Eski Cezayir Kültür Bakanı Meyhubi’ye seyahat yasağı

​Cezayir eski Kültür Bakanı ve cumhurbaşkanı adayı İzzeddin Meyhubi’nin 12 Aralık’taki fotoğrafı (AFP)
​Cezayir eski Kültür Bakanı ve cumhurbaşkanı adayı İzzeddin Meyhubi’nin 12 Aralık’taki fotoğrafı (AFP)
TT

Eski Cezayir Kültür Bakanı Meyhubi’ye seyahat yasağı

​Cezayir eski Kültür Bakanı ve cumhurbaşkanı adayı İzzeddin Meyhubi’nin 12 Aralık’taki fotoğrafı (AFP)
​Cezayir eski Kültür Bakanı ve cumhurbaşkanı adayı İzzeddin Meyhubi’nin 12 Aralık’taki fotoğrafı (AFP)

Atıf Kadadre
Cezayir yetkilileri, şaşırtıcı bir kararla eski cumhurbaşkanı adayı İzzeddin Meyhubi’ye yurtdışı yasağı koydu.
Yasak kararının, Buteflika dönemi kadrolarına yönelik adli soruşturmalar kapsamında alındığı belirtiliyor.
Karar, bir film yapımcısının Meyhubi’nin Kültür Bakanı olduğu dönemde çıkarılan “Ahmed Bey” adlı filme fon ayırdığı suçlamasıyla tutuklanmasıyla eş zamanda geldi.
Eski Cezayir Kültür Bakanı ve Aralık’ta düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdulmecid Tebbun’un rakibi İzzeddin Meyhubi, 2015'ten 2019'a kadar üstlendiği Kültür Bakanlığı’nda adının karıştığı yolsuzluk şüphelerine ilişkin adli soruşturma bağlamında yeniden gündeme geldi. Son dönemdeki haberler, eski İç Güvenlik (Ordu İstihbaratı) Genel Müdürü Tümgeneral Vasini Buizze’nin tabi tutulduğu soruşturmanın Meyhubi ile bağlantısına işaret ediyor. Nitekim son seçimlerde ikili arasında ittifak kurulduğu düşünülüyor.

Seyahat yasağı
Meyhubi, halk ayaklanması sonrasındaki dönemde, dört eyaletinde eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’yı destekleyen en büyük ikinci parti olan Demokratik Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreterliğini devralmıştı. Ancak parti içinde güçlü bir akıma ait değildi.
Ancak Meyhubi’nin cumhurbaşkanlığına koşması, nüfuzun suiistimali ve yolsuzluk dosyalarında hapis cezasına çarptırılan eski Başbakan Ahmed Uyahya liderliğindeki bir partiye mensup oluşu nedeniyle ciddi tartışmalara yol açtı.
Meyhubi’nin de inkar etmediği Cezayir medyasında çıkan haberlere göre, kendisi ve aile üyeleri aleyhinde yetkililer tarafından seyahat yasağı kararı çıkarıldı. Kararın arka planında, Kültür Bakanlığı görevinde bulunduğu döneme ilişkin adli soruşturmalar yer alıyor.
Başkent Cezayir Ceza Mahkemesi tarafından alınan yasak kararı, bakanlıktaki eski bir yetkili ve söz konusu filmin yapımcısı Samira Hadj Djilani’nin geçici hapis cezasına çarptırılmasıyla eşzamanda geldi. Hapis cezası ise nüfuz ve görevin kötüye kullanılması, kara para aklama, kamu fonlarının israfı ve fonların yasadışı yollarla yurtdışına aktarılması ile ilgili suçlamalara dair mahkemeye çıkışının ardından verildi.


Yapımcı Samira Hadj Djilani ve Fransız aktör Gerard Depardieu (yapım şirketi)

Cezayir jandarması, henüz yayınlanmamış olan “Ahmed Bey” filminin Djilani’nin sahibi olduğu yapım şirketine isnat edilen finansmanı hakkında soruşturma başlattı.

