Sayın İbadi; kişi aynı yerden iki defa ısırılmaz!

Irak’ın eski Başbakanı Haydar İbadi (Reuters)
Irak’ın eski Başbakanı Haydar İbadi (Reuters)
TT

Sayın İbadi; kişi aynı yerden iki defa ısırılmaz!

Irak’ın eski Başbakanı Haydar İbadi (Reuters)
Irak’ın eski Başbakanı Haydar İbadi (Reuters)

Hasan Fahs
Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi’nin çevresinde olduğum dönemlerde kendisini yakından takip etme fırsatı buldum. Seçimler öncesinde çeşitli partilerin listelerinin hazırlanmasına, bu çerçevede yapılan tartışmalara ve görüşmelere şahit oldum.
Abartısız bir şekilde söylemek gerekirse bu görüşmelerin odağında İbadi’ye yakınlaşma ve onun müttefiki olma çabaları vardı. Zira o dönem İbadi en önemli milli kazanımları hanesine yazdırmayı başarmıştı. Bu kazanımlar iki temel konuya dayanıyordu. Bunlardan ilki iç güvenlik meselesiydi. DEAŞ ile verdiği mücadele, Musul kentini geri alması ve Kerkük’ü alarak bu kazanımları pekiştirmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Nitekim Kerkük o dönem Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) kontrolünde bulunuyordu. İbadi, ayrılıkçı referandum kararı sonrasında Kerkük’ü merkezi hükümetin kontrolüne almıştı.
İkincisi de Irak'ın jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı İbadi’nin izlediği uluslararası denge politikasıydı. Bu çerçevede bir taraftan ABD, diğer taraftan da İran’a karşı dengeleri korumaya çalıştı. Bu mücadele, içerdiği riskler bakımından DEAŞ’a karşı verilen askeri mücadeleden daha az tehlikeli değildi. İbadi, Haşdi Şabi çatısı altındaki grupların desteğiyle milli meseleleri bölgesel ve uluslararası projelerin üstünde tuttu.
2018 seçimleri öncesinde ülkedeki siyasi çatışmalar iki cephe arasında cereyan ediyordu. İlk cephede siyasal İslam partileri çatısı altındaki Dava Partisi ve Hikmet Hareketi yer alırken karşı cephede ise Komünist Parti’nin de aralarında bulunduğu sivil toplum örgütleriyle ittifak kuran Sadr Hareketi vardı.
İlk grup, yönetimde koltuk kapma, parti çıkarlarını önceleme gibi hedeflere odaklanmıştı. İkinci grup da siyasi rakiplerini saf dışı bırakarak devletin tüm organlarına nüfuz etme mücadelesi için altyapı hazırlığı yapıyordu. Mukteda es-Sadr seçimlerden önce geniş bir seçim ittifakı kurarak siyasi partiler ve bloklar arasındaki uzlaşma mekanizmalarını bozmayı başardı. Bu da yeni başbakanı belirleme sürecini kolaylaştırdı. Sadr, seçim sonrasında çıkarlarıyla uyuşmayan projelerin hayata geçmesini önlemek için Nasr Koalisyonu lideri Haydar el-İbadi ve Vataniyye Koalisyonu lideri İyad Allavi ile ittifak kurdu. Ancak Sadr bu ittifaklarda işlerin istediği yönde gitmemesi ihtimaline karşılık her an bozabilme ve müttefiklerini devirebilme seçeneğini saklı tuttu.
Sadr daha sonra bu seçeneği anayasa tarafından başbakanı belirleme yetkisi tanınan en büyük parlamento grubu mekanizmasını iptal etmek için kullanacaktı. Sadr bu grubun kendi iradesi dışında oluşturulacağını fark ettiği anda müttefiki İbadi’yi feda etmekten çekinmedi ve hükümetin önemli pozisyonlarını kendi partisine ayırmak suretiyle Haşdi Şabi’nin siyasi kolu Fetih Koalisyonu ile ittifak masasına oturdu. Bu ittifakın öncelikli hedefi ise Irak’ın eski Başbakanı Nuri el-Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu kadrolarının yönetimden tamamen el çektirilmesiydi.
Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sairun Koalisyonu ve partisi Sadr Hareketi böylece öncelikli hedefi olan Dava Partisi’ni yönetimdeki rekabet çatışmalarında saf dışı bırakma stratejisinde istediğini elde etmiş oldu. Sadr bu taktikle aynı zamanda bir sonraki başbakanın belirlenmesinde Nuri el-Maliki ve partisinin önünü keserken İbadi’yi de başbakanlık yarışında etkisiz hale getirdi.
Irak’ın başkenti Bağdat ve çeşitli kentlerde son dönemde yaşanan kanlı gösteriler, Başbakan Adil Abdulmehdi’nin istifasıyla son buldu. Siyasi partiler ülkenin içinden geçtiği krize yönelik henüz net bir vizyon ortaya koyabilmiş değil. Ancak kendi ifadesine göre başbakanlık için aday olmayacağını belirten İbadi, ülkenin askeri ve idari anlamda içinde bulunduğu krizden çıkış yolu olarak sunduğu yol haritasında yargının siyasi hegemonyanın etkisinden çıkması ve böylece yolsuzluğa bulaşanların adil bir biçimde yargılanması gerektiğini ifade etti.
İbadi’nin sunduğu vizyona rağmen Irak’ta siyasi süreçte kararlaştırılan güç dengesi ve bu kapsamda özellikle de DEAŞ’a karşı verdiği mücadeleye istinaden İbadi’nin ülkeyi mevcut krizden çıkaracak muhtemel bir aday olduğu gerçeği değişmedi. Fakat bu noktada İbadi’nin ‘kişi aynı yerden iki defa ısırılmaz’ düsturuyla hareket etmesi ve kendisini dar hesaplar uğruna feda edenlere karşı dikkatli olması gerekir. Zira Sadr Hareketi’nin gösterilerle birlikte güvenlik ve siyasi uzlaşmalara daima müdahale edecek hazır bir konumda olmasının ülkenin gelecekte hem siyasi hem dini alanda karar alıcı taraf haline gelmesini sağladığı göz önünde bulundurmalıdır.
Bu nedenle gösterici gruplar ve siyasi partiler, Sadr’ın kriz için sunacağı çözümlere dikkatle yaklaşmalıdır.
* Independent Arabia'dan Hasan Fahs'ın makalesi



