Yemen Cumhurbaşkanı Hadi'den Güney Geçiş Konseyi ve Husilere ortak çağrı

Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi (SABA)
Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi (SABA)
TT

Yemen Cumhurbaşkanı Hadi'den Güney Geçiş Konseyi ve Husilere ortak çağrı

Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi (SABA)
Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi (SABA)

Yemen’in kuzey ve güneyi arasındaki birliğin 30’uncu yıldönümü münasebetiyle çeşitli tebrik telgrafları yayınlanırken, Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi ise önemli açıklamalarda bulundu. Bazı siyasi partiler ise Cumhurbaşkanını destekleyen bildiriler yayınladı. Meşru hükümet ve Güney Geçiş Konseyi arasında kurtarılmış bazı alanlarda çatışmalar devam ederken, 22 Mayıs Cuma günü bazı caddelerde de trafik yoğunluğu yaşandı. Husiler ise Dünya Kudüs Günü olarak da bilinen Humeynici etkinliğe yoğunlaşırken, ülkede koronavirüs salgınının etkileri de sürüyor.
Mayıs 1990 öncesinde var olan bölünmüşlük halini yeniden canlandırmak isteyen bazı gruplar, güney vilayetlerde eylemlerini sürdürüyor. Bu çerçevede Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, ‘birlik halinin’ sömürüldüğüne dikkati çekti.
Kuzey ve güney Yemen arasında ortak paydanın bulunmadığı çağrılarının aksine resmi kaynaklara göre Cumhurbaşkanı Hadi, “Birlik ilanı, tarihte köklü bir gerçeğin somutlaşmış halidir. Ezelden beri kültür, kimlik, dil, tarih ve coğrafya açısından tek bir halkı ifade eder” dedi.
Yemen Cumhurbaşkanı, Yemen’in birleşik kalacağı taahhüdünde bulunurken, bu birliğin (ulusal diyalog konferansının, Husilerin meşruiyete karşı darbelerini onayladığı bölgesel sistem uyarınca) ‘federal Yemen’ adını verdiği yeni projesi kapsamında bulunduğunu ifade etti.
Geçmiş birlik yıllarında tanık olunan hatalara da değinen Hadi, birliğin bazı taraflarca sömürüldüğünü ve saldırıya uğradığını vurguladı.
Mansur Hadi, “Bazıları, bencillik, dışlanma, marjinalleşme, zenginlik ve gücün kötüye kullanılması yöntemlerine başvurarak bu durumdan özel kazançlar sağladı. Bazıları da şantaj yapmak ve sahte kahramanlıklar iddia etmek için birlik karşısında durdu. Bazı taraflar ise devlete el koyma, şehirlere saldırma ve kan dökme yoluyla ülkenin pratik olarak bölündüğünü ilan etmek için dar projeleri, hanedanlık fikirleri ve küçük projeleri karşısında bu birliği bir tehlike olarak gördü” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı, birliğin ‘temelde güç sağlaması gereken bir kavram olduğunu, toplumun sağlamlığını artırması, devletin refah, iyilik ve yardım yeteneğini güçlendirmesi gerektiğini’ belirtirken, çatışmaya, savaşa, sefalete ve yoksulluğa dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
Abdurabbu Mansur Hadi, ‘bencil çıkarlara, kaprislere ve yıkıcı projelere’ sahip olduklarını savunduğu bu unsurları, Ulusal Diyalog Konferansı’nın çıktılarının uygulanmasını engellemeye çalışmakla suçladı.
Cumhurbaşkanı Hadi, Yemen birliğine el uzatan herkesi hezimete uğratma taahhüdünde bulunurken, “İçeriden ya da dışarıdan yapılan çağrı ve girişimler olsun hiç kimsenin, ülkeyi bölmesine, kaosa, şiddete ve terör projelerine sürüklemesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı, “Ülkeyi onarmak, kuzeyde ve güneyde darbenin her türlü şeklini sona erdirmek, her türlü isyanı bastırmak için büyük çaba sarf ediyoruz. Devletin yeniden yapılandırılmasının önünde birçok zorluk ve engel var. Ancak ülkenin birliğini ve bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma, devlet ile kurumlarını yeniden canlandırma görevimizi yerine getirmeye kararlıyız” açıklamasında bulundu.
Meşru hükümetin barış çağrılarına ve insani girişimlere olan yaklaşımına da değinen Hadi, “Korona salgını geldi. Tüm dünya barış fırsatı arayışına yöneldi ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri, doğrudan uzlaşı sağladığımızı ilan ettiğimiz bir ateşkes girişimi ortaya koydu. Daha sonra Özel Temsilci ateşkes ilanında bulundu. Yollar ve havalimanları açıldı. Söz konusu taraflara büyük bir sorumluluk ve ciddiyetle yaklaştık. Meşruiyeti destekleyen koalisyon, tek taraflı ateşkes girişimini ilan etti. Biz de koalisyona destek verdiğimizi duyurduk” ifadelerini kullandı.
Husi milislerini barış çağrılarına ve ateşkes girişimlerine yanıt vermemekle suçlayan Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, grubun Nihm, Cevf, Marib, el-Beyda, ed-Dali ve Taiz’deki tüm cephelere saldırı düzenlediğini, Hudeyde’nin gelirleri hususunda Özel Temsilci himayesinde imzalanan geçici anlaşmaları ihlal ettiğini vurguladı.
Mansur Hadi, Husilerin, İran ve Lübnan Hizbullah’’na bağlı olduğuna dikkati çekerken, “Barışı reddediyor ve savaşta ısrar ediyor. Savaş, onlar için geri dönüşleri, özel faydaları ve getirileri olan bir yatırım projesi olarak sayılıyor” dedi.
Yemen Cumhurbaşkanı, güney vilayetlerdeki gelişmelere de değinirken, Güney Geçiş Konseyi’yle yaşanan ve Riyad Anlaşması’nın imzalanmasına yol açan tırmanışla mücadele etmek için çeşitli adımların atıldığını belirtti.
Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, Güney Geçiş Konseyi’ne çeşitli suçlamalar da yöneltirken, “Vatandaşların istikrara kavuşmasını ve bu geminin güvenli bir limana demir atmasını istemeyen taraflar var. Bu kimseler, Suudi Arabistan’daki kardeşlerin ve uluslararası toplumdaki dostlarının çabalarını takdir ederek insanların çabalarına değer vermek ve iradelerine saygı göstermek yerine, provokasyon yapma yoluna girdiler, isyan eylemlerini ve anlaşmayı reddeden faaliyetlerini sürdürdüler, devlet ve kurumlarını yağmalama, görevlerini yerine getirmelerini engelleme ve Riyad Anlaşması’nın uygulanmasını önleme girişimlerini tekrarladılar” dedi.
Abdurabbu Mansur Hadi, “Tüm Yemenliler, bu yıkıcı eylemleri reddediyor. Aynı şekilde bu adımlar, bölgesel olarak ve uluslararası toplum tarafından da reddediliyor. Ülkeyi bölmek, iktidarı gasp etmek, şiddet ve kaos döngüsünü yeniden canlandırmak kimseye fayda sağlamayacak” dedi.
 
