Ali Koç: Yerli ve yabancı 3 ayrı hoca ile görüşüyoruz

Ali Koç: Yerli ve yabancı 3 ayrı hoca ile görüşüyoruz
TT

Ali Koç: Yerli ve yabancı 3 ayrı hoca ile görüşüyoruz

Ali Koç: Yerli ve yabancı 3 ayrı hoca ile görüşüyoruz

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, liglerin oynanması ile olarak, "Oynanacaksa aynı takvim üzerinden oynanmalı. Bize bundan farklı senaryo lütfen diretmeyin, buna karşı olduğumuzu belirtmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Futbol takımının teknik direktörü konusu için ise Koç, "3 ayrı hocayla görüşüyoruz yerli ve yabancı. Kafamızda aradığımız kriterleri bir hocada bulmak mümkün değil. Genç, başarıya aç bir hoca arıyoruz. Bu coğrafyada çalışması sıkıntı olmayacak 40-50 yaşları arasında ekonomik imkanlarımıza uyabilecek" dedi.
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, online olarak düzenlenen Yüksek Divan Kurulu Toplantısı'nda konuşma yaptı. Ülke olarak zor bir dönemden geçildiğini belirten Koç, "Ülkemiz olarak baktığımız zaman devletimiz ve ilgili kurumlarımız bu virüsten korunabilmek, en az hasarla çıkabilmek için 11 Mart'tan itibaren yeni bir sistem ve planlar çerçevesinde önlemler almaya bizleri bilgilendirmeye özen gösteriyorlar. Bizlerde vatandaşlar olarak mümkün olduğunca bu kurallara uymaya çalışıyoruz. Buraya kadar geldik. Gelirken de çok çaba sarf ettik. Belirli de kazanımlarımız oldu. Tünelin sonunda ışık görüyoruz ama buradaki en önemli yapmak istediğim hatırlatma; rahatlamayalım, çok korkmayalım ama korkumuz geçmiş gibi davranmayalım. İlk günkü gibi hassasiyetle yaklaşmaya devam edelim ki sağlık çalışanlarımıza destek verelim. Biz ülke olarak dayanışma ruhu içerisinde milli mücadele veriyoruz. Sağlık bakanımızın tüm toplumumuzu halkımızı bilgilerle donatması, bunu yaparken herkesin anlayacağı dilden anlatması, güven telkin etmesi ve kapsayıcı olması bu sürecin bu şekilde atlatılmasına büyük katkı sağladığını düşünüyorum. Bu bir ekip işi. Burada özellikle sağlık çalışanlarımıza bu süreçte hepimiz için eşsiz bir fedakarlıklar yaparak çalıştılar. Sağlık altyapımızın ne kadar donanımlı olduğunu test ederek gördük" dedi.

"Obradovic, burada kalmak istediği müddetçe onun evidir"
Erkek basketbol takımı hakkında konuşma yapan Ali Koç, "Gündemde pek çok konu var. Bunlardan bir tanesi erkek basketbol takımı ve Obradovic hocamız. Önümüzdeki sezon ne olacak konusu var bunlarda konuşuluyor. Daha önce de birkaç kez ifade ettiğim gibi hocamız Fenerbahçe'nin yaşayan efsanelerindendir. Sezon hiç arzu etmediğimiz beklemediğimiz şekilde tamamladık. Yeni sezon planlamasına başladık. Hocamızın istek ve beklentileri doğrultusunda çalışmalar yaptık. Bu çalışmaların içinde de Avrupa da ses getiren transferle takımı güçlendirdik. Hatta hocamızın söylemi var bu sezon için 'En iyi kadroyu kurduk' dedi. Ancak geçen senenin tam tersine bu sezon başlangıcımız tahmin edemeyeceğimiz şekilde gerçekleşti. Bizler bile bugün yaşadıklarımıza inanamıyorduk. Beklentimizin tam tersi oldu. Bir şekilde çok kötü başlayan haftalar içinde toparlanmaya başladı. Arkasından Euroleague'de play-off potasına girdik ve Türkiye Kupası'nı aldık. Tam işler rayına giriyor derken iptaller geldi. Belki de şunu söylerken çok abartmış olmam. Geçen sene kimse sezon içinde yaşadıklarımızı gördüğünde bu sonuçları tahmin edemezken, belki bu sezon devam edebilseydik hiç kimsenin beklemediği şekilde bitirebilirdik. Ben hocamıza da ifade ettiğim gibi o dönem işler kötü giderken bize yaşattığı eşsiz mutluluklar, zaferler dolasıyla sezon nasıl biterse bitsin hem teknik kadronun, hem takımımızın bizlerin nezdinde sonsuz kredisi olduğu yönündeydi. Hocamız Fenerbahçe'nin yaşayan efsanesidir ve burada kalmak istediği müddetçe onun evidir. Bu düşüncelerde hiçbir değişiklik olmamıştır ve sezon içinde kendisine birkaç kez iletilmiştir. Bununla beraber kontrat uzatma niyetini dile getirmemize rağmen hocamız sezon sonunda bunu değerlendirmek istedi. 24 Mayıs'ta Euroleague toplantısında turnuva ile ilgili kararlar alınacak ama en azından yaz aylarında oynanabileceğini tahmin etmiyorum. Bizde önümüzdeki günlerde bıraktığımız yerden istişare edeceğiz" şeklinde konuştu.

"Transfer dönemini TFF Lisans kuruluyla boğuşarak geçirdik"
Fenerbahçe Futbol Takımı'nın geçen sene çok sıkıntılar yaşadığını belirten Başkan Koç, "Ersun hocanın liderliğinde yeniden yapılanma yaptık. 2. yarının ikinci maçında Başakşehir'i burada 2-0 yendiğimiz maçta çok iyi futbol oynamıştık. Liderin birkaç puan gerisindeydik. Şampiyonluk havası yakalamıştık. Ama ne olduysa 7 maçta 21 puanın 18'ini kaybettik. Şampiyonluk havası yakalamışken geçen seneki tabloya bürünmüş olduk. İyi oynarken, rakipleri domine ederken, liderlik potasındayken bahis siteleri tarafından şampiyonluğun en kuvvetli adayı olarak gösterirken de oyuncular, hoca, yönetim ve tribündeki taraftar desteği aynıydı. Hal böyleyken 7 haftada yaşadığımız korkunç düşüş hayatın olağan akışına aykırı olduğunu düşünüyorum. Bunların temel iki nedeni var. Biri bizlerle alakalı, biri de dış faktörler. İç faktörlere baktığımız zaman daha öncede burada ifade etmiştim. Sezon ilerledikçe sakatlıklar yaşandıkça bazı pozisyonlardaki eksik yapılanmanın olumsuz sonuçlarını yaşadık. Hocamız çok istemese de saha içinde rotasyon yapmak zorunda kaldık. Buna rağmen devre arası geldi ve eksiklikleri gidermek için fırsat geldi. Ancak bu devre arası transfer penceresi büyük bir fırsat olmasına rağmen bu imkanı kullanmadık. Bir diğer hatamız gerek bizler, yönetim kurulu olsun idari kadronun yaşadığı konsantrasyon eksikliği ve şampiyonluk inançlarının düzelmesine çare olamadı. Diğer hatalarımızdan bir tanesi ama önümüzdeki sezon kesinlikle gidermeliyiz. Her futbolcunun kendisine her an oynayabileceğine inanmasıdır. İlk 11'de oynayan her futbolcunun da performansı düştüğü takdirde yerinin başkasına geçeceğine inanmasıdır. Ne yazık ki bu ortamı sağlamakta başarılı olamadık. Dış faktörler diye baktığımızda bunu anlatırken malum yerler hemen mazeret arıyorlar, hakemlere mazeret atıyorlar diyecek. Aslında aleyhimize yapılan fahiş hakem hataları öyle bir boyuta geldi ki lig içindeki sıralamayı normal bir sezonun ötesinde çok çok üzerinde etkiledi. Bunu mazeret olarak söylemiyorum. Kendi hatalarımızı da çekinmeden söyleyen insanlarız. Ancak bu hatalar öyle bir boyuta geldi ki en azılı Fenerbahçe karşıtı olan mensupları Fenerbahçe doğranıyor yorumları yaptılar. Samandıra'da ne yaparsak yapalım şampiyon yapmayacaklar havası oldu. Belki yönetim olarak da biz hatalıyız, bunun tersini savunmalıydık. Yabancı oyunculara bu gelişmeleri anlatmakta ciddi sıkıntılar yaşadık. Sol bek eksikliğimizi gidermek için transfer kullanmak istedik ama transfer dönemini transfer yapmaktansa TFF lisans kuruluyla boğuşarak geçirdik. Sürecin başladığı dönemden, son gününe kadar lisans kurulunun birbiriyle çelişen kararları attığımız her adımı boşa çıkaracak seviyede tuttu. Bir nevi ne yaparız da Fenerbahçe'ye transfer yaptırmayız mantığıyla işler yürüdü. Falette'yi bile Sadığın yaptığı fedakarlık ile son dakikalarda halledebildik. Ligimizde mali durumu Fenerbahçe'den daha kötü olanlara transfer izni varken, koskoca Süper Lig de sadece transfer yapamayan Fenerbahçe olarak belirlendi. Bence bunu da nasıl yorumlarız bilmiyorum ama çok şey ifade ediyor. Bütün bu hatalarımızdan, yaşadıklarımızdan ders çıkarmamız lazım" şeklinde konuştu.

"Yerli, yabancı 3 ayrı hoca ile görüşüyoruz"
Önümüzdeki senenin planlarını da yaptıklarını vurgulayan Ali Koç, "Bu erteleme süreci bu planları yapmak için daha fazla imkan sağladı bizlere. Teknik direktör konusunda aslında biz erteleme sürecinden öncede çalışmalar vardı. 3-4 hocayla beraber götürüyorduk. Bir tanesiyle neredeyse anlaşmış, el sıkılmışken Euro 2020'nin 2021'e atılmasıyla orada ne yazık ki çalışmalarımızı sekteye uğrattı. Yerli ve yabancı 3 ayrı hocayla görüşüyoruz. Kafamızda aradığımız kriterleri bir hocada bulmak mümkün değil. Ama genç, başarıya aç bir hoca arıyoruz. Bu coğrafyada çalışması sıkıntı olmayacak 40-50 yaşları arasında ekonomik imkanlarımıza uyabilecek, takım içinde rekabeti sağlayabilecek çoklu oyun anlayışı, değişik taktikleri deneyecek ve cesur olacak ki gençleri adapte edebilecek ve gerekli rekabeti oluşturacak hoca arıyoruz. Bunlardan bir tanesi sezon bitmeden gelebilmek konusuydu. Görüşmelerimiz devam ediyor. Bildiğiniz bir isimde, bilmediğiniz bir isimde olabilir. Hiç acelemiz yok. Bu sezonu kazanacağız diye gelecek sezonu kaybetmek istemiyoruz. Bayram sonrası camiaya sesleniş ile yapılanmamız hakkında bilgi vereceğim" açıklamasında bulundu.

"Daha çok yerli piyasaya odaklanıyoruz"
Transferde manevra alanlarının dar olduğunu ifade eden Koç, "Daha çok bonservissiz ve kiralık oyuncular ön plana çıkıyor. Daha çok yerli piyasaya odaklanıyoruz. Yabancı oyuncuları bir nebze erteliyoruz. Bu sene FIFA'nın transfer penceresi farklı olacak ekim sonuna kadar. Bazı liglerin iptal edilmesi yabancı piyasa da çok büyük imkanlar olacağını biliyoruz. Şu an yerlilere odaklanmış vaziyetteyiz. Fenerbahçe Spor Kulübü 2020-2021 sezonu için şubat ayına kadar olan maaşlarını ödemiştir. Futbolcularımızda herhangi bir maaş indirimi pazarlığı başlamamıştır. Mart, nisan ve mayıs aylarında bunların nasıl olacağını birebir görüşmelerle geliştirmek istiyoruz. Aslında sıkıntı önümüzdeki sezon. Bu sezon iyi kötü 3'te 2'si ödendi. Bundan sonrası içinde hepsi değil ama bir kısmı ödenecek. Ama onun için acele etmiyoruz. Uluslararası kuruluşlarda bu konuda anlayışlı davranıyor. Zaten çökük olan futbol ekonomisi daha kötü hale geldi. Maçlar seyircili mi başlayacak, ne olacak bilmiyoruz. Yayıncı kuruluşun durumunu bilmiyoruz. Onlarda TFF ve Kulüpler Birliği ile yaptığı görüşmede mart ayı ödemesini alamadı. Bu bizi o kadar etkilemiyor, çünkü gelirlerimiz temlikli. Ama Anadolu'daki kulüplerin can suyu yayıncıdan gelen rakamlar. Sponsorlar ufak ufak başladılar, önümüzdeki sezon devam edemeyeceklerini belirtmeye başladılar. Büyük resim ne olacak bilmiyoruz" dedi.

