Irak'ta Sadr destekçileri ne yapmaya çalışıyor?

Bağdat’taki protestolara katılan üniversite öğrencileri (EPA)
Bağdat’taki protestolara katılan üniversite öğrencileri (EPA)
TT

Irak'ta Sadr destekçileri ne yapmaya çalışıyor?

Bağdat’taki protestolara katılan üniversite öğrencileri (EPA)
Bağdat’taki protestolara katılan üniversite öğrencileri (EPA)

Gufran Yunus
Irak’ta Şii din adamı Mukteda es-Sadr’ın kontrolündeki Mavi Şapkalılar isimli grup, güneydeki Necef kentinde Çarşamba akşamı göstericilere saldırdı. İki taraf arasında çıkan çatışmalarda 8 vatandaş hayatını kaybederken, onlarca kişi yaralandı.
Kargaşa ve kafa karışıklığı
Sadr destekçilerinin Irak’ın başkenti Bağdat’taki Tahrir Meydanı’ndan çadırlarını toplayarak çekilmesi, daha sonra geri dönmeleri ve ardından kaynağı belirsiz hesaplardan atılan tweetler kafa karışıklığına neden oldu. Bu kafa karışıklığını, başta Bağdat olmak üzere protesto meydanlarında yaşanan kargaşa takip etti.
Hikaye Ekim 2019’da başladı. Irak’taki halk protestolarının başladığı günler. Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Mavi Şapkalılar grubuna, değişim ve reform için meydanlara çıkan göstericileri koruma talimatı verdi. Mavi Şapkalılar grubu üyeleri protesto düzenlenen kentlerdeki meydanlara girerek çadırlarını kurmaya başladı. 25 Ocak’a geldiğimizde Sadr bu kez söz konusu gruba çadırlarını toplayarak meydanlardan çekilme talimatı verdi. Elbette bu durum birçok soru işaretiyle birlikte kafa karışıklığına neden oldu. Sadr, çekilme talimatının ardından attığı tweette, “Allah’tan sonra benim desteklediğim Tahrir Meydanı ve diğer illerdeki göstericilerin benden şüphe etmelerine karşı üzüntümü ve sitemimi ifade ediyorum. Onların, Irak ve benim için dayanak olduğunu zannetmiştim. Şu andan itibaren Irak’ın kaderini ve ona yönelen tehlikeleri gözlemlemeleri için göstericilerin işlerine olumlu ya da olumsuz hiçbir şekilde karışmayacağım” diye yazdı.
Sadr, paylaştığı bu mesajdan bir hafta sonra farklı bir pozisyon benimseyerek, destekçilerine yani Mavi Şapkalılara meydanlara geri dönme çağrısında bulundu. Bu sefer öncekilerden farklı bir üslup kullanan Sadr, Mavi Şapkalılardan güvenlik güçleriyle koordinasyon içinde olmalarını isterken, güvenlik güçlerinin yol kesen ve okulları kapatarak derslerin işlenmesini engelleyen göstericilere izin vermemesi gerektiğini ifade etti. Eğitim Bakanlığı’na da seslenen Sadr, dersleri aksatan öğretmen ve öğrencilerin cezalandırılması talebinde bulundu.
Protestoların başladığı 1 Ekim’den 25 Ocak’a kadar olan süreçte, hükümet ve milis güçlerin göstericilere yönelik tutuklama, kaçırma ve öldürme gibi eylemlerine tanıklık eden ve yer yer göstericilerle aynı sıkıntıları paylaşan Mavi Şapkalıların dönüşü bazı çelişkilere neden oldu. Şu anki tabloda, karşılıklı suçlamalarda bulunan, çatışan ve birbirine düşmanlık eden iki taraf görünüyor. Bunun bir tarafı meydandaki göstericiler, diğer tarafı da Mavi Şapkalılar.
Göstericiler, Mukteda es-Sadr’ın Mavi Şapkalılar eliyle yeni hükümeti kurma görevi verilen Muhammed Tevfik Allavi’yi reddeden sesleri bastırmaya çalıştığı görüşünde.
Mavi Şapkalılar
Mavi Şapkalılar grubu üyeleri Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, ‘yaşanan bazı çarpıklıklar ve ahlaksızca uygulamaların ardından protestoların barışçıl yapısını yeniden sağlamaya çalıştıklarını’ dile getirdi.
Grup üyeleri, ‘casuslar’ diye niteledikleri kişilerin, başbakanlık makamına aday seçilmesi yönündeki tüm uzlaşı girişimlerini engellediğini savundu.
Söz konusu üyelerin aktardığına göre, Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda bulunan 336 çadırdan 285’i başbakanlık için 4 isim üzerinde uzlaştı. Ancak bunların yanı sıra bazı kişiler de mevcut kargaşayı devam ettirme ve gerilimi tırmandırma tehdidiyle herhangi bir isim üzerinde uzlaşma yapılmasını engellemeye çalıştı.
