus’un 90 km güneydoğusundaki Tarhuna şehri semalarında bir İHA’nın kaybolduğunu duyurmuştu. Aynı şekilde ABD’nin Afrika Komutanlığı’nın (AFRICOM) Trablus semalarında bir İHA’yı kaybettiklerini belirtmesiyle eş zamanlı olarak ordu güçleri de Tarhuna’nın kuzeyinde bir İHA’yı düşürdüklerini açıklamıştı.
Öte yandan Serrac hükümetinde İçişleri Bakanlığı, sivil havacılığın hava sahasının ulusal ve uluslararası yasalarla güvence altına alındığını, sivil havacılığı ve havaalanlarını tehdit edenlerin cezalandırılacağını açıkladı. Ayrıca Bakanlık, Hafter’i, sivil hayatı ve terörle mücadele çabaları yürüten istihbarat operasyonlarını tehdit edici bir adımla, Libya’daki askeri üsleri Cufra ve el-Vatiyye’deki yabancılara vermek suçlayarak, bu eylemlerin dar kişisel çıkarlar amacıyla ortaya koyulduğunu ifade etti.
Serrac hükümetine bağlı Haberleşme Bakanı Müsteşarı Hişam el-Boşkivat, yerel medya organlarına yaptığı açıklamada, kimsenin Trablus ve çevresine hava ambargosu uygulayamayacağını vurguladı. Boşkivat ayrıca, uçuşların iki hafta içinde normal bir şekilde devam edeceğini açıkladı.
Diğer taraftan Libya Temsilciler Meclisi (TM) resmi sözcüsü, İtalya’da yayın yapan AKI haber ajansının haberini yalanlayarak, İtalya’nın Libya hava sahasının egemenliğini ihlal etmesini eleştiren bildirinin TM Başkanı Akile Salih’in talimatıyla yayınlanmadığını söyledi.
TM'nin resmi internet sitesi aracılığıyla yayınlanan bildiride, bu bilgilerin doğruyu yansıtmadığı ifade edildi. Meclis içerisinde, yabancı bir ülkeye ait hava aracının Libya hava sahasının egemenliğini ve LUO’ya ait askeri operasyon bölgesini ihlalinin kınanmasına ilişkin herhangi bir anlaşmazlığın yaşanmadığı belirtildi. Bildiride ayrıca, bu uçağın varlığının nedenine dair resmi bir açıklama yapılması gerektiği aktarıldı.
UMH: 100'den fazla mülteci kurtarıldı
Öte yandan Serrac hükümetine bağlı deniz kuvvetleri, 24 Kasım’da Trablus’un kuzeydoğusu ve batısında iki ayrı operasyonla 100’den fazla göçmenin kurtarıldığını ve Trablus’un doğusundaki Tacura kasabasındaki el-Hamidiye limanına nakledildiklerini açıkladı. Çin’in Xinhua haber ajansına göre, deniz kuvvetleri sözcüsü Tuğgeneral Mesud Abdussamed, “Sahil Güvenlik devriyeleri, Trablus’un kuzeybatısında yer alan el-Bori sahası yakınlarında 57 göçmeni kurtarmayı başardı” dedi. Abdussamed, Trablus’un kuzeydoğusundaki ikinci bir operasyonda da Afrika uyruklu 50 göçmenin kurtarıldığını belirtti. Mesud Abdussamed ayrıca, geçen cumartesi akşamı da ülkenin sahil kesiminde 4 ayrı operasyonda 284 göçmenin kurtarıldığını duyurdu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.