Tartışmalı film
Meşhur Fransız aktör Gerard Depardieu’nun Cezayir’in Konstantin şehrindeki son Osmanlı beylerinden Ahmed Bey’in hayatını anlatan filmin ilk bölümlerinde Osmanlı’da Cezayir’in son bağımsız yöneticisi olan Hüseyin Dayı karakteriyle yer alması, sanatçılardan ciddi eleştiriler aldı. Nitekim Hüseyin Paşa’nın 1827’de Fransız başkonsolosa yelpazesiyle vurduğu meşhur olay, tarihçiler tarafından Fransız işgaline neden olan en önemli olay olarak görülüyor.


Depardieu ve Meyhubi (yapım şirketi)

Filmin yönetmenliği, Meyhubi’nin de önerdiği bir seçenek olarak İranlı Cemal Şurce tarafından yürütüldü. Meyhubi, aynı zamanda Depardieu’nun filme katılımını “Aktöre karşı yürütülen karalama kampanyası beni şaşırttı. İnsanlar aktörlerin kişisel hayatları ile sinema hayatlarını birbirine karıştırmış olmalı” diyerek savunmuştu.
Meyhubi, aktörün İsrail ile ilişkisi hakkında sosyal medyada çıkan kampanyanın ardından 2018 sonbaharında yaptığı söz konusu savunmaya şu şekilde devam etmişti:
“Cezayir, bu dünyaca ünlü aktörün hayatınca önemli bir yere sahip. Oldukça kültürlü bir birey olan Depardieu, Cezayirli birçok siyasetçi ve oyuncuyu tanıyor. Kendisiyle konuşma fırsatı bulduğumda onun Arap ve İslam kültürüne vakıf olduğunu, Ibn Rüşd’ü veya Ümmü Gülsüm’ü tanıdığını, sömürgeciliğin birçok insan üzerinde açtığı yaralardan ya da kutsal kitap Kur’an-ı Kerim’den bahsettiğine şahit oldum.”
Ancak Cezayirli film yapımcıları ve eleştirmenler, bu filmi eleştirmek konusunda ısrarcı. Cezayirli komedi oyuncusu Farid Rockeur, film hakkında öyle söylüyor:
“Garipliklere şahit olan bir film. Örneğin Cezayir’in batısındaki Tilimsan’da geniş mülklere sahip olan Fransız aktör Depardieu’nun beş günlük performansı yaklaşık yarım milyon dolara mâl oldu. Bir diğer olay ise oyuncu Ammi el-Vinas’ın sahne sırasında ata bindiği sırada geçirdiği kaza nedeniyle hayatını kaybetmesiydi. Oyuncu oradan morga götürüldüğü halde çekimler sanki hiçbir şey yaşanmamışçasına tamamlandı.”

Meyhubi’nin koruması kaldırıldı mı?
Farklı bir bağlamda, Meyhubi’nin davasındaki gelişmeleri takip eden bir başka parti, söz konusu kararın Meyhubi üzerindeki korumanın kaldırılmasının ardından geldiğine değiniyor. Nitekim, Buizze’nin düşüşü ile Meyhubi aleyhindeki kararı birbirine bağlayanlar mevcut.
Demokratik Ulusal Birlik Partisi eski mensubu Ammar Bulhinaş, Independent Arabia’ya verdiği demeçte şöyle söyledi:
“Meyhubi’nin geçen yıl Genel Sekreterliğe yükselişi hikayesi oldukça garipti. Partinin bildiğim genel yapısından ortaya çıkarak, onun o makama gizli bir güç olmadan gelemeyeceğini söyleyebilirim. Ancak bu, bir Arap şair, Devlet Televizyonu, Ulusal Kütüphane ve Yazarlar Birliği kurumlarında eski yetkili olan  Meyhubi’nin saygıdeğer bir şahıs olduğu gerçeğini gizlemiyor.”
Kültür Bakanlığındaki görev süresindeki mali idarenin birçok kesim tarafından kınanmasına rağmen, Meyhubi, diğer bakanlıklardaki yetkililerin düşüşü haberleri karşısında endişeli görünmüyor. 2002-2014 yıllarındaki Kültür Bakanı Halide Tumi hakkında da soruşturma açılmış, Tilimsan’ın 2011’de İslam Kültür Başkenti seçildiği sırada yapılan harcamalar hakkında birkaç ay önce geçici hapis cezasına çarptırılmıştı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.