Savaştan diplomasiye... İran'ın Süleymani suikastına verebileceği olası cevaplar

(Arşiv)
(Arşiv)
TT

Savaştan diplomasiye... İran'ın Süleymani suikastına verebileceği olası cevaplar

(Arşiv)
(Arşiv)

İranlı liderler, ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle öldürülen İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü komutanı General Kasım Süleymani’nin intikamını almak için söz verdiler.
İran Rejiminin Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump ağır ve öfkeli sözler sarf etme devam ediyorlar. Ancak kapsamlı bir savaşa istekli olduklarına dair herhangi bir sinyal vermiyorlar. Askeri bir çatışma ihtimali yok değil. ABD’nin son hamlesinden sonra Hamaney eğer sükunet çağrısı yaparsa içeride halkının ve bölgede ise Tahran’ın vekillerinin gözünde zayıf görünebilir. Bu yüzden intikam seçeneğine başvurabilir, ancak bu küçük ölçekte ve sınırlı bir eylem şeklinde gerçekleşir.
Tahran’ın önünde hangi seçenekler var? İşte bunlardan bazıları;
Carnegie Barış Vakfı’nın kıdemli bir üyesi olan Karim Sadjadpour, Hamaney’in vereceği cevabı iyi ölçüp biçmesi gerektiğini söyledi. Zayıf bir tepki saygınlığını kaybetmesine yol açabilir, abartılı bir tepki ise kan dökülmesine sebebiyet verebilir.
ABD Savunma İstihbarat Örgütü DIA tarafından Aralık ayında yayınlanan bir raporda İran'ın 3 ana askeri yeteneğe bağlı olduğu belirtildi. Bunlar; Balistik füze programı, Körfez'de denizciliği tehdit edebilecek donanmaya sahip olması ve Suriye, Irak ve Lübnan gibi ülkelerde kendisine tabi silahlı grupların bulunması. İran, ABD'nin Körfez'deki askeri üslerini ve baş düşmanı İsrail'i vurabilecek hassas güdümlü füzelere, seyir füzelerine ve İHA’lara sahip olduğunu söylüyor.
Tahran veya bölgedeki kolları Körfez’deki ve Kızıldeniz'deki petrol tankerlerinin yanı sıra Hint Okyanusu'nu Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz'e bağlayan petrol veya petrol dışı nakliye hatlarına saldırabilir.
Askeri bir çatışma veya artan gerginlikler dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği arter olan Hürmüz Boğazı'ndaki nakliye trafiğine zarar verebilir. Bir damla petrolün bile geçişinin durmasının sonuçları olur. Herhangi bir arz kesintisi ham fiyatları keskin bir şekilde artırabilir.
Yasal açıdan İran su yolunu tek taraflı olarak kapatamaz, çünkü buranın bir kısmı Umman karasularına aittir. Ancak gemiler Devrim Muhafızları'nın sorumluluğu altındaki İran sularından geçiyor. Tahran, ABD ve müttefikleriyle yüzleşmek için füzeler, İHA’lar, mayınlar ve sürat tekneleri kullanabilir. ABD'li yetkililer, boğazın kapatılmasının kırmızı bir çizginin ihlali olduğunu ve Washington'un yeniden açmak için gerekli önlemleri alacağını söylüyor.
Orta Doğu'daki Amerikan güçlerinin etrafı tehlike ile kuşatılmış olabilir. İran, en gelişmiş ABD silahlarına karşı çoğunlukla geleneksel olmayan planlara ve bölgedeki vekillerine güveniyor. İran, müttefiklerine silah ve teknik uzmanlık kazandırdı. Husiler Yemen'de İran yapımı füzeler ve uçaklar kullandılar.
Irak'taki İran destekli silahlı gruplar, Amerikan kuvvetlerinin bulunduğu üslere saldırdılar. İran haziran ayında, bir Amerikan İHA’sını füzeyle düşürdü. Bu gelişme her iki tarafı da doğrudan çatışmanın eşiğine itti.
“İran sabırlıdır”
Washington'daki Arap Körfez Ülkeleri Enstitüsü'nün kıdemli bir üyesi olan Ali Alfoneh, İran'ın hızla hareket etmesinin olası olmadığını söyledi. Alfoneh, “İran'ın, General Süleymani süikastınin ardından misilleme yapmak veya intikam almaktan başka çaresi yok, ama İran İslam Cumhuriyeti sabırlıdır. Verilecek cevabın zamanı ve doğasını bu saatten sonra bilemeyiz” dedi.
İran ve müttefikleri bölge dışında da güçlerini gösterebilirler. 1994 yılında Lübnan Hizbullah’ının bir üyesi Buenos Aires'te bir Arjantin Yahudi Derneği binasını havaya uçurmuş ve 85 kişiyi öldürmüştü.
Carnegie Barış Vakfı üyesi Karim Sadjadpour, "Gerçekleşmesi en olası seçenek Tahran’ın, ABD ve müttefiklerinin çıkarlarına yönelik bölgesel ve hatta küresel düzeyde vekalet saldırılarında bulunmaya devam etmesidir. İran Avrupa, Afrika, Asya ve Latin Amerika'da geçmişte çokça bu tür saldırılar gerçekleştirmiş ve çeşitli derecelerde başarılar elde etmiştir" şeklinde konuştu.
İranlı liderler, hedeflere ulaşabilmek için diplomasiye açık kapı bırakma konusunda daha önceden birtakım deneyimlere sahipler. Özellikle de ülke ekonomisi Amerikan yaptırımlarının baskısı altında inliyorken!
Reuters kıdemli bir bölgesel diplomatın şu sözlerini aktarıyor: “İran ve Amerika geçmişte Afganistan, Irak ve başka yerlerde birlikte çalıştılar. Ortak çıkarları ve ortak düşmanları var. Askeri çatışma her iki taraf için de pahalıya mal olacak, ancak diplomasi birçok sorunu çözebilir ve seçeneklerden biri olarak karşımızda duruyor. Washington, 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya dönmediği ve 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından Tahran'a uyguladığı tüm yaptırımları kaldırmadığı sürece İran, ABD ile herhangi bir görüşmeyi kabul etmeyecek.”
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Süleymani'nin öldürülmesinin ardından yaptığı açıklamada Washington'un tansiyonu düşürmeye kararlı olduğunu söyledi.
Sadjadpour, "Birçok kişi tarafından üçüncü bir dünya savaşı için spekülasyonlar yapılırken, İran tarihinin son 40 yılı, İran İslam Cumhuriyeti için en önemli şeyin hayatta kalmak olduğunu ortaya koyuyor. Tahran, ABD ile topyekün bir savaşın maliyetini karşılayamaz, özellikle de Süleymani’nin yokluğunda yıpratıcı ekonomik yaptırımlar ve iç karışıklıklarla ile karşı karşıya kalmışken!" açıklamasında bulundu.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe