Avrupa’da salgın kriziyle başa çıkmadaki prosedür boşlukları

Papa Francis dün Roma'nın boş sokaklarında dolaştı. (Reuters)
Papa Francis dün Roma'nın boş sokaklarında dolaştı. (Reuters)
TT

Avrupa’da salgın kriziyle başa çıkmadaki prosedür boşlukları

Papa Francis dün Roma'nın boş sokaklarında dolaştı. (Reuters)
Papa Francis dün Roma'nın boş sokaklarında dolaştı. (Reuters)

Uzmanların daha önce koronavirüs salgınının Çin ile sınırlı kalacağı öngörüsü ile İtalya’da ilk vakanın görülmesinin ardından bugün hiç kimsenin tüm dünyanın eşi görülmemiş bir sağlık ve ekonomik krizle karşı karşıya olduğundan şüphesi yok.
Avrupa Birliği’nin önde gelen isimleri birkaç gün önce, sağlık kriziyle yüzleşmek için tek bir Avrupa stratejisinin benimsenmesinde ve ortaya çıkmaya başlayan ekonomik yıkımı önlemek için yeterli mali yardım paketi üzerinde anlaşmaya varmada hızla davranılması çağrısında bulundu. Zirâ mevcut durumun devletlerin bu krizle kendi kendilerine karşı koyabilme yeteneklerini aştığı gerçeği ortaya çıktı.
Konuyla ilgili bilgiler, AB Komisyonu’nun cumartesi sabahından bu yana üye ülkelerin tüm kara, hava ve deniz limanlarını kapatma ve sağlam bir izlemeye alma planını görüştüğüne işaret ediyor. Aynı zamanda koronavirüsün Avrupa Kıtası’nı 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik uçuruma sürükleyebileceği gerçeğinin fark edilmesinin ardından hükümetler için kapsamlı bir mali yardım ve teşvik programı hazırlamaya odaklanıyor.
Birçoğunun son yıllarda zor zamanlarda sıkıntılarla yüzleşmede donanımlı olarak görmediği ve bu konuda uyardığı Avrupa makinesi, geçirilen şoklarla yüzleşmede halen yavaş hareket ediyor. Ağır krizlerde son derece tehlikeli hale gelen bu prosedür boşluğunu ele almak için gerekli reformların hızlandırılması gerektiği de yapılan uyarılar arasında.
Avrupa’dan çıkış kapısına en yakın olan ve şu ana kadar virüsün yayılması konusunda en fazla bedeli ödeyen İtalya, kriz başladığından bu yana komşularından yardım istiyor. Hatta bunun için neredeyse yalvarıyor. Ancak cevap veriliyorsa da yetersiz kalıyor. Zira çoğu ülke kendilerini çevrelerinden dışlanmış hisseden İtalyanlara engeller getirmiş durumda.
İtalya’nın eski Başbakanı Enrico Letta, “bu krizin öncekilerden çok daha tehlikeli olduğunu ve İtalya'nın AB’deki geleceğini belirleyeceğini” söyledi. Yedi sanayi ülkesinin (G7) virüse karşı küresel savaş için el ele verdiği bir Avrupa ittifakı kurulması çağrısında bulunan Letta, koordineli bir şekilde hızlıca hareket etmemenin felakete yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.
İtalya’da vaka sayısının 24 bin 700, ölü sayısının da bin 809 olarak kaydedilmesiyle beraber krizin başlangıcında karantina altına alınan yerlerde tam olarak iyileşenlerin sayısında bir artış görüldüğü kaydedildi. Ancak Kuzey’deki hastanelerin çoğu daha fazla hasta alamayacak halde. Milano'da, bu hafta sonuna kadar hazır olması beklenen bir saha hastanesi kurma çalışmaları devam ediyor.
Lombardiya Bölgesi Valisi, yaralıların yüzde 10'unun akut bronşit nedeniyle yoğun bakım ünitelerinde en az 10 günlük bir tedaviye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Ancak birimlerdeki yatak sayısı ise tükeniyor.
İtalyan sınırlandırma planı kapsamında kabul edilen önlemlere övgüde bulunan Pekin'in İtalya'ya gönderdiği yardım uçağındaki Çinli sağlık ekibi, daha sert karantina ve hareketi kısıtlama önlemleri alınması çağrısında bulundu.
