Türki el-Faysal El-Qabas'a konuştu: İran'ın Süleymani'nin öldürülmesine verdiği karşılık bir tiyatrodur

Prens Türki el-Faysal, El-Qabas Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Abdullah Gazi el-Mudaf’ı ağırladı (Alqabas)
Prens Türki el-Faysal, El-Qabas Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Abdullah Gazi el-Mudaf’ı ağırladı (Alqabas)
TT

Türki el-Faysal El-Qabas'a konuştu: İran'ın Süleymani'nin öldürülmesine verdiği karşılık bir tiyatrodur

Prens Türki el-Faysal, El-Qabas Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Abdullah Gazi el-Mudaf’ı ağırladı (Alqabas)
Prens Türki el-Faysal, El-Qabas Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Abdullah Gazi el-Mudaf’ı ağırladı (Alqabas)

Abdullah Gazi el-Mudaf
Ortadoğu son iki hafta içerisinde İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta ABD’nin hava saldırısıyla öldürülmesinin ardından İran ile ABD arasında yaşanan ciddi gerginliğe tanık oldu. Bölgeyi neredeyse tamamen savaşa sürükleyen bu gerilim, Suudi Arabistan'ın eski İstihbarat Şefi Prens Türki el-Faysal’ın deyimiyle İran'ın verdiği ‘tiyatro’ karşılıkla geçici olarak sona erdi. Ancak önümüzdeki günlerde yeni olayların ve gelişmelerin yaşanması bekleniyor.
Aynı zamanda bölgede ve dünyadaki birçok krize tanıklık eden deneyimli bir diplomat olan Prens Türki, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ardından ülkenin neredeyse tüm dış politikasını yöneten 2 numarası olarak görülen Süleymani’ye yönelik suikastın akabinde yaşanan büyük propaganda kampanyası karşısında şaşırmıyor.


ABD'nin Irak'taki üslerinden birine uzak bir noktaya düşen İran füzesi

Karşılık verme tiyatrosu
Aynı zamanda Suudi Arabistan'ın eski Londra ve Washington büyükelçisi olan Prens Türki, Riyad'daki ofisinde el-Qabas'a verdiği röportajda, hükümetin içinde yer almadığından, basında gördüklerine ve yapılan açıklamalara bireysel değerlendirmelerde bulundu. İran'ın Süleymani’nin öldürülmesine verdiği karşılığı bir 'tiyatro' olarak niteleyen Prens Türki, "Buna rağmen ABD'ye uygun bir yanıt verdiklerini iddia ettiler. Fakat dünyanın gördüğü; ABD tarafına mesaj göndermek amacıyla fırlatılmış ve birkaçı, İran sınırları içerisine birkaçı ise Irak’taki boş arazilere düşen İran füzeleriydi. Sonuç olarak ABD hiçbir zarar görmedi. İran’ın 80 ABD’liyi öldürdüğü ve üslerini yerle bir ettiği şeklindeki tantanasına rağmen daha sonra geri adım atıp böyle bir şeyin gerçekleşmediğini itiraf ettiler” diye konuştu.


Prens Türki el-Faysal röportajı esnasında çekilen bir kare

Şarku’l Avsat’ın el Qabas’dan aktardığı habere göre, Prens Türki el-Faysal, ABD ile İran arasında çalan savaş tamtamlarının sesinin burada kesileceğini düşünmüyor. Bu tiyatronun ardından İran rejiminin ne gibi planları olduğuna dair herhangi bir fikri olmayan Prens Türki, “Konu henüz kapanmadı. Açıkçası İran devriminden bu yana geçen 40 yıl boyunca yaşadıklarımızı, bedevilerin ‘yüzsüz’ kişiler için kullandıkları ‘İbni Fehra’nın yüzü’ deyimi açıklayabilir. Bu kişi, onursuz veya rezil bir davranışta bulunsa bile umursamaz ve utanmaz. Aksine bunu büyük bir başarı ve önemli bir işmiş gibi göstermeye çalışır. İran yönetimi de utanmıyor. Bir Arap atasözü vardır; “Utanmadıktan sonra ne istersen yap.” Onlarda utanmıyorlar ve yaptıklarını da istedikleri gibi lanse etmeye çalışıyorlar.

Asıl amaçlarının üstünü örtüyorlar

İran ile ABD arasındaki vekalet savaşının bittiğini söyleyenleri, İranlıların nasıl davranacağını beklemeye davet eden Prens Türki el-Faysal, “Asıl amaçlarının üstünü örtüyorlar. Ancak bunun bir takım sonuçları olabilir. İki gün önce ABD’nin Irak’taki üssünün rasgele bombalandığına şahit olduk. Bu bombardımanın arkasında kim ya da kimler vardı, Allah bilir. Belki bundan sonra başka yerlerde başka kazalar da olacak” ifadelerini kullandı.
İran yönetiminin yıllardır diğer ülkelerdeki vekillere dayalı bir politika sürdürdüğünü söyleyen Suudi Arabistan’ın eski İstihbarat Şefi şöyle devam etti;
“İran demir pençeli kağıttan bir kaplana dönüştü. İran'ın kullandığı bu çelik pençeler, ister Lübnan’da ister Kuveyt’te ister Suudi Arabistan’da ister Türkiye’de isterse de Pakistan ve Afganistan'da olsun Hizbullah unsurlarıdır. Bunlar İran yönetimi tarafından vekalet savaşlarında onların yerine savaşmakla görevlendirilmişlerdir. Irak-İran savaşı sırasında Kuveyt’in eski Emiri rahmetli Şeyh Ahmed el-Cabir el-Sabah’a yönelik suikast girişimini unutmuyoruz. Aynı şekilde 1988’de Kuveyt Havayolları’na ait 422 sefer sayılı uçağın kaçırılmasının yanı sıra sorumluluğunu Hizbullah’ın üstlendiği Suudi Arabistan’ın el-Huber şehrindeki bombalı saldırıyı ve yine 1980’lerde Hizbullah tarafından  Suudi diplomatların Türkiye’de öldürülmesi gibi olayları da hatırlıyoruz.”


Prens Türki el-Faysal el-Qabas’a konuştu

İran'ın vekilleriyle ilgili konuştuğunda üzüntüye kapılan Prens Türki, “Maalesef İran yönetimi, dünyanın çeşitli bölgelerindeki Şii topluluklarını kutuplaştırma ve bunu kendi amaçları doğrultusunda kullanma konusunda başarılı oldu. Bu insanlar, İran’ın taleplerini bazen büyük bir özveriyle yerine getiriyorlar. Lübnan'da Hizbullah'a bakıyoruz. Nasrallah, Hamaney’in izinde olduğunu, maddi ve manevi her türlü desteğin İran'dan geldiğini ve bunları İran'ın amaçlarına hizmet etmek için kullandığını söylüyor” şeklinde konuştu.


Tahran’da karşı karşıya gelen güvenlik güçleriyle protestocular

Her gün yapılan protesto gösterileri
Prens Türki’nin Ukrayna yolcu uçağının füzeyle vurulması sonucu düştüğünün itiraf edilmesinin ardından başlayan protesto gösterilerinin yeni bir ayaklanma başlangıcı olup olmadığı konusunda bir fikri yok. Ancak Humeyni'nin İran’da yönetime gelmesinden bu yana, yıllardır rejime karşı yapılan protestoların artık kemikleşmiş olduğunu belirterek, “Fakat iki yıl önce yaşanan protestolar İran’da neredeyse her gün rejimi hedef alan gösterilere dönüştü. Elbette rejim de bunu güç kullanarak bastırıyor. Ancak olayların yayılması engellense de kökleri iltihaplı kalır. Ukrayna uçağına olanlar, İran halkının mevcut yönetimden duyduğu memnuniyetsizliği ortaya çıkardı. Bu memnuniyetsizliklerini de rejimin halkın uyanışını önlemek amacıyla kullandığı zulümden korkmadan dile getirdiler. İran halkının mermilere ve göz yaşartıcı gaz bombalarına aldırış etmeden polis ve Besiç Güçleri karşısında cesurca durduklarını gördük. İran halkında övgüye değer bir cesaret olduğunu itiraf etmeliyiz” dedi.


“Şeyh es-Sabah, babamız ve öğretmenimizdir. Ben Kuveytli bir Suudiyim”

Prens Türki el-Faysal el-Qabas gazetesine verdiği röportaja şöyle devam etti;
“Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, bizim babamız ve öğretmenimizdir. Yaptıklarını ve söylediklerini örnek alıyoruz. O, Kuveyt için ne kadar değerliyse bizim için de tıpkı Kral Selman bin Abdulaziz kadar değerlidir. Çok şükür Kuveytli çok arkadaşım var. Kendimi tıpkı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın söylediği gibi ‘Kuveytli bir Suudi’ olarak görüyorum."


Türki el-Faysal, Kara Kutu’da

Ünlü gazeteci Ammar Taki’nin sunduğu Kara Kutu programı ekibi, şuan Prens Türki el-Faysal ile 1973-1977 yılları arasında Kraliyet Divanı Müsteşarlığıyla başlayan ardından 1977-2001 yılları arasında üstlendiği Suudi Arabistan İstihbarat Başkanlığı görevi ve 2005 yılına kadar Londra Büyükelçiliği, 2007 yılına kadar ise Washington Büyükelçiliği yaparak aktif olarak sürdüğü çalışma hayatını anlatacağı bir program hazırlıyor.


Prens Türki el-Faysal ve Abdullah Gazi el-Mudaf ayaküstü sohbet ederken

Suriye dosyası, Suudi Arabistan ve yönetimi için öncelikli bir konu olmaya devam ediyor
Prens Türki el-Faysal, yetkililerin ifadeleri, Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu’nun açıklamaları ve Suriyeli muhalefet liderlerinin Riyad'daki toplantılarının sonuçları çerçevesinde Suudi Arabistan'ın Suriye dosyasına ilgisinin azalmadığını teyit ederek, “Bu dosya, Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından temsil edilen Suudi Arabistan yönetimi için hala önemli bir önceliktir” şeklinde konuştu.



Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, pazartesi akşamı Birleşik Krallık Veliaht Prensi William’ı kabul ederek onu, “Suudi devletinin doğduğu yer ve Birinci Suudi Devleti’nin başkenti” olarak anılan Diriyye’de gezdirdi.

Ziyaret kapsamında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihî Tureyf semtindeki Nejdî mimari incelendi. Galler Prensi, Birinci Suudi Devleti’nin imam ve emirlerine ait sarayları gezdi; dönemin yönetim merkezi olan tarihî Salva Sarayı önünde hatıra fotoğrafı çektirildi. Tur ayrıca Diriyye Projesinin ana planına ilişkin bir sunumu da içerdi.

sdvfg
Prens Muhammed bin Selman ile Prens William, tarihî Tureyf semtindeki Salva Sarayı önünde (SPA)

Galler Prensi William, pazartesi akşamı Riyad’a ulaşarak Suudi Arabistan’a ilk resmî ziyaretini başlattı. Ziyaretin, iki ülke arasında 80 yılı aşkın süredir devam eden ve çeşitli alanları kapsayan ikili ilişkilerin güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Prens William’ı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman bin Abdülaziz, Suudi Arabistan’ın Londra Büyükelçisi Prens Abdullah bin Halid bin Sultan bin Abdülaziz, Birleşik Krallık’ın Riyad Büyükelçisi Stephen Charles Hitchen ve Kraliyet Protokolü Başkan Yardımcısı Fahd es-Suhayl karşıladı.

dfvbfg
Prens Muhammed bin Abdurrahman, pazartesi akşamı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Prens William’ı karşılarken (Riyad Emirliği)

Birleşik Krallık Büyükelçisi Hitchen, ziyaret öncesinde X platformundaki resmî hesabından paylaştığı kısa videoda duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Büyükelçilikte Veliaht Prens’in gelişini büyük bir heyecanla bekliyorduk. Sabırsızız” dedi. Hitchen, ziyaret programının sanat, kültür ve spor gibi birçok alanı kapsayacağını belirterek, “En önemlisi misafirperverliğinizi deneyimleyecek ve Krallık’taki ilham verici değişimleri görecek. Önümüzdeki günlerde bizimle kalın” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler, Kral Abdülaziz bin Abdurrahman ile dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in 17 Şubat 1945’teki tarihî görüşmesiyle temelleri atılan bir süreçte, karşılıklı çıkarlar doğrultusunda tüm alanlarda istikrarlı biçimde gelişti.

dvfd
Prens Muhammed bin Selman, tarihî Diriyye’de Prens William ile gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (SPA)

İki ülke; siyaset, güvenlik ve askerî alanların yanı sıra ticaret, yatırım ve finansal hizmetler, sağlık, eğitim, enerji, sanayi, çevre, kültür, spor ve turizm gibi birçok başlıkta köklü ve özel ilişkilere sahip. Bu ziyaretin de söz konusu iş birliğini daha da güçlendirmesi bekleniyor.

İkili ilişkiler, Prens Muhammed bin Selman’ın 7 Mart 2018’de Londra’ya yaptığı ziyaret sırasında ilk toplantısını gerçekleştiren Suudi-İngiliz Stratejik Ortaklık Konseyinin kurulmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Konsey, tarafların daha derin bir stratejik ortaklığa bağlılığını yansıttı.

 dfv df
Ziyaret kapsamında Diriyye Projesi’nin ana planına ilişkin bir sunum yapıldı (SPA)

Üç gün sürmesi öngörülen Prens William’ın Suudi Arabistan ziyareti, Londra’nın Riyad’la ekonomik iş birliğini derinleştirme arayışlarının hız kazandığı bir döneme denk geliyor. Kensington Sarayı’na göre ziyaret, ticaret, enerji ve yatırım başta olmak üzere gelişen ikili ilişkilerin öne çıkarılmasını amaçlıyor. Programda, kadın sporları, e-spor ve çevre koruma projelerinin yanı sıra Prens William’ın El-Ula’da yaban hayatı ve doğal mirasın korunmasına yönelik çalışmaları yerinde incelemesi bulunuyor.


BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
TT

BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, geçici başkent Aden’deki durumu “Artık jeneratör seslerini duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu, Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Ayrıca dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu da çok olumlu bir gelişme” sözleriyle değerlendirdi.

Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda, Suudi Arabistan’ın kalkınma müdahalelerinin insani yardımlar kadar önemli olduğunu vurgulayan Harneis, “Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı kapsamında ülke genelinde pek çok proje yürütülüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve etkili bir şekilde hareket etti” dedi.

yu7
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis (Şarku’l Avsat)

Harneis, Husi güvenlik güçlerinin yaklaşık 73 BM çalışanını gözaltında tutmaya devam ettiğini ve BM’ye ait birçok ofisi kontrol altında bulundurduğunu açıkladı. Harneis, Husilerin yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipmana da el koyduğunu belirterek, durumun değişeceğine dair hiçbir işaret olmadığını ve bunun ‘son derece moral bozucu’ olduğunu ifade etti.

Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi

Harneis, Riyad ziyaretinin, küresel insani durumu ele almak üzere Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) ile yapılan bir toplantıya katılmak amacıyla gerçekleştiğini açıkladı. Harneis, “Son on yılda KSRelief büyük bir gelişim kaydetti ve bugün insani yardım alanında küresel ölçekte önemli bir aktör konumunda” dedi.

Harneis, merkezin Yemen’de insani yardıma büyük önem verdiğini belirterek, “Bu ziyarette Yemen’deki insani durum üzerinde yoğunlaştım. Yaptığımız görüş alışverişi çok faydalı oldu. KSRelief ile ilişki ve iş birliği her zaman mükemmel oldu. BM ve insani yardıma güçlü bir şekilde destek verdiler. Bugün amacımız, teknik ve liderlik boyutlarını da kapsayan daha derin tartışmalarla bu ilişkiyi bir üst seviyeye taşımak. İnsani yardımın nasıl organize edileceği konusu son derece kritik” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan en büyük bağışçılardan biri

Yemen’deki kalkınma çalışmalarına da değinen Harneis sözlerini şöyle sürdürdü: “KSRelief, son on yılda olağanüstü destek sağladı ve her zaman en büyük bağışçılardan biri oldu. Bu yıl muhtemelen en büyük bağışçı olacak. Rolü yalnızca finansmanla sınırlı değil; Yemen’deki durumu derinlemesine anlamaları, bu çalışmaları son derece önemli kılıyor.”

hyju
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insani yardım faaliyetlerine en büyük bağışçılardan biri olduğunu doğruladı. (BM)

Harneis, Suudi Arabistan’ın kalkınma alanındaki katkılarını da vurgulayarak, “Kalkınma çabaları insani yardımlar kadar, hatta belki daha da önemli. Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı, ülke genelinde çeşitli projeler yürütüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve güçlü bir şekilde harekete geçti; bu oldukça belirgindi” dedi.

Elektrik altyapısını örnek gösteren Harneis sözlerine şöyle devam etti: “Bu sorun en az 15-20 yıldır var ve Yemenlilerin hayatında sürekli bir gerilim kaynağıydı. İnsanlar neredeyse tamamen jeneratörlere bağımlıydı. Ancak son bir hafta veya on gün içinde jeneratör seslerini artık duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu da Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu çok olumlu bir gelişme.”

Harneis ayrıca, “Hükümet kontrolündeki bölgelerde güçlü bir devletin kalkınmanın faydalarını, hukukun üstünlüğünü ve iyi idareyi vatandaşlara gösterebilmesi gerekiyor” dedi.

BM personelinin gözaltına alınması

Harneis, “Anlam veremediğimiz bir şekilde, fiili otorite olan Husiler Sana’da 73 meslektaşımızı gözaltına aldı; bunlardan biri gözaltı sırasında hayatını kaybetti. Ayrıca BM’nin eski çalışanları da gözaltına alındı. Bu tek seferlik bir olay değil; Aralık 2021, 2023 ve 2024’te ve 2025’te üç kez daha yaşandı; en son olay sadece üç hafta önce gerçekleşti” şeklinde konuştu.

cvfghy
2026 Yemen İnsani Yardım Planı için yaklaşık 2,16 milyar dolarlık bir kaynak gerekli. Bunun 1,6 milyar doları en acil ihtiyaçlar için ayrılmış durumda. (BM)

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Harneis, “Ofislerimize ve varlıklarımıza el konuldu; birçok ofis ya Husi güvenlik güçlerinin kontrolü altında ya da kapalı durumda. Yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipman da alınmış durumda. Sana’dan bu durumun değişeceğine dair hiçbir işaret yok; bu özellikle Yemen halkı için kritik bir dönemde son derece moral bozucu” ifadelerini kullandı.

Saada ziyaretleri

Harneis, Husilerin kalesi sayılan Saada vilayetine son yıllarda yaklaşık altı kez ziyaret gerçekleştirdiğini ve Yemen’in diğer bölgelerinde de insani yardım çalışmalarını güvence altına almak için diyalog yürüttüğünü belirtti. Harneis, “İlk kez 2013’te Saada’yı ziyaret ettim; 2014, 2015 ve 2016’da da oradaydım, ardından iki yıl önce ve geçen yıl tekrar ziyaret ettim. Yemen’in çoğu bölgesini gezdim; birçok bölgede yönetim silahlı grupların elinde. İnsani yardımın devam etmesi için bu gruplarla diyalog kurmak gerekiyor” dedi. Son ziyaretinde vilayet valisiyle görüştüğünü de bildirdi.

Husilere yönelik eleştiriler

Harneis, BM’nin Husilere yönelik eleştirilerini operasyonel kolaylıklar veya başka gerekçelerle yumuşatmadığını kesin bir dille vurguladı. Harneis, “Genel Sekreter bile personelimizin gözaltına alınması konusunda defalarca konuştu, ajans başkanları da konuştu, yüzlerce açıklama yapıldı; hiçbir zaman susmadık… Üzücü olan, yüzlerce, belki de binlerce Yemenlinin gözaltında olmasına rağmen seslerinin duyulmaması” ifadelerini kullandı.

İnsani yardım harcamalarının denetimi

Harneis, BM fonlarının Yemen’de nasıl kullanıldığına dair yöneltilen sorulara şöyle yanıt verdi: “Yaptığımız her şey şeffaftır ve halka açıktır; bunu ‘fts.un.org’ üzerinden takip edebilirsiniz. Burada finansman kaynakları ve yıllardır yürütülen projeler görülebilir. Ayrıca tüm BM ajansları, yıllık iç ve dış denetimlere tabidir; bunun yanında bağışçılar tarafından da gözden geçirilmektedir.”

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Aden’e taşınması

Harneis, BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Sana’dan Aden’e taşınması kararının BM Genel Sekreteri tarafından alındığını belirtti. Bu kararda etkili olan faktörlerden birinin ‘Yemen hükümetinin BM nezdinde resmi temsilci olması’ olduğunu söyleyen Harneis, diğer faktörün ise ‘Sana’daki yetkililerin BM’ye yönelik kötü muamelesi’ olduğunu vurguladı.

Hükümetle iyi ilişkiler

Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetiyle ilişkilerin ‘iyi’ olduğunu vurgulayan Harneis, “Tüm düzeylerde sürekli koordinasyon halindeyiz” dedi. Harneis, BM’nin hedefini ise şöyle açıkladı: “Amacımız her zaman hükümetle yakın çalışmak; çıkarlarımız ortak. Bunu güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bunun için net bir hükümet liderliği ve istikrarlı bir plan şart. Son iki yılda hükümeti bağışçılarla koordinasyon mekanizmalarına dahil etmeye çalıştık, kalkınma önceliklerini hükümetin öncelikleriyle ilişkilendirdik ve bu alanda somut ilerleme kaydettik.”

2026 için öncelikler

Harneis’e göre BM bu yıl Yemen’de, hükümetin kalkınma liderliğini ulusal öncelikler doğrultusunda desteklemeye odaklanıyor. İnsani alanda özellikle Husilerin kontrolündeki bölgelerde krizin etkilerini en aza indirmeye çalışacaklarını belirten Harneis, bu görevleri uluslararası sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yürüteceklerini ve öncelikli alanların gıda güvenliği, sağlık ve beslenme olacağını vurguladı.

Harneis, 2026 Yemen İnsani Yardım Planı için gerekli bütçenin yaklaşık 2,16 milyar dolar olduğunu, bunun 1,6 milyar dolarının acil öncelikler için ayrıldığını açıkladı.


Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'daki Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzalarken dost ve kardeş ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceğini görüştü.

Prens Halid bin Selman, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

“Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde ve onun adına, kardeş ve dost ülkelerden gelen sayın konukların huzurunda Dünya Savunma Fuarı'nın açılışını yapmaktan büyük mutluluk duydum. Bu etkinlik, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed Bin Selaman’ın savunma ve güvenlik sektöründeki küresel gelişmelere ayak uydurma vizyonunu somutlaştırıyor.”

Prens Halid bin Selman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünya Savunma Fuarı'nda kardeş ve dost ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle bir araya gelmekten büyük mutluluk duydum. Savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceği ile ilgili bir dizi konu hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Fuarda sunulan fırsatları vurguladık. Ayrıca bir dizi mutabakat zaptı ve anlaşmanın imzalanmasına şahitlik ettim ve bunları imzaladım.”

Prens Halid bin Selman ve Güney Kore Savunma Bakanı Ahn Gyu-Back, Suudi Arabisatan Savunma Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Güney Kore Savunma Geliştirme Ajansı (ADD) arasında savunma araştırma ve geliştirme ile savunma ve askeri teknolojiler ve sistemler için inovasyon alanında bir mutabakat zaptının imzalanmasına şahitlik ettiler.

Prens Halid bin Selman, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Slovakya Savunma Bakanlığı arasında savunma alanında iş birliği için bir mutabakat zaptı imzaladı. Ayrıca, Malezya Savunma Bakanı Muhammed Halid Nurdin ile Suudi Arabistan hükümeti ile Malezya hükümeti arasında savunma alanında iş birliği için bir anlaşma imzaladı. Prens Halid bin Selman ayrıca Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Somalı Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında askeri alanda iş birliği için Somali Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanı Ahmed Maalim Faki ile bir mutabakat zaptı imzaladı.