Libya: Silahlı bir grubun kapattığı petrol boru hattı yeniden açıldı

Şerara petrol sahası (Libya Haber Ajansı)
Şerara petrol sahası (Libya Haber Ajansı)
TT

Libya: Silahlı bir grubun kapattığı petrol boru hattı yeniden açıldı

Şerara petrol sahası (Libya Haber Ajansı)
Şerara petrol sahası (Libya Haber Ajansı)

Libya Ulusal Petrol Kurumu, yaptığı açıklamada, silahlı bir grubun birkaç gün önce kapattığı petrol boru hattının yeniden açıldığını duyurdu. Kurum, kapatma nedeniyle 95 milyon dolar tutarında kayıp yaşandığını belirtti.

Boru hattı, Libya’nın güneybatısındaki Şerara petrol sahasını Akdeniz kıyısında bulunan Zaviye ihracat terminaline bağlıyor.

Ulusal Petrol Kurumu dün yaptığı açıklamada, Şerara-Zaviye boru hattındaki 7 numaralı vananın yeniden açıldığını ve petrol pompalama işlemlerine tekrar başlandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı nilgiye göre boru hattının işletilmesini, Libya Ulusal Petrol Kurumu ile İspanyol Repsol, Fransız TotalEnergies, Avusturyalı OMV ve Norveçli Equinor şirketlerinin ortak girişimi olan Akakus Petrol Operasyonları Şirketi yürütüyor.

Kurumun açıklamasına göre silahlı bir grup pazartesi günü vanayı kapatmış ve bu durum üretim oranlarında sert düşüşe yol açmıştı. Kurum, vanayı kapatan tarafın kimliği veya talepleri hakkında ayrıntı vermedi.

Libya’da petrol ve doğal gaz tesislerinin kapatılması, son yıllarda sosyal talepler, güvenlik tehditleri veya siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle sıkça yaşanan bir durum haline geldi.


Sudri, Kuzey Kurdufan’daki çatışmaların seyrini değiştirdi

Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Gedaref kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılıyor (AFP)
Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Gedaref kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılıyor (AFP)
TT

Sudri, Kuzey Kurdufan’daki çatışmaların seyrini değiştirdi

Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Gedaref kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılıyor (AFP)
Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Gedaref kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılıyor (AFP)

Kuzey Kurdufan cephelerinde dikkat çekici bir saha değişimi yaşandı. Sudan ordusu, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile yaşanan çatışmaların ardından Kuzey Kurdufan eyaletindeki stratejik Sudri kentinin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini açıkladı. Bu gelişme, ordunun eyaletteki varlığını ve kontrolünü güçlendirirken HDK’nın yayılım alanını daralttı ve böylece eyaletteki çatışma haritası ordunun lehine değişti.

