DEAŞ eski terör yöntemlerine geri dönüyor

Fotoğraf: Afgan güvenlik güçleri geçen yılın son çeyreğinde Celalabad kentinde gözaltına aldığı DEAŞ terör örgütü unsurları (AFP)
Fotoğraf: Afgan güvenlik güçleri geçen yılın son çeyreğinde Celalabad kentinde gözaltına aldığı DEAŞ terör örgütü unsurları (AFP)
TT

DEAŞ eski terör yöntemlerine geri dönüyor

Fotoğraf: Afgan güvenlik güçleri geçen yılın son çeyreğinde Celalabad kentinde gözaltına aldığı DEAŞ terör örgütü unsurları (AFP)
Fotoğraf: Afgan güvenlik güçleri geçen yılın son çeyreğinde Celalabad kentinde gözaltına aldığı DEAŞ terör örgütü unsurları (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) raporlarının, Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi liderliğinde DEAŞ’ın Suriye ve Irak'ta yeniden örgütlenmeye başladığına işaret ettiği bir dönemde, Mısır Fetva Kurumu'na bağlı Tekfirci Fetvalar ve Radikal Görüşleri Gözlemevi’nin Ocak ayı sonunda yayınladığı raporda, örgütün lojistik, mali ve insan kaynaklarını kaybetmesi nedeniyle ‘maliyeti düşük eylemler’ olarak bilinen eski terör metotlarına yeniden başvurduğu belirtiliyor.
Mısır Fetva Kurumu Müdürü Hasan Muhammed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “DEAŞ’ın ‘maliyeti düşük eylemlere’ başvurması daha önce iki defa gerçekleşti. Birincisinde henüz kuruluş aşamasındayken şehirlerde kontrolü ele geçirmek amacıyla sivilleri hedef alarak korku yaymaya çalıştığı dönemde, ikincisinde ise hezimete uğrayarak şehirlerdeki kontrolü kaybettiği dönemde bu eylemlere şahit olundu” dedi.
Muhammed, “DEAŞ’ın son olarak eski yöntemlere dönülmesi yönünde yaptığı çağrı, son aylarda aldığı ağır darbeler nedeniyle ikinci aşama kapsamında değerlendirilebilir. Örgüt artık ucuz terör eylemleri düzenlediği ‘zarar verme ve yıpratma’ stratejisine geri döndü. Askeri zeka veya tecrübeye ihtiyaç duymayan ve maliyetinin düşük olmasıyla ön plana çıkan bu stratejide vahşi uygulamalara başvuruluyor. Bu tür eylemlere geri dönülmesi, örgüt içerisinde büyük terör saldırıları düzenleyebilecek unsurların azaldığını gösteriyor” diye konuştu.
Adem-i merkeziyetçilik
DEAŞ’ın eski lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin Ekim ayı sonlarında öldürülmesinin ardından örgütün medya platformları, unsurlarını ‘ucuz terör’ stratejileri doğrultusunda eylemler düzenlemeye teşvik etmeye başladı. Gözlemciler bu durumun sebebini ‘örgütün terör eylemlerini planlama, yönetme ve uygulama kabiliyetini kaybetmesinin yanı sıra insan ve mali kaynakların azalması’ şeklinde gerekçelendiriyor. Bu da örgütün merkezi planlama yerine tam bir adem-i merkeziyetçilik sürecine geçiş yaptığına işaret ediyor.
Mısır Fetva Kurumu Müdürü Muhammed, “Örgütün adem-i merkeziyetçilik aşamasına girmesi yani kollara ve vilayetlere bölünmesi Bağdadi’nin ölümü sonrasında başladı. Ancak bu süreç Bağdadi’nin ölümü sonrası hız kazandı. Bunu yöneten kişi ise son zamanlarda örgüt içerisinde bölünmelerle karşılaşan yeni lider Kureyşi. Örgüt içerisindeki bölünmeler halen devam ediyor. Bunu örgütün haftalık gazetesi ‘Nebe’de çıkan haberlerde görmek mümkün. Nitekim son çıkan haberlerde Ebu Hamza el-Kureyşi’nin örgütten ayrılma tehdidi sonrası lider Kureyşi’nin örgütün vilayetlere ve kollara ayrılmasına izin verdiği görülüyor. Bağdadi’nin ölümü örgüte bağlılık duygusu üzerinde olumsuz bir etki yarattı. Zira Bağdadi, Kureyşi’ye kıyasla merkeziyetçiliğe daha meyilliydi. Yani Kureyşi’nin ölmesi halinde örgütte büyük depremlerin olacağını gösteriyor.
Mısır Fetva Kurumu’nun yaptığı araştırmaya göre DEAŞ, medya araçları üzerinden kendisine örgüt unsurlarını ‘ucuz terör eylemleri’ düzenleyerek bulunduğu ülkelerin ekonomisini ve insanlarını doğrudan hedef almaya teşvik ediyor.
Araştırmada, örgütün bu tür eylemleri daha basit, gizli ve taşınabilir olması nedeniyle büyük maliyetlere neden olan ve gözleme araçlarıyla tespit edildiğinde başarısızlıkla sonuçlanabilen ağır silahlarla yapılan eylemlere tercih ettiği belirtiliyor.
Mısır Fetva Kurumu’nun araştırmasına göre DEAŞ yanlısı olan ‘Yalnız Kurtlar’ olarak isimlendirilen grubun aylardır eylem türlerinde değişikliğe gidilmesini, bu kapsamda zehirle, dumanla veya elektrik akımıyla öldürme gibi yeni metotların kullanılması çağrısında bulunuyor. Eylem türleri arasında ayrıca askeri kışlaların veya üslerin hedef alınmasında ‘yanan balonlar veya zeplinler’ kullanılması yer alıyor.
Gerileme işareti
Hasan, örgütün saldırılarda yanan balon veya zeplin kullanmasıyla ilgili olarak, “DEAŞ’ın yanan balonlar kullanma çağrısında bulunması, örgütün askeri ve teknik kabiliyetlerinde bir gerilemenin olduğu işaretidir. Yanan balonlar, örgütün Irak ve Suriye’de çokça kullandığı droneların alternatifi. Örgüt, askeri ve teknik kabiliyetinin düşmesinin ardından yanan balonlara başvurdu ve bu metodun daha çok kullanılması çağrısında bulunuyor. Yanan balonlar örgüt için yeni bir metot olduğu için kullanımında bazı zorluklar yaşıyorlar. Zira bu metodu kullanırken gözleme araçlarından gizlenemiyorlar” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler (BM) Gözlem Ekibi tarafından, geçtiğimiz ay sonu hazırlanan bir raporda, Ebubekir El Bağdadi'nin öldürülmesinden sonra yeni bir liderin başına geçtiği DEAŞ’ın Suriye ve Irak'ta yeniden güç toplamaya başladığı belirtildi.
BM Gözlem Ekibi tarafından hazırlanan 20 Ocak tarihli raporda, DEAŞ’ın hem Suriye'de hem de Irak'ta saldırılar düzenlediği, saldırı çağrılarında bulunduğu ve yeniden güç topladığı kaydedildi.
DEAŞ'ın yayın organlarından Rumiye dergisinin daha önceki yayınlarında örgüt unsurlarına kundaklama eylemleri düzenleme çağrısı sonrasında Irak’taki bazı arazilerde yangın çıkmıştı. DEAŞ bu eylemin devamı için çağrılarını sürdürüyor. Örneğin petrol tankeri, doğal gaz boruları ve petrol istasyonlarını ateşe verme bunlardan bazıları.
El Kaide’den DEAŞ’a
Mısır Fetva Kurumu’nun araştırmasına göre ‘ucuz terör eylemleri’ stratejisinin temelleri El Kaide’nin 2010’da düzenlediği saldırılara dayanıyor. O dönem El Kaide, örgüt unsurlarına yabancıları hedef alma ve Avrupa ülkelerinde saldırı düzenleme talimatları veriyordu. El Kaide, internet ortamında yayınladığı ‘Inspire’ adlı bir İngilizce dergi üzerinden, el yapımı patlayıcıların mutfak araçlarıyla nasıl yapıldığını gösteren şemalar yayınlıyordu. Bunu takip eden süreçte ABD’deki terör saldırıları artmaya başladı. Özellikle kutlamalar sırasında insanların üstüne rastgele ateş açma eylemi, birçok kez tekrarlandı. Bu metotlar, Suriye ve Irak’ta DEAŞ’ın ortaya çıkmasıyla birlikte gelişti ve böylece ucuz eylem yöntemleri giderek çeşitlendi. Örneğin araçla insanları ezme, bıçaklama, patlayıcılar, bomba yüklü araçlar, insanların üzerine rastgele ateş açma, kaçırma ve siber saldırılar bunlar arasında sayılabilir. Ancak DEAŞ’ın yayın organları basit patlayıcıların yapılışı konusunda pek başarılı bir performans gösteremedi.
Öte yandan DEAŞ, Kasım ayında Nijerya'da 11 Hristiyan rehineyi başlarını keserek öldürdüğünü ilan etti. Bundan önce de birçok bıçaklı eylemi üstlenmişti.
Mısır Fetva Kurumu, ‘ucuz terör eylemlerinin’ bazı sebeplerden dolayı artabileceği konusunda uyardı. Araştırmada söz konusu sebepler, yapılan eylemlerin örgüte bazı kazanımlar sağlaması, düşük maliyetli olması, insanlar arasında korku ve endişe yaratması, eylemin yapıldığı ülkedeki ekonomik çıkarlara ve kamu hizmetlerine zarar vermesi, ülkeleri ekonomik açıdan yıpratması ancak buna karşılık daha az örgüt elemanın kaybedilmesi şeklinde sıralanıyor.
Mısır Fetva Kurumu Müdürü Hasan, Suriye ve Irak’ta aldığı askeri darbelerin yanı sıra Avrupa ülkelerinin DEAŞ’la bağlantılı 26 bin hesabı kapatması gibi uygulamalar nedeniyle kendini baskı altında hisseden örgütün bu tür eylemlere daha çok başvurma yolunu seçtiğini söyledi.



Gazze anlaşması: Hamas’ın kademeli olarak silahsızlandırılmasına yönelik ABD önerisi güvence bekliyor

TT

Gazze anlaşması: Hamas’ın kademeli olarak silahsızlandırılmasına yönelik ABD önerisi güvence bekliyor

Gazze anlaşması: Hamas’ın kademeli olarak silahsızlandırılmasına yönelik ABD önerisi güvence bekliyor

Hamas’ın silahsızlandırılması dosyası, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının en karmaşık başlıklarından birinin çözümüne katkı sağlayabilecek yeni bir aşamaya yaklaşıyor. ABD basınına yansıyan sızıntılara göre, ağır silahların derhal devre dışı bırakılmasını içeren kademeli bir çözüm önerisi gündemde.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre, henüz resmiyet kazanmayan ve arabulucular ya da Hamas tarafından doğrulanmayan önerinin, özellikle ABD tarafından sağlanacak güvencelerle ve İsrail’in anlaşmadan geri adım atmamasını teminat altına alacak mekanizmalarla uygulanabilir olabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, ABD güvencelerinin yanı sıra sahadaki düzenlemelerin de kritik önem taşıdığına dikkat çekerek, İsrail’in geri çekilmesi, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve Filistinli polis güçlerinin sahada yer almasının belirleyici olacağını vurguluyor.

New York Times dün yayımladığı haberinde, Washington’un Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını aktardı. Habere göre teklif, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini, ilk aşamada ise bazı hafif silahların Hamas’ın elinde kalmasına izin verilmesini öngörüyor. Söz konusu teklifin önümüzdeki haftalarda sunulması bekleniyor.

Görsel kaldırıldı.
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)

New York Times’a göre plan, ağır silahların derhal devre dışı bırakılmasını, bireysel silahların kayıt altına alınmasını ve güvenlik sorumluluğunun Gazze Şeridi’nde kurulacak yeni Filistin yönetimine devredilmesini öngörüyor. İsrail ise Gazze Şeridi’nden herhangi bir çekilme öncesinde Hamas’ın silahsızlandırılmasında ısrar ederken, Hamas somut güvenceler olmaksızın silah bırakmayacağını belirtiyor. Hareket, kendi polis gücünün Gazze’nin güvenlik ve idari yapısına entegre edilmesini bu güvenceler arasında görüyor.

ABD gazetesine sızdırılan teklif, Hamas’ın üst düzey isimlerinden Halid Meşal’in pazar günü Doha’da düzenlenen bir forumda silahsızlanmayı kategorik olarak reddetmesinden iki gün sonra gündeme geldi. Meşal, “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolay hedef haline getirme ve uluslararası silahlarla donatılmış İsrail karşısında savunmasız bırakma girişimidir” ifadelerini kullandı.

Meşal ayrıca, Trump’ın başkanlığını yürüttüğü Barış Konseyi’ne 19 Şubat’ta yapılması planlanan toplantı öncesinde ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. İsrail Başbakanlık Ofisi ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, çarşamba günü (dün) ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında, Başkan Donald Trump ile yapacağı temas öncesinde Barış Konseyi üyeliğine katılım belgesini imzaladığını açıkladı.

Görsel kaldırıldı.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bir aracın arkasında yolculuk eden Filistinliler (AFP)

Mısırlı strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, söz konusu teklifin Filistin tarafınca kabul edilebilir ve gerçekçi bir çözüm olabileceğini belirtti. Ragıb, tüm silahların tek seferde toplanmasının mevcut koşullarda mümkün olmadığını, özellikle ülkedeki kaos ortamı, hafif silahların siviller arasında yaygınlığı ve İsrail destekli gruplar başta olmak üzere Hamas’a yönelik düşmanca unsurların varlığı nedeniyle bunun zorlaştığını ifade etti. Bu nedenle Hamas’ın, Gazze Şeridi’nde profesyonel ve resmî güvenlik güçleri tam anlamıyla kontrolü sağlayana kadar hafif silah bulundurmaya ihtiyaç duyabileceğini söyledi.

Ragıb ayrıca, Netanyahu’nun bu öneriden önce 60 bin adet hafif silahın Hamas’tan toplanması yönündeki isteğini dile getirdiğini hatırlatarak, yeni sürecin İsrail’in teklifi kabul etmesi için ABD’nin baskısını gerektirebileceğini kaydetti.

Teklifin uygulanabilir olduğuna işaret eden Ragıb, Hamas’ın ağır silah kapasitesinin büyük bölümünü fiilen kaybettiğini, bazı ağır silahlarda mühimmatın tükendiğini ve roket sistemlerinin önemli ölçüde imha edildiğini belirtti. Ragıb’a göre örgütün elinde ağırlıklı olarak hafif silahlar bulunuyor.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mutava, silahsızlanmanın kademeli olarak hayata geçirilmesine yönelik planın başarı şansının yüksek olduğunu belirtti. Mutava, bunun başlıca nedenleri arasında ABD yönetiminin anlaşmanın ikinci aşamasının engellenmesine yönelik gerekçeleri ortadan kaldırma iradesini ve sahaya istikrar güçlerinin konuşlandırılmasını gösterdi.

Mutava’ya göre İsrail’in seçim yılına girmiş olması, Netanyahu ve diğer isimlerin sert açıklamalar yapmasına ve silahsızlanma konusunu iç politikada kullanmasına yol açıyor. Ancak Mutava, bu süreçte belirleyici unsurun ABD’nin tutumu ve uygulayacağı baskı olacağını vurguladı.

Öte yandan İsrail operasyonlarını sürdürüyor. İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Gazze’nin kuzeyinde düzenlenen askerî operasyonda Hamas’a bağlı Beyt Hanun Taburu Komutanı Ahmed Hasan’ın öldürüldüğünü duyurdu.

İsrail’in devam eden ihlalleri çerçevesinde değerlendirmede bulunan Ragıb ise ABD güvencelerinin doğal ve gerekli olduğunu belirterek, barış planının yeniden imar süreciyle birlikte ilerlemesi ve iki yıl süreyle taraflar arasında tampon görev üstlenecek uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması gerektiğini söyledi. Ragıb’a göre bu güçler, hem İsrail’in olası saldırılarını hem de Hamas’ın yeni eylemlerini engelleyecek; İsrail’in Gazze Şeridi’nden tam ve temas olmaksızın çekilmesi sağlanacak.

Sürecin istikrar güçleri ve Filistin polisi gözetiminde yürütülmesi halinde Hamas’ın yeniden silahlanmasının önüne geçileceğini belirten Ragıb, bu durumda İsrail’in savaşa dönmesi için gerekçe kalmayacağını dile getirdi. Ragıb, silahların teslim edilmesinin İsrail açısından sembolik önem taşıdığını, bunun savaş hedeflerinin yerine getirildiği anlamına geleceğini; bu hedeflere ister askerî güçle ister müzakere ve Trump planının uygulanması yoluyla ulaşılmış olmasının sonucu değiştirmeyeceğini ifade etti.

Mutava ise Gazze Şeridi’ne yönelik neredeyse günlük bombardımanın, Netanyahu hükümetinin seçim sürecinde benimsediği ‘sıcak takip’ politikasının bir parçası olduğunu savundu. Bunun, İsrail’in kendi şartlarını dayattığını gösterme ve silahsızlanmanın ardından saldırıların duracağı mesajını verme amacı taşıdığını belirten Mutava, bu çerçevede Washington’dan bölgenin sakinleştirilmesine yönelik güçlü güvenceler bulunduğunu kaydetti.


Sudanlı Doktorlar: Sudan'ın kuzeyinde Nil Nehri'nde batan feribottan 15 ceset çıkarıldı

Mavi Nil nehrinin kıyısında yer alan Sudan'ın başkenti Hartum'un silüeti ve şehri yakındaki Tuti adasına bağlayan Tuti Köprüsü (Arşiv- AFP)
Mavi Nil nehrinin kıyısında yer alan Sudan'ın başkenti Hartum'un silüeti ve şehri yakındaki Tuti adasına bağlayan Tuti Köprüsü (Arşiv- AFP)
TT

Sudanlı Doktorlar: Sudan'ın kuzeyinde Nil Nehri'nde batan feribottan 15 ceset çıkarıldı

Mavi Nil nehrinin kıyısında yer alan Sudan'ın başkenti Hartum'un silüeti ve şehri yakındaki Tuti adasına bağlayan Tuti Köprüsü (Arşiv- AFP)
Mavi Nil nehrinin kıyısında yer alan Sudan'ın başkenti Hartum'un silüeti ve şehri yakındaki Tuti adasına bağlayan Tuti Köprüsü (Arşiv- AFP)

Sudan Doktorlar Ağı dün yaptığı açıklamada, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 27 kişiyi taşıyan bir feribotun Sudan'ın kuzeyindeki Nil Nehri'nde batmasının ardından 15 cesedin bulunduğunu bildirdi.

Grup Facebook paylaşımında, altı kişinin kurtulduğunu, sivil savunmanın ise Shendi bölgesinde batan feribottan kayıp kişileri arama çalışmalarının devam ettiğini belirtti.


İsrail, 2004’teki iki otobüs saldırısının sorumlusu Hamas mensubunun öldürüldüğünü açıkladı

Sınırın İsrail tarafından patlamanın ardından Gazze'den yükselen dumanların görünüşü (Reuters)
Sınırın İsrail tarafından patlamanın ardından Gazze'den yükselen dumanların görünüşü (Reuters)
TT

İsrail, 2004’teki iki otobüs saldırısının sorumlusu Hamas mensubunun öldürüldüğünü açıkladı

Sınırın İsrail tarafından patlamanın ardından Gazze'den yükselen dumanların görünüşü (Reuters)
Sınırın İsrail tarafından patlamanın ardından Gazze'den yükselen dumanların görünüşü (Reuters)

İsrail ordusu dün, 2004 yılında iki otobüse düzenlenen ve 16 sivilin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı saldırıların planlayıcısı olmakla suçlanan üst düzey bir Hamas mensubunun öldürüldüğünü açıkladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre söz konusu saldırılar, 2000’li yılların başında patlak veren İkinci İntifada sürecindeki en kanlı eylemler arasında yer aldı.

Ordu ve iç istihbarat servisi Şin Bet (Şabak) tarafından yapılan ortak açıklamada, Basil Haşim Heymuni’nin geçen hafta Gazze Şeridi’ne düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğü bildirildi. Açıklamada Heymuni, 2004 yılından bu yana İsrail’e yönelik kanlı saldırılar gerçekleştiren bir hücre içinde faaliyet gösteren “üst düzey Hamas mensubu” olarak nitelendirildi.

Açıklamada, Heymuni’nin Ağustos 2004’te İsrail’in güneyindeki Beerşeva kentinde iki otobüse yönelik düzenlenen intihar saldırısının planlayıcısı olduğu belirtildi. Saldırıda 16 İsrailli sivil hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100 kişi de yaralanmıştı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Şin Bet ve İsrail Savunma Kuvvetleri, Beerşeva’daki iki otobüs saldırısında 16 İsrailli vatandaşın ölümünden sorumlu olan militan Basil Heymuni’yi etkisiz hale getirdi” ifadelerini kullandı.

Adraee, geçen hafta Gazze Şeridi’nde gerçekleştirilen operasyonda “Hamas’ın önde gelen militanlarından Basim Haşim Abdulfettah Heymuni’nin” hedef alındığını belirterek, söz konusu kişinin aslen El Halil (Hebron) kentinden olduğunu ve 2004 yılında İsrail içinde kanlı eylemler düzenleyen askeri bir hücrede faaliyet yürüttüğünü kaydetti.

Heymuni’nin daha önce yakalanarak hüküm giydiği, ancak 2011 yılında, İsrailli asker Gilad Şalit’in serbest bırakılması karşılığında 1000’den fazla Filistinli mahkûmun tahliye edildiği “Şalit takası” kapsamında serbest bırakıldığı belirtildi.

Filistinli silahlı gruplar, Şalit’i 2006 yılında Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) sınır kapısı yakınlarında düzenlenen bir baskın sırasında kaçırmış ve beş yıl boyunca alıkoymuştu. Şalit’in durumu İsrail’de ulusal bir mesele haline gelmişti.

Ordu ve Şin Bet’in açıklamasında, Heymuni’nin serbest bırakılmasının ardından “saldırganları yeniden örgütlemeye ve terör eylemlerini yönlendirmeye devam ettiği” öne sürüldü.

Açıklamada, Heymuni’ye yönelik saldırının Gazze’deki ateşkes ihlallerine yanıt olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Ayrıca, “Savaş sırasında İsrail ordusuna zarar vermeyi amaçlayan patlayıcıların üretimi ve yerleştirilmesinde rol aldı” denilerek, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısıyla başlayan Gazze savaşına atıfta bulunuldu.

ABD arabuluculuğunda sağlanan Gazze’deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması geçen ay yürürlüğe girdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre anlaşma, Hamas’ın silahsızlandırılması da dahil olmak üzere Gazze’nin silahsızlandırılmasını ve İsrail güçlerinin kademeli olarak geri çekilmesini öngörüyor.

Hamas ise silahsızlanmanın “kırmızı çizgi” olduğunu belirtmekle birlikte, silahların gelecekte kurulacak bir Filistin yönetimine devredilmesinin değerlendirilebileceğini ifade etti.

Gazze’nin günlük işlerini yürütmek üzere bir Filistinli teknokrat komitesi oluşturulduğu, ancak bu yapının silahsızlanma konusunu ele alıp almayacağının ve bunu nasıl yapacağının henüz netlik kazanmadığı ifade edildi.