
Ahmed el-Moslemany*
Roland Dumas, Fransa’nın Beşinci Cumhuriyet döneminin belki de en iyi dışişleri bakanı olabilir. Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Francois Mitterrand'ın eski dostu olan Dumas, onunla Avrupa İşleri Bakanı ve ardından Dışişleri Bakanı olarak çalıştı.
Dumas ile 2008 yılında bakan olduğu dönemde Paris’te tanıştım. O sıra Dumas 86 yaşındaydı. Ancak olağanüstü şekilde dinç ve kendinden emindi. Evinin penceresinin önünde duran usta siyasetçi Sen Nehri’ne bakarak, “Bu pencereden baktığımda tüm Paris’i net bir şekilde görüyorum” ifadelerini kullandı. Sonra da bana, “Arap dünyası zor yıllar yaşadı, ancak daha zor yıllar yaşayacağını sana söyleyebilirim. Gelecek, bölgenizin çıkarlarına olmayacak. Büyük oyuncular ne istediklerini biliyorlar ve siz hiçbir oyuna hazırlıklı değilsiniz” dedi.
Roland Dumas ile yaptığım bu görüşmenin üzerinden 11 yıl geçtikten sonra düşüncesi hala değişmemişti. Bu yıl 97 yaşında olan Roland Dumas hala siyaset yaparken Avrupa ve ABD ile çatışıyor, İsrail’le karşı sert eleştirilerde bulunuyordu. 11 yılda siyaset köprüsünün altından çok sular akmış, fakat Dumas hiç değişmemişti.
1956 yılında Roland Dumas Fransız parlamentosunda milletvekiliyken ülkesi, Süveyş krizinde Mısır’a karşı üçlü ittifakta yer almıştı. Ona bu konuda şöyle bir soru sordum; “O dönem Mısır’a karşı düşmanca ittifaka yönelik tutumunuz neydi?” O da bana, “Tabii ki buna karşıydım. Parlamentodayken Fransız hükümetinin aldığı bu karara karşı çıktım. Bu tamamen yanlış bir savaştı. Ama ben ve savaşa karşı çıkan diğer kişiler bunun önüne geçemedik” yanıtını verdi.
Eski Fransız bakana “Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ile yakındınız. Tutuklanmasının ardından onu savunan komisyonun bir üyesi oldunuz. Arap dünyasında Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgalinin Washington’ın emriyle gerçekleştiğine dair hâkim bir teori var. Bu iddiaya nasıl bakıyorsunuz?” diye sordum.
Söz konusu teoriyi reddeden Roland, “Dışişleri Bakanlığı yaptığım sırada Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ile birkaç kez görüştüm. Kolay değildi, ama adil bir şekilde yargılanması gerekiyordu. ABD’li eski bir bakan bu evde beni ziyarete geldi ve Saddam Hüseyin’i savunmak için kurduğu komisyonda yanında olmamı istedi. Savunma delillerinin hazırlanmasında ona yardımcı oldum. Ancak ülkeye giriş için vize alamadık. Saddam’ın ABD’li bir büyükelçinin kışkırtmasıyla Kuveyt’i işgale kalkıştığına ya da körü körüne bu işe giriştiğine inanmıyorum. Bu bir Amerikan komplo teorisi. Uydurulmuş bir hikâye. Saddam çok zeki bir adamdı. Kuveyt işgalini savunmak için bu hikâyeyi destekledi. Fakat gerçekte petrol ve iktidarla ilgili nedenlerden dolayı Kuveyt'in ilhak edilmesi gerektiğine inanıyordu” ifadelerini kullandı.
Bay Dumas’a İsrail’in 1981’de Irak'a ait Osirak/Temmuz nükleer deneme reaktörünü bombalamasıyla ilgili Fransa’nın İsrail’in suç ortağı olabileceğine dair bir teori olduğunu söyledim ve şöyle devam ettim;
“Teori iki argümana dayanıyor. Birincisi, reaktörün önde gelen bilim adamlarından Mısırlı nükleer bilimci Yahya el-Meşd’in 1980 yılında Paris’te uğradığı suikast. İkincisi ise; İsrail’in reaktörün tam koordinatlarına sahip olması ve bu koordinatların İsrail’e Fransa tarafından verilmiş olabileceği şüphesi.”
Buna karşın Roland Dumas şunları söyledi;
“Bu doğru değil. Fransa bu olay karşısında oldukça öfkelendi. İsrail, Irak’taki nükleer reaktörü François Mitterrand’ın göreve gelmesinden birkaç gün önce bombaladı. Mitterrand, bu olaydan oldukça etkilendi. Irak'a yardım eden ve reaktörü inşa eden Fransa’ydı. İsrail bombardımanında bir Fransız mühendis de öldü. İsrail bizden özür dilemedi. Bu bizim kızgınlığımızı arttırdı. Böyle bir anlaşma yapacak değiliz. İsrail bu konuda diğer taraflarla iletişim kursa da Fransa’nın öfkesi uzun süre devam etti.”
Roland Dumas’a Suriye’deki bir başka bombardımanı hatırlattım ve “İsrail bombaladığı bölgelerin nükleer tesisler olduğunu söyledi. Suriye iddia edildiği gibi nükleer silah geliştirmeye mi çalışıyordu?” diye sordum. Dumas, “Suriye'ye karşı bir komplo kuruldu. Boyutlarını şuan için bilemiyorum, ama gerçek ve tehlikeli bir komplo bu” cevabını verdi.
Roland Dumas Haziran 2013’te uluslararası basına yaptığı açıklamada, “Suriye’ye yönelik komplo, Arap Baharı’ndan önce kuruldu. İngiliz yetkililer beni Paris’te ziyaret ettiler ve bana Suriye için hazırlanmış bir şey olduğunu söylediler. Tabii ki ben katılmaya karşı çıktım. Fakat Fransa buna katıldı” ifadelerini kullandı.
Bernard Henri Levy gibi alçak biri…
Öte yandan Roland Dumas Arap dünyasındaki olayların önde gelen provokatörlerinden biri olan Bernard Henri Levy ile ilgili öfkeli bir ses tonuyla “Bernard Henri Levy gibi alçak biri Fransa Cumhuriyeti'nde nasıl önemli bir rol oynayabilir?” şeklinde konuştu.
Dumas’ın bu tutumu, Fransız karar alma çevrelerinde büyük bir Yahudi nüfusu olduğu söylemine dayanıyordu.
Manuel Valls, Yahudi eşinin etkisi altında kaldı
Şubat 2015'te Roland Dumas, ‘İslami faşizme’ karşı güvenlik önlemlerinin artırılmasını isteyen Fransa’nın eski başbakanlarından Manuel Valls'ı Yahudilerin etkisi altında hareket etmekle suçlayarak Yahudi olan eşiyle ilgili “Herkes, Valls’ın üzerinde etkisi olan bir kadınla evli olduğunu biliyor” demişti.
Dumas’ın açıklamaları o dönem Sosyalist Parti tarafından, “Dumas’ın sözleri, Cumhuriyet madalyası taşıyan bir sosyaliste yakışmıyor” ifadeleriyle kınandı.
Diğer yandan Dumas’ın Mitterrand’a olan vefasını onun hakkında bir kitap kaleme alarak gösterdi. Dumas’ın yazdığı ‘Coups et blessures : 50 ans de secrets partagés avec François Mitterrand’ (Darbeler ve Yaralar: François Mitterand'la 50 Yıl Boyunca Paylaşılan Sırlar) adlı kitap, 2011 yılında yayımlandı.
Bir konudan diğerine geçerken Dumas gülümseyerek bana, “Portakal suyunu içmelisin. İçindeki buzlar eridi ve meyve suyu ısındı” dedi.
Savaşsız savaş paradigması
Hala Dumas ile yaptığım o görüşmeyi hatırlıyor, hala Suriye savaşının sadece İran'ı tecrit etmeye yönelik bir adım olduğuyla ilgili görüşünü düşünüyorum. Bir medeniyet nasıl yok edilir? Şehirler içindeki insanlarla birlikte coğrafyanın gerçeklerinden çıkarılıp tarihin karanlığına nasıl gömülür? Bu sadece bir taktik mi, yoksa geçiş dönemi mi?!
Ayrıca Dumas’ın savaş yaşanmasa da İran’ı güçlü ve sürekli bir baskı altında tutma konusunda bana söylediklerini hala düşünüyorum. Bu benim ‘Savaşsız savaş’ yani ‘savaşsız bir savaş hali yaratmak’ olarak ifade edebileceğim bir model.
İran, hem İslam dünyası krizinin, hem de başarısız ideolojisiyle İslam dünyasında iç savaş çıkması umutlarının arkasında duruyor. Ancak ‘Savaşsız savaş’ yeni ve ürkütücü bir paradigmadır. Bugün bile dost kisvesinde başka bir ülkeyle tekrarlanabilir.
‘Savaşsız savaş’, uluslararası çatışmaları, siyasi ablukayı, ekonomik yıkımı ve psikolojik savaşı kurşunsuz yöneten yeni bir modeldir. Devlet ve toplumun uçak veya tank kullanmadan yavaşça katledilmesidir. Ne kavga ne barış ne güvenlik ne de yaşam var. Savaşmadan kazan, karşı koymadan yenil!
"Arap dünyası zor yıllar yaşadı, ancak daha zor yıllar yaşayacak"
"Arap dünyası zor yıllar yaşadı, ancak daha zor yıllar yaşayacak"
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة



