​Cezayir'de FLN için dönüm noktası toplantı

Cezayir’deki halk hareketi, Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni karıştırdı (Reuters)
Cezayir’deki halk hareketi, Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni karıştırdı (Reuters)
TT

​Cezayir'de FLN için dönüm noktası toplantı

Cezayir’deki halk hareketi, Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni karıştırdı (Reuters)
Cezayir’deki halk hareketi, Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni karıştırdı (Reuters)

İktidarda olan Cezayir rejiminin kurucu partisi Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) Merkezi Komite toplantısı düzenleyecek.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un, mensup olduğu FLN ile ilgili tavrı beklenirken durum, Gelenekçiler ve gençler arasındaki çatışma ve rekabet kapısını da aralamış oldu.
FLN, sokaklardaki halk hareketinin kamuoyu baskısı altında iç tartışmalar yaşıyor.
Parlamenter açıdan çoğunluğa sahip olan parti, 18 Mayıs günü İçişleri Bakanlığı’ndan izin aldıktan sonra başkentin batısındaki Konferans Sarayı’nda Merkezi Komite toplantısı yapacak.

Sıddıki; Hala görünürdeyiz
‘Mali yolsuzlukla’ ilgili adli bir soruşturma kapsamında Muhammed Cemii’nin tutuklanması sonrasında Ali Sıddıki, yaklaşık bir yıldır FLN’ye liderlik ediyor. Sıddıki döneminde parti, kamusal sahnede büyük bir rol üstlenemedi. Ancak Sıddıki’nin parti başındaki en önemli kararı, geçen Aralık ayında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İzzeddin Mihubi’yi Tebbun’un rakibi olarak desteklemek oldu.
FLN’nin ülkenin genel sahnesindeki nüfuzunu kaybettiğini reddeden Ali Sıddıki, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “FLN’nin son aylarda oynadığı rolü görmeyenler nankördür. Tüm ülkede yapısal ve sistematik faaliyetler gerçekleştirdik. Şahsen Merkezi Komite ve parti her düzeyde kapsamlı 12 bölgesel toplantıya başkanlık etti. Parlamento blokları ve konferans düzenleme komitesiyle birkaç defa görüştüm ve metinler hazırladık” ifadelerini kullandı.
Sıddıki, FLN ve Cumhurbaşkanıyla ilgili herhangi bir yoruma girmekten kaçınırken, “İç tartışmalar uyarınca hükümetin çalışma programı hakkında görüş bildirmiştik. Şu anda bütçe faturasını görüşmek için teklifler hazırlıyoruz” dedi.
Ali Sıddıki, “Merkezi Komite, 30 Mayıs’ı yeni bir genel sekreterin seçilmesi için ana tarih olarak belirledi. Seçim yöntemi, ister gizli oyla isterse de sandıklar aracılığıyla Merkezi Komite üyelerinin seçimleri uyarınca ortaya koyulacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Sıddıki, “Bir sonraki Merkezi Komite’nin toplanma tarihi, 5 yıllık mevcut komitenin görev süresinin sona erdiğine işaret ediyor. 11’inci konferansı yapmaya hazır olmadığımız göz önüne alındığında erteleme kararını almak için yasal bir çerçeveye ihtiyacımız var ve bu konuda karar verme statüsüne sahip tek kurum, en geç altı aylık ertelemeden sonra bir tarih belirleyebilen Merkezi Komite’dir. Bu nedenle FLN ve ülkenin yaşadığı koşullar göz önüne alındığında konferansın, Mayıs ayı sonunda yeni bir genel sekreterin seçim tarihiyle ertelenmesini istedik” açıklaması yaptı.