Yemen Cumhurbaşkanı, Geçiş Konseyi’ne kan dökmeme çağrısı yaparak, Riyad Anlaşması’nın hala mevcut olduğunu, olası bir seçenek ve gerçek bir çıkış yolu olduğunu ifade etti.
Hadi, Güney Geçiş Konseyi’ne atıfla “İnatçılıktan vazgeçilmeli, gerçeklere ayak uydurulmalı, ilan edilen uygulamalardan geri adım atılmalı, devlet kurumlarına yönelik soygun durdurulmalı, Aden, Lahic ve ed-Dali’ye yönelik ihlaller sonlandırılmalı, keyfi tutuklamalar ve orduyu hedef alan eylemlere son verilmelidir” dedi.
Hadi, koronavirüs salgınıyla mücadele etmek için Husilerin kontrolü altındaki bölgeler de dahil, Yemen’deki tüm alanlarda ortak bir acil durum komitesi oluşturma hususunda uzlaşı sağlandığını açıkladı.
Hükümetin, önündeki tüm engelleri aşmaya, insanlara hizmet sağlamak ve felaketlerle mücadele etmek için her yolu denemeye devam ettiğini söyleyen Mansur Hadi, uluslararası toplumu, uzman kurumları ve bağışçı ülkeleri de halka, hükümetin insanları kurtarma planına yardım etmeye çağırdı.
Yemen Cumhurbaşkanı, halkın karşılaştıkları zorlukları aşma yeteneklerine de güvendiğini söylerken, meşruiyetin düşmanlarına karşı tehdidini de yineledi.
Cumhurbaşkanı Hadi, “Bölünmüşlüğü savunanları hezimete uğratacağız. Salgına karşı farkındalık, toplumsal uyum, merhamet, işbirliği, kardeşlik ve hoşgörü ile zafer kazanacağız. Tüm bunları devleti ve kurumlarını yeniden yapılandırarak ve darbecileri hezimete uğratarak sağlayacağız” dedi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.