Kara birliklerinin ilerleyişi, insansız hava araçlarıyla (İHA) yürütülen saldırıların yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Eyalet makamları, HDK’yı Beyaz Nil’in başkenti El-Ubeyyid’e yönelik saldırılar düzenlemekle suçladı; saldırılarda 2 kişinin öldüğü, yaklaşık 20 kişinin yaralandığı bildirildi. Buna karşılık Kurucu ittifakı, orduyu Mezrub’a düzenlenen ve 9 kişinin ölümüne, 24 kişinin yaralanmasına yol açan bir saldırıyla suçladı. Ancak iki tarafın anlatımı da bağımsız olarak doğrulanmadı.

Şarku’l Avsat’ın Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden (BMMYK) aktardığına göre çatışmaların artmasıyla her gün 400’den fazla Sudanlı Doğu Çad’a geçmeye başladı. Bu sayının, son aylarda kaydedilen günlük ortalamalardan yaklaşık 20 kat fazla olduğu belirtilirken, Sudanlıların çatışma, bombardıman ve İHA saldırılarından kaçarak bölgeyi terk ettiği ifade edildi.


Erbil, Uluslararası Koalisyon tarafından durdurulan yardımların yerine geçecek alternatifler arıyor

Peşmerge güçlerinin geçit töreni (Kürt medyası)
Peşmerge güçlerinin geçit töreni (Kürt medyası)
TT

Erbil, Uluslararası Koalisyon tarafından durdurulan yardımların yerine geçecek alternatifler arıyor

Peşmerge güçlerinin geçit töreni (Kürt medyası)
Peşmerge güçlerinin geçit töreni (Kürt medyası)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Peşmerge Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Uluslararası Koalisyon’un daha önce bölge muhafız güçlerine tahsis ettiği mali yardımları durdurduğunu duyurdu.

Açıklama, IKBY’nin, daha önce iki ana parti olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) bağlı iki ayrı güç şeklinde örgütlenen Peşmerge güçlerini tek çatı altında birleştirmeyi başarmasından bir haftadan kısa süre sonra geldi. Karar ayrıca, ABD güçlerinin ay sonunda Irak’tan çekilmesinin arifesinde alındı.

Yardımlar sona erdi

Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Korgeneral Bahtiyar Muhammed Sıddık yaptığı açıklamada, “Uluslararası Koalisyon tarafından Peşmerge güçlerine sağlanan mali yardımların süresi, iki taraf arasında daha önce imzalanan anlaşma uyarınca sona erdi. Ağustos ve Eylül 2026 aylarına ilişkin mali yardımlar, anlaşma kapsamında yapılan son ödeme oldu” dedi.

Sıddık, “Mutabakat zaptı 21 Eylül 2022 ile 21 Eylül 2026 tarihleri arasında yürürlükteydi. Süresinin dolmasıyla birlikte Koalisyon tarafından sağlanan mali ödemeler de durduruldu” ifadelerini kullandı.

Sıddık ayrıca bakanlığın, Koalisyon tarafından Ağustos ve Eylül 2026 ayları için sağlanan yardımların, anlaşma kapsamında son ödeme olarak geçen perşembe günü dağıtıldığını daha önce açıkladığını belirtti.

dfgthy
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerini tek çatı altında birleştirme töreninde yaptığı konuşma sırasında (IKBY Başkanlığı)

Kürt yetkili, Erbil yönetiminin Bağdat’taki Irak hükümetinden, Peşmerge mensuplarının maaşlarının Irak güçlerinin maaşlarıyla eşitlenmesi yoluyla söz konusu yardımların telafi edilmesini talep ettiğini söyledi.

Mali yardımların yanı sıra Washington, geçen yıl Irak hükümetinin onayıyla Peşmerge güçlerine 105 milimetre çapında 24 adet M119 tipi hafif ve orta sınıf obüs teslim etmişti. Söz konusu teslimat, Uluslararası Koalisyon’un, DEAŞ’a karşı mücadelede Kürt ortak güçlerinin savunma kapasitesini güçlendirme planları kapsamında gerçekleştirilmişti. Bu adım, Bağdat’taki bazı siyasi gruplar ve siyasetçilerin tepkisini çekmişti.

Yardımların uzatılması

Kürt yetkililer, Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesi konusunda ciddi güvenlik endişeleri ve rahatsızlık dile getiriyor. KDP lideri Mesud Barzani de daha önce birçok kez çekilmenin doğurabileceği risklere ve DEAŞ’ın Irak’taki faaliyetlerini yeniden canlandırma ihtimaline karşı uyarıda bulunmuştu.

Barzani’nin medya danışmanı Kifah Mahmud, yardımların durdurulmasının ‘normal’ olduğunu belirterek, bunların ‘sonuçta imzalanan bir mutabakat zaptı kapsamında sağlandığını ve söz konusu anlaşmanın artık sona erdiğini’ söyledi. Mahmud, yardımların büyük bölümünün Bağdat’taki federal hükümet tarafından kesilen Peşmerge maaşlarının telafisi amacıyla kullanıldığını kaydetti.

Mahmud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Erbil’in yardımları almasının temel nedenlerinden birinin Bağdat’ın Peşmerge güçlerini, Irak Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki Iraklı askerlerin sahip olduğu haklarla eşit kapsamda değerlendirmemesi olduğunu belirtti. Mahmud, Irak Anayasası’nın Peşmerge’yi ülkenin askeri yapılanmasının bir parçası olarak kabul ettiğine dikkat çekti.

Mahmud, Bağdat’ın tutumunun ‘anayasanın uygulanmasındaki aksaklıklar, anayasanın uygulanmasına ilişkin yanlış yorumlar ve bölge yönetimine karşı kısa vadeli bir yaklaşım’ gibi sorunlardan kaynaklandığını ifade etti. Bunun da IKBY ile Bağdat arasında yaşanan sorunların daha da büyümesine yol açtığını söyledi.

Bununla birlikte Mahmud, Peşmerge maaşlarının artırılması ve diğer güvenlik güçlerinin maaşlarıyla eşitlenmesi konusunda ‘ciddi bir yaklaşımın işaretlerinin’ görüldüğünü belirtti. Mahmud, özellikle Ali ez-Zeydi’nin federal hükümet başkanlığını üstlenmesinden bu yana komisyonların, IKBY güçlerinin maaşları da dahil olmak üzere taraflar arasındaki ihtilaflı dosyaları çözmek amacıyla çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.

Olası uzatma

Mahmud, Bağdat’ın Kürt tarafının taleplerine yanıt vermemeyi sürdürmesi halinde “Uluslararası yardımların durdurulması Peşmerge maaşlarını önemli ölçüde etkileyecek” dedi. Mahmud bu durumun, ‘ABD’yi yardım mutabakatını iki veya dört yıl süreyle yenilemeye yöneltebileceği’ değerlendirmesinde bulundu.

IKBY Bakanlar Kurulu Sekreteri Amanc Rahim de geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, bölge hükümeti heyetinin 2027 bütçe yasa tasarısı konusunda federal hükümetle devam eden görüşmeler sırasında, 148 bin Peşmerge mensubunun maaşları için mevcut ödeneklere 450 milyar dinarlık artış yapılmasını resmen talep ettiğini belirtmişti.

Rahim, basına yaptığı açıklamada, “Artış, Peşmerge güçleri mensupları ile Irak askeri güçlerindeki meslektaşları arasında maaş ve mali ödenekler açısından tam eşitlik sağlanmasını amaçlıyor” ifadesini kullanmıştı.

frgthy
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Peşmerge Bakanlığı yetkililerinin Bağdat’ta düzenlenen bir güvenlik koordinasyon toplantısı sırasında çekilmiş fotoğrafı (Arşiv – Hükümet medyası)

Kürtçede ‘ölümle yüzleşenler’ anlamına gelen Peşmerge, IKBY’yi korumakla görevli resmi askeri güç olarak kabul ediliyor. Tarihsel olarak Kürtlerin haklarını savunmak amacıyla dağlarda silahlı direniş hareketleri şeklinde ortaya çıkan Peşmerge, 2003 sonrasında ise örgütlü ve donanımlı bir güvenlik kurumuna dönüştü.

Peşmerge, başta DEAŞ’a karşı savaş olmak üzere kritik çatışmalara katıldı ve Uluslararası Koalisyon’un başlıca stratejik ortaklarından biri oldu.

IKBY, 2026 yılında tarihi bir adım atarak tüm askeri birliklerinin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında kapsamlı biçimde birleştirilmesinin tamamlandığını duyurdu. Erbil yönetiminin ifadesiyle bu adım, KDP ile KYB arasındaki onlarca yıllık siyasi bölünmeye son vererek Peşmerge’yi ‘kurumsal ve birleşik bir orduya’ dönüştürmeyi amaçlıyor.