Zirâ İtalyan makamları, güney bölgelerinde uygulanan sokağa çıkma yasağına uyulmasında zorluklarla karşılaşmaya devam ediyor. Bu şekilde önümüzdeki günlerde vaka sayısının artacağından korkuluyor.
Krizin yoğunlaştığı ikinci Avrupa ülkesi de cumartesi akşamı olağanüstü hal ilan edilen ve ülkenin 15 gün boyunca toptan karantina altına alınmasına karar verildiği İspanya.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, merkezi devletin yetkisi altında yerel ve bölgesel kapsamlı bir mali ve ekonomik yardım planının hazırlandığı ve 7 saatin üzerinde süren hükümet toplantısının ardından vatandaşlara hitap etti. Bu da merkezi hükümetle tam iş birliği yapmaya istekli olduklarını açıklamalarına rağmen Katalonya ve Bask bölgelerindeki bölgesel hükümetlerin içerlemesine neden oldu.
İspanya’da vaka sayısı 8 binlere yaklaşırken ölü sayısı ise bir gün içinde iki kat artarak 396’ya oldu. Karantina ve sokağa çıkma yasağı önlemlerini uygulamak amacıyla büyük şehirlerde ve salgın hastalıkların bulunduğu bölgelerde ordu devriyeleri çoğaltıldı. Yiyecek ve ilaç alışverişi için izin verilen hareket polis tarafından gözetlenirken vatandaşların uyarılması ve uygulanacak önlemlerin hatırlatılması için de uçaklar kullanıldı. Olağanüstü halin ilan edildiği kararname, başkalarının yaşamları tehlikeye girdiği taktirde bir yıla kadar hapis cezası gibi katı cezalar öngörüyor.
Hükümet başkanlığı dün Sanchez’in virüse yakalandığı açıklanan eşi ile beraber karantina altına alındığını duyurdu. Aynı şekilde Eşitlik Bakanı ve Bölgesel Yönetim Bakanı’nın da virüse yakalandığı bildirildi. Bu iki bakandan biriyle görüşen Kral 6. Felipe ve eşine de test yapıldığı, ancak sonucun henüz belli olmadığı ifade edildi.
Avrupa Komisyonu’na birlikteki ülkelerin sınırlarının kapatılmasını öneren Fransa ise bu konudaki birçok uyarı ve eleştirilere rağmen dün belediye seçimlerine devam etti. İngiliz hükümetinin imkansız olduğu düşüncesiyle salgını kontrol altına almaya çalışmama, yalnızca yayılmasını geciktirme stratejisine benzer bir stratejinin de Fransa tarafından benimsemesinden korkuluyor. Avrupalı ​​uzmanlar ise salgının kontrolden çıkması durumunda bu stratejinin sonuçlarıyla ilgili endişelerini dile getiriyor.
Fransa, bu haftanın başından itibaren uzak iç seyahatleri sınırlamaya hazırlanırken bir sonraki aşama öncesinde ise evlerine dönmek isteyen tüm vatandaşlara imkan sağlıyor. İngiltere’deki Boris Johnson hükümeti ise 70 yaşın üstündekilerden virüse yakalanmamış olanları dahi 4 ay boyunca karantinaya tâbi tutmaya hazırlanıyor. Uzmanlar ise bunun çok büyük bir risk olduğunu ve böyle bir hareketin tamamıyla farklı planları benimseyen diğer Avrupa ülkelerini etkileyeceğini savunuyor.
Topraklarına İtalya’dan yapılacak girişler konusunda katı önlemler alan ilk ülke olan Avustralya ise kara ve hava sınırlarının tamamen kapatıldığını duyurdu. Aynı zamanda son beş yıl içinde askerlik yapan yedek askerleri gelecek ayın ortasına kadar planlanan acil durum planını uygulamak için güvenlik servislerine katılmaya çağırdı.
Almanya’da ise Bild gazetesi Şansölye Angela Merkel’in krizin olası yansımalarını ele almak için eşi benzeri görülmemiş bir planı açıklamasının ardından Berlin yönetiminin Fransa, İsviçre ve Avusturya ile sınırları kapatmayı düşündüğünü aktardı. Merkel ayrıca felaket karşısında dayanmalarını sağlamak için Alman şirketlerine sınırsız mali yardım sözü vermişti.



Bill Clinton, Epstein soruşturmalarında kamuya açık duruşma yapılmasını talep etti

 ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
TT

Bill Clinton, Epstein soruşturmalarında kamuya açık duruşma yapılmasını talep etti

 ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)

ABD eski Başkanı Bill Clinton, cinsel suçlardan hüküm giymiş iş insanı Jeffrey Epstein ile olan ilişkisi hakkında ifade vermek üzere ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi önüne çıkacak. Oturum kapalı yapılacak olsa da Clinton, görüşmenin video kaydına alınması planına itiraz ediyor.

Clinton, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu düzenlemeden kim fayda sağlıyor? Epstein’ın adaleti hak eden mağdurları değil, gerçeği hak eden kamuoyu da değil. Bu yalnızca partizan çıkarlara hizmet ediyor. Bu, gerçekleri ortaya çıkarma çabası değil, düpedüz siyasettir” ifadelerini kullandı.

Komite Başkanı Cumhuriyetçi Temsilci James Comer ise Bill Clinton ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın ifadelerinin kapalı kapılar ardında alınmasında, video ile kaydedilmesinde ve yazılı tutanağa dökülmesinde ısrarını sürdürüyor. AP’nin haberine göre Clinton’ın dün yaptığı açıklamalar, Comer üzerinde baskı kurmayı amaçlayan ve kendisi ile eşinin ifadelerinin kamuoyuna açık şekilde alınmasını talep eden süregelen kampanyanın bir parçası.

Demokratlar, söz konusu soruşturmanın meşru bir denetim aracı olarak kullanılmak yerine, Başkan Donald Trump’ın siyasi rakiplerine saldırmak için silaha dönüştürüldüğünü savunuyor. Demokratlar ayrıca, Epstein ile yakın ilişkisi olduğu bilinen Trump’ın ifadeye çağrılmamış olmasına dikkat çekiyor.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler daha önce, Bill ve Hillary Clinton’ın ifadeye gelmemeleri halinde “mahkemeye saygısızlık” oylaması yapılabileceği tehdidinde bulunmuştu. Çift,sonradan ifade vermeyi kabul etti.

Dışişleri Eski Bakanı Hillary Clinton, kendisinin ve eşinin Cumhuriyetçilerin liderliğindeki Denetim Komitesi’ne “bildikleri her şeyi” ilettiklerini söyledi. Clinton perşembe günü yaptığı açıklamada, “Eğer bu mücadeleyi istiyorsanız… gelin bunu açıkça yapalım” ifadelerini kullandı.

Jeffrey Epstein (Reuters)Jeffrey Epstein (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, geçen hafta Epstein dosyaları olarak bilinen belgelerin son bölümünü yayımladı. Bu belgeler, 2019 yılında cezaevindeyken intihar ettiği açıklanan Epstein’a ilişkin soruşturma kapsamında 3 milyondan fazla belge, fotoğraf ve videodan oluşuyor.

Bu dosyalarda Bill Clinton’ın adı sıkça gemesine rağmen, Clinton ailesinden herhangi birinin suç teşkil eden bir faaliyete karıştığını gösteren delil bulunmuyor. Eski başkan, 2000’li yılların başında Clinton Vakfı’yla bağlantılı insani çalışmalar kapsamında Epstein’ın uçağıyla seyahat ettiğini kabul etmiş, ancak Epstein’ın özel adasını ziyaret ettiğini reddetmişti.

2016 yılında Trump’a karşı başkan adayı olan Hillary Clinton ise Epstein ile anlamlı bir etkileşimi olmadığını, uçağıyla hiç seyahat etmediğini ve adasını asla ziyaret etmediğini ifade etti.


Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.