New York sokaklarını dolduran evsiz çocukların kaderini değiştiren tren: Yetim treni

1900 yılında New York sokaklarındaki evsiz çocukların fotoğrafı
1900 yılında New York sokaklarındaki evsiz çocukların fotoğrafı
TT

New York sokaklarını dolduran evsiz çocukların kaderini değiştiren tren: Yetim treni

1900 yılında New York sokaklarındaki evsiz çocukların fotoğrafı
1900 yılında New York sokaklarındaki evsiz çocukların fotoğrafı

1830'larda, New York'un artan nüfusu, sokakta yaşayan çocukların artmasına sebep oldu. Bu çocuklar küçük yaşlarda her türlü risk ve tehlikelere maruz kalıp büyük zorluklar çekiyordu. Ancak bu sıkıntıyı kabullenmeyen Charles Loring Brace, evsiz çocukları sokaktan kurtarmayı başararak onların hayatını değiştirdi.

1890'da New York sokaklarında uyuyan kimsesiz çocuklar
1830'larda, New York Şehri'nin nüfusu şaşırtıcı bir şekilde arttı. Ancak bu artış bir sürü krize sebep oldu. Bunlardan biri, sokaklarda kalan ve sokak hayatının zor şartlarında yaşayan evsiz çocuklardı.
Bazı istatistiklere göre, 1850 yılında evsiz kalan çocukların sayısı gittikçe artıyordu. O dönemde New York sokaklarında yaklaşık 20 ile 30 bin civarında evsiz çocuk olduğunu tahmin ediliyordu.
Ancak sadece New York'ta değil, ABD'nin doğu kıyılarındaki şehirlerin çoğu evsiz çocukların sokaklardaki geniş yayılımından mustaripti. Söz konusu çocuklar farklı sebeplerden dolayı sokakta kalmak zorunda kalıyordu. Bazıları sarı humma hastalığı ve tifo hastalığı gibi salgınlar ve hastalıklar nedeniyle ailelerini kaybetti. Diğerleri ise, aileleri yoksulluktan onlara bakamadıkları sokaklara düşmüştü.

Amerika’daki Kansas eyaletinde yetim treninin fotoğrafı
Ayrıca, sokak hayatı da bu küçük çocuklar için kolay değildi, soğuk hava, açlık, hastalıklar gibi zorluklara maruz kalıyordu. Fakat evsiz çocuklar, hayatta kalabilmek ve tehlikelerle yüzleşmek için kendilerini gruplar ve çeteler halinde örgütlediler. Geçinmek için hırsızlık, yankesicilik, dilenme, gazete satma ve lokantaların çöpünü toplama gibi işler yapıyordu.

Yirminci yüzyılın başlarında New York'ta bir İtalyan mahallesindeki şehrin kalabalığını gösteren renkli bir resim
1853 yılında, Amerikan toplumu evsiz çocuklara yardım etmeye yöneldi. Hayırseverlerden ve çocukların hayatını kurtaranlardan biri, Charles Loring Brace'ti. Çocuklara yardım etmek ve onlara daha iyi bir yaşam sağlamak üzere (Children's Aid Society) Çocuk Yardım Topluluğu'nu kurup çok önemli bir katkıda bulundu.
Başlangıçta, bu dernek, bir barınak açmadan ve faaliyetleri daha da genişletmeden önce çocuklar için eğitimin temellerini sağlamakla görevlendirildi. Charles Brace'nın kurduğu dernekle çok sayıda evsiz çocuklara yardım edebildi.
Ancak yetersiz imkanlar ve kimsesiz çocukların sayısı nedeniyle dernekte birçok sıkıntılar yaşandı. Bunun üzerine Charles Brace, evsiz çocukların hayatını değiştirebilmek için farklı bir çözüm bulmaya çalıştı.

Hayırsever Charles Loring Brace’ye ait bir fotoğraf
Çözüm bulmaya çalışan Brace'nin aklına müthiş bir fikir geldi. Tarlalarda çalışan ailelerin elemanlara ihtiyacı vardı. Dolayısıyla evsiz kalan çocuklara çalışma ve aynı zamanda onlara sahip çıkan aileler bulma imkanı sağlamak amacıyla Amerika'nın doğu kıyısındaki yoğun nüfuslu bölgelerden evsiz çocukları toplayarak ülkenin orta-batı kesimindeki kırsal alanlara götürdü.
Bu süre zarfında, evsiz çocuklar trenle Amerika'nın orta-batı kesimine gönderiliyordu. 1854 yılında Pennsylvania ve Michigan eyaletlerinde birçok ailenin çocukları evlat edinmesiyle birlikte birçok zengin insanlar, çocuklara iyi bir yaşam sağlayabilmek için Orta-Batı'daki tarım alanlarına çocukların gönderilmesine katkısında bulundu. Bunlardan biri ise, Amerikalı finansçı III John Jacob Astor'un karısı olan Augusta Gibbs'ti. Trenle binden fazla evsiz çocuğun ulaşımını sağlayıp finanse etti. Aynı zamanda demiryolu şirketleri, Gibbs'ın çocuklara sağladığı seyahatlerinde büyük indirimler yaptı.

Mrs. Augusta Gibbs'in fotoğrafı
Evlat edinme işlemi sırasında, küçük yaşta olanlar daha şanslıydılar. Aileler, sokak hayatından etkilenmeyen ve davranışları bozulmayan küçük çocukların yetiştirmesi kolay olduğu için onları seçiyordu. Bu nedenle, 14 yaşından büyük olan çocukları evlat edinme olasılığı zayıftı.
Öte yandan, evlat edinenler, çocukların dişleri, fiziksel yapısı ve organların sağlığını kontrol ettiriyordu. Ayrıca, çocuklara beslenme gereksinimi, sağlık hizmetleri ve temel eğitim verme ve 21 yaşına girene kadar çalışmalarına karşılık vermek üzere 100 dolarlık bir maaş verme sözü veriyordu.

1910'da yetim çocukların evlat edinilmesi için bir ilan
Bu evlat edinme işi ne kadar iyi olsa da aslında kötü yönleri de vardı. Yeterli gözetimin olmadığından bazı çocuklar, evlat edinmiş aileleri tarafından kasten sömürülüp istismara ve işkenceye maruz bırakılıyordu. Hatta evlat edinme çoğu ikizi ve kardeşi birbirinden ayırıyordu.
1854-1929 yılları arasında, Brace'nin fikri ve Çocuk Yardım Topluluğu'nun sayesinde yaklaşık 200 bin evsiz çocuk sokaktan kurtuldu. Çocukların yüzde 85'i evlat edinilmeyi başarırken, bazılar suçlulara dönüştü, bazılar da doğu kıyısının şehirlerine gitti.  
Ancak, bu sefer orta-batı nüfusunun artmasıyla, yardım kuruluşları evsiz çocuklar için yapılan evlat edinme programından vazgeçip onun yerine yoksul ailelere bakmayı tercih etti.
1854 yılında, evsiz çocukları orta-batıya doğru taşıyan "yetim treni" terimi ortaya çıktı. Fakat ülkedeki tüm evsiz çocuklar yetim olmadığı için herkes bu terimi kullanmamayı tercih etti. Öte yandan, yirminci yüzyılın ikinci yarısında, medya ve basının bu terimi kullanmasıyla yeniden ortaya çıktı ve yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı.



Popüler dizinin yeni sezonuna övgü yağıyor: Uykusuz kalacaksınız

Dört Mevsim, uzun yıllardır yakın arkadaş olan üç orta yaşlı çiftin, yılın 4 farklı mevsiminde birlikte çıktıkları tatillerde değişen ilişki dinamiklerini konu alıyor (Netflix)
Dört Mevsim, uzun yıllardır yakın arkadaş olan üç orta yaşlı çiftin, yılın 4 farklı mevsiminde birlikte çıktıkları tatillerde değişen ilişki dinamiklerini konu alıyor (Netflix)
TT

