İran Meclis Başkanı Laricani Beyrut'ta ekonomik yardım mesajları verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Baabda Sarayı’nda İran İslâmî Şûrâ Meclisi Başkanı Ali Laricani’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Baabda Sarayı’nda İran İslâmî Şûrâ Meclisi Başkanı Ali Laricani’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Meclis Başkanı Laricani Beyrut'ta ekonomik yardım mesajları verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Baabda Sarayı’nda İran İslâmî Şûrâ Meclisi Başkanı Ali Laricani’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Baabda Sarayı’nda İran İslâmî Şûrâ Meclisi Başkanı Ali Laricani’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, İran İslâmî Şûrâ Meclisi Başkanı Ali Laricani'yi başkent Beyrut'taki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti. Laricani ayrıca Lübnan'a düzenlediği resmi ziyaret kapsamında Başbakan Hasan Diyab, Tensilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve Filistin İslami Cihad Hareketi lideri Genel Sekreteri Ziyad en-Nahhale ile ayrı ayrı görüşmeler yaptı.
Hizbullah'ı savundu
Laricani, ülkesinin Lübnan’a ekonomik olarak yardım etmeye ve her alanda Lübnan hükümeti ile işbirliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Laricani, Hizbullah’ı da savunarak “Hiçbir ülkenin, Hizbullah'ı terörizm listesine dahil etmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Beyrut’a resmi bir ziyaret gerçekleştiren Laricani, Lübnanlı yetkililerle görüşmesi sonrasında İran'ın Beyrut Büyükelçiliği’nde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Şarku'l Avsat muhabirinin aktardığına göre toplantıda, ‘Yüzyılın Anlaşması’nın’ yansımaları ve bir olmanın önemi de dahil iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ele alındı. Cumhurbaşkanlığı, ülkesinin Lübnan’a ekonomik olarak yardım etmeye hazır olduğunu söylerken, ‘İran Cumhurbaşkanı’nın, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a Tahran davetini’ yineledi.
Ali Laricani, “Lübnan, hassas bir dönemden geçiyor. Hasan Diyab başkanlığındaki yeni hükümetin, zorlukların üstesinden gelebileceğini umuyoruz. Her alanda onunla işbirliği yapmaya tamamen hazırız” dedi.
Lübnan’ın, şu anda elektrik sektöründe ve ilaç temininde yaşanan sorunlardan mustarip olduğunu belirten Laricani, Lübnan’ın bu hususlarda İran’ın deneyimlerinden yararlanılabileceğine dikkati çekti.
İranlı yetkili, “Direnişe desteğimizi gizlemiyoruz. Bugün, endüstriyel, ekonomik ve tarımsal alanlardaki yetkililerin bir görüşmesi sırasında Lübnan’a verilebilecek desteğin tüm yönlerini ele aldık” dedi.
Konuşmasında Hizbullah’ı da savunan Ali Laricani, “Hizbullah, bir terör örgütü değildir. Hiçbir devletin onu terör listesine dahil etmesine izin vermeyeceğiz. Hizbullah, Lübnan'ı ayakta tutan iç destektir ve İsrail saldırganlığına yanıt vermektedir. O, kardeş Lübnan için büyük bir kazanımdır” ifadelerini kullandı. Meclis Başkanı ayrıca, “Hizbullah olmasaydı İsrail’in Lübnan'a yönelik işgal ve suçları daha fazla olurdu” dedi.
İran İslâmî Şûrâ Meclisi Başkanı, “Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin suikastı, bir terör suçudur. Ama bu operasyon korkakçadır. Operasyonun şekli, diğer yollarla hedeflerine ulaşamayan ABD’nin zayıflığını göstermektedir. ABD, hedeflerimize ulaşmak için daha kararlı olduğumuzu bilmelidir. İran’daki kitlesel yürüyüşler de İslami rejime desteklerini doğruladı” açıklamasında bulundu.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada ise Laricani’nin Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ı, ‘yeni hükümetin kurulması’ dolayısıyla tebrik ettiği belirtildi. Açıklamaya göre Avn’a, ülkede istikrar ve güvenliği güçlendirmede başarılar dileyen Ali Laricani, İran’ın Lübnan’daki ekonomik durumun iyileşmesine yardımcı olmaya hazır olduğunu vurguladı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ise, Laricani’yi kabul ederek, İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani’ye selamlarını iletti. Avn ayrıca, İran halkına ‘iyilik, kalıcı istikrar ve başarı’ temennisinde bulundu.
Yayınlanan açıklamaya göre yetkililer, Suriye ve bölgedeki mevcut durum ve gelişmeleri de masaya yatırdı. Görüşme sırasında, Lübnan’daki yerlerinden edilmiş Suriyelilerin durumu, Suriye bölgelerinde istikrar ve güvenliğin yeniden sağlanması sonrasında yerlerinden edilmişlerin ülkelerine geri dönmesi ihtiyacı ele alındı. Cumhurbaşkanı Avn ve Laricani ayrıca, İran’daki durumu da değerlendirdi.
Ali Laricani tarafından önerilen yardımların niteliği hakkında bir soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı’na yakın bakanlık kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Bu konunun detayları tartışılmadı. Bu nedenle Avn tarafından bu öneriye henüz yanıt verilmedi” dedi.
Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri liderliğindeki (Şii) Emel Hareketi’nden kaynaklar, ziyarete gereğinden fazla anlam yüklenilmemesi gerektiğini vurguladı. Berri’nin ofisinden yayınlanan bir bildiriye göre görüşme sırasında taraflar, “Birlikte güç var. Birlik ve diyalog mantığı dışında Lübnan halkı, bölge halkları, Arap ve İslam ümmeti karşısında başka bir seçenek bulunmuyor” açıklamasında bulundu.
Öte yandan Lübnan Başbakanı Hasan Diyab’ın ofisinden yayınlanan basın açıklamasında, Başbakan’ın İran İslam Cumhuriyeti Şûrâ Meclisi Başkanı Ali Laricani ve beraberindeki heyet ile toplantısı sırasında ‘Lübnan ve İran arasındaki bölgesel gelişmeleri ve ikili ilişkileri’ ele aldığı belirtildi.
Nasrallah ile görüştü
Aynı şekilde Hizbullah’ın medya kaynakları, Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın da Laricani ile bir araya geldiğini açıkladı. Kaynaklara göre iki yetkili, bölgedeki son gelişmeleri, siyasi, güvenlik ve ekonomik zorlukların üstesinden gelme yollarını ele aldı.
İran’ın Beyrut Büyükelçiliği de geçen pazar günü yayınladığı açıklamada, “Laricani, pazar akşamı üst düzey yetkililerle bir araya geldiği iki günlük resmi bir ziyaret için, milletvekillerini ve siyasi isimleri içeren bir heyetin de eşliğiyle Beyrut’a ulaştı” ifadelerine yer verdi.
Laricani Filistin İslami Cihad lideriyle bir araya geldi
Laricani ayrıca Beyrut ziyareti kapsamında Filistin İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nahhale ile de bir araya geldi. İkilinin gündeminde "ABD'nin sözde barış planının tehlikeleri" vardı.
Filistin İslami Cihad Hareketi'nin Gazze'deki merkezinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Nahhale, Beyrut'ta resmi temaslarını sürdüren İran Meclis Başkanı Laricani ile bir araya geldi.
İkili, Filistinlilerin meşru haklarını ortadan kaldıran sözde barış planının tehlikeleri ve İslam dünyasına yönelik muhtemel yansımalarını ele aldı.
Görüşmede Laricani, "Tahran'ın Filistin halkını ve direnişini destekleyen tutumuna"" dikkati çekerek, ABD'nin söz konusu planına karşı Filistinlilerin birlikte hareket etmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Nahhale de Filistinlilerin ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı tek taraflı Orta Doğu planının uygulanamaması konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.