Burak Yılmaz: Çin'de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum

Burak Yılmaz: Çin'de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum
TT

Burak Yılmaz: Çin'de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum

Burak Yılmaz: Çin'de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum

Beşiktaş Kaptanı Burak Yılmaz, siyah-beyazlı kulübün resmi Instagram hesabında canlı yayına katıldı. Hakkında çıkan haberlerle ilgili olarak, “Ben böyle bir dönemde asla para pul konuşmam. Elimi taşın altına her zaman koyarım” diyen Burak Yılmaz, korona virüsle ilgili olarak da, “Çin’de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum” diye konuştu.
Beşiktaş Kaptanı Burak Yılmaz, kulübün resmi Instagram hesabında canlı yayına katıldı. Burak Yılmaz, kısa süre içinde çok sayıda taraftarın izlemeye başladığı yayında, Bülent Ülgen'in konuğu oldu. Ramazan Ayı'nı hayırlı olmasını dileyerek sözlerine başlayan Burak Yılmaz, “Herkese hayırlı Ramazanlar. Bu güzel ayda inşallah bu illet hastalık da başımızdan gidecektir” dedi. Türkiye'nin korona virüsle sınavını da değerlendiren tecrübeli futbolcu, “Tabii ki diğer ülkelere nazaran, ilk günden bu yana en güvenli ülke olduğumuzu söylüyorum. Diğer ülkelere bakarsak çok iyi durumdayız ama ne olursa olsun 1 can kaybı bile çok üzüyor bizi. Hayatını kaybedenlerin hepsine Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Ne kadar tedbirimiz ve en güvenli ülke konumunda olsak da 1 can bile çok üzüntü verici oluyor. Bakanımızın iyi bir takipçisiyim. Bu dönemde durum kontrol altına alınıyor gibi görünüyor ama yine de tedbiri elden bırakmayalım. Böyle bir süreç başımıza ilk kez geliyor. Burada ne kadar dirayetli, inatçı olursak, bu işi yakın süreçte halledeceğimizi düşünüyorum. Belki de hayatımda ilk kez bu kadar evde oturuyorum. 35 gündür evdeyim. 1 senede toplam bu kadar evde oturmuyorum normalde. Bunun da ayrı bir güzelliği var, aile ve çocuklar için. Ama artık işimizi çok özledik. Psikolojik olarak da yorulduk. Sağlam kalmaya, evde inatla kalmaya devam etmeliyiz. Bunu yapıyoruz biz de. Kardeşlerimizi, abilerimizi, özellikle anne babalarımızı korumamız gerekiyor. Onların yanına gitmeyerek, onları koruyarak bu süreyi atlatacağımızı düşünüyorum. Hayatlarımızın ne kadar değerli olduğunu, antrenman yapmayı, arkadaşlarla birlikte olmanın ne kadar değerli olduğunu gördük. Stadımızı, taraftarları zaten çok özledik. Arkadaşımızla bir kahveye gitmenin ne kadar değerli olduğunu da anladık. Bu birlikteliğin kıymetini bilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“4 kulüp de teklif yaptı ama Beşiktaş'ı seçtim”
Beşiktaş taraftarı olduğunu her fırsatta dile getiren Burak Yılmaz, “Benim Beşiktaşlılığım babadan geliyor. Babam da Beşiktaş'ta forma giydi. Bana da nasip oldu. Kaptanlığa kadar geldik ve bu konuda çok mutluyum. Antalyaspor'da Süper Lig'e çıktığımız zaman başkanımız Menderes Türel beni çağırmıştı, “Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor seni istiyor. Sen nereye gitmek istiyorsan seni oraya ereceğim. Sen bizim evladımızsın, altyapımızdan yetiştin. Nereyi istiyorsan oraya vereceğim” dedi. Ben de “Trabzonspor, Fenerbahçe ve Galatasaray'la görüşmenize gerek yok, beni Beşiktaş'a verin” dedim. Menajerlerim Ali Egesel ve Ogan Tarhan geldi, görüşme yapıldı ve Beşiktaş'la anlaştık. Küçükken kimleri takip ettiğimi söylememe gerek yok, çünkü 'Sergen hoca burada, ondan dolayı söylüyor' diyeceklerdir. Onu çok severim. Beni olumlu anlamda çok şaşırttı. İnşallah çok başarılı olacaktır. Ne yazık ki bu salgına denk geldik ama elini üzerimizden çekmiyor. Benim Beşiktaşlılığımı çok fazla konuşmaya gerek yok. Benim bir formayı öpme fotoğraflarım var, sürekli bunlar dolaşıyor. Ben Beşiktaş'tan ilk dönemimde gönderildikten sonra Fenerbahçe'ye gittim ve gönderildim, sonra Eskişehir'den de gönderildim. Şenol hoca, Kore'den yeni gelmiş Trabzon'a, ben de antrenmanı izliyorum. Takımım da yok. Gönderildim. Telefonum çaldı, Şenol hoca aradı. 'Kiminle görüşmem gerekiyor, seni almak istiyorum' dedi. Ben de dedim ki, 'Hocam beni Fenerbahçe de istemiyor, Eskişehir de istemiyor' dedim. 'Sen karışma' dedi. Trabzonspor beni yeniden ayağa kaldırdı, formasını öpmüşümdür. Sonra Galatasaray'a gittim ve Avrupa kapısı açıldı bana. Onların da formasını öpmüşümdür. Ama 2 camia da benim Beşiktaşlı olduğumu ve orada oynarken, en yakınlarım evde Beşiktaş maçı izlediğimi bilirler. Çin'de oynarken Vodafone Park'ın açılışını Beşiktaş'ta oynayan bir arkadaşım bana canlı izletti. Bunu açmasını ben istedim” diyerek sözlerini sürdürdü.

“Elimi taşın altına koymaya hazırım”
Hakkında çıkan haberlerle ilgili olarak da konuşan Burak Yılmaz, “Aslında bu haberlere cevap vermezdim ama 1 haftadır her uyandığımda, arkadaşlarım, eşim dostum, sevdiklerim bu haberleri gönderdi bana ve cevap verme gereği duydum. İnsanlık böyle bir durumdayken, ülkemiz sıkıntıdayken, hayatını kaybedenlerimiz varken, benim parayla alakalı konuşmam mümkün değil. Ben böyle bir insan değilim, böyle bir insan da vicdansızdır. Kulüpten kimseyle kontratla ilgili konuşmadım. Geçmişe dair yüklü alacağım var, bunu ileri tarihe erteledik, bunu konuştuk. Yaklaşık 5-6 gün önce başkanımızı gördüğümde, 'Başkanım benden yana bir şey varsa, her zaman yanınızdayım, bir şeye ihtiyaç varsa ben her zaman sizinleyim, bunu bilin' dedim. Bu dönemde para, pul, alacak, verecek konuşacak bir insan değilim. Geçmişte de böyle gündeme gelmiştim. Yüzde sıfır hatam vardı o dönemde. Futbolu bitirdikten sonra bunu da net şekilde anlatacağım, herkes bilsin diye. O zaman da 'Biz bu çocuğa ayıp etmişiz' diyecekler. Bana nazik, Türk gibi, başımızı okşayarak yaklaşıldığında hiçbir sorun olmayacaktır. Ben kaptan olarak elimi taşın altına koymaya her zaman hazırım” diyerek konuya netlik getirdi.

“Haziran sonunda başlayacağımızı düşünüyorum”
Liglerin başlamasıyla ilgili kendi aralarında ve diğer takımlardaki arkadaşlarıyla konuştuklarını söyleyen Burak Yılmaz, “Mutlaka lig bitecek ama nasıl bitecek, insanlar nasıl bir performans ortaya koyacak. Belki şampiyonu, belki küme düşmeyi etkileyecek bir durum var ortada. Biz de 4-5'li gruplar halinde antrenmanlara başladık. Bunun yanında evde bisikletimiz var. Kondisyonerin verdiği programla fit kalmaya çalışıyoruz ama böyle bir şansımız yok. Futbol başka bir oyun, başka enerjiyle oynanan bir oyun. Bana göre haziran ayının sonuna doğru başlayacağımızı düşünüyorum. Çok kısa bir arayla bir sonraki sezona başlarız diye düşünüyorum. Zaten uzun bir ara verilirse, sakatlık açısından ve mental olarak çok güçlü dönemeyebiliriz. Yaz tatili diye bir şey yok. Hiç önemli değil. Haziran sonu gibi liglerin başlayacağını hissediyorum” açıklamasını yaptı.

“Boateng ilk maçında inanamadı”
Kendisi için İnönü Stadı'nın yerinin çok başka olduğunu ancak Vodafone Park'ı da sevdiğini söyleyen Burak Yılmaz, “Orası benim için çok başkaydı, çok özeldi. Şimdi Vodafone Park'a geçtik ve mutlaka bu kulüp ilerleyen senelerde bunun da üzerine çıkacaktır. Her maçı tıklım tıklım yapacak taraftarımız var. İşler iyiye gidiyorsa, golü atmışsan, öndeysen, bu taraftarın önünde bu maçı kazanırsın. Taraftarın verdiği güven çok büyük. Ben böyle bir taraftar hayatımda görmedim, göreceğimi de sanmıyorum. Ama işler kötü gidiyorsa, mağlupsan ve güven problemi olan genç bir oyuncuysan durum değişir. Özellikle kanatta oynayan oyuncuların Allah yardımcısı olsun. Hayatım boyunca gördüğüm en güzel taraftar ve en güzel stadyum. Boateng ilk geldiğinde konuştuk. 'Bak çok keyif alacaksın, enteresan bir stat ve atmosfer' dedim. O da 'Türk arkadaşlarım var, onlar söylüyor' dedi. 'Başka bir yere çıkacaksın, söylenenlere bakma' dedim. Sergen hoca yeni gelmiş, stat tam dolu. Boateng de gol attı ve maçtan sonra 'Ben bu kadar beklemiyordum. İnanılmazdı. Burada kalmak istiyorum' dedi. Bizim stadımız bambaşka” ifadelerini kullandı.

“VAR sistemi futbolu soğutuyor”
N'Koudou ile yaşadığı gol-asist diyaloğuna da değinen Burak Yılmaz, “N'Koudou gibi bir arkadaşım olduğu için şanslıyım. Çok temiz, güler yüzlü birisi, çok da iyi futbolcu. Çok hızlı, çalım atabiliyor. Ben ona 'Çok iyi oynuyorsun ama asist yapmıyorsun' diyorum, o da 'Ben yapıyorum ama sen atamıyorsun' diyor. Çok özel bir oyuncu, yaşı da genç. Bence çok iyi işler yapacaktır. Takım arkadaşlarımı da çok özledim. N'Koudou sürekli gülen bir oyuncu. Herkes birbirini çok özledi. Hepsiyle çok iyi bir ilişkim var. İnşallah hepsi de iyi durumdadır. Sıkıldılar biliyorum” dedi.

"VAR sistemi futbolu kötü etkiliyor"
VAR sistemi hakkında da konuşan Burak Yılmaz, “VAR sisteminin futbolu kötü etkilediğini düşünüyorum. Tabii ki ofsayt, penaltı gibi finale giden pozisyonlarda kontrolü iyi gibi görünüyor ama oyunu soğuttuğunu düşünüyorum. Bir hakemimiz karar almak için gittiğinde 5 dakika geçiyor. Tartışmalı bir pozisyonsa futbolcular parçalanıyor. VAR'a gidip hata yapan da oluyor. Bunu yaptığın zaman da tartışılır hale getiriyorsun. Mesela ben gol atıyorum, hakem ofsayt kaldırıyor, sevinmiyorsun ama sonra bir karar geliyor golmüş. Ne yapacağız o anda, tribünlere mi koşacağız. VAR oyunu soğutan, oyuncuyu negatifleştiren bir sistem. Oyuncuların da VAR sistemini iyi bilmeli. Hiçbir zaman VAR taraftarı değilim. VAR ile birlikte hakemlerden büyük ölçüde sorumluluğu da almış oluyoruz. VAR'da hatalı karar verilince, VAR'ı da kontrol eden birisi olması gerekiyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

“Çin'den daha çok hastalık gelir”
2 sene boyunca Çin'de oynayan tecrübeli golcü, korona virüsün dünyaya Çin'den yayılmasıyla ilgili olarak “Çin'de abuk sabuk şeylerden ziyade çok enteresan şeyler yeniyor. Ben bir gün onların pazarına gitmiştim merak ettiğim için. Gördüklerimden sonra şok olmuştum. Ramazan Ayı'nda bunlarla ilgili çok konuşmak istemiyorum. Hastalıkların olması çok normal. Orada yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum. Köpek, onların yediklerinin yanında iyi bir şey gibi kalıyor. Ama onlar da böyle öğrenmiş, alışmış. Kültürleri bu. Ben gittiğimde aşçımız vardı, tercümanımız vardı, ekibimiz vardı. Oradaki en büyük zorluk deplasman maçlarıydı. En yakın deplasman uçakla 3 saat. Bir deplasmana gittik, 6 saat sürdü. Saat farkı çok zorladı beni. Milli takım dönüşlerinde jetlag oluyordum. Ama futbol anlamında kesinlikle, taraftar ve ekonomi olarak gelişmeye açıklar. Öğrenmek isteyen bir ülke. İç sahada her maçımızı 60 bin kişiye oynuyorduk. Deplasman maçlarımız da minimum 30 bin kişi önündeydi. Futbolu geliştirmek istiyorlar, saygı duyuyorum ama bir Türk'ün yaşayabileceği bir yer olarak görmüyorum. Ben 2 seneye yakın kalıp döndüm. Ama dönme şartlarım tamamen ailemle alakalıydı” dedi.

“Hocalık yapmayı düşünüyorum”
Futboldan sonraki planlarıyla ilgilide konuşan Burak, “Bundan 6 ay önceye kadar düşünseydim hocalık aklımda yoktu. Ama Türkiye'nin en büyük hocalarıyla çalıştım, yabancı önemli hocalarla çalıştım ve hepsinden de bir şeyler öğrendim. Mesela Şenol hocanın bir özelliğini, Ersun hocanın başka özelliğini, Fatih hocanın başka özelliğini, Mustafa hocanın başka artısını aldığımı düşünüyorum. Mutlaka futbolun içinde kalacağız. Sevdiğim güvendiğim abilerim, arkadaşlarım benim hocalık yapabileceğimi düşünüyorlar, ben de öyle düşünmeye başladım” dedi. Son olarak evde geçen günlerle ilgili konuşan golcü oyuncu, “Yemek yapmayı bilmem. Kitap okuyorum, oyun oynuyorum, film-dizi izliyorum. Yemekle aram çok iyi. Evde güzel yemekler yapıyor eşim, kilo aldım biraz. Bugünden itibaren oruçluyuz. Hem dinen hem fiziken ve ruhen kendimizi temizlemeye çalışıyoruz. Evde ne yaparsam yapayım vakit geçmiyor. Bol bol çocuklarla vakit geçiriyorum” diyerek sözlerini tamamladı.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM