Cezayirlilerin ülkelerinin yarınına olan güvensizliği, onları Akdeniz’e açılmaya itiyor

Uluslararası sularda yasadışı Libyalı göçmenler, 9 Ocak 2020 (AP)
Uluslararası sularda yasadışı Libyalı göçmenler, 9 Ocak 2020 (AP)
TT

Cezayirlilerin ülkelerinin yarınına olan güvensizliği, onları Akdeniz’e açılmaya itiyor

Uluslararası sularda yasadışı Libyalı göçmenler, 9 Ocak 2020 (AP)
Uluslararası sularda yasadışı Libyalı göçmenler, 9 Ocak 2020 (AP)

Ali Yahi
Cezayir’de sosyal medyada yer alan ve bir grup genci bir tekne ile İspanya sahillerine giderken gösteren video, hem halk hem de yetkililer arasında çeşitli düzeylerde, insanların yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını varken neden hayatlarını riske attıklarına ilişkin bir tartışma başlattı.

Koronavirüs salgınına doğru göç
Bazıları Akdeniz’deki yasadışı göçün yeniden başlamasını, Cezayir'de değişimin gerçekleşeceğine dair güven eksikliğine, yarınlara dair umutların olmayışına ve belirsizliğin devam etmesine bağlarken bazıları da gençlerin Akdeniz’de ve koronavirüs salgını ortasında hayatlarını riske atmalarının en önemli nedenlerinden birinin, İtalya ve İspanya'daki yetkililerin yasadışı göçmen statüsünün çözümüne ilişkin açıklamaları olduğunu öne sürdü.
Birkaç gün önce sosyal medyada, Akdeniz’e açılmış bir teknede ‘Ne korona, ne başka bir şey bizi durduramaz. İspanya bizi çağırıyor' diyerek salgını hafife alan ve ailelerine, arkadaşlarına ‘sağlıkta buluşalım, kızma anne’ sözleriyle veda eden bir grup gencin videosu ortaya çıktı. Oruçlu olduklarını belirten gençler, iftarlarını İspanya’nın kıyı bölgesi Almería’da yapacaklarını vurguladı.
Madridli yetkililer, İspanya Sivil Muhafızları’nın ardından 14 Mayıs Perşembe günü Endülüs kıyılarına doğru yüksek hızda yol alan bir teknede Cezayirli yasadışı göçmenlerin geldiğini gösteren bir resim yayınladı.
İspanyol yetkililer, geçtiğimiz iki gün içinde aralarında çocuklar, hamile kadınlar ve engelliler de olmak üzere 126 Cezayirlinin yasadışı yollarla ülkeye giriş yaptığını duyurdu. Yapılan açıklamada ayrıca İspanya Donanması’nın beşi kıyıda ve dördü açık denizde olmak üzere Cezayir'den gelen toplam dokuz tekneye müdahale ettiğine işaret edildi. Bununla birlikte ülkenin güneydoğusundaki liman kenti Oran’da, Cezayir'in batısı ile Almería kıyıları arasında yabancıların İspanya'ya yasadışı yollarla girişini kolaylaştıran bir suç çetesinin üyesi olmakla suçlanan 11 kişinin tutuklandığı kaydedildi.

Reformların gerçekleşeceğine dair belirtilerin yokluğu
İspanya'daki Cezayirli Göçmenler Gençlik Derneği Başkanı ve Uluslararası Kızılhaç üyesi Muhammed el-Emin, göçmen teknelerinin, ülkenin istikrarsızlığı ve gerçek reform belirtilerinin olmaması nedeniyle durmadığını ve durmayacağını söyledi. Independent Arabia’ya konuşan Emin, “Gençlerin daha iyi bir gelecek isteği, onları hayatlarını riske atmaya ve bu intihar adımına sürüklüyor. Bugün Cezayir'de gördüğümüz gibi, gençler, salgına karşı alınan koruma tedbirlerine, karantinaya veya geceleri uygulanan sokağa çıkma yasaklarına saygı gösterilmediğinden, salgını da önemsemiyorlar. Bu adımı atmamaları için onları ikna etmek amacıyla birçok gençle konuştum. Fakat bana ‘İspanya'daki hapishane ülkemdeki özgürlükten daha iyidir’ yanıtını verdiler” ifadelerini kullandı. İşlerin gençler için hiçte net olmadığını vurgulayan Emin, “Koronavirüs salgınının İspanya'da çok daha tehlikeli bir boyutta olduğu konusunda onları uyardım. Bana, ‘En azından bizi yediğimiz, içtiğimiz, uzandığımız yasadışı göçmenler merkezine atıyorlar, kendi ülkemizde kalmaktan daha’ dediler” şeklinde konuştu.
Emin’e göre İtalya ve İspanya gibi Avrupa ülkelerinin yasadışı göçmenlerin durumunu çözeceklerine dair açıklamaları bu insanların bu maceraya atılmalarında büyük rol oynuyor. Önümüzdeki günlerde Kuzey Afrika kıyılarında büyük bir göç dalgasına şahit olunabileceğini belirten Emin, yetkililerin gençlerin taleplerini dikkate alması, diyalog kanallarını açması, onlara yaklaşması ve onlara hayali değil gerçek bir umut vermesi gerektiğini vurguladı. Yetkililer için kolay olmasa da güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğinin altını çizen Emin, “Yetkililer, devletin imkanlarını hazırlayarak bu ikilemi önlemek için samimi ve gerçek niyetlere sahip olduklarında, kuşkusuz, girişimci gençler tarafından kabul görecekler ve olumlu tepkilerle karşılanacaklar” dedi.

İtalya ve İspanya da sorumlu
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, İtalya ayrıca çiftçi veya hizmetçi olarak çalışan yasadışı göçmenlerin durumunu düzenleme, karaborsayı kontrol altına alma ve salgın karşısında sağlık hizmeti almalarını sağlama kararı aldı. Başbakan Giuseppe Conte kararın, çalışma alanında karaborsaya son vermek ve tarımsal üretimi kurtarmak için suçla mücadelede bağlamında alındığını açıkladı.
İspanya hükümeti ise gıda tedariki ve üretimin zarar görmemesi için ülkenin önümüzdeki birkaç hafta içinde yaklaşık 80 bin işçiye ihtiyaç duyduğunu duyurdu. İspanya Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanı Luis Planas Puchades tarafından yapılan açıklamada, “Ülkedeki sağlık durumu ve hareket kısıtlamaları nedeniyle öncelik her zaman hasat yerleri yakınlarındaki işçilerin olacak” dedi. Bakan yasadışı çalışanlar için ise hasat mevsimine katılmaları için iş sözleşmeleri düzenleneceğini belirtti.

Kuzey Afrika sahilinden denize akın
Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu, yetkililer tarafından uygulanan koronavirüsle mücadele tedbirleri ve karantina önlemlerine rağmen, İtalya sahillerine 190'dan fazla göçmenin geldiğini açıklarken Tunus Donanması'nın aynı dönemde İtalya kıyılarına ulaşmaya çalışan bin 500’den fazla Tunuslu yasadışı göçmeni engellediğine dikkati çekti.
İspanya'da yayınlanan bazı gazeteler, İspanya kıyılarına ulaşan yasadışı göçmen sayısındaki endişe verici artışa işaret etti. Aynı gazeteler, Endülüs Bölgesi kıyılarına tekne ile ulaşmaya çalışan 103 Faslı yasadışı göçmenin yakalandığını ve Fas’ın Cadiz kentinden yola çıkan bir tekneyle denizde dalgalar arasında mahsur kalan 69 yasadışı göçmenin kurtarıldığını ekledi.
Üzerindeki yasadışı göç dalgasının baskısı artmaya devam eden Malta ise Avrupa Birliği'ni (AB), özellikle koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında limanlarının kapatılmasından sonra gelen göçmen teknelerin akışını engellemeye yardımcı olmak için Libya'da acil bir insani misyon başlatmaya çağırdı. Çağrı, Malta Sahil Güvenlik güçlerinin Libya'dan Malta kıyılarına gelen dört teknede 258 kişinin yasadışı yollarla ülkeye girmeye çalışmalarının ardından yapıldı.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.