Popüler dizinin yeni sezonuna övgü yağıyor: Uykusuz kalacaksınız

Dört Mevsim, uzun yıllardır yakın arkadaş olan üç orta yaşlı çiftin, yılın 4 farklı mevsiminde birlikte çıktıkları tatillerde değişen ilişki dinamiklerini konu alıyor (Netflix)
Dört Mevsim, uzun yıllardır yakın arkadaş olan üç orta yaşlı çiftin, yılın 4 farklı mevsiminde birlikte çıktıkları tatillerde değişen ilişki dinamiklerini konu alıyor (Netflix)

Tina Fey tarafından yaratılan popüler Netflix dizisi Dört Mevsim (The Four Seasons), 28 Mayıs itibarıyla ikinci sezonuyla ekranlara geri döndü. 

Alan Alda'nın yönettiği ve başrolünde yer aldığı 1981 yapımı aynı adlı kült komediden uyarlanan dizi, yılın farklı dönemlerinde tatile çıkan bir grup arkadaşın hikayesini anlatıyor. Hatta serinin bu versiyonunda Alda da kısa bir rolle hayranlarının karşısına çıkıyor.

Yeni sezonda İtalya yolculuğu

Dizinin yaratıcısı Fey'in yanı sıra Will Forte, Colman Domingo, Kerri Kenney-Silver, Erika Henningsen ve İtalyan oyuncu Marco Calvani gibi güçlü isimler yer alıyor.

İkinci sezonda arkadaş grubu, zor geçen bir yılın ardından bu kez aralarına katılan bir bebekle geleneksel tatillerine devam ediyor. 

Kate (Tina Fey), Jack (Will Forte), Anne (Kerri Kenney-Silver), Danny (Colman Domingo), Claude (Marco Calvani) ve Ginny'den (Erika Henningsen) oluşan ana grup; New Jersey kıyıları ve New York'un tanıdık ortamlarından, İtalya'nın büyüleyici manzaralarına uzanan bir yolculuğa çıkıyor. 

Grup, ortak yasın gölgesinde hem kişisel hesaplaşmalarla yüzleşiyor hem de uzun süreli dostlukların ve aşkın iniş çıkışlarını mizahi bir dille keşfetmeye devam ediyor.

Eleştirmenler ve hayranlar ne diyor?

Dizi, yayımlanmasının üzerinden 24 saat bile geçmeden övgü toplayan bir başlangıç yaptı. 

İlk sezonun önemli karakterlerinden Nick'i canlandıran Steve Carell'ın ikinci sezonda yer almaması, başta bir "eksiklik" olarak görülse de eleştirmenler, bu durumun diziye yeni bir soluk getirdiği görüşünde birleşiyor:

Dört Mevsim, Steve Carell olmadan çok daha iyi bir noktada. Carell'in gölgesinden çıkan dizi, artık daha hızlı ve daha karmaşık bir yapıya bürünmüş. Oyuncular karakterlerini daha rahat açabiliyor; tartışmalar artık daha az yıpratıcı ve daha doğal.

Başka bir eleştirmen ise dizinin büyük bir kaybın ardından kendini başarıyla yeniden icat ettiğini belirterek, "Kötü kararların, pişmanlıkların ve bastırılmış çocukluk travmalarının gölgesinde, beklenmedik derecede tazeleyici bir sezon bizi bekliyor" ifadelerini kullandı.

"Uykusuz kalmaya hazır olun"

Diziyi bir oturuşta bitiren hayranlar ise sosyal medyada övgü dolu yorumlar paylaştı. 

Bir izleyici, "Gece yarısı uyanıp yeni sezonu izlemeye başladım, ilk sezon harikaydı ama bu çok başka" diyerek heyecanını dile getirirken, bir diğeri şu uyarıda bulundu: 

Programınızı boşaltın ve atıştırmalıklarınızı hazırlayın; uykusuz kalacaksınız çünkü bu dizi merhamet etmiyor!

Dizinin duygusal derinliğiyle komediyi birleştirme başarısına dikkat çeken bir başka hayran ise şunları söyledi: 

Tek oturuşta bitirdim. Dakikalar içinde kahkahadan gözyaşına, oradan tekrar kahkahaya geçtim. Diyalogları çok güçlü, karakterlerin her biriyle ayrı bir bağ kuruyorsunuz. Her yıl yeniden izlenecek diziler arasına girmeye aday.

Independent Türkçe, Mirror, Wales Online


Terrifier'ın yaratıcısı ve korku efsanesi aynı filmde

Seride korkunç Palyaço Art'ı David Howard Thornton canlandırıyor (Cineverse Corp., Iconic Events)
Seride korkunç Palyaço Art'ı David Howard Thornton canlandırıyor (Cineverse Corp., Iconic Events)
TT

Terrifier'ın yaratıcısı ve korku efsanesi aynı filmde

Seride korkunç Palyaço Art'ı David Howard Thornton canlandırıyor (Cineverse Corp., Iconic Events)
Seride korkunç Palyaço Art'ı David Howard Thornton canlandırıyor (Cineverse Corp., Iconic Events)

Terrifier serisiyle korku sinemasında büyük başarı yakalayan Damien Leone, yeni filmi için Lionsgate'le masaya oturdu. 

Korku türünün efsanevi ismi Sam Raimi'yle güçlerini birleştiren Leone, bir sonraki projesi Tortures of the Damned'i hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Terrifier serisinin devam filmi Terrifier 4'ün hazırlıklarını sürdüren Leone, bu yeni projeyi yazıp yönetmenin yanı sıra yapımcılığını da üstlenecek. 

Şeytanın Ölüsü (Evil Dead) gibi düşük bütçeli korku klasiklerinin mimarı Sam Raimi ise projeye, yapım şirketi Ghost House aracılığıyla dahil oluyor. 

Lionsgate Motion Picture Group Başkanı Erin Westerman, Leone'yle beraber çalışmaktan duydukları heyecanı şu sözlerle ifade etti: 

Damien Leone, kendine has vizyonu olan gerçek bir tür ustası. Terrifier serisinden sonra imza atacağı bu cesur projeyi beyazperdeye taşıyacak olmaktan ve onun dünya genelindeki sadık hayran kitlesiyle kurduğu bağı desteklemekten büyük gurur duyuyoruz.

Terrifier serisi, içerdiği aşırı şiddet öğeleriyle tanınıyor. İlk filmi 2016'da sınırlı bir etki yaratsa da serinin devam halkası 2022'de düşük pazarlama bütçesine rağmen 15,8 milyon dolar, 2024'teki üçüncü filmi ise dünya çapında 90 milyon dolar hasılat elde ederek stüdyoların dikkatini çekmeyi başarmıştı. 

Bu gişe başarısı, büyük bir stüdyo olan Lionsgate'in, Leone'nin sınır tanımayan yönetmenlik tarzını benimsemesinin en büyük gerekçesi olarak görülüyor.

Eleştiriler ve tartışmaların odağında

Leone'nin filmleri, yüksek şiddet dozu ve özellikle kadınlara yönelik şiddet tasvirleri nedeniyle geçmişte kadın düşmanlığı iddialarıyla da karşılaşmıştı. Yönetmen bu eleştirilere, serinin hayatta kalan kadın kahramanı Sienna Shaw'a ve hayranların ona duyduğu sevgiye işaret ederek yanıt vermişti.

Öte yandan Leone, bazı oyuncularla yaşadığı sözleşme ihlali davaları ve prodüksiyon süreciyle ilgili çeşitli anlaşmazlıklarla da gündeme gelmişti.

Tortures of the Damned'in konusu şimdilik gizli tutulsa da Leone'nin yarattığı tekinsiz atmosferin, bu yeni projede çok daha büyük bir bütçeyle beyazperdeye taşınacağı anlaşılıyor.

Independent Türkçe, Variety, IndieWire


20 yaşındaki yönetmenin filmi bir günde rekor kırdı

Chiwetel Ejiofor, Kane Parsons'ın yönettiği Backrooms'da başrolde (A24)
Chiwetel Ejiofor, Kane Parsons'ın yönettiği Backrooms'da başrolde (A24)
TT

20 yaşındaki yönetmenin filmi bir günde rekor kırdı

Chiwetel Ejiofor, Kane Parsons'ın yönettiği Backrooms'da başrolde (A24)
Chiwetel Ejiofor, Kane Parsons'ın yönettiği Backrooms'da başrolde (A24)

Backrooms, stüdyosu A24'ün tarihindeki en yüksek açılış hafta sonu hasılatını şimdiden elde etti.

