Trump CIA'dan Hamza bin Ladin'in öldürülmesine öncelik verilmesini istedi

CIA tarafından yayınlanan Hamza bin Ladin fotoğrafı (AP)
CIA tarafından yayınlanan Hamza bin Ladin fotoğrafı (AP)
TT

Trump CIA'dan Hamza bin Ladin'in öldürülmesine öncelik verilmesini istedi

CIA tarafından yayınlanan Hamza bin Ladin fotoğrafı (AP)
CIA tarafından yayınlanan Hamza bin Ladin fotoğrafı (AP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Merkezi İstihbarat Teşkilatı’ndan (CIA), El Kaide’nin eski lideri Usame bin Ladin’in oğlu Hamza bin Ladin’in öldürülmesine öncelik verilmesini istediği iddia edildi. Hamza bin Ladin, geçtiğimiz yıl Eylül ayında Afganistan-Pakistan sınır bölgesinde düzenlenen ABD operasyonunda öldürülmüştü.
ABD’de yayın yapan NBC News ağının dünkü haberine göre, Trump, CIA’dan Usame bin Ladin’in oğlunun öldürülmesine öncelik verilmesini talep etti. CIA’nın listesinde öncelikli olan başka isimlerin bulunduğunun belirtildiği haberde, Hamza bin Ladin’in adının örgütle birlikte anılmasının, Trump’ın bu talimatı vermesinde etkili olduğu ifade edildi.
Habere göre istihbarat yetkilileri Trump'a ABD ve küresel güvenliği tehdit eden çok sayıda teröristin isimlerinin yer aldığı bir liste gösterdi. Söz konusu listede yer alan isimlerden biri de El Kaide’nin mevcut lideri Eymen ez-Zevahiri’ydi. Ancak Trump, CIA’dan buna rağmen Hamza bin Ladin’e öncelik vermesini talep etti.
Eski CIA yetkililerinden biri Trump’ın kendilerine, “Bu kişileri daha önce hiç duymadım. Hamza bin Ladin ne olacak?” dediğini söyledi.
Eski CIA görevlisi Douglas London, Just Security isimli internet sitesinde yayınlanan makalesinde, Trump’ın Hamza bin Ladin’in öldürülmesi konusunda aşırı istekli olduğuna dikkati çekti. London, CIA’nın Trump’ın bu aşırı istekliliğinin “bin Ladin” isminden kaynaklandığının farkında olduğunu ifade etti.
London makalesinde ayrıca, “CIA’nın değerlendirmelerine göre Zevahiri’nin eylemleri daha büyük tehlike teşkil etmesi ve Hamza bin Ladin’in El Kaide liderliği çizgisinde olma ihtimalinin bulunmamasına rağmen ABD Başkanı bu konuda farklı düşüncelere sahipti. Hamza hakkındaki tüm yeniliklerden haberdar olunması ve tasfiyesi konusunda hızlı davranılmasını talep etti” ifadelerine yer verdi.
Trump, geçtiğimiz Eylül ayında yaptığı açıklamada, Hamza bin Ladin’in Afganistan-Pakistan sınırında gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonları kapsamında öldürüldüğünü duyurmuştu.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “Hamza bin Ladin’in öldürülmesi, El Kaide’yi sadece önemli liderlik yeteneklerinden ve Usame Bin Ladin’e olan sembolik bağlardan yoksun bırakmıyor, aynı zamanda örgütün önemli operasyonel faaliyetlerini zayıflatıyor. Hamza bin Ladin çeşitli terör gruplarıyla planlama yapmak ve anlaşmaktan sorumluydu" ifadelerine yer verildi.
Uzmanlar, Hamza bin Ladin’in ABD’lilere yönelik saldırıları teşvik ettiği konusunda görüş birliğine sahip, fakat büyük bir tehdit oluşturmadığını ve daha büyük tehdit oluşturan isimlerin olduğuna dikkat çekiyorlar.
CIA’nın eski ve yeni bazı önemli isimleri, Trump’ın Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın değerlendirmelerini okumaksızın tartışma yaratacak kararlar vermesinden endişe duyduklarını dile getirdi.
Öte yandan ABD yönetimindeki üst düzey bir yetkili TheHill gazetesine yaptığı açıklamada, “Başkan’ın en büyük önceliği ABD halkını güvende tutmaktır. Trump yönetimi, aralarında Hamza bin Ladin,  Ebubekir el-Bağdadi, Kasım Süleymani ve Kasım er-Rimi’nin de bulunduğu dünyanın en tehlikeli teröristlerini başarıyla hedef aldı. Bu durum, bu yönetimin terörizme karşı bir yenilmezliğe sahip olduğunu gösteriyor” dedi.
Trump geçtiğimiz Ekim ayında terör örgütü DEAŞ lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin, bu ay ise Yemen’de gerçekleştirilen operasyonda El Kaide’nin Arap Yarımadası lideri Kasım er-Rimi’nin öldürülmesi yönünde talimat vermişti. Bağdadi ve Rimi, CIA listelerinde iki önemli hedefti.
ABD Başkanı Trump, geçtiğimiz ay ise İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin hedef alındığı bir suikasta onay vermişti. Söz konusu saldırının ardından İran, ABD’nin Irak’ta bulunan Ayn el-Esed ve Erbil üslerini hedef alan füze saldırıları gerçekleştirmişti. Her iki askeri üste de çok sayıda ABD askeri bulunuyor.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe