​Sisi: Dini söylemin yenilenmesi konusundaki başarısızlık meydanı din tüccarlarına bırakmaktır

Altı: El-Ezher tarafından düzenlenen Uluslararası İslam Düşüncesinde Yenilenme Konferansı (Şarku'l Avsat)
Altı: El-Ezher tarafından düzenlenen Uluslararası İslam Düşüncesinde Yenilenme Konferansı (Şarku'l Avsat)
TT

​Sisi: Dini söylemin yenilenmesi konusundaki başarısızlık meydanı din tüccarlarına bırakmaktır

Altı: El-Ezher tarafından düzenlenen Uluslararası İslam Düşüncesinde Yenilenme Konferansı (Şarku'l Avsat)
Altı: El-Ezher tarafından düzenlenen Uluslararası İslam Düşüncesinde Yenilenme Konferansı (Şarku'l Avsat)

El-Ezher, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi adına Uluslararası İslam Düşüncesinde Yenilenme Konferansı düzenledi. Konferansta yapılan konuşmada şu ifadelere yer verildi:
“Dini söylemi yenilemedeki tembellik veya başarısızlık, meydanı gençlerin aklını çelerek onlara cinayet, yağma, hırsızlık ve gasp gibi eylemleri cazip gösteren din tüccarı ve sahte alimlere bırakmak anlamına gelir. Hoşgörülü şeriat kurallarını çarpıtarak anlatan bu kişiler, Kur'an-ı Kerim’i yanlış yorumlayıp aktarıyorlar. Sünnet hakkında yalan yanlış bilgiler pazarlıyorlar.”
Sisi adına konuşma yapan Dr. Mustafa Medbuli “Başta Ezher olmak üzere dini kurumlar birkaç yıldır dini söylemin yenilenmesi konusuna büyük önem verme çağrısında bulunuyor” dedi.
41 Arap ve İslam ülkesinden alimlerin katıldığı konferansta Mısır Cumhurbaşkanı adına gerçekleştirilen konuşmada, dini söylemi yenilemenin önemi vurgulandı.
Sisi, konferansın sonuçlarının, İslam ve Arap aleminin karşılaştığı terörizm ve radikalizm sorunu ile mücadele edebilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bunun, tedavi edilmediği takdirde istikrar ve inşa umutlarını yok eden bir veba olduğuna işarette bulunan Sisi, ilerleme ve refahın da önüne geçeceğinin altını çizdi. Talep edilen yenilemenin dinin temellerinin ya da inancın yenilenmesi değil, muamelât fıkhında (sosyal hayatla ilgili hükümlerde) güncelleme yapılması olduğunu vurguladı. 
Suudi Arabistan Din İşleri, İrşad ve Davet Bakanı Dr. Abdullatif bin Abdulaziz bin Abdurrahman Al Şeyh, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu’l Gayt gibi Arap ve İslam dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı konferans dün Kahire’de başlamıştı. Konferans oturumlarının bugün de devam etmesi bekleniyor.
Sisi, 2017 yılında yaptığı bir konuşmada dini söylemin yenilenmesinin Mısır halkı ve İslam ümmeti için bir ölüm kalım meselesi olduğuna dikkat çekmişti. 2018 yılının kasım ayında da radikal görüşler karşısında dini söylemi yenileme çabaları konusunda somut adımlar atmanın gerekliliğine vurgu yapmıştı.
Ezher Şeyhi Dr. Ahmed et-Tayyib yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“İslam düşüncesinde veya dini söylemde yenileme, geniş ve kapsamlı bir konudur. Son zamanlarda bilen ve bilmeyen herkesin gazete köşeleri ve uydu yayınlarında tüketim konusu haline getirdiği kapalı ve belirsiz bir kavram haline geldi. Tüm insanlığa fayda sağlayan, yaşayan bir din olarak İslam'ın hayatta kalması ve yenilenmesi arasındaki ilişki, uyum ilişkisidir. Bu bir paranın iki yüzü gibi çift taraflı bir ilişkidir. Merkezi reform hareketi, ümmetin talep ettiği yenileme görevine layık olan tek harekettir. Demek istediğim; dini çarpıtmayan ve ortadan kaldırmayan bir yenilemedir. Aksine bu yenilemenin dinin hazinelerinden yararlanması, rehberliği ile yolunu aydınlatması ve şer’i hükümlere uymayanı bir tarafa bırakması bekleniyor. İctihâd kapısının kapanmasına ve modern çağımızda yenilenme hareketinin askıya alınmasına neden olan meseleler, bu sorumluluğu gençliğimize ve milletimize aktarma konusundaki ciddiyet eksikliğini ortaya koyuyor. Herkes, eğitim ve rehberlik düzeyinde yayılan dini fanatizm olgusu karşısında sessiz kaldı. Bu radikalizm çağrıları İslam'ı yansıtmıyor. Ancak önemli derecede maddi ve manevi destek alıyor. Buna ek olarak Müslümanlar için önemli sembollerin imajını çarpıtma, İslam’ın adını lekeleme, mirası ile alay etmeye adanmış olan Batılılaşma ve Modernite Tugayları ortaya çıkıyor. Birçok Müslüman genç şimdi bir diğerini reddeden nefret ve hoşgörüsüzlük akımını seçmeye başladı. Bu boşluk medeniyetin intiharı anlamına geliyor. Konferansın ana teması yenilik kavramları, çerçeveleri, mekanizmaları, kavram yanılgılarının ortadan kaldırılması, kadın ve aile sorunları ve İslami düşüncenin yenilenmesinde uluslararası, dini ve akademik kurumların rolü üzerine odaklanıyor.”
Suudi Arabistan Din İşleri, İrşad ve Davet Bakanı Dr. Abdullatif bin Abdulaziz bin Abdurrahman Al Şeyh de konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Konferans, ümmetimizin, bölgenin güvenliği, eyaletlerinin istikrarı ve halklarının bir arada yaşaması konusunda etkisi olan büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığı önemli bir zamanda gerçekleştiriliyor. Dini söylemin yenilenmesi, İslami söz ve filler üretilmesi değildir. Müslüman alimler, ictihâd konusuna gereken önemi halen vermiyor. Buna odaklanmamız gerek. Çünkü içtihat değişkenler ve deliller ışığında gerçekleştiriliyor.”
Bahreyn İslami İşler Yüksek Kurulu Başkanı eş-Şeyh Abdurrahman Al Halife de konferansta yaptığı konuşmada yenilemenin İslam dininin özelliklerinden biri olduğuna dikkat çekti. Allahu Teala’nın her zamana ve mekana uygun olarak gönderdiği bu dinin temellerinden birinin yenilenme olduğunu söyledi.
Endonezya Alimler Konseyi Danışma Kurulu Başkanı Dr. Muhammed Din Şemseddin "Mevcut dini temsil kurumları, dini gelecek nesillere aktarmayı sağlayan reformlar konusunda kendileri ve gelecek nesillere karşı büyük bir sorumluluk taşıyorlar” ifadesini kullandı.



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.