Kattan: Suudi Arabistan, Afrika'daki anlaşmazlıkları çözmek için çabalıyor

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
TT

Kattan: Suudi Arabistan, Afrika'daki anlaşmazlıkları çözmek için çabalıyor

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan, Suudi Arabistan'ın şu anda Afrika'daki kardeş ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için çabaladığına işaret ederek, Riyad’ın ev sahipliğinde kurulan Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi’nin ehemmiyetine vurgu yaptı.
Kattan, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği özel röportajda Suudi Arabistan’ın gerek Kızıldeniz bölgesinin önemi konusuna dikkat çeken gerekse de su yolunun güvenliğinin sağlanması için uluslararası çabaları harekete geçirme konusunda çağrıda bulunan ilk ülke olduğunu söyledi.
Konsey ülkeleri ve diğer ülkeler arasında yatırım ve kalkınma alanlarında işbirliği sağlanması için ekonomik bir stratejinin belirlenmesi gerekliliğine vurgu yapan Kattan, bunun yanı sıra ortaklık kurmak için mevcut fırsatlardan yararlanmak, ortak girişimlerde ve yatırımlarda bulunmak ve konsey ülkeleri arasında Akdeniz hatları boyunca yeni petrol araştırmaları için bir dizi anlaşmaya olanak sağlamak gibi durumların önemine değindi.
Kızıldeniz'deki canlı kaynakların birçok çevresel tehdit ve risklerden korunmasının ehemmiyetine işaret eden Kattan, bazı ülkelerin bölgenin çevre güvenliğine zarar verme girişimlerinin önüne geçilmesi için çalışılması gerektiğini söyledi. Ayrıca konseyin kuruluş tüzüğünün en az 4 ülke tarafından onaylanması sonrasında 90 gün içerisinde yürürlüğe gireceğine dikkat çekerek, konsey genel sekreterliğinin Riyad’da bulunacağını ve ilk genel sekreterinin ise Suudi Arabistan’dan olacağını belirtti.
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan ile gerçekleştirilen röportajın metni:
-Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi’nin kuruluşu Suudi Arabistan, bölge ve diğer ülkeler için neyi temsil ediyor?
Konseyin kurulması ve Suudi Arabistan’da tüzüğün imzalanması, bölgenin tarihi ve geleceği açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Konsey içerisindeki ülkeler ve halkları için büyük ve önemli bir başarıyı temsil eden bu oluşum, ülke liderlerinin -özellikle siyasi, güvenlik ve ekonomik olarak bölgenin içinden geçtiği şu koşullarda- bu husustaki ısrarlarını, kararlılıklarını ve inançlarını yansıtıyor. Bununla birlikte ülkeler arasında işbirliğini güçlendirmek adına şu an kardeşlerimizle yer aldığımız bu bölgesel oluşuma ihtiyacımız var. Bu oluşum, ülkelerin her alanda güvenliğini, istikrarını ve gelişimini sağlayacak şekilde koordine olmalarını sağlayacak. Ayrıca önümüzdeki aşamalarda karşı karşıya kalınabilecek zorlukların üstesinden gelinmesini mümkün kılacak.
Bu oluşum, ülkeleri birbirine bağlayan kardeşlik bağlarının ve tarihi ilişkilerin doğal bir neticesidir. Bu ülkeler arasında Kızıldeniz'in önemine ilk kez dikkat çeken ve su yolunun güvenliğinin sağlanması için uluslararası çabaları harekete geçirme konusunda ilk kez çağrıda bulunan Suudi Arabistan da bulunuyor. Su yolundan her yıl on binlerce gemi geçiyor ve buradaki ticaret hacmi küresel ticaretin yüzde 13'ünden fazlasını oluşturuyor. Ayrıca küresel petrol hareketinin yüzde 40’ı buradan geçiyor ve yüzdelerin yıldan yıla artması bekleniyor.
Bu oluşum, Suudi Arabistan’ın Kral Abdülaziz tarafından kuruluşundan Kral Selman bin Abdülaziz ve Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın zamanına kadar sarf edilen sürekli çabaların bir ürünüdür. Bu çabalara, iyi komşuluk ve ülkelerin iç işlerine karşımama gibi ilkelerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası organizasyonlar çerçevesinde aktif bir rol oynamak ve ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri güçlendirmek eşlik etmiştir.
Bu anlaşma, ülkeler arasındaki kalkınma ve ekonomik entegrasyonunu sağlamanın ve ticareti işlemleri kolaylaştırmanın yanı sıra ülkelerin gelecekteki stratejik hedeflerine ulaşmalarını ve öncelikli yüksek çıkarlar doğrultusunda tüm alanlarda aralarındaki işbirliğini güçlendirmelerini sağlayacaktır.  Bu ülkeler arasındaki coğrafi yakınlık, dilsel ve kültürel benzerlikler ve bölgesel eylemin önemine ilişkin hissedilen inanç bu yaklaşımın başarılı olmasına katkıda bulunmuştur.
-Suudi Arabistan’ın çabaları ve bu kapsamda oynadığı rol hakkında daha fazla bilgi verir misiniz?
Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz meselesine verdiği bu önem ve bölgede güvenlik ve istikrarı temin için iş birliği yapılması konusundaki arzusu, yaklaşık 2 bin 400 km uzunluğundaki kıyılara sahip en büyük ülke olmasından kaynaklanıyor. Bu rakam, sahil şeridinin toplam uzunluğunun yüzde 40'ından fazlasını oluşturuyor. Ayrıca 178 bin mil karelik bir alanı kapsayan Kızıldeniz’in güvenliği, Suudi Arabistan için yüksek stratejik ve jeopolitik önemi haizdir. Çünkü coğrafi konumu nedeniyle, üç büyük kıta arasındaki bağlantı noktasıdır. Bundan dolayı Suudi Arabistan, Kızıldeniz ülkeleriyle işbirliği için çokça çaba sarf etti, bir dizi seminer düzenledi ve birçok ilmi araştırmayı teşvik etti ve destekledi.
Burada bölgesel bir işbirliği çerçevesi oluşturma fikri, 1956'da başlatılan eski bir Suudi girişimine kadar uzanıyor. Suudi Arabistan o sıra Cidde'de üçlü bir zirve gerçekleştirilmesi için çağrıda bulundu. Zirveye Kral Suud bin Abdülaziz, Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır ve İmam Ahmed bin Yahya katıldı. Suudi Arabistan, Mısır ve Yemen tarafından imzalanan Cidde bildirisinde, ortak bir güvenlik inşa edilmesi yönünde karar alındığı hususunda uzlaşıya varıldığı. 
Ayrıca Suudi Arabistan 1972'de Cidde’de, Mısır, Sudan, Etiyopya ve Yemen'in katıldığı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda bu ülkelerin Kızıldeniz’in derinlerindeki kaynaklardaki hakları teyit edildi ve buraya ilişkin yatırımlar düzenlendi. Yapılan ortak açıklamada, bu kaynakların tüm kıyı devletlerinin hakkı olduğu ve gelecekte de böyle kalması gerektiği belirtildi.
Suudi Arabistan, 1974 yılında, Kızıldeniz'in dibindeki doğal kaynakların ortak kullanımıyla ilgili olarak Sudan ile bir anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında merkezi Cidde şehri olmak üzere bir Suudi-Sudan ortak komitesi kuruldu. Bu komite 1990 yılına kadar çalışmalarını sürdürdü. Ardından 2017 yılında bu zenginlikleri geliştirmek adına daimi bir ortak komite kuruldu. 1976 yılında Cidde'de, Kral Halid bin Abdülaziz, Cumhurbaşkanı Enver Sedat ve Devlet Başkanı Cafer en-Numeyri’nin katıldığı üçlü bir zirve gerçekleştirildi. Zirve sonucunda Mısır ve Sudan arasında ortak savunma anlaşmasının imzalanmasının yanı sıra Kızıldeniz'de askeri koordinasyonun önemi ve birleşik bir askeri komite kurulması konusunda uzlaşıya varıldı.
1980’lerin başından bu yana Kızıldeniz'in tanık olduğu tehlikeler ve tehditlerden dolayı Suudi Arabistan, çabalarını yoğunlaştırdı ve bu çabalar 1982’de Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Sudan, Cibuti, Somali ve Yemen arasında Cidde Anlaşması'nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Bunun ardından Kızıldeniz ve Aden Körfezi Çevresinin Korunması için bölgesel bir oluşum kuruldu. Suudi Arabistan 2018'de Ürdün, Mısır, Sudan, Yemen, Cibuti ve Somali'nin katıldığı Kızıldeniz Ülkeleri Bakanlar Toplantısına ev sahipliği yaptı.
Suudi Arabistan, son olarak Ürdün, Mısır, Sudan, Cibuti ve Yemen'in katılımıyla Cidde'de başlatılan “Kızıldeniz 1” tatbikatıyla koordinasyon ve bölgesel güvenlik işbirliğini geliştirme çabalarını sürdürdü. 21 Nisan 2019'da Suudi Arabistan, adı geçen ülkelerdeki üst düzey yetkililerin katıldığı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıya bu ülkelerin yanı sıra Eritre’de katıldı. Suudi Arabistan'ın bu başarıyı kardeşleriyle işbirliği içinde gerçekleştirdiğine şüphe yok.
-Bu konseyin kurulmasının sebepleri nelerdir? Konsey ülkeleri bu oluşumdan ne elde edecekler?
Yaklaşık 5 bin 500 km'lik bir kıyı şeridine, ortalama 300 km'lik bir ve 2 bin 500 metre derinliğe sahip olan Kızıldeniz, önemli deniz ve okyanuslarla bağlantısı ve petrol kaynaklarının kıyılarına yakınlığı nedeniyle eski zamanlardan beri eşsiz stratejik öneme sahiptir. Burada yaklaşık 1150 ada bulunuyor ve birçok bölgesel ve uluslararası gücün Akdeniz, Atlantik ve Hint okyanusuna erişimi sağlıyor. Güneyden Bab'ul Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi üzerinden Arap Denizi'nin Afrika ve Asya arasındaki sularına bir geçit olduğu gibi, kuzeyinde Sina Adası, Akabe Körfezi ve Süveyş Kanalı'nın yer alması bölgesel ve küresel ticaret yolları için önemli bir koridor haline getiriyor. Ayrıca, Kızıldeniz'in konsey devletlerinin yaşam ve yönelimlerinde oynadığı büyük rol, tehlikelerle yüzleşmek adına tek bir strateji içerisinde çalışmayı gerekli kılıyor.
Bu konseyin oluşumu, bölgenin şahit olduğu tarihi aşamaların ve halihazırda tanık olduğu koşulların ve bunun ülkelere olan etkilerinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda bu konseyin oluşumunun bir diğer motivasyonu ise bu ülkelerin çeşitli alanlarda işbirliğini güçlendirmenin önemini fark etmelidir. Zira bu hassas zamanlarda güvenlik, istikrar ve kalkınmanın sağlanması böyle bir iş birliğini gerektirmektedir. Siyasi açıdan bu oluşum, ülkelerin daha fazla işbirliği ve siyasi koordinasyon ihtiyacından ileri geliyor. Bununla birlikte bu bölgede bazı devletler ve terörist unsurlar tarafından ekilen mayınların temizlenmesi hususunda da konsey devletleri arasında bir işbirliğinin sağlanması gerekiyor. Bu bağlamda uluslararası deniz trafiğinin ve küresel ticaretin korunmasının yanı sıra bölgedeki deniz terörüyle mücadeleyle ilgili olarak da ortak bir strateji benimsenmelidir. Ayrıca deniz güvenliğinin sağlanması ve konsey ülkelerinin egemenliğinin herhangi bir saldırıdan korunmasını sağlamak amacıyla entegre stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor.
Suudi Arabistan'ın ekonomik ve kalkınma yolculuğunu ve bu süreçteki başarılarını takip edenler, onun projelere ve dev ekonomik şehirlerin kurulmasına özel önem verdiğinin görür. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası dev projelerin uygulanmasının ve başarısının, bölgede ve Afrika Boynuzu'nda kalıcı bir güvenlik ve istikrar durumunu gerektirdiğine inanıyor. Hiç şüphe yok ki Suudi Arabistan ve bu ülkelerin deneyimleri, liderlerinin ve halklarının arzu ettikleri ortak çalışmaya onları sevk ediyor. Krallık ayrıca etkili bir küresel ekonomik güç ve G-20 üyesi olarak muazzam ekonomik potansiyele sahiptir. Bununla birlikte diğer devletlerin de sahip olduğu büyük ekonomik kabiliyetler, bu oluşumun gelecekteki süreçte başarılı olması üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahiptir.
