Rejim-Mahluf gerginliği sonrası Rıfat Esed sahneye çıktı

Şam’da Rami Mahluf’un sahibi olduğu Syriatel şirketine ait bir reklam afişi (AFP)
Şam’da Rami Mahluf’un sahibi olduğu Syriatel şirketine ait bir reklam afişi (AFP)
TT

Rejim-Mahluf gerginliği sonrası Rıfat Esed sahneye çıktı

Şam’da Rami Mahluf’un sahibi olduğu Syriatel şirketine ait bir reklam afişi (AFP)
Şam’da Rami Mahluf’un sahibi olduğu Syriatel şirketine ait bir reklam afişi (AFP)

Şam rejimi lideri Beşşar Esed’in kuzeni Rami Mahluf’un Esed ile arasındaki çatışmanın arka planında Esed’in eşi Esma Esed’in rolüne işaret etmesinden bir gün sonra Esed’in amcasının oğlu Dureyd Esed, babası Rıfat Esed’in önümüzdeki dönemde siyasi sürece dahil olmak istediğini açıkladı.
Dureyd Esed, yaptığı bir açıklamada ailesinin Suriye’de olan bitenden uzak durduğunu vurgulayarak, “Rıfat Esed, Suriye'yi yeniden inşa etmeyi dört gözle bekliyor. Bu inşa süreci kapsamlı bir siyasi süreç aracılığıyla tüm ulusal siyasi güçlerin ülkenin geleceğine gerçekçi katkılarda bulunmalarını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Dureyd Esed, sosyal medya sitesi Facebook’taki resmi hesabından yaptığı açıklamada, “Rıfat Esed, siyasi otorite ile olan büyük siyasi anlaşmazlık ve birçok siyasi, ekonomik ve sosyal meseleyi ele alma biçimleri nedeniyle 36 yıldır Suriye'de olan biten her şeyden uzak durdu. Bugün hem kendisi, hem ailesi hem de çocukları, Suriye’de olan bitenlerden uzaktır!” dedi.
Dolaylı olarak Beşşar Esed ve kuzeni arasındaki anlaşmazlıkların ‘dar kapsamlı polemikler’ olduğunu ifade eden Dureyd Esed, babasının onlara ‘tüm dar kapsamlı polemiklerin üzerinde olduklarını söylediğini ve bunu yaparken yaralarının ve acılarının üstünde olduklarını tekrar tekrar vurguladığını’ söyledi.
1982'de Hama'daki korkunç katliamı komuta etmekle suçlanan 82 yaşındaki Rıfat Esed, 1984 yılında abisi Hafız Esed'i devirmeye çalıştığı gerekçesiyle ülkeden sürüldü. İki kardeş arasında uzlaşıya varılmasının ardından Hafız Esed, kardeşinin servetini almasına izin verdi ancak iktidardan uzak tuttu. Rıfat Esed sürgünde olduğu Fransa’da 90 milyon euro değerinde gayrimenkul satın aldıktan sonra kara para aklama suçlamasıyla geçtiğimiz yıldan bu yana yargılanıyor. Ayrıca, Suriye devletinden gayrimenkul satın almak için para almakla suçlanıyor.
Dureyd Esed, babasının mevcut tutumunu, Rami Mahluf’un Beşşar Esed ile çatışmasının arka planında Esma Esed’in ‘kocasını ailesinden uzaklaştıran ve kendi ailesine yaklaştıran ve onu herkesin önünde zayıflatan’ rolüne dikkat çeken açıklamasından bir gün sonra açıkladı. Ancak Dureyd Esed’in Facebook hesabından yaptığı açıklamaya gelen yorumlar Dureyd’i eleştirirken açıklamasından geri adım atmasına ve açıklamasının asla özel bir nedeni olmadığını, belirli bir kişi veya özel bir durum anlamına gelmediğini belirtmeye zorladı.
Öte yandan Syriatel telefon şirketiyle ilgili son gelişmeler bağlamında Şarku’l Avsat, iş insanı Rami Mahluf'un mal varlığına el konulması ve seyahat yasağı getirilmesinin ardından şirket çalışanlarının şirketin maaş ödeyebileceği nakit likiditesinin olmaması nedeniyle maaşlarının ancak yarısını alabildiklerini ve bununla birlikte birçok çalışanın işten ayrılmaya hazırlandığını öğrendi.
Rami Mahluf, Facebook hesabından Ramazan bayramı münasebetiyle yayınladığı mesajda, “Güvenlik bürokrasisini vatanına bağılı kişiler hakkında soruşturma yapmayı bırakıp dikkatlerini suç işleyen kişilere yönlendireceğini, gözaltındaki çalışanların da mübarek Ramazan bayramı vesilesiyle serbest bırakılacağını umuyoruz” dedi.
Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre basında yer alan haberlerde Mahluf’un şirketlerinde çalışan 50'den fazla yönetici ve çalışanın Suriye güvenlik güçleri tarafından tutuklandığı belirtildi. Mahluf ayrıca, Syriatel yönetiminden istifa eden erkek kardeşi İhab'ın kendisinden vazgeçmesinden ve Beşşar Esed'e olan bağlılığından da rahatsız. Mahluf açıklamasında, “Hak yolunda yürümek zordur, bu yüzden bu yolda az kişi yürür. Öyle ki, bir kişi başına adaletsizlik geleceğinden korktuğu için kardeşini bu yolda terk edebilir” ifadelerini kullandı.
Suriye Maliye Bakanlığı’nın geçtiğimiz Salı günü aldığı, Rami Mahluf'un mal varlığının karısı ve çocuklarının mal varlığından ayrı tutuma kararına rağmen Mahluf, Suriye ordusunun ve ona sadık güçlerin ölen ve yaralanan binlerce mensubunun ailelerine dağıtılmak üzere kendisine ait El-Bustan yardım kuruluşuna bir buçuk milyar Suriye lirası hibe etme kararı aldığını açıkladı.
Diğer yandan Suriye Başbakanı İmad Hamis geçtiğimiz günlerde Mahluf'un devlet kurumlarıyla sözleşme yapmasını engelleme kararı almıştı. Suriye hükümeti Mahluf'a ayrıca, seyahat engeli getirdi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.