Şam'ın güney kırsalında gezen Rus askeri devriyeleri bölgeyi ‘İran banliyösünden’ uzak tutuyor

Şam'ın güney kırsalında gezen Rus askeri devriyeleri bölgeyi ‘İran banliyösünden’ uzak tutuyor
TT

Şam'ın güney kırsalında gezen Rus askeri devriyeleri bölgeyi ‘İran banliyösünden’ uzak tutuyor

Şam'ın güney kırsalında gezen Rus askeri devriyeleri bölgeyi ‘İran banliyösünden’ uzak tutuyor

Suriye hükümeti, Şam'ın güneydoğu kırsalının kontrolünü ele geçirdikten sonra yerlerinden edilen silahlı muhalif savaşçılar, aileleri ile birlikte ülkenin kuzeyine gönderildi. Geride kalanlar ise temel hizmetlerin eksikliğiyle ilgili sıkıntıların yanı sıra Rus askeri devriyelerinin arasında hükümet yetkilileriyle ‘yaşamaya zorlanıyorlar’. Bu arada söz konusu Rus askeri devriyeleri, Şam’ın güney kırsalını İran’ın nüfuzu altındaki bölgeden uzak tutuyorlar.
Güneydoğu kırsalında başta Yelda, Babbila ve Beyt Sahm olmak üzere birçok kasaba ve köy bulunuyor. Hepsi idari olarak Şam kırsalına bağlı. Kuzeyde Yermuk Filistin Mülteci Kampı ve et-Tadamun mahallesi, kuzeydoğuda Sidi Mikdad ve Kazzaz mahalleleri, güneyde İranlı milisler tarafından kontrol edilen Seyyide Zeyneb bölgesi, doğuda Doğu Guta, batıda ise Haceru'l Esved bölgesiyle çevrilidir.
Suriye hükümeti, 2018 yazında halkı tarım ve hayvancılıkla uğraşan bölgeleri kontrol altına almadan önce, rejimle anlaşmayı reddeden silahlı muhalif grupların savaşçılarının ve ailelerinin Suriye'nin kuzeyine yerlerinden edilmelerine yol açan bir ‘uzlaşı’ anlaşmasıyla Yelda'nın kuzey bölgesi, hükümetin kontrolünde olan et-Tadamun Mahallesi’yle teması sayesinde Şam’ın idari sınırlarına doğrudan bağlandı. Bu arada kuzeyde Babbila toprakları, kuzeyde hükümetin kontrolündeki Şam’ın Kazzaz mahallesiyle bir cephe, güneyde ise İranlı milislerin Suriye'deki en önemli kalelerinden biri olarak kabul edilen Seyyide Zeyneb bölgesi ile bir cephe oluşturdu. Hükümet bu bölgeleri kontrol altına aldıktan sonra, Suriyeli yetkililer başkentin merkezine 4 kilometre uzaklıktaki Babbila'ya ulaşmak için iki yol açtılar.  Birincisi, ez-Zehra bölgesinin yaklaşık bir kilometre doğusunda bulunan Güney el-Mutehalik Köprüsü’ne bağlanan Kazzaz mahallesinden, ikincisi ise Şam Uluslararası Havalimanı'ndan Beyt Sahm ve Akraba köyleri üzerinden ulaşım sağlanıyor.
Kazzaz mahallesinden Babbila’ya giden yolun başlangıcında, vatandaşları ve özel araçların hareketi normal ve yoğun bir şekilde seyrediyor. Suriye hükümetinin kontrolü altındaki güneye doğru Kazzaz mahallesi çıkışında bir kontrol noktası kurulu. Vatandaşlar ve otomobiller, kontrol noktasındaki personel tarafından resmi bir denetimden geçirildikten sonra Babbila yoluna devam ederler. Sidi Mikdad mahallesinden Babbila girişine kadar uzanan kesimde yolun her iki tarafındaki binalar sağlam ve kullanılıyor. Ancak bazı binalar savaşta zarar görmüş durumda. Yolların her iki tarafında dizili sık dükkanlar her zaman ki gibi çalışmaya devam ediyor.
‘Büyük yay’ anlamına gelen Babbila’nın girişi, kasabanın adıyla müsemma bir görüntüye sahip. Araçların, yayaların ve pazarların hareketliliği, Mart ayında onuncu yılına girecek olan savaş öncesinden bu yana kasabada sıkça görülen kuzu eti satan dükkanlar gibi doğal seyrinde devam ediyor.
Babbila’nın merkezine doğru iç kısımlara ilerlerken, kasabanın doğusuna doğru görülen binalar sağlam ve kullanımda görünüyor. Ancak elektrik kesintisi nedeniyle bölgenin çoğu kesimi karanlıkta kalıyor. Dükkan sahiplerinin çalışabilmek için kullandıkları jeneratörler sokaklarda büyük bir gürültüye neden oluyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Yusuf takma adlı bir bölge sakini, silahlı muhalif gruplar tarafından kontrol edilen birçok bölge gibi Babbila’da da savaşın verdiği sadece kısmi hasarın, kasaba ve komşu köylerdeki grupların hükümetle ‘uzlaşıya’ varmasının yanı sıra rejim güçleri ve müttefikleri ile çatışmamaların yaşanmamasından kaynaklandığını söyledi.
Yusuf, kasabadaki nüfus yoğunluğunun ise muhalif grupların kontrol ettiği dönemde kasabanın orijinal sakinlerinin burayı terk etmemelerinden ve Filistinli mültecilerin bulunduğu Yermuk Mülteci Kampı ve Haceru’l-Esved gibi şiddetli çatışmaların yaşandığı komşu bölgelerden insanların buraya gelmesinden kaynaklandığını belirtti.
Kasabanın ve sakinlerinin ‘gizli’ tutulan durumunu tarif eden Yusuf, kasabadan başkente tam ters istikametten ulaşımın sağlandığını, birkaç okulun yeniden açıldığını ve birçok devlet dairesinin yeniden çalışmaya başladığını kaydetti. Bununla birlikte Yusuf, bölge sakinlerinin günde sadece iki saat verilen elektriğin yetersiz olmasından şikayet ettiğinin altını çizdi.
Kasabanın hiçbir yerinde rejim güçleri ve güvenlik hizmetlerinin konuşlandırılmamış olması oldukça dikkat çekerken, farklı bölgelerinde güvenlik birimlerine ait birçok merkez bulunuyor. Bu merkezlere işaret eden Yusuf, “İnsanlar hiçbir şey yapamıyorlar. Sessiz kalmaya zorlanıyor. Zaten tek kaygıları bu yüksek fiyatlar ve yoksulluk karşısında geçimlerini sağlayabilmek” dedi.
Kasabada sıkı güvenlik önlemlerinin alındığını söyleyen Yusuf, insanların zaman zaman kötü niyetli haberlerin arka planında, çoğunlukla silahlı muhalif gruplarla yapılan uzlaşı sonucu başta Yermuk Mülteci Kampı’ndan Filistinli mülteciler olmak üzere buraya gelenlere yönelik gerçekleşen ani tutuklamalardan oldukça endişe duyduklarını ve dehşete düştüklerini söyledi.
Babbila’nın kuzeyinde bulunan Yelda köyündeki görüntüde tıpkı Babbila’ya benziyor. Özellikle Babbila ile kesiştiği noktada nüfus daha yoğun gibi görünüyor. Köyün kuzeyine doğru Şam’ın idari sınırları içerisindeki et-Tadamun mahallesinin güney kesimine yakın bölgesindeki binaların bazılarında savaşın etkileri görülürken, köy ile mahalle arasındaki ana yol büyük bir toprak yığınıyla kapatılmış durumda. Yelda'nın merkezinde, Rus Askeri Polisinin büyük bir merkezi yer alıyor. Birçok köy sakini Şarku’l Avsat’a, Yelda, Babbila ve Beyt Sahm'in çeşitli noktalarında günlük olarak askeri devriyeler gerçekleştirdiğini, Rus askerlerinin bu devriyeler sırasında ve belirli dönemlerde Suriye hükümetinin güvenlik merkezleri önünde durduğunu, iki taraf arasında bilgi alışverişi yapıldığını aktardılar. Öte yandan Sidi Mikdad ve Kazzaz mahalleleri arasındaki Beyt Sahm köyünde yayaların, arabaların ve pazar yerlerindeki hareketlilik Babbila ve Yelda’dakinden daha fazlaydı.
Beyt Sahm köyü merkezinde, birçok dükkanda onlarca yıldır olduğu gibi deve eti satılmaya devam ediliyor. Bununla birlikte köy sakinleri, satın alma gücünün, et ve genel ihtiyaçların fiyatlarındaki fahiş artış ve hükümet kontrolündeki bölgelerde yaşayan nüfusun çoğunluğunun etkilendiği yoksulluk nedeniyle oldukça düşük olduğuna dikkat çektiler.
Babbila Kavşağı’ndan dönüp güneye doğru giden yol, İranlı milislerin kalesi olan Seyyide Zeyneb bölgesine çıkıyor. Seyyide Zeyneb ile Babbila arasındaki yaklaşık 4 kilometrelik yol Seyyide Zeyneb’e bir kilometre mesafede bulunan Huceyra köyüne varmadan kapatılmış durumda. Bu yüzden Babbila’dan Seyyide Zeyneb’e ulaşmak için Şam Uluslararası Havaalanı yolunun yapılması ve Suveyda bölgesine gidiş için elverişli koşulların sağlanması gerekiyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Babbila, Yelda ve Beyt Sahm sakinlerinin çoğu, Babbila - Seyyide Zeyneb yolunun Rusya ile İran'ın Suriye'deki nüfuz mücadelesi nedeniyle kapatılmış olabileceğini belirtiyor. Çünkü İran, Suriye'deki nüfuzunu artıma çabaları çerçevesinde özellikle Seyyide Zeyneb yakınlarındaki Şam'ın güney kırsalına doğru genişlemeye ve Şam'da, Lübnan’ın başkent Beyrut'un güneyinde oluşturulana benzer bir ‘güney banliyösü’ oluşturmaya çalıştı.
Öte yandan Rusya, tüm gücüyle buna izin vermemek için çabaladı ve Şam'ın güney kırsalındaki kasaba ve köylerde bir uzlaşı anlaşmasına aracılık etti. Şimdi de Rus askeri polisi için Yelda'da kurduğu merkez aracılığıyla anlaşmanın uygulanmasını denetliyor ve izliyor. Dolayısıyla Babbila - Seyyide Zeyneb Yolu'nun kapalı kalmaya devam edebilir.
Bölge sakinleri, Rusya'nın aynı zamanda, uzlaşı anlaşmalarına sponsor olarak, bunların uygulanmasını denetleyerek ve askeri polisi için merkezler kurarak İran'ın, nüfuzunu Doğu Guta’daki bölgelere doğru genişletme çabalarını da engellediğine dikkat çektiler.



Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.


İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli işgale hazırlanıyor

İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
TT

İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli işgale hazırlanıyor

İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)

İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli bir işgale hazırlanıyor. Bu kapsamda “Sarı Hat”ın dışında, halkın yaşamadığı ve herhangi bir konut ya da sivil yapının bulunmadığı, adeta yakılmış topraklardan oluşan bir tampon bölge oluşturdu.

Güney Lübnan’daki bir güvenlik kaynağı, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Sarı Hat”a bitişik yerleşimlerin hedef alınmasının, halkın bu bölgelerden çıkarılmasının ve söz konusu yerlerin yıkılmış ve tehlikeli alanlara dönüştürülmesinin, “İsrail’in işgal altındaki güney bölgesinde güçlerine yönelik operasyonlar düzenlemek amacıyla bu yerlerin kullanılmasına yönelik herhangi bir girişimi engellemeyi planladığı” anlamına geldiğini söyledi.

Bu arada Hizbullah karşıtı muhalifler, örgütün eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ardından bir liderlik krizi yaşadığını öne sürdü. Hizbullah, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünü bugün anıyor.

Örgüt, genel sekreterlik makamını siyasi, örgütsel, askeri ve toplumsal açıdan bir güç merkezine dönüştüren Nasrallah’ın yerini doldurmayı başaramadı.