"Eski maaşlar artık Türk futbolunda yok"
Şu anki durumla kulüpler için gelecek sezon tünelin sonundaki ışığın çok zor göründüğünü belirten Başkan Koç, "Martta 5 maçın 3'ü oynanmıştır. Nisanda hiç oynanmadı, mayısta oynanmayacak. Bundan sonrasını gelişmelere göre kararını vereceğiz. Artık eski maaşlar Türk futbolunda yok. Biz Fenerbahçe olarak 91 milyon Euro'dan 71'e indik, 50'lere inmek lazım. Bu zaman alacaktır. Bizde bu sezon için 3 milyon Euro'nun üstünde alan oyuncu yok. Bu rakamları daha aşağıya çekmek lazım. Yeni vergiler var. Burada tüm kulüpler adına devletimize çağrıda bulunmak istiyoruz. Biz futbolcularla net rakamlarla anlaşıyoruz. Totalde yüzde 40'a çıkan vergi var ve bu en azından şu an zar zor ayakta duran işlerimizi çok daha sıkıntıya sokacak. İnşallah burada bir nebze olsun 1-2 sene erteleme olabilir. Olması içinde şartlar uygun. Burada devletimizin yardımına çok çok ihtiyacımız var. Burada birinci önerimiz yapılandırma. Fenerbahçe olarak biz devletimizin çok iyi niyetle başlattığı yapılandırma sürecine giremedik. Ama anlaşmak zorundayız. Bizlerde bin bir imkanla bu noktaya geldik ama yapılandırma yapmak zorundayız. Dört ana bankayla görüşmeler sürüyor. Fenerbahçe sürecin başından beri bu yapılandırmanın yeterli olmadığını ve çok yakında geçersiz olacağını, en az 10 yıl olması gerektiğini söylemişti. Büyük kulüplerde bu işin olmayacağını ifade etti 10 yıldan önce. Faizler ciddi anlamda düştü ama devletimizin uzattığı yardım eline sıkı sıkı sarılıp, eskisi gibi harcamalar yapmadan gerçekçi bir plan içinden yapılandırma yapmamız lazım. Bugün ki yapılandırmada tüm kaynaklar bankaya gidiyor. O yüzden kazan kazan, iki tarafı etkileyecek bir yapıya gidebileceğimizi düşünüyorum. Ama şu ana kadar devletimize verdikleri yardımlar için teşekkür ediyoruz. Her kulübün devlete borcu var çok değişik alanda. Bu kamusal borçlarında yapılanması gerekiyor. Bizler kendi imkanımızla devletimize gidiyoruz, onlarda desteği veriyorlar. İster istemez bundan sonra gelecek Türk kulüpleri büyük sıkıntılarla karşı karşıya. Bizlerde geldiğimizden beri önem veriyoruz ama burada ektiğin tohumların meyve vermesi zaman alıyor. Burada Fenerbahçe olarak şu çağrıyı yapmak istiyoruz. Altyapıyı yönelme ve yatırım yapma teşvik edilmelidir. Hep yabancı sayısını konuşuyoruz. Bence yabancı sayısından çok yabancıların kalitesi, yaptığı kontratlar daha da önemli. Bizim şöyle bir önerimiz var. Altyapı yatırımlarına ağırlık verilmesi gerek. Biz de TFF şöyle diyebilir, 'Kulüplere en az ilk 11 de altyapıdan oyuncu oynama mecburiyeti getirilsin'. Bu dönüşümü hızlandırmalı ve teşvik edelim. Böyle bir önerimiz var" ifadelerini kullandı.

"Bahis düzenlemesi yapılmalı"
Futbol üzerinden oynanan bahisler hakkında da konuşan Koç, "Bahis konusu hassas bir konu. Şöyle bir ilişki olduğunu söyleniyor. Gelir seviyesi düştükçe oynanan bahis oranının arttığı söyleniyor. Türkiye Avrupa'ya göre çok önde bu konuda. Avrupa'da 5 büyük ligde yer alan takımların en önemli kaynakları bahis sitelerinin yapmış olduğu sponsorluktan geçiyor. Bu bahis faaliyeti kısmen düzenlenmiş durumda ama yasal düzenleme içinde olmayan, faaliyetleri düzenleyen çeşitli yollardan ülke insanımıza reklam yapıyorlar. Bu faaliyetlerin esas unsuru olan kulüpler olmasına rağmen pay alamıyoruz. Avrupa'da toplam bahis gelirleri 30 milyar Euro. Bunun yüzde 43'ü spor bahisleri, 12 milyar Euro. Bu pastadan kulüplere 1.2 milyar Euro olarak tahmin ediliyor. Ülkemizde ise yasal bahis faaliyetlerinde elde edilen gelir 1.5 milyar Euro. Oynanan yasal bahisin 5-6 misli büyüklüğünde yasal düzenleme altında yürütülmeyen bahis operasyonları var. Bunlar ne devlete vergi olarak ne de kulüplere kalmıyor. Bakanlığımız bu sorunun önüne geçebilmek için çok önemli düzenleme yaptı. Bu sistem Avrupa standartlarında getirilirse tüm kulüplerimiz için gelir, devletimize vergi olabilir. Biz bahis özendirilsin demiyoruz. Biz kulüplere kaynak sağlamak açısından koymak istiyoruz. Yabancılar yararlanırken Türk kulüpleri neden yararlanmasın" dedi.

"Süper Lig ve Türkiye Kupası takvime göre oynanmalı"
Süper Lig'in başlaması durumu hakkında görüşlerini belirten Ali Koç, "Tarih yaklaştıkça tartışmalar artıyor, görüşler oluşuyor. Ben öncelikle Beşiktaş, Galatasaray, Kasımpaşa, Ankaragücü, Sancaktepe, Ümraniyespor, Giresunspor, sporcularına, idarecilerine ve Ahmet Nur Çebi'ye çok çok geçmiş olsun diliyorum. Ahmet Nur Çebi ile görüştüm, iyi olduğunu söyledi. O da herhalde Burak gibi virüsü var ama sağlığı yerinde. Ayrıca Mustafa Cengiz'e geçirdiği ameliyat dolasıyla geçmiş olsun diyorum. Dün biz kendisine moral vermeye gittik. O da bize moral verdi ve sevindirdi. O da en kısa zamanda aramızda olur. Liglere başlayacağız dedikçe korona virüs hadiseleri ortaya çıkıyor. TFF'nin şimdilik yaklaşımına katılıyorum, çünkü şimdilik söyleyebiliyorsunuz, 10 gün sonra ne olacağı belli değil. Avrupa'da diğer ligler başladıkça göreceğiz. Onlar bizden biraz öndeler. Bizde onlardan daha geç virüs salgını oldu. Zor bir karar. İşin sağlık boyutu ve ekonomik boyutu var. Biz Fenerbahçe olarak ne demişiz bu güne kadar. Biz bu süreçte dikkat ederseniz en az biz konuştuk. Mümkün oldukça görüş belirtmemeye özen gösterdik. Mart ayında yapılan Kulüpler Birliği toplantısında 17 Nisan tarihini ifade ederken başkanlarda hatırlar. Demiştim ki her türlü alternatifi değerlendirin, buna oynamamak dahil. Ben mayıs başı diyordum ama bugünleri öngöremedik. Biz 7 Mayıs'ta bir açıklama yaptık. Bizim için en önemli unsurun insan sağlığı olduğunu özellikle vurguladık. Her karara saygılı olacağını belirttik. Devam etmesi durumunda ise bazı konulara açıklık getirilmesini bugünden adının konulmasını istedik. Ben Avrupa Kulüpler Birliği İcra Kurulu'nda toplantılarda gerek ekonomik, gerekse sağlık açısından pek çok modeli karşılaştıklarını bütün paydaşlarla görüştüklerini, kararlar aldıklarını gördüm. Türkiye'de futbolcuların da bu süreçte konuşması lazım. Bu devam edecekse birkaç soru ortaya attık. Sonra bu sorular daha çok sorulmaya başladı. Liglerin başladığı tarihte bir kişide virüs rastlanması halinde hangi adımlar atılacak dedik. Bizde 2 kişide çıktı, 1 hafta erteledik ve antrenmanlara haftaya tekrar başlayacağız. Ama her hafta çıkarsa ne olacak, maçlar başladıktan sonra çıkarsa ne olacak. Virüs ile enfekte olmuş sporcunun takımı ve son 2 haftada oynadığı tüm rakipleri karantinaya dahil olacak mı?. Bu müsabakaların akıbeti ne olacak. Oyunları oynamaya başladık, başladığımız hafta sıralamalar değişiyor, sonraki hafta oynayamıyoruz ve bu nasıl tescil edilecek. Her senaryoya göre ne yapılabileceğinin açık açık anlatılması lazım. Bütün bunların yanı sıra maçların oynanmaya başladığı hafta virüs ile enfekte olursa kalıcı hasar oluşma durumu var. Böyle bir durumun hukuki sorumluluğu hangi durum ve kişilerde olacaktır. Bunların bilinmesi lazım. Bütün bu hukuki sorumluluklar ligler başlamadan belirlenmeli. Bu soruları sorduktan sonra bir çok kişinin aradığı sorular olduğunu gördük. Bütün takımlar en az haftada 1 test olmak durumunda. Bizim bilgilerimize göre bazı kulüpler test yapmadan antrenmana başladı. Premier Lig'de 4 milyon Pound yatırım yapıyorlar ve her kulübün tesislerinde test istasyonu kuruyorlar. Federasyon bunu ödeyecek. Futbol kulüpleri olarak devletimizin sağladığı imkanlar sayesinde testlerimiz daha hızlı yürüyor ama bu soruların cevabı bulunmalı. Bu işin oldu bittiye gelmesini istemiyoruz. Oynanacaksa aynı takvim üzerinden oynanmalı. Bize bundan farklı senaryo lütfen diretmeyin, buna karşı olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Hızlandırılmış bir takvimden bahsediliyor, bu ne demek. Yayıncı kuruluşun ödemeleri yapmıyorum demesi demek. Bunların artısı da eksisi de var. Bunlara en iyi kararı TFF verir. Önümüzde alternatifler var. Şahsen ikinci, üçüncü ve amatör liglerin kesin oynanmaması gerekir. Bunların oynanması için hiç gerekçe görmüyorum. Gelir açıdan baktığınızda onların ertelenmesi sıkıntı olmaz. Ekonomik boyutla, sağlık boyutunu iyi dengelememiz lazım. Ligler iptal edildiği takdirde oynanmadığı takdirde ekonomik açıdan büyük bir sıkıntı çıkaracaktır. Ligler oynanmaz, devlet telafi eder onu bilemem. Oynanacaksa askeri kamp mantığında yaklaşım olabilir. Ligler başlamadan 3 hafta önce oyuncular askeri kamp gibi girecek. Hiçbir şekilde normal hayatla temasları olamayacak maçlar için gidip gelecekler ve test olacaklar. Böyle bir yaklaşım olabilir. Gidişata göre bakmak durumundayız. Benim en büyük endişem bu seneyi kurtaracağız derken ciddi kayıplarımızın olması. Hali hazırda geç başlamak durumunda. Bütün alternatifler değerlendirilmeli ve en iyi karar verilmeli. Ligler oynanmayacaksa da nasıl tescil edileceği, sıralamaya göre mi yapılacak, beyaz sezon mu ilan edilecek, Avrupa'ya takımlar nasıl yollanacak. Bunların açık bir şekilde tartışılıp karar verilmesi gerek. Futbolun tüm paydaşları aynı ortamda olup konuşamıyoruz. Bütün paydaşların beraber değerlendirmesi lazım. Çok zor bir karar. Ekonomik ve sağlık boyutu var. Hiçbir şey insan sağlığından daha önemli değil" açıklamasında bulundu.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM