​İdlib'te tek seçenek ölümü beklemek!

İki kez evsiz kalan, işsizlik nedeniyle borçlanan ve sınıra yaklaşık 100 metre uzaklıktaki çadırda yaşayan Hanaa, “Buranın da bombalanmasından korkmuyor musunuz?” sorusuna, karşı tepeyi işaret ederek, “Burası Türkiye!” yanıtını verdi.

Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırı yakınlarında bir futbol sahasında kurulan çadırlarda yaklaşık 100 aile barınıyor (NYT)
Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırı yakınlarında bir futbol sahasında kurulan çadırlarda yaklaşık 100 aile barınıyor (NYT)
TT

​İdlib'te tek seçenek ölümü beklemek!

Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırı yakınlarında bir futbol sahasında kurulan çadırlarda yaklaşık 100 aile barınıyor (NYT)
Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırı yakınlarında bir futbol sahasında kurulan çadırlarda yaklaşık 100 aile barınıyor (NYT)

Suriye'deki savaştan önce İdlib, iki yanı ağaçlı yolları, beyaz taş binaları, sakin ve serin havasıyla bilinirdi. Bugün ise bu şehir, Suriye'nin diğer bölgelerindeki çatışmalardan kaçan ailelerle dolup taştı. Bu da bir milyonun üzerinde yoğun bir nüfus artışına neden oldu. Başlarını sokacak bir yer bulamayanlar, bir futbol sahasına sığınmışlardı. Çok sayıda insan gıda yardımı alabilmek için sıraya giriyordu. İnsanlar bombardımanlara o kadar alışmıştı ki, kimse bir patlama duyduğunda eskisi gibi irkilmiyordu. Ancak Suriyeli muhaliflerin kontrol ettiği son şehir olan İdlib henüz en kötüsünü yaşamadı.
İdlib'in kuzeyinde, dokuz yıllık vahşi savaşın en kötü insani felaketlerinden birinde, yolların kenarlarında ve zeytinliklerde yaklaşık bir milyon insan yaşıyor. Güneyinde ve doğusunda, Rus savaş uçaklarının desteklediği Suriye rejim güçleri sadece beş mil ötede bulunuyor. İdlib'e ulaştıklarında, yaklaşık bir milyon kişinin kuzeye doğru kaçması bekleniyor. Bu da kuzeydeki yerinden edilmiş insanların sayısının ikiye katlanması anlamına geliyor.
Ortopedi cerrahı Hikmet el-Hatib, anne ve babasını kuzeye taşınmaya çağırdı, ancak kasaba bombalandığında annesi kalmaya karar verdi.
Hatib, “Annem, ‘tek seçenek ölümü beklemek’ dediğinde beynimden vurulmuşa döndüm” ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz Çarşamba günü bir fotoğrafçı ve bir simültane tercümanla Türkiye sınırındaki İdlib'i ziyaret ettim. Suriyeli yardım kuruluşlarından görevliler ve İdlib’i kontrol eden aşırılık yanlısı bir grup olan Heyet-i Tahriru'ş-Şam (HTŞ) üyeleri bize eşlik ettiler. Barınağa dönüştürülen futbol sahasındaki çadırlarda, yaklaşık 100 ailenin yaşadığını gördük. Amine Sahlul, kadınlar ve çocuklar için yeraltında inşa edilmiş büyük bir odada sobanın yanında, yerde oturuyordu. Gece köyündeki ölümden, motosiklette beş torunu ile birlikte oğlunun arkasına yapışarak kaçmış ve henüz birkaç saat önce buraya gelmişti. Hava saldırıları nedeniyle dışarı çıktıklarını söyleyen Amine, “Gökten ateş toplarına benzeyen bombalar yağdırmaya başladılar” dedi.
Rusya Hava Kuvvetleri tarafından desteklenen Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e bağlı güçler, İdliblileri ihmal etmeyerek şehrin güneyi ve doğusundaki kasaba ve köyleri hava saldırılarıyla cezalandırdıktan sonra ilerlemelerini sürdürüyorlar. Suriyeli muhalif güçleri destekleyen Türkiye ile Suriye rejimini destekleyen Rusya tarafından Perşembe günü açıklanan ateşkes yürürlüğe girse bile İdliblilerin çok azı ateşkesin devam edeceğine inanıyorlar. Esed, İdlib'i geri almak için saldırılarına devam etmede ısrar ederken muhalifler de direnmekte kararlılar.
Radyodan, Rus savaş uçaklarının yakınlarda olduğu bildirdiğinde, futbol sahasında bir anda gerilim artarken herkes dehşetle gökyüzüne bakmaya başladı. Bir top mermisi komşu mahalleye düştüğünde az sayıda kişinin buna tepki vermesi oldukça garipti. Suriye hükümet güçleri uzun zamandır roketli saldırılar düzenliyordu. Ancak Rus savaş uçakları bir saldırı başlattığında insanları birkaç dakika içinde kaçmaya zorlamak için ezici bir güç kullanıyor ve bolca top mermileri atıyorlar.
Futbol sahasındaki erkek sığınma evinin etrafında yürürken Hasan Yusufi şunları söyledi;
“Ne zaman uçakların deli gibi geçmeye başladığını duysam, aklımı yitiriyorum. Oysa 45 yıl otoban yanındaki bir evde yaşadım. Kardeşim Rus savaş uçaklarının bombardımanlarında öldürüldü.”
 
Siviller, aşırılık yanlıları ve muhalifler
Sahanın dışında ise hayat her zamanki gibi akıyordu. Sokaklar araba ve motosikletlerle doluydu. Kadınlar alışveriş için ana caddede yürüyorlardı. Ancak günde sadece iki saat elektrik temin edilen şehrin sokak başlarında sık sık plastik kaplarda benzin satan çocuklar görüyorsunuz.
İdlib, savaş boyunca rejimin kontrolü dışında kaldı. Bugün vilayetin büyük bölümünü aşırılık yanlısı HTŞ kontrol ediyor. Ancak İdlib çevresinde sınırlı sayıda silahlı unsur bulunuyor. Muhalif gruplara bağlı polis memurları, devrimin ilk günlerinden beri mücadelenin yükünü taşımak için valilik binası ve polis karakolu önünde nöbet tutuyorlar. Şehrin dört bir yanındaki reklam panolarında, insanları savaşa katılmaya davet eden savaşçıların ışıltılı afişleri bulunuyor. Bir kontrol noktasının yakınlarındaki reklam panolarından birinde asılı afişte ‘cihat yoksa şeref de yoktur’ ifadeleri yer alıyordu.
HTŞ Sözcüsü Ebu Ahmed Muhammed, son bir buçuk aydır çöküş yaşandığını, ancak Suriye rejiminin muhaliflerden daha fazla asker kaybettiğini ve son iki haftada birkaç kez el değiştiren, stratejik bir öneme sahip olan Serakib’i yeniden ele geçirmek için İran destekli savaşçıları getirmek zorunda kaldığını söyledi.
Öte yandan İdlib’de yaşayan ve çoğunluğunu sivillerin oluşturduğu üç milyon kişi, şiddetin sona ereceği konusunda oldukça umutsuzlar. Ancak bununla birlikte Türkiye'nin İdlib’de daha fazla asker konuşlandırmasının saldırıları durduracağını ümit ediyorlar. Suriye merkezli yardım kuruluşu ‘Violet Organizasyonu’nun Acil Yardım Departmanı Başkanı Abdurrezzak, “Kendimizi güvende hissetmemizi veya rejimden kurtulmamızı sağlayan ne olursa olsun bizim için çok iyidir” diye konuştu.
Abdurrezzak’ın ekibi, insanların cephedeki köylerden kaçmasına yardım ediyor ve kentin topluca tahliye edilmesi durumunda insanları kaçışa hazırlıyordu. Ama bu kadar kişiyi nereye kaçırabileceklerini onlar da bilmiyordu.
Şehrin kuzeyine bir saatlik yolculuk mesafesinde, mavi ve beyaz çadırlar sınır bölgesinin kayalık tepelerini ve zeytinliklerini süslüyordu.
Savaşın ilk günlerinden bu yana yıllardır yerlerinden edilmiş binlerce ailenin kalması için yapılan kamplar, dış yardımlarla inşa edilen beton konut yerleşimlerine dönüştürülüyordu. Son altı hafta içinde onlara yeni insanlar katıldı. Türkiye sınırı boyunca yol kenarlarında ve kireçtaşı kayalıkların arasında yoğun bir şekilde çadırlar kuruldu. Buradaki camiler, okullar, dükkanlar ve boş atölyeler birçok aile için sığınak oldu.
 
‘Sokak köpekleri gibi’
Bu bölgeler dahi güvenli değil. Ümmü Abdullah adında bir kadın üç ay önce köyünden kaçtı ve ailesiyle birlikte İdlib kırsalındaki Ma'arrat Misrin köyü dışında bulunan eski bir tuğla fabrikasına sığındı. Ümmü Abdullah Pazartesi günü, iki çocuğuyla birlikte ot toplarken kuş sesi gibi bir ses duydu ve başını kaldırıp gökyüzüne baktığında iki füzenin üzerlerine doğru geldiğini gördü. O anda çocuklarını yere yatırıp üzerlerine kapaklandığını söyleyen Ümmü Abdullah, “Yere uzanırsanız şarapnellerden korunacağınız söyleniyor” dedi. Ümmü Abdullah füzelerin düşmesinin ardından bir süre bilincini kaybettiğini, 18 aylık kızının ise yaralandığını belirtti. Ancak üçü de hayatta kaldı. Türkiye sınırı yakınlarındaki bir acil sığınma evinde kalan 37 yaşındaki Aliye Abras ise, “Yerinden edilmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Yerinden edilmek, sokak köpekleri gibi olmaktır” dedi.
Kurtarma ekiplerinin kendisini, üç çocuğuyla birlikte İdlib’e bağlı Eriha köyündeki yıkılan evlerinin molozları arasından kurtardıklarını söyleyen Aliye, “Gece yarısıydı, ama yıkılan evimizin yanındaki sokakta kaldık. Çünkü hala kurtarılacak başka insanlar vardı. Ana hastanenin etrafındaki tüm mahalleler vuruldu. Violet Organizasyonu’nun kurtarma ekibi bizi bulana kadar sokakta iki gün kaldık. Sonra bizi Sarmada'daki 45 ailenin daha kaldığı, alışveriş merkezinden dönüştürülmüş bir sığınağa götürdüler. Keşke molozların altında, çocuklarımla birlikte ölseydim. Kocamla birlikte evimizi inşa etmek için harcadığımız her şeyi kaybettik. Şimdi sıfırdan yeniden başlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeni gelenler, Türkiye sınırını belirleyen dikenli tellerle kaplı beton duvardan birkaç metre uzakta çadırlar kurdular. En-Nasr (Zafer) Kampı adlı bu yerde, dört aile tek bir çadırda barınıyordu. ‘Başka seçenekleri olmadığını’ söylediler. Kanalizasyon, çadırın arkasındaki kokuşmuş bir havuza akıyordu. Yedi çocuk annesi bir çiftçi olan Hanaa el-Mican, “Diğerleri bunu kabul etmek zorunda, çünkü kanalizasyonu yaptıracak paramız yok” dedi. Ailesinin iki kez evsiz kaldığını ve işsizlik nedeniyle büyük borçlara girdiğini söyleyen Hanaa, “Sıfırı tükettik” diye konuştu. Eşiyle birlikte bu kez sınır çitinden 100 metre uzakta yaşamayı seçen Hanaa’ya “Buranın da bombalanmasından korkmuyor musunuz?” diye sordum. Başını iki yana salladı ve karşı tepeyi işaret ederek, “Burası Türkiye!” dedi.
*New York Times hizmetidir



Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.


İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli işgale hazırlanıyor

İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
TT

İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli işgale hazırlanıyor

İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)

İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli bir işgale hazırlanıyor. Bu kapsamda “Sarı Hat”ın dışında, halkın yaşamadığı ve herhangi bir konut ya da sivil yapının bulunmadığı, adeta yakılmış topraklardan oluşan bir tampon bölge oluşturdu.

Güney Lübnan’daki bir güvenlik kaynağı, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Sarı Hat”a bitişik yerleşimlerin hedef alınmasının, halkın bu bölgelerden çıkarılmasının ve söz konusu yerlerin yıkılmış ve tehlikeli alanlara dönüştürülmesinin, “İsrail’in işgal altındaki güney bölgesinde güçlerine yönelik operasyonlar düzenlemek amacıyla bu yerlerin kullanılmasına yönelik herhangi bir girişimi engellemeyi planladığı” anlamına geldiğini söyledi.

Bu arada Hizbullah karşıtı muhalifler, örgütün eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ardından bir liderlik krizi yaşadığını öne sürdü. Hizbullah, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünü bugün anıyor.

Örgüt, genel sekreterlik makamını siyasi, örgütsel, askeri ve toplumsal açıdan bir güç merkezine dönüştüren Nasrallah’ın yerini doldurmayı başaramadı.