Grup üyeleri, göstericileri korkutma ve bastırmaya çalıştıkları yönündeki suçlamalar hakkında, “göstericilerle birlikte zorluklara göğüs gerdiklerini, Sadr kentinden 300 kişi, Mavi Şapkalılar’dan 4 kişiyi şehit verdiklerini, göstericilerin karşısında değil yanlarında durduklarını” belirtti.
Üyeler, Tahrir Meydanı’ndaki Türk Lokantası binası gibi protestoların sembolü haline gelen mekanlarda kontrolü ele geçirmeye çalıştıkları suçlamasına yanıt olarak, Türk Lokantası binasında arama tarama faaliyetleri yapılıp zarar verici maddelerin bulunmadığından emin olduktan sonra yeniden açılacağını ve isteyen herkesin girebileceğini ifade ettiler.
Grup üyelerinden isminin açıklanmasını istemeyen bazı kişiler de, protestoların ortaya çıkma nedenini oluşturan talepler üzerinde odaklanılması gerektiğine işaret ederek, ülkede hayatın normale dönmesi, ulaşıma kapatılan yolların açılması, meydanlardaki kalabalığın arttırılması ve hükümetin ciddiyetini ispat etmesine fırsat verilerek göstericilerin de bu konuda gözlemci olmasını istediklerini söyledi.
#Mavi Şapkalılar Terörü
Mukteda es-Sadr yanlısı grupların Bağdat, Necef ve Babil’de göstericilere saldırması ve hatta saldırılarda gerçek mermi kullanması nedeniyle gözlemciler ve aktivistler Sadr’ın göstericileri korumak, keskin nişancıları ve casusları onlardan uzaklaştırmak istediği şeklindeki açıklamalarına şüpheyle yaklaşıyor.
Twitter’da #Mavi Şapkalılar Terörü etiketiyle aktivistlerin paylaştığı videolarda, protesto meydanlarındaki göstericilere saldıran gruplar görülebiliyor. Videolarda ayrıca “Hepsinin kökünü kazıyın… Şapkalılar da dahil” diye slogan atan göstericilerin sesleri duyuluyor. Mukteda es- Sadr söz konusu sloganı 2016 yılındaki gösteriler sırasında kullanmıştı.
Devrimcilerin korunması
Sadr, Twitter hesabından önceki gün paylaştığı mesajda, “Mavi Şapkalılar’ın görevi okul ve hizmet dairelerinde barışçıl bir şekilde güvenliği sağlamaktır. Onların görevi beni korumak veya beni hedef alan sesleri bastırmak değildir. Mavi Şapkalılar üyesi kardeşlerim, göreviniz, emniyet güçlerinin güvenliği sağlamasına ve devrimcileri korumasına imkan sağlamaktır. Bu gerçekleşince o zaman göreviniz sona erer” diye yazdı.
Irak Savaş Suçlarını Belgeleme Merkezi Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Mavi Şapkalıların Bağdat ve diğer kentlerdeki göstericilere karşı ‘kaçırma, suikast, keyfi tutuklama, sivilleri korkutma, cep telefonlarına el koyma ve bıçak ve sopalarla saldırma’ gibi işledikleri ihlalleri belgelediklerini açıkladı.
Tahrir Meydanı’ndaki Türk Lokantası binasına yönelik saldırı anını cep telefonu kamerasıyla kaydetmeye çalışan Kerrar Abdulhüseyin isimli aktivistin kaçırıldığı haberi basına yansımıştı. İşkence yapılan, eli kırılan ve telefonuna el konulan Abdulhüseyin'in daha sonra bir meydana bırakıldığı belirtilmişti.
Merkez, Tahrir’deki bazı aktivist ve göstericilerin, Sadr yanlısı grupların gösterici ve sivilleri tutuklamak ve işkence yapmak amacıyla Tahrir yakınlarında bir otopark kiraladığı bilgisini paylaştığını belirtti.
“Casus kelimesi siyasi kazanımlar için bir kulp haline geldi”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Selam el-Hüseyni isimli gösterici, Sadr’ın daha önce Ekim Devrimi’nin ulusal bir parçası olduğunu ancak çekilme kararının arkasında siyasi gerekçeler gördüğünü söyledi.
Hüseyni, açıklamasında, “Sadr, yönetimin başındaki Şii güçlerden her ne kadar farklı olsa da onlarla ideolojik temeller üzerinden birleşecektir. Sadr protesto meydanlarında kontrolü ele geçirerek, söz konusu Şii gruplara can simidi atacak ve İran’ın müttefiki olan ‘üçüncü taraf’ adına çarpışacaktır” ifadelerini kullandı.
Hüseyni, Sadr destekçilerinin meydanları ‘casuslardan’ temizlemek istediği iddiası hakkında, “Casus kelimesi şu an oldukça muğlak bir kelime. Meydanlardaki varlığını güçlendirerek siyasi kazanımlar elde etmek isteyenlerin elinde tuttuğu bir kulp haline geldi” dedi.
