Aramco, dünyanın en yüksek temettülerini dağıtıyor

Saudi Aramco, işinin finansal durumunu bu yılın ilk çeyreğinde kanıtladı (Şarku’l Avsat)
Saudi Aramco, işinin finansal durumunu bu yılın ilk çeyreğinde kanıtladı (Şarku’l Avsat)
TT

Aramco, dünyanın en yüksek temettülerini dağıtıyor

Saudi Aramco, işinin finansal durumunu bu yılın ilk çeyreğinde kanıtladı (Şarku’l Avsat)
Saudi Aramco, işinin finansal durumunu bu yılın ilk çeyreğinde kanıtladı (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan milli petrol şirketi Saudi Aramco dün bu yılın ilk çeyreğindeki çalışmalarının sonuçlarını açıkladı. Buna göre Aramco, yılın ilk üç aylık dönemi için 70,3 milyar riyal (yaklaşık 18,75 milyar dolar) temettü ödeyeceğini açıklarken kârının aynı dönemde 62,5 milyar riyal (16,6 milyar dolar) olduğunu duyurdu. Şirket ayrıca bu yıl sermaye harcamalarının 30 milyar dolar olarak planlandığını kaydetti.
Şirket dün 2020 yılının ilk çeyreğini finansal sonuçlarının detaylarını açıklayarak sonlandırdı. Açıklamada, bu yılın ilk çeyreğinde hissedarlarına hisse başına 35 helele (kuruş) temettü ödemesi yapılacağını duyurdu. Dün yılın ilk üç aylık dönemi için 70,3 milyar riyal temettü ödeyeceğini açıklayan şirket, dünyada listelenen tüm temettüler arasında en yüksek seviyede olduklarını vurguladığı bu temettü ödemelerinin yılın ikinci yarısında yapılacağını belirtti.
Açıklanan mali sonuçlar, Saudi Aramco hisselerinin, Suudi Arabistan borsası Tadawul'daki işlemlerinde artış olduğuna işaret etti. Bu da yüzde 1,2'lik bir artış kaydeden genel piyasa endeksinin olumlu bir şekilde kapanmasına katkıda bulunurken işlemlerini 6680 puanın üzerine çıkardı. Detaylar ise şöyle:

Finans merkezi
Saudi Aramco dün, tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrasında kriz yaşayan makroekonomik ortama ve enerji sektöründeki düşük talebe rağmen finansal konumunun gücünü ve operasyonel yeteneklerini teyit ederek 2020 yılının ilk çeyreğine ilişkin mali sonuçlarını açıkladı.
Saudi Aramco CEO Amin H. Nasser açıklanan mali sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Şirket, enerji sektörüne yönelik düşük talebe ve petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen güçlü karlar ve serbest nakit akışları elde etti. Şirket aynı zamanda, tüm hissedarlarının kar etmesi için uzun vadeli stratejisini ve çalışanlarını güvenli olarak devam ettirmeye olan bağlılığını sürdürüyor.”

Aramco ve koronavirüs salgını
Aramco CEO’su Nasser, şirketin, dünyanın son zamanlarda içinde bulunduğu ve yakın tarihte benzer bir kriz deneyimlemediği salgının etkileri sonucunda son derece karmaşık ve hızla değişen bir çalışma ortamına uyum sağlamaya çalıştığına dikkat çekti. Saudi Aramco’nun ekonomik değişimlerle başa çıkabildiğini gösterdiğini söyleyen Nasser, “Şirket, güçlü mali pozisyonu sayesinde seçkin konumunu ve düşük maliyetli çalışma yapısını korumayı başardı” şeklinde konuştu.
Salgının, çalışma masrafları üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmesinde Nasser, “Saudi Aramco masraflarını kontrol edebilecek büyük bir esnekliğe sahiptir. Ayrıca krizler sırasında iş yönetimi konusunda deneyimi bulunuyor. Şirket, performansının gücü ve etkinliği sayesinde hissedarlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirebilecektir” dedi.
Saudi Aramco’nun yılın ilk çeyreğinde 2020 yılı sermaye harcama planında değişikliğe gittiğini ve operasyonel performans seviyelerini artırmaya yardımcı olacak fırsatları belirlemeye çalıştığını söyleyen Nasser, “2020 yılının geriye kalan aylarına baktığımızda, koronavirüs salgınının küresel petrol talebini etkilemesini ve bununda fiyatlara yansımasını bekliyoruz. Bu da şirketin gelirine yansıyacaktır” diye konuştu. Saudi Aramco’nun uzun vadede, küresel ekonomiler iyileştikçe enerji talebinin artacağından emin olduğunu vurgulayan Nasser, şirketin, bu dönemde sermaye harcamalarını azaltarak çalışma pozisyonunu güçlendirme çabalarını sürdürdüğüne ve operasyonel performans seviyesini daha da artırmak için birtakım önlemler aldığına dikkati çekti.

Mali detaylar
İlgili bağlamda Saudi Aramco tarafından dün açıklanan sonuçlara göre şirket ham petrol fiyatlarındaki düşüşe, düşük rafinaj ve kimyasal kar marjlarına ve stok değer kayıplarına rağmen yılın ilk çeyreğinde 62,5 milyar riyal (16,7 milyar dolar) net kar elde etti. Bununla birlikte şirket, 2019'un aynı döneminde 92 milyar riyal (24,5 milyar dolar) olarak kaydedilen nakit akışına kıyasla bu yılın ilk çeyreğin 84,1 milyar riyal (22,4 milyar dolar) nakit akışı sağladı. Düşük ham petrol fiyatları, rafinaj ve kimyasallardan elde edilen kar marjları ile işletme sermayesindeki kısmi olumlu değişikliklerle dengelenmiştir.
Şirket, yine yılın aynı döneminde güçlü serbest nakit akışı sağlarken geçtiğimiz yılın aynı dönemde kaydedilen 65,1 milyar riyal (17,4 milyar dolar) olan serbest nakit akışına kıyasla bu yılın ilk çeyreğinde 56,3 milyar riyallik (15 milyar dolar) bir akış kaydedildi. Şirket böylece mali gücünü korudu.

Temettü ödemeleri
Öte yandan 2019'un dördüncü çeyreğinde 50,2 milyar riyali (13,4 milyar dolar) bulan toplam temettüler 2020'nin ilk çeyreğinde ödenirken, 2020 yılının ilk çeyreğinde ödenecek toplam temettüler 70,32 milyar riyal (18,75 milyar dolar) olarak belirlendi. Bu temettüler de yılın ikinci çeyreğinde ödenecek. Bu arada ödenen temettüler dünyadaki tüm borsa şirketleri arasında en yüksek seviyededir.
Öte yandan, şirketin iş sonuçları raporu borç oranının yüzde -4,9 seviyesine gerilediğine işaret etti. Bu da finansal durumun dayanıklılığını artırmak için alınan ek önlemlerin performansını yansıtıyor.

Sermaye harcamaları
Sermaye harcamalarına gelince, 2019'un aynı döneminde 26,9 milyar riyal (7,2 milyar dolar) olan sermaye harcamalarına kıyasla bu yılın ilk çeyreğinde rakam 27,7 milyar riyale (7,4 milyar dolar) ulaştı.
Şirket, piyasa koşulları ve emtia fiyatlarındaki son dalgalanmalar çerçevesinde 2020 yılına ilişkin sermaye harcamalarının 93,75 milyar riyal ile 112,5 milyar riyal (25-30 milyar dolar) arasında olmasını bekliyor. Bu arada şirket, 2021 yılı ve sonrası için sermaye harcamaları beklentilerine ilişkin çalışmalarını halen sürdürüyor.

Faaliyetler devam ediyor
Saudi Aramco, günümüzde küresel piyasalardaki zor koşullar çerçevesinde petrol ve gaz üretimi alanındaki seçkin konumunu korumaya devam ediyor. Şirket, sahibi olduğu iştiraki Aramco Gulf Operations Company (AGOC) aracılığıyla el-Hafci ortak petrol sahasında faaliyetlerini sürdürüyor. Suudi Arabistan ile Kuveyt arasındaki tarafsız bölgede faaliyet gösteren AGOC, el-Hafci ortak petrol sahasının yüzde 50’sine sahip.
Aramco Trading Company, Hafci ortak petrol sahasında çalışmaların yeniden başlamasının ardından ham petrol üretiminde AGOC’un tüm payını devralmak amacıyla bir anlaşma imzaladı.

Gaz ve rafinaj
Şirket Fadli'deki gaz tesisinin 2019 yılı sonuna kadar günlük 1,5 milyar standart metreküp olan işleme kapasitesini, 2020'nin ilk çeyreğinde günlük iki milyar metreküpe çıkardı. Tesisteki çalışmalar planlandığı gibi devam ederken işleme kapasitesinin yıl boyunca 2,5 milyar metreküp seviyesindeki tam kapasiteye ulaşması bekleniyor.
Bununla birlikte rafinaj, işleme ve pazarlama sektörü, piyasa koşullarının getirdiği büyük zorluklara rağmen, stratejik entegrasyonunu ve çalışma çeşitlendirmesini artırarak hidrokarbon değer zincirinde değer elde etme stratejisini sürdürmeye devam etti.
Bu arada Saudi Aramco, bir yandan dünyanın enerji ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken diğer yandan koronavirüs salgınıyla mücadele çabalarının bir parçası olarak çalışanlarını, lojmanlarını ve işletmelerini korumak için bir dizi önlem alıyor.
Tedarik zincilerinde yaşanabilecek aksaklıklara veya kopmalara karşı uzman ekipler oluşturmak gibi operasyonel çalışmalarının tüm istasyonlarında sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla gerekli tüm tedbirleri alan şirket ayrıca, müşterilerinin enerji ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmek için küresel krizleri yönetmede iç sistemlerini kullanmaya devam ediyor.

Saudi Aramco hisseleri
Şirketin hisselerinin performansıyla ilgili bilgilere gelince Aramco’nun hisseleri işlem seansını yüzde 1,29 oranında arttırarak 31,3 riyal (8,34 dolar) seviyesinde kapattı. Genel piyasa endeksinin yaklaşık 80 puan kazanarak işlemlerini 6884 puanla tamamlamasıyla bu artış, piyasa işlemlerinin olumlu bir kapanış kaydetmesinin önünü açtı.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times