Kuşak çatışması
Merkezi Komite toplantısı için izin verilirken, gayri resmi olsa da adaylar, FLN içerisinde iyi bilinen ‘ilk saf’ liderlerinin isimlerini ortaya koydu. Durum, iktidar partiyi bir ‘propaganda aygıtı’ haline getirmiş geçmiş yılların senaryosunun tekrarlanmasından endişe eden birçok aktivist açısından da ‘şok edici’ oldu.
Yasamadan sorumlu siyasi büro üyesi ve anayasanın önerilerini hazırlamakla görevli Parti Komitesi Başkanı Mustafa Kahiliş, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “FLN, bir dönemden diğerine geçmek için kader meselesi olan bir tarihin karşısında duruyor. Parti, hiçbir durumda gerçek mücadelecileri ilgilendirmeyen uygulamalar nedeniyle hareketin sloganlarının merkezinde yer aldı” dedi. Kahiliş, Merkezi Komite üyeleri arasındaki baskın yaklaşım; halk hareketinin ruhuna ve sahnenin doğasına cevap veren yeni, genç, mücadeleci ve temiz yüzleri desteklemektedir. Eğer bunu gerçekleştirmezsek parti, ölümcül bir hata yapmış olur” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Mustafa Kahiliş, “Aşama, Kasım devriminin beyanı uyarınca cephenin ve siyasi söyleminin yenilenmesini, yani partinin aslına geri dönüşünü gerektiriyor. Örneğin Cemal Velid Abbas veya Muhammed Cemii, halk hareketi zirvedeyken seçildiğinde, partinin değerlerini kaybettik” değerlendirmesinde bulundu. Ancak partinin cumhurbaşkanlığı kurumuyla ilişkisine ve partinin ‘tam bağlılık’ ilişkisini sürdürme tercihine de değinen Kahiliş, “Durum, yenilenme niyetiyle ve eski hatalardan kaçınmayla ilgilidir. Otoritenin niyetinin açık olduğuna inanmıyorum. Genel sekreterlik pozisyonuna başvuran kişinin, yeni Cezayir çerçevesinde partiye ve Cezayir'e hizmet etme konusundaki görüşlerini ortaya koyması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Tebbun’un tavrındaki belirsizlik
Geçen yirmi yıl boyunca eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika, prosedür kurallarına ve genel sekreterin tavsiyesine göre FLN’nin onursal başkanıydı.
Bununla birlikte Tebbun’un yönetimde kaldığı beş aylık dönem, yeni yöneticinin FLN’ye ve diğer siyasi partilere bakış açısında bir ‘ılımlılık’ olduğunu gösteriyor. Diğer açıdan parti, Halk Ulusal Meclisi ve Ulusal Meclis’te koltukların çoğunluğuna sahip olmasına rağmen cumhurbaşkanlığı kurumundaki nüfuzunu kaybetti.
FLN’nin Konstantin vilayetindeki lideri olan Ali bin Rahvece, “Cumhurbaşkanı Tebbun’un, partisinin cumhurbaşkanlığı kurumuyla olan ilişkisi hususundaki düşüncesi, Buteflika’dan farklı. Tebbun’un, FLN’yi tercih ettiği analizine dayalı her türlü ilişkiden kaçındığını tasavvur ediyorum. Yeni Cezayir ile etkileşime giren yeni bir siyasi yönün çizimi parti üyelerine bırakılmıştır. Daha sonra cumhurbaşkanı FLN’nin yeni pozisyonunu belirleyebilir” dedi.
FLN, vilayet ve belediye meclislerinin çoğunluğunu elinde tutuyor ve üye sayısı bakımından en büyük parti olmaya devam ediyor. Bu çerçevede Bin Rahvece, bu durumun Cumhurbaşkanı Tebbun’un ‘siyasi partiler hususundaki net vizyonunu’ ifade etmesini geciktirdiğini söyleyerek, “Cumhurbaşkanı Tebbun’un, son cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki rakibi Mihubi’nin safında duranları affetmeyeceğini düşünüyorum. Ancak anayasayı değiştirip erken yasama seçimleri düzenlemedikçe cepheye veya bir başkasına yönelik bir projeye başlamayacak” açıklamasında bulundu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.