İsrail-Hamas mahkum takas anlaşmasındaki İsviçreli arabulucu kim?

İzzeddin el-Kassam Tugayları, Hamas’ın elindeki İsrail askerlerinin fotoğraflarını gösterdi. (Independent Arabia)
İzzeddin el-Kassam Tugayları, Hamas’ın elindeki İsrail askerlerinin fotoğraflarını gösterdi. (Independent Arabia)
TT

İsrail-Hamas mahkum takas anlaşmasındaki İsviçreli arabulucu kim?

İzzeddin el-Kassam Tugayları, Hamas’ın elindeki İsrail askerlerinin fotoğraflarını gösterdi. (Independent Arabia)
İzzeddin el-Kassam Tugayları, Hamas’ın elindeki İsrail askerlerinin fotoğraflarını gösterdi. (Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe
İsrail; hapishanelerdeki mahkumlar arasında koronavirüs salgınının patlak vermesi sonrasında Hamas'ın Gazze lideri Yahya Sinvar’ın ortaya attığı yeni bir mahkum takas anlaşması ile ilgili insani girişimi kabul etmişti. Hemen ardından iki taraf da bu takası tamamlamak için gerekli şartları belirlemek üzere uluslararası arabuluculardan çağrı almaya başladı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı bilgilere göre arabuluculuk hattına girmek için Hamas liderleri ve İsrail tarafı ile temaslarda bulunan uluslararası taraflar var.

Üç taraf anlaşmayı gözetecek
Mahkum takasının uluslararası üç tarafın arabuluculuğuyla ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin gözetimi altında gerçekleştirilmesi bekleniyor. Söz konusu arabulucular arasında İsviçre’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Roland Steininger yanı sıra Alman istihbaratından yetkililer ve Mısır istihbaratından subaylar da yer alıyor.
Alınan bilgilere göre, anlaşmanın birçok niteliği belirleyen uluslararası arabulucuların temaslarında ilerleme kaydedildi. Ancak Hamas liderliğine yakın kaynaklar, temasların henüz başlangıç aşamasında olduğunu, zirâ İsrail'in talepleri ve Hamas’ın sunduğu şartlar arasında ciddi farkların bulunduğunu bildirdi.

İsviçre de devrede
Mevcut verilere bakılırsa Hamas ve İsrail, İsviçre’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Roland Steininger’in takas anlaşmasında arabulucu olarak yer almasını kabul etti.
Daha önceden Filistin Ulusal Otoritesi’nde İsviçre’yi temsil eden bir diplomat olan Steininger, söz konusu dönemde Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde bulunuyordu. Ayrıca Steininger’in Fetih ve Hamas gibi çeşitli gruplardan Filistinli liderlerle bir dizi toplantı gerçekleştirmişliği de var.
Filistin davasının da destekçisi olan Steininger, İsrail'i Batı Şeria ve Kudüs'teki yerleşim faaliyetlerini ve Filistin topraklarındaki insan hakları ihlallerini durdurma çağrısında bulunmuştu. Aynı zamanda İsviçre Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde Gazze’deki çatışmalar hakkında gerçeklerin araştırıldığı Goldstone Raporu lehine oy kullanılmasına yönlendirmişti.

Hamas ile temaslar
Independent Arabia tarafından elde edilen bilgilere göre Gazze haricindeki -bilhassa Körfez ülkeleri- Hamas siyasi bürosu üyeleriyle bir dizi temasta bulunan Steininger yaklaşan insani takas anlaşması konusunda söz konusu kişilerle birlikte şartlar belirledi.
Hem İsrail hem de Hamas’ın siyasi ve güvenlik liderleri bu konuda herhangi bir bilgi vermedi. Hamas Siyasi Bürosu üyesi Hussam Bedran, takas anlaşmasını medyadan uzak tutmayı tercih ettiklerini dile getirerek “Medya ve sızıntılardan uzak bir diyalog kurduğumuz takdirde daha iyi neticeler alınacaktır” dedi.
Diğer yandan İsrail Devlet Televizyonu’nun (KAN) haberine göre İsviçreli diplomat, anlaşmaya yönelik ilerlemedeki durgunluğu kırmak amacıyla İsrail ve Filistin tarafları arasında karşılıklı mesajlar iletti. Aynı zamanda son dönemde Hamas’ın üst düzey yetkilileriyle de bir araya geldi.

Dolaylı müzakereler
İsviçre Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “İki tarafla mevcut ilişkilerimiz ve politikamız, Filistin ile İsrail arasında karşılıklı mesajlar iletmemize izin veriyor” ifadelerine yer verildi. Ancak mesajların içeriği hakkında herhangi bir bilgi verilmedi.
Konuyla ilgili verilere göre Steininger, mahkum dosyasından sorumlu Musa Dudin de dahil olmak üzere Hamas Siyasi Bürosu üyeleriyle toplantı düzenledi. Dudin de arabulucu aracılığıyla İsrail ile dolaylı müzakereler yürüttüklerini açıkladı.

Hamas’ın İsrail askerlerini tuttuğu hücrelerin temsili görüntüleri. (Independent Arabia)
İsrail ile Filistinli mahkumlar arasında koronavirüs salgınının patlak vermesi sonrasında insani girişime gidildiğini belirten Dudin, anlaşmanın İsrail makamlarının yaşça büyükler, hastalar ve kadın mahkumlar gibi insani durumları hassas olan mahkumları serbest bırakmasını içerdiğini söyledi. Nitekim Hamas, bu askerlerin isimlerini daha önceden belirlemişti.

Hızlı aracı
Necah Ulusal Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Abdussettar Kasım, geniş bir müzakerelere deneyime sahip Steininger’in ülkesi İsviçre’nin hem Filistinli hem de İsraillilerle iyi bir ilişkisinin olduğunu söylüyor. Bunun da Steininger’i her iki taraf için de mükemmel bir arabulucu konumuna getirdiğine dikkat çekiyor.
Kasım, Hamas'ın Avrupa toplumuyla iyi ilişkiler kurmak ve Hamas’ın Avrupa Komisyonu nezdindeki imajını düzeltmek için İsviçreli arabulucuya olumlu yanıt vereceğini, Steininger’in de bu süreçte başarı elde edeceğini düşünüyor.
Çalışmalarına bakıldığında Steininger’in hızlı bir arabulucu olduğunun anlaşıldığını söyleyen Kasım, bu nedenle takas anlaşmasının yakında tamamlanacağı görüşünde. Nitekim Hamas da koronavirüs salgını sürecinde yapılacak olan anlaşmada hız bekliyor.

Almanya ve Mısır
Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in Ocak ayında Almanya’yı ziyaretinin ardından Almanya da mahkum takas anlaşmasının arabuluculuk kanadında yerini aldı. Zirâ arabuluculuk çabalarında aynı zamanda Alman istihbaratından üst düzey iki isim de mevcut.
Alman ve Mısır istihbaratları, 2011'de gerçekleşen ilk mahkum takas anlaşması olan Şalit Anlaşması’nda da arabulucuydu. Anlaşmada İsrail ordusu askeri Gilad Şalit’in serbest kalması karşılığında Filistinli bin 27 esir serbest bırakılmıştı.

Gazze ziyareti
Elde edilen bilgilere göre, arabulucu ekibi Gazze, İsrail ve Mısır arasında mekik dokudu. Bu, bir Alman gazetesinin İsviçreli diplomatın Alman istihbarat yetkilileri ve Mısırlı arabulucularla yürüttüğü çabaların, özellikle de Gazze ziyareti sonrasında ilerlediği bilgisinin yer aldığı haberinde de doğrulandı.
Hamas ile dolaylı müzakerelere girmeye onay veren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'ın elindeki dört İsraillinin -Hadar Goldin, Oron Şaul, Abraham Mengistu, Hişam es-Seyyid- serbest bırakılmasını istiyor.
Diğer yandan Hamas ise aralarında yaşça büyük ve hastaların, Yasama Meclisi üyelerinin, kadınların ve çocukların da olduğu 5 bin civarında Filistinli mahkumdan birçoğunun serbest bırakılmasını talep ediyor.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.