Hamas seçimlerin düzenlenmesine yönelik yazılı onayını Abbas'a gönderdi

ABD'nin İsrail yerleşimlerinin yasallaştırılmasını destekleme kararına karşı dün Batı Şeria'da protestolar düzenlendi (E.B.A.)
ABD'nin İsrail yerleşimlerinin yasallaştırılmasını destekleme kararına karşı dün Batı Şeria'da protestolar düzenlendi (E.B.A.)
TT

Hamas seçimlerin düzenlenmesine yönelik yazılı onayını Abbas'a gönderdi

ABD'nin İsrail yerleşimlerinin yasallaştırılmasını destekleme kararına karşı dün Batı Şeria'da protestolar düzenlendi (E.B.A.)
ABD'nin İsrail yerleşimlerinin yasallaştırılmasını destekleme kararına karşı dün Batı Şeria'da protestolar düzenlendi (E.B.A.)

Hamas'ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Filistin topraklarında genel seçim çağrısına "olumlu" yanıt verdi. Haniye, Seçim Komisyonu Başkanı Hanna Nasır ile Gazze Şeridi’nde düzenlediği ortak basın toplantısında seçimleri hukuk ve siyasi sistem çerçevesinde, Filistin mutabakatı kapsamında yapmayı kabul ettiğini söyledi. "Seçimlerde sağlık ve güvenlik unsurları ile ilgili olarak özgürlükleri güvence altına almak için bir başkanlık kararnamesi yayınlanacak ve ardından da ulusal bir diyalog olacak" dedi.
Hamas'ın tutumu, 2006'dan bu yana ilk kez yasama seçimlerinin yapılması yönünde. Ancak seçim sadece Hamas'ın onayı ile ilgili değil. Abbas, daha karmaşık bir mesele olan Kudüs'te de seçimlerin yapılmasını istediğini söyledi.
İsrail, Filistin egemenliğinin Doğu Kudüs'te uyguladığı her türlü faaliyeti, Kudüs'ü İsrail'in başkenti kabul etmesi dolayısıyla reddediyor.
Haniye seçimlere dair yaptığı açıklamanın devamında şunları söyledi;
“Ortaklığa dayalı bir Filistin siyasi süreci”

"Hedef seçimlin kendisi değildir. Bu, mevcut Filistin çıkmazından kurtulmayı dört gözle beklediğimiz bir yoldur. Uzlaşmaya vararak bölünmeyi sona erdirme ve ortaklığa dayalı bir Filistin siyasi süreci hakkına sahibiz. Halkımızın seçtikleri, tüm (Hamas) ve tüm (siyasi) güçler tarafından saygı ve takdir görecektir."
Haniye, Kudüs, Batı Şeria ve Gazze'de seçim yapılması gerektiğini vurgulayarak Kudüs'e yönelik her türlü istisnanın Hamas ve hatta El Fetih ve diğer gruplar tarafından kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Hamas'ın seçimlere yazılı olarak onay verdiği, grubun daha önce yaptığı ve " serbest bırakılan mahkumların Ramallah'taki eyleminin güvenlik teşkilatları tarafından baskı yapılması ve tutuklanmaları" olarak nitelendirdiği durumu protesto etmek için bu cevabı erteleyeceği yönündeki açıklamasının ardından geldi. Filistin güvenlik teşkilatları, Ramallah'ın merkezinde maaşlarının kesilmesini protesto etmek için eylem yapan Hamas ve İslami Cihat oturma çadırına saldırarak protestoyu güç kullanarak dağıtmıştı. Seçim Komisyonu heyeti, Hamas'ın aldığı ilk pozisyonunun ardından Gazze'den ayrılmayı reddederek grup yönetimiyle tekrar bir araya geldi.
Seçim Komisyonu'ndan bir heyet, Hamas'ın Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Filistin topraklarında genel seçim çağrısına yazılı yanıtını almak üzere dün Gazze Şeridi'ne gitti. İstişareler yaklaşık iki hafta önce, Abbas'ın Hamas'tan diğer gruplardan yanıt aldıktan sonra seçim çağrısına yazılı yanıt istemesiyle sona erdi.
Abbas, Seçim Komisyonu Başkanı Hanna Nasır'ın Gazze Şeridi'ndeki grupların yetkililerine sunduğu açıklayıcı bir yazıda genel seçimler için kararname yayınlamadan önce herhangi bir liderlik toplantısı düzenlemeyi reddettiğini Filistinli gruplara bildirmişti. Ancak Abbas sadece kararnameyi yayınladıktan sonra yapılacak bir toplantıyı kabul etmiş ve seçim kararnamesinin ardı ardına, yani önce yasama seçimlerinin, ardından da başkanlık seçimlerinin yapılmasını da şart koşmuştu. Abbas, seçimlerin sadece oran temsil sistemine uygun olması gerektiğini de belirmişti. Ulusal Meclis seçimleri hakkında ise herhangi bir açıklamada bulunmamıştı.
Haniye, Filistin toplumunun tüm partilerinin ve kesimlerinin kapsamlı temsili altında tüm siyasi görevleri yerine getirecek bütün ulusal kurumların geliştirilmesi için yasal çerçeve oluşturan ulusal konsey seçimleri için ulusal çapta istişarelere devam edeceğini belirtti. "Dört gözle beklediğimiz şey budur ve bu, halihazırdaki durumu değiştirmek, uzlaşma sağlamak ve bir seçim süreci başlatmak için önemli bir adımdır" dedi. Haniye sözlerini şöyle sürdürdü:
"El Fetih Hareketi’ndeki kardeşlerimizin mücadelenin, vatanın ve kaderin ortaklarının, bu tehlikeli safhanın ışığında ve özellikle de yerleşimlerle ilgili ABD bildirgesi, halkımızın ve uygulanan baskıların devam etmesi gibi -Filistinin konumunu güçlendirmemizi gerektiren- tehlikeli gelişmeler altında seçimlerin gerekliliklerini sağlayacaklarını ve destekleyeceklerini umuyoruz. Bu işgal politikasının kurbanlarından biri de şehit olan tutuklu Sami Ebu Diyak’tır.”
Haniye, serbest bırakılan mahkumların çadırına baskın sorununun çözüldüğünü de vurgulayarak Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı sorunlarını çözmeye ve hayatlarını cezaevlerinde geçirdikten sonra maaşlarını kendilerine bir hak olarak iade etmeye çağırdı. Seçim Komisyonu Başkanı Hanna Nasır, Gazze ile Ramallah arasındaki yoğun turlar ve Hamas'ın tam bir yumuşama sergilemesi sonrasında söz konusu bölünmenin kaldırılması için seçimlerin onaylandığını söyledi. Nasır, bu seçimlerin nefret dolu bölünmeyi ortadan kaldıracağına dair umudunu ve inancını dile getirerek "Son olarak seçim fonuna erişim komisyonun en önemli işidir" dedi.
İsrail birkaç gün önce Kudüs Valisi'ni tutuklamış ve üç Filistin kurumunu da İsrail'in ebedi başkenti olduğunu iddia ettiği kentte egemenlik kurmaya çalıştığı iddiasıyla kapatmıştı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.