Irak siyasetinin yeni figürü Kazimi’yi nasıl bir gelecek bekliyor?

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve hükümeti kurmakla görevli Başbakan Mustafa Kazimi (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi)
Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve hükümeti kurmakla görevli Başbakan Mustafa Kazimi (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi)
TT

Irak siyasetinin yeni figürü Kazimi’yi nasıl bir gelecek bekliyor?

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve hükümeti kurmakla görevli Başbakan Mustafa Kazimi (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi)
Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve hükümeti kurmakla görevli Başbakan Mustafa Kazimi (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi)

Sabah Nahi*
1967 doğumlu olan ve ‘Kazimi’ lakaplı Mustafa Abdüllatif Mişatat, Irak'ın 2003 yılından bu yana geçen süre içerisindeki en genç başbakanı olacak. Kazimi, ABD işgali sonrasında uluslararası toplumun inşa ettiği Irak’ın “Demokratik ve Federal” rejiminin yürütme organını yöneten bu üst düzey makama gelecek.

Yeni Irak’ın “Kurtuluş Nesli”
ABD kuvvetlerinin Irak’a müdahalesi olmasaydı, Kazimi ve onun neslinden olanların Yeni Irak'taki bu yüksek konuma ulaşmaları mümkün olmazdı. ABD güçleri, işgalden önce yönetime hâkim olan Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in 35 yıllık iktidarının gölgesindeki Irak siyasi rejimini ortadan kaldırdı. ABD’nin devasa ordusu 2003-2011 yılları arasında Irak’ta kaldı. 200 bin ABD askeri, onlarca Batı ve Ortadoğu ülkesinin de desteğiyle ülkeye girmişti.

Trump: Irak’a girmek ABD tarihinin en kötü kararı
ABD Başkanı Donald Trump'ın hafta içerisinde yaptığı açıklamada, Başkan George Bush tarafından alınan müdahale kararının ABD tarihindeki en kötü karar olduğu değerlendirmesinde bulundu. ABD merkezli New York Post gazetesine konuşan Başkan Trump, “Ortadoğu’ya girmek için alınan kötü bir kararla 8 trilyon dolar harcadık. Muhtemelen bu ülkemiz tarihinde alınmış en kötü karardır” ifadelerini kullandı.

‘Kurtarıcılar’ kuşağı ortadan kalktı
Kazimi, ‘ölüm, cinayet, hastalık ve geldikleri ülkelere geri dönme’ gibi sebeplerle ülkenin içerisinde olduğu zor koşullarda eriyip giden ‘kurtarıcıların’ safında yer almadı. Bu kadrolar arkalarında tamamen yok edilmiş bir ülke bıraktılar. Şii Evi adlı çatı yapılanmanın kurucusu ve değişimin öncülerinden olan Ahmed Çelebi, gizemli koşullarda öldü. Onu Kürt lider Celal Talabani, Dava Partisi lideri İbrahim el-Caferi ve Adnan Paçacı izledi.
Irak muhalefetinin Viyana ve Londra konferanslarının demokratik rejim kurmaya yönelik hayallerden başka bir şey olmadığını fark eden muhalif saflardaki onlarca şahin de Saddam sonrası dönemdeki yeniden inşa sürecinden geri çekildi. Çünkü hem Şii hem de Sünni siyasal İslamcılığın, ‘Velayet-i Fakih’e bağlı partiler ve milisler üretmek amacıyla’ İran'la yürütülecek bir projeye sahip olduğunu ve hazinelerle dolu Irak vagonunu Velayet-i Fakih lokomotifine bağlayacağını erken fark ettiler.
Fark ettikleri bir diğer şey ise “kurtarıcılar”ın İran Devrim Muhafızları’nın ve Lübnan’daki Hizbullah’ın gölgesinde militarist bir devlet kuracaklarıydı.
Nitekim İran, Kazimi ve diğerlerine gerek silah gücüyle gerekse de milisleri konuşlandırarak kendi gündemini dayatmaya çalışıyor.
ABD Irak’a müdahalesiyle her ne kadar bir çok hedefine ulaşsa da yukarıda belirttiğimiz tüm bu süreç sebebiyle Trump, müdahale sonrası için “ABD tarihinin en kötü kararı” demek zorunda kaldı.

Irak hafızası bir deneyim olarak yeterli mi?
Kazimi, “Kenan Makiya, Ahmed Çelebi, Rend er-Rahim, Aras Habib ve Nebil Musevi gibi gurbetçi Iraklı politikacıların önderliğinde bir grup seçkin ismin kurduğu Irak Bellek Vakfı’nın çalışmasından’ istifade ederek Irak’ta devletin kaybettiği özellikleri geri kazanmaya çalışıyor. Bu vakıf, önceki rejimin insanlık suçlarının belgeleneceği iddiasıyla Irak devlet arşivini ve hafızasını elinde bulundurmakta.
Kazimi, Irak İstihbarat Servisi’nin yanı sıra Baas partisi kuruluşları, bakanlıklar ve devlet dairelerinden edinilen yüzbinlerce belgenin toplanmasını üstlenen Irak Bellek Vakfı’nın başkanlığını da yaptı. Bu veriler, çoğunluğu ülke dışına aktarılan ve değerlendirmek üzere toplanan Irak devletinin hafızasının büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Kazımi, modern Irak tarihindeki bu en tehlikeli projeyi denetleyen ve koordine eden maestroydu.

Kazimi’nin çalışmalarının merkezi: Süleymaniye
Süleymaniye, bu benzeri olmayan çalışmanın merkeziydi. Diğer taraftan Kazimi, bu tehlikeli konuma adaylığından sonra kendisini desteklemeye devam eden ve aynı zamanda onun için entelektüel bir rehber olan Berhem Salih ile koordineli bir şekilde çalışıyordu.
Kazimi, Irak ve Arap basın çevrelerindeki etkileşimlerinden kaynaklı da kendisine has bazı özelliklere sahip. Ayrıca özellikle günlük gazete ve istihbarat çalışmalarında yazar olarak ciddi bir deneyime de sahip.
Diyalog kabiliyeti ve nüfuz sahibi olması dolayısıyla yetenekli kişilerin işe alım çalışmalarına öncülük etmiştir. Kendisine yakın bir gazetecinin söylediği gibi onun görevi Irak’taki ABD Demokrasi Enstitüsü ile koordinasyon sağlamaktı. Onun bu görevi sivil toplum örgütleri kurmasını sağladı. Berhem Salih’in sahibi olduğu ‘Hendan’ dergisini kurdu. İslami Davet Partisi mütefekkirlerinden olan ve ayrıca partinin basın sorumlusu olan Muhammed Şabut ile birlikte derginin editörlüğünü yaptı. Aynı zamanda bir dizi basın mensubunu kendine çeken Al Monitor haber analiz portalını kurdu.

Şatra’dan Bağdat'a göçmen bir aile
Ailesi el-Garaf Nehri’ne bakan Irak siyasetinin ve düşüncesinin kaynağı olan Şatra kasabasını terk eden bu genç adamın tutkuları dur durak bilmedi. O, belediye binasında araştırmacı mühendis olan babasının geçmişinden fazlasına sahip değildi.
Babası, 1963'te Bağdat'a göç etti ve Kerh bölgesinde yer alan İmam Musa el-Kazım türbesinin yakınlarına yerleşti. Babası, 1967 yılında dünyaya gelen oğluna aynı zamanda aşireti de olan Garibavi yerine Kazimi lakabını verdi. Birbirine bağlı olan ailenin büyük çocuğu, çalışma ve davranışlarında ölçülü olan bilge mühendis Malik'i tanıyorum. Kazimi’nin Sabah adında bir de erkek kardeşi var. Her ikisi de çalışkanlık ve pek konuşkan olmamak gibi özellikleriyle ön plana çıkarlar.
Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi, eski rejim döneminde ciddi bir deneyim kazanmış olan Züheyr Garibavi yerine Kazimi’yi istihbarat servisinin başına seçti. Yakınlarının aktardığına kadarıyla İbadi ile Kazimi aileleri arasında gerçekleşen bir evlilik bu seçim nedenlerinden biriydi. ABD’liler de ‘zor biri’ olarak nitelendirdikleri Garibavi’nin yerine Kazimi’nin atanmasını teşvik ettiler.
1990'larda Baas rejimine karşı çıkan genç Mustafa, Ahmed Çelebi’nin ekibinden olan Irak muhalefetinin liderleriyle uzun süre seyahat etti. Ahmed Çelebi’den siyasi çalışmalara ilişkin pek çok şey öğrendi.
Öte yandan gizli endişesi ve Bağdat'taki ailesiyle ilgili duyduğu şekilde korku nedeniyle akademik eğitimine devam edemedi. Irak'a gelene, ismini duyurana ve gazetecilik haricindeki diğer özelliğiyle bilinene dek gölge adam oldu. Bağdat'ta çalışmalarını tamamladıktan sonra 2012 yılında Al Turas Üniversitesi'nde hukuk dalında lisans öğrenimini tamamladı.

Kazimi’nin başbakanlığa aday olma hikayesi
Kazimi’nin başbakanlığa adaylığının hikayesi, 6 ay kadar önce Adil Abdülmehdi’nin yerine geçici başbakan olarak görev yapacak biri olarak adının gündeme gelmesiyle başladı.
Muhammed Tevfik Allavi'den ve Adnan el-Zarfi günlerinden önce de ismi dolaşımdaydı. Fakat kendisi sürece dahil olmayı reddediyor ve mazur görülmesini istiyordu. Fetih listesinden ciddi bir ret ile karşı karşıya olan Zarfi’nin durumu kötüleşene kadar böyle devam etti. Hadi el-Amiri’nin liderliğini yaptığı Fetih Koalisyonu ve İran yanlısı olan silahlı milisler onu istifaya zorladı.
Berhem Salih anayasada belirlenen yetkileri doğrultusunda güvendiği isimlerden olan İstihbarat Başkanı Mustafa Kazimi’yi aday olarak gösterdi. Kazimi, kabinesini kendisinin seçmesini ve sadece bir görevi yerine getirmek için 1 yıl süre verilmesini şart koştu.
Bu görev, parlamentonun feshinin yanı sıra seçim yasası çalışmalarının tamamlanmasının ve bağımsız komisyonun oluşturulmasının ardından seçimlerin yapılmasıdır.
İnsanlar 9 Nisan'da İstihbarat Dairesi Başkanı Mustafa el-Kazimi'ye hükümeti kurma görevi verilmesini memnuniyetle karşıladılar. Yeni adayın Şii, Sünni ve Kürt bileşenlerinin temsilcileri tarafından sıcak bir şekilde karşılandığını gördüler. Ancak Kazimi, feraseti ve uzmanlığıyla birlikte bu ‘görünüşteki sıcak’ atmosfere dahil olmayan tek kişiydi. Oysa bu atmosfer, akıl hocası olan Berhem Salih’i Şii bileşeninden başbakan atama krizini çözme konusunda son derece iyimser kıldı. Fakat durum, bir Irak atasözünde de dile getirildiği gibi ‘gülümseyen yüzler, fakat farklı düşünceler’ ifadesinden ibaretti.
Ertesi gün Şii politikacılar, hükümeti kurmakla görevlendirilen Kazimi'nin kotaları dikkate almayarak kabinesini belirlemesine karşı çıktılar. Kazimi’nin görevi teslim alma töreni yapılmadı aksine Şii liderler Başbakan adayını, ‘parti kotaları, yönetici ailelerin hakları ve bakanlık kotaları’ girdabına sürüklediler.

Yapılması gereken görevler
Kazimi’nin bir sonraki Irak hükümetinde yer almasını tehdit eden 4 görevi var:
- Gelecek yıl erken seçimleri yapmak ve olağanüstü kabinesini oluşturmak.
- Petrol ihracatındaki düşüşün yanı sıra petrol fiyatlarının yarıdan daha azına düşmesinden kaynaklanan gelir sıkıntısı nedeniyle ciddi bir tehditle karşı karşıya kalan ülkenin mali durumunu idare etmek.
- Ülkenin geri kalan fonlarını korumak için yolsuzluğa son vermek ve yolsuzluğa bulaşanları herhangi bir şekilde merhamet göstermeksizin yargıya teslim etmek.
- Devletin kontrolü dışında olan milisleri ve onların kaçak silahlarını kontrol altına almak.
* Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.