20 yaşındaki Kane Parsons'ın yönettiği, 4chan'den esinlenen korku filmi, cuma günü Birleşik Devletler'de 38 milyon dolar hasılat elde etti.

Variety'ye göre bu da filmin açılış hafta sonunda yaklaşık 85 ila 90 milyon dolar hasılat elde etme yolunda olduğu anlamına geliyor.

Film, A24'ün önceki rekor sahibi olan ve 2024'te 25,5 milyon dolarla açılış yapan İç Savaş'ı (Civil War) şimdiden geride bıraktı.

Geçen yıl vizyona giren Muhteşem Marty (Marty Supreme), ilk üç günlük hafta sonunda 17,5 milyon dolarla açılış yapsa da stüdyonun en yüksek hasılatlı filmi olmuş ve dünya çapında yaklaşık 191 milyon dolar kazanmıştı.

Oscar adayı oyuncular Renate Reinsve ve Chiwetel Ejiofor'un başrollerini paylaştığı Backrooms, adını 2010'ların sonlarında ortaya çıkan bir konsepte dayanıyor.

Film, 4chan adlı forumdan çıkan ve ürkütücü, penceresiz bir odayı gösteren bir internet miminden esinleniyor.

Kane Parsons, A24 onu film uyarlamasını yönetmesi için görevlendirmeden önce, "Backrooms"da geçen amatör videolar çeken genç bir bilimkurgu meraklısıydı.

Parsons, The Independent'a, A24'le çalışmayı kabul etmeden önce bir stüdyo seçme konusunda "çok paranoyak" olduğunu söyleyerek şunları ekledi:

Artık işlerin son derece sorunsuz ve gayet iyi ilerlediğini, muazzam miktarda yaratıcı kontrol ve etkiyi koruyabildiğimi söyleyebilmemin büyük bir kısmının, birlikte çalıştığım belirli insanlardan kaynaklandığını düşünüyorum.

Bunlar arasında, Parsons'ın akıl hocası haline gelen Cambaz'ın (Longlegs) yönetmeni Osgood Perkins de vardı.

Eleştirmenlerin de övdüğü film, The Independent'tan Clarisse Loughrey'den 4 yıldızlı parlak bir değerlendirme aldı.

Loughrey, "Bu yıl göreceğiniz en korkunç, hatta en zekice hazırlanmış korku filmi değil (YouTube çıkışlı Curry Barker tarafından yazılan ve yönetilen son Saplantı'nın [Obsession] şok faktöründen yoksun)" diye yazdı.

Yine de zamana meydan okuyacağını düşündüğüm şekilde büyüleyici ve son derece benzersiz bir yanı var çünkü sinemaya aktarılan başka hiçbir şey, kolektif Z kuşağı kabusunun hayata geçişini izlemek gibi hissettirmiyor, analog çağda hiç yaşamamış olmanın yarı karışık kederi, VHS reklamlarına, kanepe mağazalarına ve hazır yemek tepsilerine duyulan çekim ve korku... İnternete girmeyenler ve oyun oynamayanlar için Backrooms, Apple TV+'ın Severance dizisinin bir yan ürünü gibi görünse de dili yıllardır Control, The Exit 8 ve Lethal Company gibi oyunlar tarafından kullanılıyor. Ancak gördüğümüz birçok video oyunu uyarlaması, karakterlerin çevrelerindeki nesneler aracılığıyla öğrendiği, minimalist, çevre odaklı bir şekilde hikayelerini anlatmaya cesaret edemedi. Backrooms bunu yapıyor. Ve bu da onu daha da büyüleyici kılıyor. Parsons'ın izinden kimin gideceğini göreceğiz ancak filmi bir nesli tanımlayabilir.

Independent Türkçe