Yeni rol
Hukukçu aktivist Ali el-Mikdam, “Sadr, ‘Ekim ayaklanmasının’ başından bu yana birçok kez protestolarda arabulucu, temsilci veya lider olma girişiminde bulundu. Ancak bilinç düzeyi yüksek gençlerin varlığı sayesinde bu girişimler başarısızlıkla sonuçlandı. Gençler, 2015’te yapılan hataların bir benzerini yapmaktan kaçınmak için liderlerin ve koordinasyon komitelerinin olmasını reddetti. Bunun üzerine Seraya es-Selam içerisinden Mavi Şapkalılar diye bir grup oluşturuldu. Bunların görevi göstericileri korumaktı. Aylarca aynı yerde kalmalarına rağmen herhangi bir sorunla karşılaşmadılar. Bunların varlığı, güvenlik güçlerinin rolünü tamamlayıcı nitelikteydi ve pozitif bir rol üstlendiler. Fakat meydanların hükümeti kurma görevi verilen Muhammed Tevfik Allavi’yi reddetmesinin ardından Türk Lokantası binası basıldı ve bildirilerin duyurulduğu ana platforma el konuldu. Göstericiler, siyasi partiler arasında uzlaşma sonucu çıkarılan ve Necef’teki dini mercinin (Ali es-Sistani) de deyimiyle tartışmalı ve hizipçi adaylara karşı olduğunu beyan etmişti” diye konuştu.
Mavi Şapkalıların Bağdat’ta öğrencilere saldırması sonrasında Tahrir Meydanı’ndaki göstericiler yaptıkları ortak açıklamada, söz konusu saldırıyı kınadıklarını, göstericilerin kaos ve kargaşanın içine çekilmeye çalışılmasını kabul etmediklerini ve barışçıl yapıyı korumakta kararlı olduklarını vurguladı.
Sadr’ın tutumu ve çelişkiler
Washington merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi (Atlantic Council) Irak Programı Müdürü Abbas Kazım, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, göstericilerin, Sadr’ın Allavi başkanlığındaki hükümete fırsat vermek istemesine onay vermediğini ve barışçıl atmosferi koruyarak protestolara devam edeceğini söyledi.
Sadr’ın tutumunu ‘çelişkili’ diye nitelemek yerine ‘Irak arenasındaki gelişmelere bağlı olarak farklı pozisyonlar’ aldığı şeklinde görmenin daha doğru olacağını söyleyen Kazım, “Mesele, sabiteler veya değişkenler değil, asıl mesele Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın Irak arenasında değişen durumlar karşısındaki bakış açısı ve bunlara en uygun pozisyonu belirlemeye çalışmasıdır. Bu nedenle yeri geliyor kendini destekliyor, yeri geliyor kendine muhalefet ediyor” dedi.
Iraklı yazar ve siyasi analist Casim eş-Şammari de Sadr’ın tutumunu garipsemediğini, zira Sadr’ın birbirine iki zıt şeyleri bir araya getirmekle tanındığını ifade etti.
“Daha önce gençlerin bilinç seviyesi bu aşamaya hiç ulaşmamıştı” diyen Şammari, Mavi Şapkalılar ile göstericiler arasında muhtemel ciddi bir çatışmanın özellikle güneydeki kentlerde Şiiler arasında iç savaşa yol açmasından endişe ettiğini belirtti.
Hukukçu aktivist Ali el-Mikdam ise geçtiğimiz haftalarda Irak’ta yaşanan gelişmelerin Sadr’ın içinde bulunduğu kafa karışıklığına işaret ettiğini söyledi.
Mikdam, “Sadr bir taraftan göstericilerin işine karışmayacağını söylüyor, diğer taraftan göstericilere nasihat vererek protestoların yoldan saptığını ifade ediyor. Çektiği destekçilerini tekrar meydanlara göndererek Allavi’yi tebrik ediyor. Halkın reddetmesine rağmen de Allavi’yi ‘halkın adayı’ olarak niteliyor” diye konuştu.
Mikdam, Sadr’ın 4 tür destekçisi olduğunu belirterek, bunları şöyle sıraladı;
1-
Samimi bir şekilde bağlı olanlar
2- İsminden ve nüfuzundan faydalanmaya çalışanlar
3- Ulusal bir şahsiyet olduğuna inananlar
4- Daha önce attığı olumlu adımlara binaen kendisine sempati duyanlar
Mikdam, “Sadr, göstericilere müdahale etmeme açıklaması sonrasında, çekilme kararı alarak protestoların sona ereceğini zannediyordu ancak tam tersine daha büyük kalabalıklar katıldı. Bu görüntü Sadr için acı verici oldu ve muhtemelen buna pişman oldu. Sadr bu adımdan sonra üç ve dördüncü grupların yanı sıra birinci gruptan bazı destekçilerini kaybetti” dedi.



Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
TT

Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)

Hamas lideri Halil el-Hayye yaptığı açıklamada, Filistinlilerin kanının İsrail’deki seçim kampanyalarına malzeme edilmesini reddettiklerini söyledi. Hayya, bütün İsrail partilerini Filistinlilerin öldürülmesine ortak olmakla suçladı.

Hayya, “Dünyaya mesajım şu: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini asla kabul etmiyoruz” dedi. “Herkes, tabir yerindeyse, bizim kanımıza ortak oldu. Bizim için önemli olan, Filistin halkının hedeflerine, taleplerine ve meşru haklarına ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Hayye, İsrail’de seçimlerin “zaman zaman tekrarlandığını”, Filistin halkının ise haklarını güvence altına alacak sonuçları aradığını belirtti. “Hangi İsrail partisinin iktidara geldiği fark etmeksizin, Filistin halkı tarih boyunca, bütün İsrail partilerinin yönetiminden zarar gördü” dedi.

Hayye, “İsrail propagandası ve seçim kampanyalarının yakıtı Filistin kanı ve Filistin hakkıdır. Onlar, Filistinlilerin hakkını kimin daha fazla çiğneyeceği konusunda yarışıyor; birlikte yaşama iradesi gösterip kendisini dünyaya insan olarak sunacak olanın kim olduğu konusunda değil” ifadelerini kullandı.

İsrail’de 27 Ekim’de yasama seçimleri yapılacak.

Kamuoyu yoklamalarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok ile başlıca merkezci rakibi, Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un başını çektiği blok arasında sonuçların birbirine yakın olması bekleniyor.


Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.