Filistinliler, iki devletli çözümü uygulamak için nüfus kartını kullanıyor

​Demografik denge, 1948’den bu yana ilk kez Filistinlilerin lehine oldu (AFP)
​Demografik denge, 1948’den bu yana ilk kez Filistinlilerin lehine oldu (AFP)
TT

Filistinliler, iki devletli çözümü uygulamak için nüfus kartını kullanıyor

​Demografik denge, 1948’den bu yana ilk kez Filistinlilerin lehine oldu (AFP)
​Demografik denge, 1948’den bu yana ilk kez Filistinlilerin lehine oldu (AFP)

Halil Musa
Filistinli yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilan ettiği tek taraflı barış planını hala talep ettikleri iki devletli çözümü ortadan kaldırması sonrasında Filistin halkına karşı ‘İsrail apartheid sistemi’ kurma planı olarak tanımlamaya devam ediyor.
Planın açıklanmasından bu yana Filistinliler, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyaya, planın pratik şekilde reddedilmesi ve iki devletli çözümün kurtarılması aracı olarak ‘1967 sınırlarına dayalı, başkenti Kudüs olan bir devleti tanıma’ çağrısı yapmaya devam ediyor.
Filistin uyarısı
Dünyanın iki devletli çözümü koruma hususundaki sessizliği ortasında Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ‘Ürdün Vadisi, yerleşim birimleri ve Ölü Deniz’i ilhak etme ve Kudüs’ü ‘İsrail’in birleşik başkenti’ olarak tanıma planları’ aracılığıyla Filistin Devleti kurma olasılığını sistematik şekilde yok ettiğini vurguladı.
Iştiyye, geçen pazar günü Münih Güvenlik Konferansı’nda İsrail’i tehdit edercesine, Tel Aviv’in ‘iki devletli çözüm veya bir ülkeyi apartheid sistemine mahkum etme’ arasında seçim yapması gerektiğine dikkati çekti.
Demografik dengenin, 1948 yılından bu yana ilk defa Filistinlilerin lehine olduğunu söyleyen Filistin Başbakanı, sayılarının, Ürdün Nehri ile Akdeniz arasındaki Yahudiler karşısında 200 binden fazla olduğunu belirtti.
Muhammed Iştiyye, bu verilerin, İsrail’in ‘demokratik bir Yahudi Devleti’ kurma stratejisiyle çeliştiğini ve apartheid sistemine kaydığını söyledi.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İcra Komitesi Sekreteri Saib Ureykat, Netanyahu’nun apartheid devleti kurucusu olarak tarihe geçeceğini ifade etti.
Oslo Anlaşması’nın imzalandığı 5 yıl içerisinde bir devlet inşa etme hedefiyle 1994 yılında Filistin otoritesinin oluşturulmasına rağmen, İsrail’in iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya çalışması dolayısıyla bu hedef gerçekleştirilemedi.
1993 yılında Oslo Anlaşması’nın imzalanmasından bu yana iki devletli çözüme oldukça az bir destek verilirken, Filistinlilerin yüzde 60’tan fazlası bu çözüm fikrini reddetti. Ayrıca yerleşim birimlerinin genişlemesi nedeniyle bu planın artık pratik olarak uygulanmadığı belirtildi.
Trump’ın barış planına yanıt olarak Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İsrail ile yapılan tüm anlaşmalardan geri çekilme tehdidinde bulunsa da İsrail’i bir işgal gücü olarak sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı. Abbas, İsraillilerin, Batı Şeria yönetimini devralma taleplerine de dikkati çekerek, bunu başaramayacaklarını vurguladı.
Filistin Ulusal Girişim Hareketi Genel Sekreteri Mustafa el-Bergusi, Tel Aviv’in şu anda biri İsrailliler için sivil ve diğeri Filistinliler için askeri olmak üzere iki İsrail yasasının varlığıyla Filistinlilere karşı bir apartheid sistemi empoze ettiğini vurguladı. Bergusi ayrıca, İsrail’in Filistinlilerin doğal kaynaklarını kullanmalarını engellediğini ve hareketlerini kısıtladığını ifade etti.
İsrail’in 1967 sınırları üzerinde, başkenti Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulmasına engel olduğunu söyleyen Bergusi, “Trump’ın planı, dünyanın iki devletli çözümü kurtarmak için pratik bir eylem ortaya koymaması ortasında bir Filistin devleti kurma olasılığını tamamen ortadan kaldırdı” dedi.
Yetkili, Filistinlilerin Yahudilerle eşit sivil, siyasi ve ulusal haklar talep ettiklerine dikkati çekti.
Mustafa el-Bergusi ayrıca, mültecilerin geri dönüşü ve kendi kaderini kendileri belirleme haklarının da Filistinlilerin ulusal hakları olduğunu vurguladı.
İtimat
Siyaset Bilimi Profesörü ve Birzeit Üniversitesi Uluslararası Araştırmalar Profesörü Ali el-Carbavi, Filistin’in demografik dengeye olan itimadının ‘talihsiz ve temelsiz’ olduğunu ifade etti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Carbavi, Filistin yönetiminin siyasi bir ufuk olmaksızın rolünü sürdürdüğünü belirtirken, siyasi ve iki devletli bir çözüm olmadan mevcut durumun devam edeceğine dikkati çekti.
Siyasi aktivist Hamade Cebr, Filistinlilerin sayısal üstünlüğü hakkında konuşmanın, İsraillilere demografik açıdan bir tehdit ve gözdağı olduğunu ifade ederken, Filistin liderliğinin iki devletli bir çözüme ulaşmaya kararlı olduğunu ve tek bir devlet istemediğini vurguladı.
Hamade Cebr ayrıca, İsrailli yetkililerin, Filistinlileri onuncu sınıf bir vatandaşlığı kabul edici bir aşamaya ulaştırdığını söyledi.



Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
TT

Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)

Hamas lideri Halil el-Hayye yaptığı açıklamada, Filistinlilerin kanının İsrail’deki seçim kampanyalarına malzeme edilmesini reddettiklerini söyledi. Hayya, bütün İsrail partilerini Filistinlilerin öldürülmesine ortak olmakla suçladı.

Hayya, “Dünyaya mesajım şu: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini asla kabul etmiyoruz” dedi. “Herkes, tabir yerindeyse, bizim kanımıza ortak oldu. Bizim için önemli olan, Filistin halkının hedeflerine, taleplerine ve meşru haklarına ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Hayye, İsrail’de seçimlerin “zaman zaman tekrarlandığını”, Filistin halkının ise haklarını güvence altına alacak sonuçları aradığını belirtti. “Hangi İsrail partisinin iktidara geldiği fark etmeksizin, Filistin halkı tarih boyunca, bütün İsrail partilerinin yönetiminden zarar gördü” dedi.

Hayye, “İsrail propagandası ve seçim kampanyalarının yakıtı Filistin kanı ve Filistin hakkıdır. Onlar, Filistinlilerin hakkını kimin daha fazla çiğneyeceği konusunda yarışıyor; birlikte yaşama iradesi gösterip kendisini dünyaya insan olarak sunacak olanın kim olduğu konusunda değil” ifadelerini kullandı.

İsrail’de 27 Ekim’de yasama seçimleri yapılacak.

Kamuoyu yoklamalarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok ile başlıca merkezci rakibi, Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un başını çektiği blok arasında sonuçların birbirine yakın olması bekleniyor.


Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.