Kattan: Suudi Arabistan, Afrika'daki anlaşmazlıkları çözmek için çabalıyor

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
TT

Kattan: Suudi Arabistan, Afrika'daki anlaşmazlıkları çözmek için çabalıyor

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan, Suudi Arabistan'ın şu anda Afrika'daki kardeş ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için çabaladığına işaret ederek, Riyad’ın ev sahipliğinde kurulan Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi’nin ehemmiyetine vurgu yaptı.
Kattan, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği özel röportajda Suudi Arabistan’ın gerek Kızıldeniz bölgesinin önemi konusuna dikkat çeken gerekse de su yolunun güvenliğinin sağlanması için uluslararası çabaları harekete geçirme konusunda çağrıda bulunan ilk ülke olduğunu söyledi.
Konsey ülkeleri ve diğer ülkeler arasında yatırım ve kalkınma alanlarında işbirliği sağlanması için ekonomik bir stratejinin belirlenmesi gerekliliğine vurgu yapan Kattan, bunun yanı sıra ortaklık kurmak için mevcut fırsatlardan yararlanmak, ortak girişimlerde ve yatırımlarda bulunmak ve konsey ülkeleri arasında Akdeniz hatları boyunca yeni petrol araştırmaları için bir dizi anlaşmaya olanak sağlamak gibi durumların önemine değindi.
Kızıldeniz'deki canlı kaynakların birçok çevresel tehdit ve risklerden korunmasının ehemmiyetine işaret eden Kattan, bazı ülkelerin bölgenin çevre güvenliğine zarar verme girişimlerinin önüne geçilmesi için çalışılması gerektiğini söyledi. Ayrıca konseyin kuruluş tüzüğünün en az 4 ülke tarafından onaylanması sonrasında 90 gün içerisinde yürürlüğe gireceğine dikkat çekerek, konsey genel sekreterliğinin Riyad’da bulunacağını ve ilk genel sekreterinin ise Suudi Arabistan’dan olacağını belirtti.
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan ile gerçekleştirilen röportajın metni:
-Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi’nin kuruluşu Suudi Arabistan, bölge ve diğer ülkeler için neyi temsil ediyor?
Konseyin kurulması ve Suudi Arabistan’da tüzüğün imzalanması, bölgenin tarihi ve geleceği açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Konsey içerisindeki ülkeler ve halkları için büyük ve önemli bir başarıyı temsil eden bu oluşum, ülke liderlerinin -özellikle siyasi, güvenlik ve ekonomik olarak bölgenin içinden geçtiği şu koşullarda- bu husustaki ısrarlarını, kararlılıklarını ve inançlarını yansıtıyor. Bununla birlikte ülkeler arasında işbirliğini güçlendirmek adına şu an kardeşlerimizle yer aldığımız bu bölgesel oluşuma ihtiyacımız var. Bu oluşum, ülkelerin her alanda güvenliğini, istikrarını ve gelişimini sağlayacak şekilde koordine olmalarını sağlayacak. Ayrıca önümüzdeki aşamalarda karşı karşıya kalınabilecek zorlukların üstesinden gelinmesini mümkün kılacak.
Bu oluşum, ülkeleri birbirine bağlayan kardeşlik bağlarının ve tarihi ilişkilerin doğal bir neticesidir. Bu ülkeler arasında Kızıldeniz'in önemine ilk kez dikkat çeken ve su yolunun güvenliğinin sağlanması için uluslararası çabaları harekete geçirme konusunda ilk kez çağrıda bulunan Suudi Arabistan da bulunuyor. Su yolundan her yıl on binlerce gemi geçiyor ve buradaki ticaret hacmi küresel ticaretin yüzde 13'ünden fazlasını oluşturuyor. Ayrıca küresel petrol hareketinin yüzde 40’ı buradan geçiyor ve yüzdelerin yıldan yıla artması bekleniyor.
Bu oluşum, Suudi Arabistan’ın Kral Abdülaziz tarafından kuruluşundan Kral Selman bin Abdülaziz ve Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın zamanına kadar sarf edilen sürekli çabaların bir ürünüdür. Bu çabalara, iyi komşuluk ve ülkelerin iç işlerine karşımama gibi ilkelerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası organizasyonlar çerçevesinde aktif bir rol oynamak ve ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri güçlendirmek eşlik etmiştir.
Bu anlaşma, ülkeler arasındaki kalkınma ve ekonomik entegrasyonunu sağlamanın ve ticareti işlemleri kolaylaştırmanın yanı sıra ülkelerin gelecekteki stratejik hedeflerine ulaşmalarını ve öncelikli yüksek çıkarlar doğrultusunda tüm alanlarda aralarındaki işbirliğini güçlendirmelerini sağlayacaktır.  Bu ülkeler arasındaki coğrafi yakınlık, dilsel ve kültürel benzerlikler ve bölgesel eylemin önemine ilişkin hissedilen inanç bu yaklaşımın başarılı olmasına katkıda bulunmuştur.
-Suudi Arabistan’ın çabaları ve bu kapsamda oynadığı rol hakkında daha fazla bilgi verir misiniz?
Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz meselesine verdiği bu önem ve bölgede güvenlik ve istikrarı temin için iş birliği yapılması konusundaki arzusu, yaklaşık 2 bin 400 km uzunluğundaki kıyılara sahip en büyük ülke olmasından kaynaklanıyor. Bu rakam, sahil şeridinin toplam uzunluğunun yüzde 40'ından fazlasını oluşturuyor. Ayrıca 178 bin mil karelik bir alanı kapsayan Kızıldeniz’in güvenliği, Suudi Arabistan için yüksek stratejik ve jeopolitik önemi haizdir. Çünkü coğrafi konumu nedeniyle, üç büyük kıta arasındaki bağlantı noktasıdır. Bundan dolayı Suudi Arabistan, Kızıldeniz ülkeleriyle işbirliği için çokça çaba sarf etti, bir dizi seminer düzenledi ve birçok ilmi araştırmayı teşvik etti ve destekledi.
Burada bölgesel bir işbirliği çerçevesi oluşturma fikri, 1956'da başlatılan eski bir Suudi girişimine kadar uzanıyor. Suudi Arabistan o sıra Cidde'de üçlü bir zirve gerçekleştirilmesi için çağrıda bulundu. Zirveye Kral Suud bin Abdülaziz, Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır ve İmam Ahmed bin Yahya katıldı. Suudi Arabistan, Mısır ve Yemen tarafından imzalanan Cidde bildirisinde, ortak bir güvenlik inşa edilmesi yönünde karar alındığı hususunda uzlaşıya varıldığı. 
Ayrıca Suudi Arabistan 1972'de Cidde’de, Mısır, Sudan, Etiyopya ve Yemen'in katıldığı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda bu ülkelerin Kızıldeniz’in derinlerindeki kaynaklardaki hakları teyit edildi ve buraya ilişkin yatırımlar düzenlendi. Yapılan ortak açıklamada, bu kaynakların tüm kıyı devletlerinin hakkı olduğu ve gelecekte de böyle kalması gerektiği belirtildi.
Suudi Arabistan, 1974 yılında, Kızıldeniz'in dibindeki doğal kaynakların ortak kullanımıyla ilgili olarak Sudan ile bir anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında merkezi Cidde şehri olmak üzere bir Suudi-Sudan ortak komitesi kuruldu. Bu komite 1990 yılına kadar çalışmalarını sürdürdü. Ardından 2017 yılında bu zenginlikleri geliştirmek adına daimi bir ortak komite kuruldu. 1976 yılında Cidde'de, Kral Halid bin Abdülaziz, Cumhurbaşkanı Enver Sedat ve Devlet Başkanı Cafer en-Numeyri’nin katıldığı üçlü bir zirve gerçekleştirildi. Zirve sonucunda Mısır ve Sudan arasında ortak savunma anlaşmasının imzalanmasının yanı sıra Kızıldeniz'de askeri koordinasyonun önemi ve birleşik bir askeri komite kurulması konusunda uzlaşıya varıldı.
1980’lerin başından bu yana Kızıldeniz'in tanık olduğu tehlikeler ve tehditlerden dolayı Suudi Arabistan, çabalarını yoğunlaştırdı ve bu çabalar 1982’de Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Sudan, Cibuti, Somali ve Yemen arasında Cidde Anlaşması'nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Bunun ardından Kızıldeniz ve Aden Körfezi Çevresinin Korunması için bölgesel bir oluşum kuruldu. Suudi Arabistan 2018'de Ürdün, Mısır, Sudan, Yemen, Cibuti ve Somali'nin katıldığı Kızıldeniz Ülkeleri Bakanlar Toplantısına ev sahipliği yaptı.
Suudi Arabistan, son olarak Ürdün, Mısır, Sudan, Cibuti ve Yemen'in katılımıyla Cidde'de başlatılan “Kızıldeniz 1” tatbikatıyla koordinasyon ve bölgesel güvenlik işbirliğini geliştirme çabalarını sürdürdü. 21 Nisan 2019'da Suudi Arabistan, adı geçen ülkelerdeki üst düzey yetkililerin katıldığı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıya bu ülkelerin yanı sıra Eritre’de katıldı. Suudi Arabistan'ın bu başarıyı kardeşleriyle işbirliği içinde gerçekleştirdiğine şüphe yok.
-Bu konseyin kurulmasının sebepleri nelerdir? Konsey ülkeleri bu oluşumdan ne elde edecekler?
Yaklaşık 5 bin 500 km'lik bir kıyı şeridine, ortalama 300 km'lik bir ve 2 bin 500 metre derinliğe sahip olan Kızıldeniz, önemli deniz ve okyanuslarla bağlantısı ve petrol kaynaklarının kıyılarına yakınlığı nedeniyle eski zamanlardan beri eşsiz stratejik öneme sahiptir. Burada yaklaşık 1150 ada bulunuyor ve birçok bölgesel ve uluslararası gücün Akdeniz, Atlantik ve Hint okyanusuna erişimi sağlıyor. Güneyden Bab'ul Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi üzerinden Arap Denizi'nin Afrika ve Asya arasındaki sularına bir geçit olduğu gibi, kuzeyinde Sina Adası, Akabe Körfezi ve Süveyş Kanalı'nın yer alması bölgesel ve küresel ticaret yolları için önemli bir koridor haline getiriyor. Ayrıca, Kızıldeniz'in konsey devletlerinin yaşam ve yönelimlerinde oynadığı büyük rol, tehlikelerle yüzleşmek adına tek bir strateji içerisinde çalışmayı gerekli kılıyor.
Bu konseyin oluşumu, bölgenin şahit olduğu tarihi aşamaların ve halihazırda tanık olduğu koşulların ve bunun ülkelere olan etkilerinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda bu konseyin oluşumunun bir diğer motivasyonu ise bu ülkelerin çeşitli alanlarda işbirliğini güçlendirmenin önemini fark etmelidir. Zira bu hassas zamanlarda güvenlik, istikrar ve kalkınmanın sağlanması böyle bir iş birliğini gerektirmektedir. Siyasi açıdan bu oluşum, ülkelerin daha fazla işbirliği ve siyasi koordinasyon ihtiyacından ileri geliyor. Bununla birlikte bu bölgede bazı devletler ve terörist unsurlar tarafından ekilen mayınların temizlenmesi hususunda da konsey devletleri arasında bir işbirliğinin sağlanması gerekiyor. Bu bağlamda uluslararası deniz trafiğinin ve küresel ticaretin korunmasının yanı sıra bölgedeki deniz terörüyle mücadeleyle ilgili olarak da ortak bir strateji benimsenmelidir. Ayrıca deniz güvenliğinin sağlanması ve konsey ülkelerinin egemenliğinin herhangi bir saldırıdan korunmasını sağlamak amacıyla entegre stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor.
Suudi Arabistan'ın ekonomik ve kalkınma yolculuğunu ve bu süreçteki başarılarını takip edenler, onun projelere ve dev ekonomik şehirlerin kurulmasına özel önem verdiğinin görür. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası dev projelerin uygulanmasının ve başarısının, bölgede ve Afrika Boynuzu'nda kalıcı bir güvenlik ve istikrar durumunu gerektirdiğine inanıyor. Hiç şüphe yok ki Suudi Arabistan ve bu ülkelerin deneyimleri, liderlerinin ve halklarının arzu ettikleri ortak çalışmaya onları sevk ediyor. Krallık ayrıca etkili bir küresel ekonomik güç ve G-20 üyesi olarak muazzam ekonomik potansiyele sahiptir. Bununla birlikte diğer devletlerin de sahip olduğu büyük ekonomik kabiliyetler, bu oluşumun gelecekteki süreçte başarılı olması üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahiptir.
Konsey ülkeleri ile diğer ülkeler arasında yatırım ve kalkınma alanında işbirliğinin sağlanması adına bir ekonomik stratejinin belirlenmesi zorunlu hale geldi. Söz konusu ülkeler gerek ekonomik çıkarlarında gerekse de projeler ve yatırımlar konusundaki fırsatları kullanmakta ortaktırlar. Ayrıca, bölgenin Doğu Asya ülkeleri ve Avrupa arasında önemli bir koridor olması, uluslararası ticareti korumak adına işbirliği konusunda daha fazla çaba gösterilmesini gerekli kılmaktadır. Kızıldeniz'deki canlı kaynakların azlığı, balıkçılık ve müdahalelerin yanı sıra birçok çevresel tehlike ve tehdidin üstesinden gelinmesi, çevrenin güvenliğinin sağlanmasını ve kirlilikten arındırılmasını zorunlu hale getirmektedir.
-Konsey tüzüğünün imzalanmasının ardından ne gibi adımlar atılacak ve konseyin merkezi neresi olacak?
Konsey tüzüğünün imzalanmasının ardından devlet başkanları düzeyinde bir toplantı yapılacak ve belirlenen hedeflere ulaşılması için çalışmalara başlanacak. En az 4 ülke tarafından onaylandıktan sonra tüzük 90 gün içerisinde yürürlüğe girecek. Konseyin genel sekreterliği Riyad’da bulunacak ve ilk genel sekreter ise Suudi Arabistan’dan olacak.
-Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı olmanızdan bu yana neler başardınız?
Kral Selman bin Abdülaziz ve Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın direktifleri, kardeş ve dost ülkelerle ikili ilişkilerin güçlendirilmesinin ve bu ilişkileri her alanda geliştirmenin önemini her seferinde bir kez daha gösteriyor. Bu ülkeler arasında Afrika kıtası ülkeleri de bulunuyor ki Kral Selman bin Abdülaziz, göreve başladığından bu yana bu ülkelerle özel bir şekilde ilgilenmeye gayret ediyor ve bize onlarla olan ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde direktifler veriyor. Aynı zamanda bize bölgede güvenlik, istikrar ve kalkınmanın sağlanması adına çalışmamız için talimatlar veriyor. Onun bu konudaki ilgisini ve kararlığını gösteren bir diğer şey ise Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı atanması için bir kraliyet kararnamesi yayınlamasıdır. Bu bağlamda, Krallığın kıtada bulunan Arap ülkeleri de dahil olmak üzere Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerini güçlendirme ve her alanda bu ilişkileri geliştirme dosyalarından sorumluyum.
Suudi Arabistan'ın Afrika ülkeleriyle ilişkilerinde son dönemde dikkat çekici bir hareketlilik yaşandı. Geçen yıl Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın bir dizi Afrika ülkesine yaptığı resmi ziyaretler ve Afrika liderinin Krallığa resmi ziyaretleri bunu yansıtıyor.
Suudi liderliği, Afrika kıtası ülkelerinin bakış açılarını yakınlaştırmak ve anlaşmazlıkları çözmek için muazzam çabalar gösterdi. Ayrıca kardeşler arasındaki bu anlaşmazlıkların çözümünde bütün imkanını ve İslami rolünü kullandı. Sarf edilen bu çabalar, Etiyopya ve Eritre arasındaki tarihi barış anlaşmasıyla ilk meyvelerini verdi. 16 Eylül 2018’de Cidde kentinde bir araya gelen Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki barış anlaşmasına imza attılar. Ayrıca Suudi diplomasisinin iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları çözüme kavuşturma çabaları çerçevesinde gerçekleştirilen toplantıda Eritre Devlet Başkanı ile Cibuti Cumhurbaşkanı bir araya geldiler.
Liderlik bu kapsamda kardeşler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek ve onları birbirine yakınlaştırmak adına çaba sarf etmeye devam ediyor. Bu çabalar arasında, kıtadaki kardeşler arasındaki bazı sorunların çözülmesine aracılık ederek uzlaşı sağlanmasına yönelik gösterilen çabalar da var.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.