Konsey ülkeleri ile diğer ülkeler arasında yatırım ve kalkınma alanında işbirliğinin sağlanması adına bir ekonomik stratejinin belirlenmesi zorunlu hale geldi. Söz konusu ülkeler gerek ekonomik çıkarlarında gerekse de projeler ve yatırımlar konusundaki fırsatları kullanmakta ortaktırlar. Ayrıca, bölgenin Doğu Asya ülkeleri ve Avrupa arasında önemli bir koridor olması, uluslararası ticareti korumak adına işbirliği konusunda daha fazla çaba gösterilmesini gerekli kılmaktadır. Kızıldeniz'deki canlı kaynakların azlığı, balıkçılık ve müdahalelerin yanı sıra birçok çevresel tehlike ve tehdidin üstesinden gelinmesi, çevrenin güvenliğinin sağlanmasını ve kirlilikten arındırılmasını zorunlu hale getirmektedir.
-Konsey tüzüğünün imzalanmasının ardından ne gibi adımlar atılacak ve konseyin merkezi neresi olacak?
Konsey tüzüğünün imzalanmasının ardından devlet başkanları düzeyinde bir toplantı yapılacak ve belirlenen hedeflere ulaşılması için çalışmalara başlanacak. En az 4 ülke tarafından onaylandıktan sonra tüzük 90 gün içerisinde yürürlüğe girecek. Konseyin genel sekreterliği Riyad’da bulunacak ve ilk genel sekreter ise Suudi Arabistan’dan olacak.
-Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı olmanızdan bu yana neler başardınız?
Kral Selman bin Abdülaziz ve Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın direktifleri, kardeş ve dost ülkelerle ikili ilişkilerin güçlendirilmesinin ve bu ilişkileri her alanda geliştirmenin önemini her seferinde bir kez daha gösteriyor. Bu ülkeler arasında Afrika kıtası ülkeleri de bulunuyor ki Kral Selman bin Abdülaziz, göreve başladığından bu yana bu ülkelerle özel bir şekilde ilgilenmeye gayret ediyor ve bize onlarla olan ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde direktifler veriyor. Aynı zamanda bize bölgede güvenlik, istikrar ve kalkınmanın sağlanması adına çalışmamız için talimatlar veriyor. Onun bu konudaki ilgisini ve kararlığını gösteren bir diğer şey ise Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı atanması için bir kraliyet kararnamesi yayınlamasıdır. Bu bağlamda, Krallığın kıtada bulunan Arap ülkeleri de dahil olmak üzere Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerini güçlendirme ve her alanda bu ilişkileri geliştirme dosyalarından sorumluyum.
Suudi Arabistan'ın Afrika ülkeleriyle ilişkilerinde son dönemde dikkat çekici bir hareketlilik yaşandı. Geçen yıl Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın bir dizi Afrika ülkesine yaptığı resmi ziyaretler ve Afrika liderinin Krallığa resmi ziyaretleri bunu yansıtıyor.
Suudi liderliği, Afrika kıtası ülkelerinin bakış açılarını yakınlaştırmak ve anlaşmazlıkları çözmek için muazzam çabalar gösterdi. Ayrıca kardeşler arasındaki bu anlaşmazlıkların çözümünde bütün imkanını ve İslami rolünü kullandı. Sarf edilen bu çabalar, Etiyopya ve Eritre arasındaki tarihi barış anlaşmasıyla ilk meyvelerini verdi. 16 Eylül 2018’de Cidde kentinde bir araya gelen Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki barış anlaşmasına imza attılar. Ayrıca Suudi diplomasisinin iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları çözüme kavuşturma çabaları çerçevesinde gerçekleştirilen toplantıda Eritre Devlet Başkanı ile Cibuti Cumhurbaşkanı bir araya geldiler.
Liderlik bu kapsamda kardeşler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek ve onları birbirine yakınlaştırmak adına çaba sarf etmeye devam ediyor. Bu çabalar arasında, kıtadaki kardeşler arasındaki bazı sorunların çözülmesine aracılık ederek uzlaşı sağlanmasına yönelik gösterilen çabalar da var.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.