​Cezayir ve Moritanya siyaseti bir kenara bırakıp ekonomik işbirliğine odaklanıyor

Cezayir ve Moritanya arasındaki kara sınırı kapısı (Cezayir’in Tinduf Vilayeti internet sitesi)
Cezayir ve Moritanya arasındaki kara sınırı kapısı (Cezayir’in Tinduf Vilayeti internet sitesi)
TT

​Cezayir ve Moritanya siyaseti bir kenara bırakıp ekonomik işbirliğine odaklanıyor

Cezayir ve Moritanya arasındaki kara sınırı kapısı (Cezayir’in Tinduf Vilayeti internet sitesi)
Cezayir ve Moritanya arasındaki kara sınırı kapısı (Cezayir’in Tinduf Vilayeti internet sitesi)

Atıf Katedra
Cezayir ve Moritanya'nın henüz açılalı bir yıl dahi olmayan tek kara geçidi üzerinden ‘mütevazı’ bir ticari faaliyet başlattıkları bir dönemde, Cezayir hükümeti, ‘balık karşılığında hurma’ programı kapsamında çalışan kargo uçaklarına dayanan bu karşılıklı ticaretin sınırlandırılmasını ‘telafi etmeye’ çalışıyor gibi görünüyor. Böylece Cezayirli üreticiler, koronavirüs salgını döneminde bazı yolcu uçaklarının kargo operasyonlarına yönlendirilmesinden faydalanacaklar.

Uçaklar Nuakşot’a gidiyorlar
Cezayir Havayolları Şirketi’ne bağlı Ticari Hava Kargo Müdürlüğü, iki ülke arasındaki özel sektöre açılmak amacıyla hayata geçirilen karşılıklı ticaret programı çerçevesinde Cezayir Uluslararası Havalimanı'ndan Moritanya'nın başkenti Nuakşot’taki uluslararası havaalanına tonlarca yük taşıyan ilk kargo uçağının indiğini duyurdu. Cezayir Havayolları Şirketi Sözcüsü Amine Endulusi yaptığı açıklamada, ilk ticari uçuşu, önümüzdeki birkaç gün içinde Nuakşot Uluslararası Havalimanı'na doğru kademeli olarak gerçekleştirilecek üç uçuşun takip edeceğini belirtti. Sözcü Endulusi, Cezayir’in ürünlerini Afrika ülkelerine ihraç etmek üzere hava kargo uçuşları için bir program oluşturduğuna işaret etti.
Cezayir, yaklaşık bir yıl önce Moritanya ile ekonomik bir dinamik yaratma girişiminde bulundu. Ancak, ülkedeki halk hareketi ve ülkenin son cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce bir geçiş dönemine girmesi nedeniyle projelerin çoğu ertelenmek zorunda kaldı. İki ülke arasındaki tek kara geçişi 2018'in sonlarında açıldı. Fakat Cezayir'deki siyasi durum ve çok sayıda Cezayirli ihracatçının tutuklanması nedeniyle istenen sonuç elde edilemedi.
 Ancak Endulusi’nin açıklamasına göre artık böyle bir durum söz konusu değil. Öyle ki Endulusi açıklamasında, “Özel sektörden Cezayirli ithalatçılar da Moritanya'dan dönen aynı uçaklarla onlarca ton balık ithal etmeye ve ürünlerini birkaç Afrika ülkesine ihraç etmek için Cezayirli ihracatçılarla görüşmeler yapmaya hazırlanıyorlar” ifadelerini kullandı.
Cezayir Havayolları Şirketi Sözcüsü, Cezayir ile Moritanya'yı birbirine bağlayan hattaki seferlerin ‘mevcut sağlık krizi sona erdikten sonra kârlı bir ticari faaliyet olduğunu kanıtlarsa haftanın her günü düzenli şekilde yapılabileceğini’ belirtti.


Cezayir tarafından Moritanya-Cezayir sınırından bir görünüm (Cezayir’in Tinduf Vilayeti internet sitesi)

Moritanya ekonomik bir anahtardır
Cezayir, aylar önce Nuakşot’un ağırladığı Cezayirli üreticilerinin sergisinde başlattığı Moritanya ile arasında serbest ticaret projelerine güveniyor. Cezayir İhracatçıları Birliği'nden bu konuda hazırlanan bir raporda “Cezayir’in ürünlerini Batı Afrika'ya ihraç etmek için kendisiyle Moritanya arasında ticari bir koridor kurmaya ihtiyacı var. Moritanya, Cezayir’in başta Senegal ve Mali gibi güneydeki ülkeler olmak üzere Afrika bölgesiyle ticaret yapabilmesi için önemli bir ‘üs’” ifadeleri yer aldı.
Cezayir aylar önce Moritanya'ya karadan ev aletleri ihraç etti. Bu faaliyet, Moritanya’nın tıpkı 70’li ve 80’li yıllarda hükümete ait Sonacome şirketinin (Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un göreve başlar başlamaz şirketin Askeri Sanayi Otoritesi’nin bünyesine katılması kararı aldı) otobüsleriyle yapılana benzer şekilde yeniden Cezayir’in birçok ülkesine ürün ihraç etmek istediği Afrika kıtasıyla arasında kara bağlantısı olduğunu gösteriyor.

Batı Afrika'ya giden yol
Cezayir, 19 Ağustos 2018'de Moritanya ile ilk kara geçidini açtıktan sonra, tesislerinde üretilen malların karayolu üzerinden tırlarla taşımacılığının yapılması için derhal ruhsat vermeye başladı. Ancak, halk hareketi tüm bu faaliyetleri sınırlandırdı. Çünkü başta Abdurrahman bin Hammadi olmak üzere protestolar nedeniyle önde gelen çok sayıda işadamı hakkında soruşturma açılması, tesislerin faaliyetlerinin durmasına neden oldu. 
Cezayir, iki ülke arasındaki ilişkiyi sık sık ‘soğutan’ faktörlerden biri olan Batı Sahra dosyasının ardından Nuakşot ile ilişkilerinin birkaç yıldır istikrara kavuşmasından yararlanıyor. Moritanya bu dosyayı hem Cezayir hem de Fas ile ilişkilerini ‘etkilemesinden’ uzaklaştırdı. Her ne kadar Cezayir ile birlikte, Fas ve Polisario Cephesi arasındaki Birleşmiş Milletler (BM) destekli müzakerelere ‘iki komşu ülke’ olarak katılsa da şimdi bölgedeki ‘tarafsız’ ülkeyi temsil ediyor.
Annabe’da bulunan Badji Mokhtar Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Abdusselam Murabit konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Cezayir-Moritanya işbirliği projesi çok yavaştı. Çünkü iki ülke, onlarca yıldır aralarında dengeli siyasi ilişkiden faydalanmadılar. Kara geçidi yıllarca kapalı kaldı.  Cezayir yolu topraklarına doğru ayırmaya hazırlanırken, Moritanya kendi adına henüz pek bir şey yapamadı. Cezayir hükümetinin şu dönemde yaptığı açıklamalar pragmatik olma eğilimini gösteriyor. Bunu gerçekçi bir şekilde, özellikle Afrika kıyılarındaki ülkelere doğru ilerletmek istiyor. Ancak bunun için Moritanya'dan başka bir yolu yok. Cezayir uzun zamandır Afrika’ya giden yolda kumar oynadı. Nijerya'ya ulaşma umuduyla bir adım atsa da başta Mali olmak üzere güney ülkeleri aynı şeyi yapamadı” şeklinde konuştu.
Cezayir, başta hamur işleri olmak üzere gıda ürünleri ve elektronik eşyalar açısından Moritanya pazarını finanse etme şansına sahip. Buna karşın Moritanya karayoluyla (başkentin bin 800 km güneybatısındaki)  Tinduf’a, hava yoluyla da başkent Cezayir’e ilk balık ihracatını gerçekleştirdi.

Hamdaniye Limanı ve Oran (Vahran) Limanı
Cezayir Gümrük Kurumu'nun verilerine göre Cezayir ve Moritanya bu bağlamda 2019 yılı boyunca iki ülke arasındaki sınır kapısından gıda maddeleri (makarna ve baklagiller), temizlik malzemeleri ve endüstriyel ürünlerden toplam 52 tonu aşkın olmak üzere 132 ihracat faaliyeti gerçekleşti. Aynı dönemde her iki yönde de yaklaşık iki bin yolcu sınır kapısından geçiş yaptı.
Murabit'e göre hepsinden önemlisi, Moritanya üzerinden ticaret faaliyetlerini etkinleştirmek. Eğer bu faaliyetler etkinleştirilirse Tibaze'deki Hamdaniye Limanı projesi için hayati bir arter oluşturabilir ve eğer tamamlanırsa, Afrika'daki en büyük liman olacak. Murabit değerlendirmesinde, “Cezayir ve Çin, kara kıtada pazarlar yaratmaya çalışıyorlar ve projenin uygulanması için ise deniz istasyonu olarak Hamdaniye Limanı’na ihtiyaç duyuluyor. Kara istasyonu olarak ise şimdilik sadece Moritanya var. Eğer Cezayir ürünlerini Batı Afrika'daki ülkelere pazarlarsa, Oran Limanı da önemli bir ekonomik terminale dönüşebilir. Bu da deniz taşımacılığının maliyetlerini azaltır ve yerini kara taşımacılığı ile değiştirmesini sağlar” ifadelerini kullandı.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times