Guantanamo mahkumu kendi çizimleriyle işkenceyi anlattı

Ebu Zübeyde, El Kaide mahkumu (Şarku'l Avsat) - Ebu Zübeyde'nin çizimleri CIA yöntemlerinin El Kaide mahkumlarına uyguladığı vahşeti ortaya koyuyor (New York Times)
Ebu Zübeyde, El Kaide mahkumu (Şarku'l Avsat) - Ebu Zübeyde'nin çizimleri CIA yöntemlerinin El Kaide mahkumlarına uyguladığı vahşeti ortaya koyuyor (New York Times)
TT

Guantanamo mahkumu kendi çizimleriyle işkenceyi anlattı

Ebu Zübeyde, El Kaide mahkumu (Şarku'l Avsat) - Ebu Zübeyde'nin çizimleri CIA yöntemlerinin El Kaide mahkumlarına uyguladığı vahşeti ortaya koyuyor (New York Times)
Ebu Zübeyde, El Kaide mahkumu (Şarku'l Avsat) - Ebu Zübeyde'nin çizimleri CIA yöntemlerinin El Kaide mahkumlarına uyguladığı vahşeti ortaya koyuyor (New York Times)

Guantanamo esirinin çiziminde, tüm vücudunu kaplayan bir bezle masaya bağlanmış çıplak bir mahkum görülüyor. Çizimde görünmeyen bir görevli tarafından yüzüne su dökülüyor.
Başka bir resimde ise elleri başının üstündeki yüksek parmaklıklar içinde bağlı, ayak parmak uçları üzerinde durmak zorunda kalan bir kişi görülüyor. Sol bacağında uzun bir yara görülen zanlı acı içinde çığlık atıyor. Başka bir çizimde başı duvara vurulan kelepçeli bir zanlı görülüyor.
Ebu Zübeyde takma adıyla tanınan Zeynel Abidin Muhammed Hüseyin adlı tutuklunun çizimleri, gizli CIA hapishanelerinde geçirdiği dört yıl boyunca maruz kaldığı işkencenin otoportreleri sayılıyor.
ABD tarafından, gizli yabancı cezaevlerinde 11 Eylül 2001 saldırılardan sonra çılgınca başlatılan El Kaide avı sırasında kullanılan "gelişmiş sorgulama teknikleri" göstermek için bu son derece kişisel görüntüler ilk kez resmediliyor.
El Kaide lideri olduğu iddiasıyla sorgulanan Ebu Zübeyde, George W. Bush yönetimi tarafından kabul edilen sorgulama programından geçen ilk kişi olduğunu ve yaptığı çizimlerde söz konusu işkence yöntemlerinin Ağustos 2002'de Tayland'daki bir CIA üssünde ilk kez kendisine uygulandığını ifade ediyor.
Çizimler, Obama yönetiminin programı yasaklamasının ardından on yıldan fazla bir süre sonra ortaya çıktı. Yönetim, CIA taktiklerinin vahşetini ve son bölümün nasıl yazılmadığını ortaya çıkarmak için Senato'ya sunulan raporun gizliliğini kaldırmaya devam etti.  
48 yaşındaki Ebu Zeyd (Ebu Zübeyde), bu yıl, New York'taki Seton Hall Üniversitesi'nde hukuk profesörü olan avukatı Mark. P. Denbeaux aracılığıyla ve bazı öğrencilerinin yardımıyla, "Amerika Nasıl İşkence Yapar"(How America Tortures) adlı 61 sayfalık bir rapora dahil etmek için Guantanamo çizimlerini topladı.
Raporda sorgulama programını analiz etmek için, ilk elden rivayetler, Bush yönetimi iç notları, mahkum rivayetleri ve 2014 Senato İstihbarat Komitesi raporu kullanılıyor.
Program başlangıçta yanlışlıkla üst düzey bir El Kaide lideri olduğuna inanılan Ebu Zübeyde için özel olarak geliştirilmişti.
Ebu Zübeyde Mart 2002'de Pakistan, Faysalabad'da silahlı bir çatışmada tutuklandı. Sol uyluğunda ciddi bir yara da dahil olmak üzere ciddi yaralar aldı ve CIA'in Dış Hapishane Ağı'na gönderildi.
FBI müfettişlerinden yardım alınıp alınmayacağı konusundaki iç tartışmanın ardından, Gizli gardiyanlar ve askeri doktorların çalıştığı hücreler olarak tanımlanan gizli yerlerde 100'den fazla kişinin bulunduğu şiddet, izolasyon ve uykusuz bırakma gibi yasaklanmış bir program geliştirmesi için iki psikologtan yardım almaya karar verildi.
Yöntemlerin ayrıntıları on yıldan uzun bir süre önce sızdırılmaya başladı, bazıları korkutucu ayrıntılar içeriyor ve bazıları grafik kullanılarak fotoğraflandı.
Ancak bu yeni yayınlanan çizimler, Bush yönetimi tarafından hazırlanan ve asıl adı Zeynel Abidin Muhammed Hüseyin olan Filistin uyruklu Ebu Zübeyde'nin kişisel algılarını içeren 2002'de Bush yönetimi tarafından hazırlanan ve onaylanan CIA tekniklerini betimledi.
CIA tarafından 'waterboarding' işkencesi uygulanan ilk kişiydi ve işkence kendisine 83 kez uygulandı. Seton Hall Üniversitesi'nin "kalıcı duş" olarak tanımladığı ve kişinin gücünü kırmayı hedefleyen yöntemlerin bir parçası olarak küçük bir kutuya tıkılan ilk kişi oldu. Daha sonraki bilgiler, Ebu Zübeyde'nin "cihatçı" olmasına rağmen 11 Eylül saldırılarından haberi olmadığını ve El Kaide üyesi olmadığını gösterdi. Gözaltına alınan şüpheli hakkında herhangi bir suçlama yapılmadı. Mahkemeler aracılığıyla yayınlanan belgeler gösteriyor askeri savcıların bunu yapmak için herhangi bir planı yoktu.
En gizli hapishane olarak tanımlanan Kamp 7'de tutulurken, tutuklu şu anda yayınlanması yasak olduğunu bilinen bu çizimleri bir sanat eseri olarak değil, çalışmaya dahil edilmesi için gözden geçirilmiş yasal bir malzeme olarak çizdi. Aynı mahkumun diğer çizimleri geçen yıl ProPublica dergisinde yayınlandı.
Bu çizimde, mahkûm kendini işkence tahtasında çıplak olarak, örtülü başının üzerine su dökülürken ve sağ ayağı bükülmüş bir halde resmediyor.
Ebu Zübeyde'nin kişisel çizimleri, çizimlerin çoğunda bulunmayan tasarımın ayrıntılarını da gösterir. o mahkumun yaralı bacağının üzerinden kemerle  bağlıyken, başını geriye doğru eğmek için açılır bir menteşedir.
Senato İstihbarat Komitesi'nin (Ebu Zübeyde'nin kasılmalar ve kusmalar geçirmesi ve bilinç kaybı yaşamasına ve tamamen açık ağzından kabarcıklar çıkmasına neden olan) su ile boğma ve diğer teknikler programı üzerinde yaptığı çalışma, "CIA'den çok acımasız ve çok daha kötü" olduğunu gösterdi.
2008 yılında avukatı tarafından gizliliği kaldırılan raporda, Ebu Zübeyde 83 boğulma duruşmasının ilkini şöyle anlattı: "Gerçekten boğuluyormuş gibi hissedene kadar burnuma ve ağzıma odaklanarak su dökmeye devam ettiler ve göğsüm oksijen eksikliğinden patlamak üzereydi." Kendini çıplak olarak ve başının üstündeki bir çubukla kelepçelenmiş, parmaklarının ucunda durmaya zorlanmış bir şekilde çizdi.
Avukatlarına göre, uyluğunda büyük bir yara olarak nitelendirdiği CIA işkencesinin neden olduğu yara hala iyileşmiş değil ve diğer bacağına dayanarak kendini dengelemeye çalışıyor.
Avukatına şöyle dedi: "Ellerim üst parmaklıklara bağlanmış halde, bu pozisyonda dururken saatler geçti."
Bazı gardiyanların "elinin morardığını fark ettiğini" söyleyen Ebu Zübeyde "Beni bir sandalyeye götürdüler ve sorgulama devam etti. Soğuk, açlık, uykusuzluk, mide bulantısı. Ellerinin bu soğuktan mı yoksa başka birşeyden dolayı mı morardığını bilmiyordum" diyor.
Şarku'l Avsat'ın New York Times'tan aktardığı habere göre Ebu Zübeyde, ajanların "yatay uyku yoksunluğu" yöntemini kullandığını, bunun da kendisini uyumayı imkansız kılan acı verici bir pozisyonda yere kelepçelemesine bağlı olduğunu belirtti.
CIA, "tutuklunun dikkatini ideolojik hedefler yerine mevcut durumuna odakladığını" söyleyerek mahkumu uykusuz bıraktığını kabul etti. Bu teknikler Ağustos 2002'de onaylandığında, Başsavcı Yardımcısı Jay Pipe "Ebu Zübeyde'yi bir seferde 11 günden fazla uyumaktan mahrum etmeyeceklerini" belirtmişti.Guantanamo esirinin çiziminde, tüm vücudunu kaplayan bir bezle masaya bağlanmış çıplak bir mahkum görülüyor. Çizimde görünmeyen bir görevli tarafından yüzüne su dökülüyor.
Başka bir resimde ise elleri başının üstündeki yüksek parmaklıklar içinde bağlı, ayak parmak uçları üzerinde durmak zorunda kalan bir kişi görülüyor. Sol bacağında uzun bir yara görülen zanlı acı içinde çığlık atıyor. Başka bir çizimde başı duvara vurulan kelepçeli bir zanlı görülüyor.
Ebu Zübeyde takma adıyla tanınan Zeynel Abidin Muhammed Hüseyin adlı tutuklunun çizimleri, gizli CIA hapishanelerinde geçirdiği dört yıl boyunca maruz kaldığı işkencenin otoportreleri sayılıyor.
ABD tarafından, gizli yabancı cezaevlerinde 11 Eylül 2001 saldırılardan sonra çılgınca başlatılan El Kaide avı sırasında kullanılan "gelişmiş sorgulama teknikleri" göstermek için bu son derece kişisel görüntüler ilk kez resmediliyor.
El Kaide lideri olduğu iddiasıyla sorgulanan Ebu Zübeyde, George W. Bush yönetimi tarafından kabul edilen sorgulama programından geçen ilk kişi olduğunu ve yaptığı çizimlerde söz konusu işkence yöntemlerinin Ağustos 2002'de Tayland'daki bir CIA üssünde ilk kez kendisine uygulandığını ifade ediyor.
Çizimler, Obama yönetiminin programı yasaklamasının ardından on yıldan fazla bir süre sonra ortaya çıktı. Yönetim, CIA taktiklerinin vahşetini ve son bölümün nasıl yazılmadığını ortaya çıkarmak için Senato'ya sunulan raporun gizliliğini kaldırmaya devam etti.  
48 yaşındaki Ebu Zeyd (Ebu Zübeyde), bu yıl, New York'taki Seton Hall Üniversitesi'nde hukuk profesörü olan avukatı Mark. P. Denbeaux aracılığıyla ve bazı öğrencilerinin yardımıyla, "Amerika Nasıl İşkence Yapar"(How America Tortures) adlı 61 sayfalık bir rapora dahil etmek için Guantanamo çizimlerini topladı.
Raporda sorgulama programını analiz etmek için, ilk elden rivayetler, Bush yönetimi iç notları, mahkum rivayetleri ve 2014 Senato İstihbarat Komitesi raporu kullanılıyor.
Program başlangıçta yanlışlıkla üst düzey bir El Kaide lideri olduğuna inanılan Ebu Zübeyde için özel olarak geliştirilmişti.
Ebu Zübeyde Mart 2002'de Pakistan, Faysalabad'da silahlı bir çatışmada tutuklandı. Sol uyluğunda ciddi bir yara da dahil olmak üzere ciddi yaralar aldı ve CIA'in Dış Hapishane Ağı'na gönderildi.
FBI müfettişlerinden yardım alınıp alınmayacağı konusundaki iç tartışmanın ardından, Gizli gardiyanlar ve askeri doktorların çalıştığı hücreler olarak tanımlanan gizli yerlerde 100'den fazla kişinin bulunduğu şiddet, izolasyon ve uykusuz bırakma gibi yasaklanmış bir program geliştirmesi için iki psikologtan yardım almaya karar verildi.
Yöntemlerin ayrıntıları on yıldan uzun bir süre önce sızdırılmaya başladı, bazıları korkutucu ayrıntılar içeriyor ve bazıları grafik kullanılarak fotoğraflandı.
Ancak bu yeni yayınlanan çizimler, Bush yönetimi tarafından hazırlanan ve asıl adı Zeynel Abidin Muhammed Hüseyin olan Filistin uyruklu Ebu Zübeyde'nin kişisel algılarını içeren 2002'de Bush yönetimi tarafından hazırlanan ve onaylanan CIA tekniklerini betimledi.
CIA tarafından 'waterboarding' işkencesi uygulanan ilk kişiydi ve işkence kendisine 83 kez uygulandı. Seton Hall Üniversitesi'nin "kalıcı duş" olarak tanımladığı ve kişinin gücünü kırmayı hedefleyen yöntemlerin bir parçası olarak küçük bir kutuya tıkılan ilk kişi oldu. Daha sonraki bilgiler, Ebu Zübeyde'nin "cihatçı" olmasına rağmen 11 Eylül saldırılarından haberi olmadığını ve El Kaide üyesi olmadığını gösterdi. Gözaltına alınan şüpheli hakkında herhangi bir suçlama yapılmadı. Mahkemeler aracılığıyla yayınlanan belgeler gösteriyor askeri savcıların bunu yapmak için herhangi bir planı yoktu.
En gizli hapishane olarak tanımlanan Kamp 7'de tutulurken, tutuklu şu anda yayınlanması yasak olduğunu bilinen bu çizimleri bir sanat eseri olarak değil, çalışmaya dahil edilmesi için gözden geçirilmiş yasal bir malzeme olarak çizdi. Aynı mahkumun diğer çizimleri geçen yıl ProPublica dergisinde yayınlandı.
Bu çizimde, mahkûm kendini işkence tahtasında çıplak olarak, örtülü başının üzerine su dökülürken ve sağ ayağı bükülmüş bir halde resmediyor.
Ebu Zübeyde'nin kişisel çizimleri, çizimlerin çoğunda bulunmayan tasarımın ayrıntılarını da gösterir. o mahkumun yaralı bacağının üzerinden kemerle  bağlıyken, başını geriye doğru eğmek için açılır bir menteşedir.
Senato İstihbarat Komitesi'nin (Ebu Zübeyde'nin kasılmalar ve kusmalar geçirmesi ve bilinç kaybı yaşamasına ve tamamen açık ağzından kabarcıklar çıkmasına neden olan) su ile boğma ve diğer teknikler programı üzerinde yaptığı çalışma, "CIA'den çok acımasız ve çok daha kötü" olduğunu gösterdi.
2008 yılında avukatı tarafından gizliliği kaldırılan raporda, Ebu Zübeyde 83 boğulma duruşmasının ilkini şöyle anlattı: "Gerçekten boğuluyormuş gibi hissedene kadar burnuma ve ağzıma odaklanarak su dökmeye devam ettiler ve göğsüm oksijen eksikliğinden patlamak üzereydi." Kendini çıplak olarak ve başının üstündeki bir çubukla kelepçelenmiş, parmaklarının ucunda durmaya zorlanmış bir şekilde çizdi.
Avukatlarına göre, uyluğunda büyük bir yara olarak nitelendirdiği CIA işkencesinin neden olduğu yara hala iyileşmiş değil ve diğer bacağına dayanarak kendini dengelemeye çalışıyor.
Avukatına şöyle dedi: "Ellerim üst parmaklıklara bağlanmış halde, bu pozisyonda dururken saatler geçti."
Bazı gardiyanların "elinin morardığını fark ettiğini" söyleyen Ebu Zübeyde "Beni bir sandalyeye götürdüler ve sorgulama devam etti. Soğuk, açlık, uykusuzluk, mide bulantısı. Ellerinin bu soğuktan mı yoksa başka birşeyden dolayı mı morardığını bilmiyordum" diyor.
Şarku'l Avsat'ın New York Times'tan aktardığı habere göre Ebu Zübeyde, ajanların "yatay uyku yoksunluğu" yöntemini kullandığını, bunun da kendisini uyumayı imkansız kılan acı verici bir pozisyonda yere kelepçelemesine bağlı olduğunu belirtti.
CIA, "tutuklunun dikkatini ideolojik hedefler yerine mevcut durumuna odakladığını" söyleyerek mahkumu uykusuz bıraktığını kabul etti. Bu teknikler Ağustos 2002'de onaylandığında, Başsavcı Yardımcısı Jay Pipe "Ebu Zübeyde'yi bir seferde 11 günden fazla uyumaktan mahrum etmeyeceklerini" belirtmişti.



İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir dizi sert açıklaması sonrasında Sör Keir Starmer, Trump'la ilişkisinin onarılamaz şekilde zarar görebileceği konusunda uyarıldı.

Eski ulusal güvenlik danışmanı ve Britanya'nın eski ABD büyükelçisi Kim Darroch, Birleşik Krallık (BK) Başbakanı'nın "Trump'ın İran'a yönelik 'tercih ettiği savaş'ına doğrudan katılmaya direnmekte haklı olduğunu" söyledi.

Darroch, Guardian'a, "Ancak bu, Trump'la kişisel ilişkisine şüphesiz önemli ölçüde zarar verdi" diye konuştu ve "zarar görmüş bir Trump'ın" daha fazla gümrük vergisiyle "saldırabileceğini" ekledi.

Bu yorum, Trump'ın Beyaz Saray'da yaptığı bir konuşmada Ortadoğu çatışmasına verdiği yanıt nedeniyle Sör Keir'ı taklit etmesinin ardından geldi. Trump, Sör Keir'ın Ortadoğu'ya "iki eski, harap uçak gemisi" gönderme meselesini ekibine danışmak zorunda olduğunu söylediğini aktarmıştı.

Çarşamba günü öğle yemeğinde konuşan Trump, "En iyi dostumuz olması gereken BK'ye sordum" dedi.

Aslında Kral iki hafta içinde buraya geliyor, Kral Charles iyi biri. Bizim en yakınımız olmaları gerekirdi ama öyle davranmadılar. Dedim ki, 'İki tane eski, harap olmuş uçak geminiz var, bunları oraya gönderebilir misiniz?'"

Sör Keir'i taklit ederek zayıf bir sesle konuşan Trump şunları ekledi:

Ah, ekibime sormam gerekecek. Dedim ki, 'Başbakansınız, sormak zorunda değilsiniz'. Hayır, hayır, hayır, ekibime sormam gerekiyor. Ekibim toplanmalı, gelecek hafta toplanıyoruz. Ama savaş zaten başladı. Gelecek hafta savaş bitmiş olacak… Üç gün içinde.

Özel bir öğle yemeğinde yapılan ancak Beyaz Saray tarafından sosyal medya kanalında yayımlanan açıklamalar, daha sonra silindi.

Görsel kaldırıldı.
Başbakan, "Britanya halkının en iyi çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceğini" söyledi (AP)

Downing Sokağı kaynakları, Trump'ın BK'den gemi talebinde hiçbir zaman bulunmadığını ve Britanya'nın da bunları göndermeyi teklif etmediğini söyledi.

Trump'ın eleştirileri karşısında BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, "Bizim işimiz BK'nin ulusal çıkarları doğrultusunda kararlar almak" dedi.

Cooper perşembe günü televizyon kanallarına şunları söyledi:

Başından beri ABD'den farklı bir görüş benimsedik ve Ortadoğu'da saldırgan eylemlere kapılmadık çünkü gerilimin tırmanma riskleri, ekonomi üzerindeki de dahil etkiler ve ayrıca sağlam bir plana duyulan ihtiyaç konusunda somut endişeler olduğunu düşündük.

Cooper, Washington'ın hâlâ müttefik olup olmadığı sorusundan kaçınarak şunları söyledi:

Çatışmanın mümkün olan en kısa sürede çözülmesini, sonuçlanmasını istiyoruz çünkü açıkçası bu, BK'deki yaşam maliyeti için en iyisi.

Bu hafta Başbakan, İran'la savaşa girmeme kararlarının arkasında duracağını yineleyerek şunları söyledi:

Benim ve diğerlerinin üzerindeki baskı ne olursa olsun, gürültü ne olursa olsun, aldığım tüm kararlarda Britanya'nın ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğim. Dolayısıyla bunun bizim savaşımız olmadığını ve içine sürüklenmeyeceğimizi net bir şekilde belirttim.

Independent Türkçe


Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
TT

Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet el- Şara ile Şam’da bir araya geldi.

Reuters’a konuşan kaynaklar hükümet danışmanı, görüşmelerin Ortadoğu’daki savaş bağlamında savunma konularına odaklandığını belirtti.

Ukrayna, Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki yeni yetkililerle iletişim kurmaya çalıştı. Zelenskiy, Aralık 2024’te Dışişleri Bakanını Şam’a göndererek Suriye’nin yeni yönetimiyle görüşmeler yaptı ve Rusya’nın ülke topraklarındaki varlığını sonlandırması çağrısında bulundu.

Geçen Eylül ayında ise Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yapılan görüşmede iki ülkenin ilişkilerini resmen yeniden tesis ettiğini duyurmuştu.


Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
TT

Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)

Bu hafta 40 ülkeden üst düzey yetkililer, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlatılmasını görüşmek üzere çevrim içi bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıda İtalya Dışişleri Bakanı, yoksul ülkelere giden gübre ve temel malların güvenli geçişini sağlayacak bir “insani koridor” oluşturulmasını önerdi.

Toplantının ardından Roma tarafından açıklanan bu öneri, savaş nedeniyle gıda güvenliği riskinin artmasını önlemeye yönelik Avrupa ve uluslararası girişimlerden biri olsa da katılımcılardan destek görmedi. Toplantı, boğazın askerî ya da başka yollarla yeniden açılmasına yönelik somut bir plan olmadan sona erdi.

Avrupalı liderler, Donald Trump’ın İran’ın boğazı kapatmasına son vermek ve büyüyen küresel enerji ile ekonomi krizini kontrol altına almak için derhâl askerî varlık konuşlandırmaları yönündeki baskısıyla karşı karşıya. Ancak liderler, şu aşamada savaş gemisi gönderme çağrısına yanıt vermedi; bunun yerine savaş sonrası bu kritik geçidin nasıl yeniden açılacağı konusunda yoğun tartışmalar yürütüyor. Buna rağmen ortak bir eylem planı üzerinde uzlaşmakta zorlanıyorlar.

Bu durum, Avrupa diplomasisinin yavaş işleyişini ve Körfez ülkeleri dâhil olmak üzere savaş sonrası boğazın güvenliğinden sorumlu tarafların çokluğunu yansıtıyor. İtalya ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler, herhangi bir uluslararası girişimin Birleşmiş Milletler onayıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor; bu da süreci daha da yavaşlatabilir. Konunun önümüzdeki hafta askerî liderler tarafından ele alınması bekleniyor.

Ancak tüm bunların ötesinde, mevcut çıkmaz, kırılgan bir barış ortamında boğazın güvenliğini sağlamanın ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor. Ana çatışmalar sona erse bile, masadaki seçeneklerin hiçbiri kesin çözüm olarak görülmüyor.

Deniz eskortu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkililer, savaş sonrası ticari gemilere boğazdan geçişlerinde savaş gemilerinin eşlik etmesini önerdi. ABD ise ülkelerin kendi bayraklarını taşıyan gemilere refakat etmesi yönünde baskı yapıyor.

Ancak deniz eskortu yüksek maliyetli bir seçenek. Ayrıca hava savunma sistemlerinin, İran’ın saldırıları yeniden başlatması hâlinde insansız hava araçları gibi tehditlere karşı yeterli olmayabileceği belirtiliyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Dünya ya da Donald Trump, ABD donanmasının tek başına başaramadığını birkaç Avrupa fırkateyninin Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirmesini mi bekliyor?” diyerek şüphelerini dile getirdi.

Mayın temizleme
Almanya ve Belçika, savaş sonrası boğazın temizlenmesi için mayın avlama gemileri göndermeye hazır olduklarını bildirdi.

Ancak Batılı askerî yetkililer, İran’ın gerçekten mayın döşediğinden emin değil. Nitekim bazı İran gemilerinin hâlen boğazdan geçiş yapabildiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle mayın temizleme operasyonlarının etkisinin sınırlı kalabileceği ifade ediliyor.

Hava desteği
Bu seçenek, gemilere yönelik İran saldırılarını önlemek amacıyla savaş uçakları ve insansız hava araçlarının konuşlandırılmasını öngörüyor.

Ancak bu yöntem de maliyetli ve kesin sonuç garantisi sunmuyor. İran’ın hızlı botlar gibi basit araçlarla dahi saldırı düzenleyebileceği, sınırlı sayıda başarılı saldırının bile sigorta şirketlerini ve armatörleri caydırarak geçişleri durdurabileceği değerlendiriliyor.

Askerî ve diplomatik kombinasyon
Bu yaklaşım, İran’ı caydırmak için diplomatik ve ekonomik baskının askerî unsurlarla birlikte kullanılmasını öngörüyor. Almanya, Çin’e nüfuzunu “yapıcı” şekilde kullanarak çatışmanın sona ermesine katkı sağlama çağrısında bulundu.

Ancak bu seçenek de hem maliyetli hem de belirsiz. Zira diplomatik çabalar şu ana kadar çatışmaları durdurmada başarılı olamadı. Yine de mevcut koşullarda en gerçekçi çözüm olarak görülüyor.

Tüm seçenekler başarısız olursa?
İranlı yetkililer, savaş sonrasında da boğazdaki deniz trafiğini kontrol etmeye devam edeceklerini ve gemilerden geçiş ücreti alma planları bulunduğunu açıkladı. Oysa uluslararası hukuka göre boğazın açık bir geçiş yolu olması gerekiyor.

Boğazın kapalı kalması, küresel ekonomi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Pek çok ülke, yakıt, gübre ve temel malların taşınması için bu deniz yoluna bağımlı. Bazı bölgelerde kıtlık sinyalleri ortaya çıkarken, Avrupa’da petrol, gaz ve gübre fiyatlarındaki artış; yüksek enflasyon ve ekonomik yavaşlama endişelerini artırıyor.

Berlin merkezli Aurora Energy Research Direktörü Hans Koenig, “Şu anda en büyük tehdit stagflasyon… Fiyatlardaki artış, bu yıl için zaten zayıf olan büyümeyi daha da baskılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

New York Times servisi