Bundan bir ay önce Irak’ın başkenti Bağdat’ta bulunan Tahrir Meydanı’nda göstericilerin kaldığı çadır sayısı 100’ü geçmezdi. Göstericilerin sayısının az olması nedeniyle çadır sayısı yetiyor hatta artıyordu. Zira göstericiler havaların sıcak olması nedeniyle kaldırım ve sokaklarda yatabiliyordu. Ekim ile Kasım ayının ortasına kadar havalar çok soğuk değildi ve rüzgâr sıcak esiyordu. Bu nedenle göstericiler arasında uyku için yer sıkıntısı fazla hissedilmiyordu.
Kasım ayının ikinci çeyreği itibariyle havaların soğumasıyla birlikte durum değişti. Son üç haftadır soğukların baş göstermesiyle birlikte meydandaki çadırların sayısı 250’ye ulaştı. Tahrir Meydanı’nın Sadun Caddesi tarafındaki girişte, Tahrir’den Tayaran Meydanı’na ve Tahrir Tüneli’ne uzanan alanda yeni çadırlar kuruldu.
Meydan’da kurulan çadırlar azda olsa göstericilerin soğuk hava ve yağmurdan korunmasına katkı sağlıyor. Sağanak yağışların şimdiye kadar başlamamış olması, göstericiler için şans, meydandaki protestoların sonlanmasını ümit eden güvenlik güçleri için hayal kırıklığı oldu.
Irak’ta sıcaklığı 50 dereceye ulaşan şehirlerden gelen göstericiler, akşam saatlerinde hava sıcaklığının 8 derecenin altına indiği başkentte bazı problemlerle karşı karşıya kalıyor.
Tahrir Meydan’ına yolu düşen bir kişi, çok zor şartlar altında iki aydır kararlı bir şekilde duran göstericilerin bir kez olsun homurdandığını göremez. Fakat bazen malzeme eksikliğinden ötürü göstericilerden küçük sitemler işitmek mümkün.
Çadırlarda kalanların sayısı bilinmiyor
Meydan’daki tüm çadırlar uyumak amacıyla kullanılmıyor. Nitekim bazı çadırlara, erzak, yemek ekipmanları ve hastaların tedavisinde kullanılacak ilaçlar konuluyor. Çadırlarda kalanların sayıları bilinmiyor. Büyük çadırlarda 20’yi aşkın kişi kalırken, küçük çadırlarda 3 veya 4 kişi kalıyor. Bazıları ise 1’er kişilik çadırlarda kalıyor. Nadir de olsa bazı çadırlarda ısıtıcı cihazlar görmek mümkün. Bazı gençler de çadır çevresinde odun yakarak ısınmaya çalışıyor.
Sabah saat 2 sularında Tahrir Meydanı’na girişimizde, son günlerde sıkça duyulan hamasi şarkıların eşliğinde halay çeken 4 gence rastladık. Gençler yazlık elbiseler giymişti. Meydan’daki çadırlarından birinde yerel bir sanatçının şarkısının çalındığını duyunca yaklaştık. İçeri girip selam vermek istedik. Ancak çadıra giriş denememiz, muhtemelen içerisi soğumasın diye ağzının kapalı tutulması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı.
Meydan’a girişte İngilizceyle ‘Tahrir’i seviyorum’ yazısı bizi karşıladı. Yayınlanması ümidiyle yazının önünde birçok fotoğraf çektik.
Fotoğraf endişesi
Çok fotoğraf çekmem orada bulunan birinin dikkatini çekti. Bize yaklaştı ve ‘neden bu kadar çok fotoğraf çekiyorsunuz?’ diye sordu. Sorusuna karşılık soruyla yanıt vererek, “Korktun mu?” dedim. Genç, “Hayır” dedi. Meydan’da yabancıların fotoğraf çekmesi memnuniyetle karşılanan bir durum değil. Zir göstericiler, fotoğrafçının güvenlik güçlerinden veya yetkililerin deyimiyle ‘üçüncü taraf’ olmasından endişe ediyor. Soruyu sorduktan hemen sonra tebessüm ederek sözlerime devam ettim “Canım benim korkma, ben gazeteciyim, Tahrir Meydanı’yla ilgili bir haber hazırlıyorum” dedim. Genç, inanmakla inanmamak arasında tebessüm ederek, hatıra fotoğrafı çektirmek istedi.
Akabinde ‘Hürriyet Heykeli’ yakınlarında ‘devrimci’ gençlerin kaldığı bir çadıra gittim. Selam verip, ‘devrimle’ ilgili heyecanlı bir sohbet dinledikten sonra orada bulunan birinden Türk Lokantası’na (Uhud Dağı) kadar bana eşlik etmesini talep ettim.
Sokaklar gençlerin
Tahrir Meydanı’ndan Türk Lokantası’na doğru yürürken bir grup gencin futbol oynadıklarını gördüm. Birkaç metre uzağında ise Kia marka aracıyla bir genç, çevredekilere mercimek çorbası dağıtıyordu.
Bana eşlik eden arkadaşımın “Sana bir kap çorba getireyim mi?” sorusuna, “Vücudumuzu sıcak tutması için iyi olur” şeklinde yanıt verdim. Koşar adımlarla iki kap çorba getirdi. Çorbayı içtikten sonra Türk Lokantası’na doğru yola koyulduk.
Yürüyüşümüz sırasında arkadaşım, meydandaki araç sayısının neden az olduğunu anlatmaya koyuldu. Arkadaşımın dediğine göre, meydana sadece göstericilerin onayını alan araçlar girebiliyor, buna çorba dağıtan araç da dâhil.
Türk Lokantası’na giriş sandığım kadar kolay olmadı. Ancak ısrarlarım üzerine göstericiler tarafından bilinen arkadaşım sayesinde içeri girebildik. 4’üncü kattan sonrasına çıkmamıza izin verilmedi.
Arkadaşım bunun gerekçesini, ‘ajan ve üçüncü tarafların girişlerinin engellenmesi’ şeklinde açıkladı. Ayrıca uzun ve yorucu bir günün ardından göstericilerin rahatsız edilmemesine özen gösterildiğini sözlerine ekledi. Bulunduğumuz katta Tahrir Meydanı’nın fotoğrafını çektim. Tıpkı yılbaşı için süslenmiş ağaca benziyordu.
Ancak binanın en üst katına çıkamadığımız için hayal kırıklığı yaşadım. ‘Devrimci’ arkadaşıma teşekkür ettikten sonra Tahrir Meydanı’ndan ayrıldım.
Tahrir Meydanı hatırası: Şarkı, halay ve mercimek çorbası ikramı
Tahrir Meydanı’nda bir gen ücretsiz mercimek çorbası dağıtıyor (Şarku’l Avsat)
Tahrir Meydanı hatırası: Şarkı, halay ve mercimek çorbası ikramı
Tahrir Meydanı’nda bir gen ücretsiz mercimek çorbası dağıtıyor (Şarku’l Avsat)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة



