Iraklı göstericilerden yönetime bir haftalık süre

Sinek Meydanı’nda göstericiler ile güvenlik güçleri arasında önceki gece çıkan çatışmaların ardından terk edilmiş barikatlar (AP)
Sinek Meydanı’nda göstericiler ile güvenlik güçleri arasında önceki gece çıkan çatışmaların ardından terk edilmiş barikatlar (AP)
TT

Iraklı göstericilerden yönetime bir haftalık süre

Sinek Meydanı’nda göstericiler ile güvenlik güçleri arasında önceki gece çıkan çatışmaların ardından terk edilmiş barikatlar (AP)
Sinek Meydanı’nda göstericiler ile güvenlik güçleri arasında önceki gece çıkan çatışmaların ardından terk edilmiş barikatlar (AP)

Irak’ta Sinek Meydanı’nda Hasan ez-Zeyd isimli aktivistin hayatını kaybettiği ve 27 kişinin yaralandığı arbede sonrasında başkent Bağdat’ta bulunan Hıllani ve Vesbe meydanlarında sakin bir atmosfer hakim oldu.
Aktivistler çevik kuvvet ekiplerinin bilinmeyen sebeplerle Cuma akşamı saat 19.00’da Sinek Meydanı’na girdiğini ve göstericilerin üzerine ses ve göz yaşartıcı gaz bombaları attığını belirtiyor. Meydanda göstericiler ile güvenlik güçleri arasında yaklaşık iki saat süren çatışmaların ardından güvenlik güçleri Sinek Köprüsü üzerinde kurduğu barikatın gerisine çekildi. Diğer yandan Bağdat’ta gösterilerin ana merkezi olarak değerlendirilen Türk Lokantası’ndan dün dumanların yükseldiği aktarıldı. Göstericiler, dumanın biriken atıkların yakılmasından kaynaklandığını bildirdi.
Güneydeki Zikar vilayetinin kent merkezi Nasıriye’deki göstericiler, yayınladıkları ortak bildiride, yetkili makamlara taleplerin kabulü için bir hafta süre verildi. Bu talepler arasında, yeni başbakanın siyasi partilerin dışından belirlenmesi, göstericilere karşı işlenen cinayetlerin faillerinin yargıya teslim edilmesi ve erken seçimlerin yeni bir seçim komisyonu tarafından uluslararası kuruluşların gözetiminde düzenlenmesini güvence altına alacak bir yasanın çıkarılması.
Yetkili makamların talepleri karşılama hususunda oyalama taktiğini kullanması halinde Bağdat başta olmak üzere güney ve orta kentlerde göstericilerin ana yolları ve köprüleri geçişlere kapatarak ulaşım ağını durma noktasına getirmesi bekleniyor. Ayrıca üniversite öğrencilerinin derslere katılımı tamamen bırakması da dile getirilen diğer protesto şekilleri arasında yer alıyor.
Nasıriye’deki göstericilerin ardından diğer illerdeki göstericiler de yaptıkları açıklamalarla bir haftalık süreye bağlı olduklarını bildirdi. Aktivistler sosyal medya üzerinden ‘Nasıriye ile milyonluk gösteri’ etiketiyle başlattığı kampanyaya Divaniye, Babil, Basra, Meysan ve Vasıt’taki göstericiler de yoğun bir şekilde destek ve dayanışma mesajları verdi.
Bağdat’taki göstericiler de Nasıriye’deki eylemcilerin belirlediği süreye bağlı olduklarını belirtiyor. Ammar en-Naimi isimli aktivist, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bağdatlı göstericiler yarın (Pazartesi) Vasıt kenti ile Bağdat arasındaki ana yolları ulaşıma kapatacak. Aynı şekilde Muhammed el-Kasım otobanını ve Bağdat ile Babil ve Kerbela’yı birbirine bağlayan ana yolu trafiğe kapatacak” dedi.
Naimi, Nasıriye ve diğer kentlerde neden böyle bir yöntem izleme kararı alındığı sorusuna, “Son haftalarda göstericiler arasında yönetim ve onu oluşturan partilerin oyalama taktiğine başvurduğu ve göstericilerin taleplerine karşılık vermeyeceği yönünde bir kanaat oluştu. Zira şimdiye kadar protesto hareketlerinin tek bir talebine dahi yanıt verdiklerini görmedik. Görevinden istifa eden Adil Abdulmehdi halen başbakanlık makamında duruyor, Cumhurbaşkanı seçim yasasını onaylamadı, yasadaki seçim bölgeleri meselesi açıklığa kavuşturulmadı ve yeni seçim komisyonu üyelerinin geçmişi hakkında bilgimiz yok. Tüm bunlardan daha da önemlisi 500 göstericinin hayatına kıyan katillerin kimliği halen tespit edilmedi. Partiler üstü teknokrat bir aday başbakanlık makamı için görevlendirilmedi. Aktivist ve göstericilere yönelik suikast ve kaçırma eylemleri halen devam ediyor” diye yanıt verdi.
Diğer yandan Zikar Emniyet Müdürlüğü, Nasıriye’deki güvenlik güçlerinin gösteri meydanına yüksek alarm koduyla girdiği iddialarını yalanladı.
Açıklamada, güvenlik güçlerinin yüksek alarm koduyla meydana girdiği yönünde sosyal medya üzerinde yayılan haberlerin asılsız olduğu belirtildi.
Açıklamada, “Kentimiz, emniyet mensuplarının çabaları, kentin iyi insanlarının, barışçıl göstericilerin ve saygıdeğer aşiretlerimizin desteğiyle güvenlik ve istikrarına tanıklık ediyor” ifadeleri kullanıldı.
Zikar Emniyet Müdürlüğü’nün yatıştırıcı açıklamasına rağmen Şarku’l Avsat’a konuşan Nasıriye’deki aktivistler, göstericilerin eşi görülmemiş bir bekleme halinde olduklarını belirtti. Buna göre göstericilerin tanıdığı bir haftalık sürenin bitmesinin ardından yol kesme yönteminin güvenlik güçleri ile göstericiler arasında şiddetli çatışmalara neden olması yönünde bir endişe var.
Necef’teki göstericiler de Nasıriye’nin çağrısına yolları kapatma ve lastik yakma eylemleriyle destek verdi.
Iraklı Şiilerin en üst mercii Ali es-Sistani’ye bağlı ‘El Ataba El Abbasiye’ isimli internet sitesinin 25 Ekim’de Sistani’ye ait mesajın okunduğu hutbe görüntülerinin yeniden yayınlaması, dini mercinin yaşananlardan endişe duyduğuna dair bir işaret olarak değerlendirildi. Söz konusu hutbede, “Yüksek dini mercii, gerçek reformun ve ülke yönetiminde istenen değişikliğin barışçıl bir şekilde yapılması gerektiğini vurguladı” ifadeleri kullanılıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.