Irak Meclisi Başbakan Kazımi’yi reformlar konusunda yalnız bırakıyor

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi Bağdat'ta Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti (AFP)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi Bağdat'ta Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti (AFP)
TT

Irak Meclisi Başbakan Kazımi’yi reformlar konusunda yalnız bırakıyor

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi Bağdat'ta Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti (AFP)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi Bağdat'ta Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti (AFP)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Başbakan Mustafa el-Kazimi'yi destekleyecek bir meclis yapısının bulunmamasının yarattığı paradoks, Kazimi’nin erken seçimlere gitme vaadinin yanı sıra mali kriz, güvenlik durum ve yeni tip koronavirüs salgını ile ilgili devam eden sorunlara ilişkin verdiği sözleri yerine getirmesini zorlaştırabilir.
Irak Meclisi’nin yeni seçim yasasını oylamasına rağmen Meclis Başkanlığı, yasayı şuana kadar onaylanmak üzere Cumhurbaşkanı'na göndermiş değil. Meclis Başkanlığı bunun nedenini, Federal Mahkemede devam eden kararsızlığın yanı sıra seçim bölgeleri, nüfus sayımları ve kadın vekil kotası konularındaki eksikliklere bağladı.
Erken seçimlerin yanı sıra Kazimi'nin karşılaşabileceği bir başka sorun, silahları sadece devletin yetkisinde sınırlandırma sorunu olabilir. Özellikle önemli bir siyasi desteğe ihtiyaç duyulan bu konunun, Meclis’teki ana blokların silahlı kolları olması nedeniyle uygulanması zor gibi görünüyor.

Erken seçimler konusunda bölünme
Başbakan Kazimi daha önce “Adil seçimlerin önünü açmak için her şeyden önce anayasaya uygun olarak devletin tüm alanlardaki egemenliğini teyit edilmeli ve ardından Irak topraklarının başkalarının savaş arenasına dönüşmesini önlemek için silahların sadece devletin, Silahlı Kuvvetler’in ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın yetkisinde sınırlandırılmalıdır” diyerek, erken seçimlere gitme sözü vermişti.
Bu arada sızan bilgiler, Başbakan’ın gerçekten de erken seçimlere gitmek konusunda ciddi olduğuna işaret ederken bunu yapmayı kolaylaştırmak ve erken seçimler için güvenli bir ortam sağlamak amacıyla siyasi güçlerle müzakerelere devam ediyor.
Konuyu yakından takip eden yetkililere göre siyasi güçler arasında bu konudaki bölünme hala devam ediyor. Başta Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu olmak üzere büyük siyasi bloklar, Kazimi'nin erken seçimlere gitme fikrinin destekliyorlar. Ancak buna karşın bazı taraflar ve özellikle bazı siyasi bloklar, seçim yasasıyla ilgili uzlaşı olgunlaşmadığından erken seçimler için uygun ortamın henüz oluşturulamamış olmasından çekiniyorlar.
Belki de Haşdi Şabi ve ona bağlı silahlı gruplarla bağlantılı busiyasi güçler, seçimlerin 2022'deki normal tarihlerine kadar ertelemeye çalışması, protesto hareketine karşı oldukları yönündeki suçlamalarla ve halkın çeşitli kesimlerinin Başbakan Adil Abdulmehdi döneminde bu güçlerin devleti yönetemedikleri ithamlarıyla ilgilidir.

Lojistik ve diğer seçim meseleleri
Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İrade Hareketi Milletvekili Hüseyin Arab, “Erken seçimlerin önünde lojistik ve bir takım bağlamlarla ilgili çeşitli engeller duruyor. Siyasi bloklar, Yüksek Seçim Komisyonu’nun seçim bölgeleri, yöneticileri ve koltuk dağılımı ile ilgili detayları belirlemesi için onu acele etmeye zorlayamaz. Bununla birlikte koronavirüs salgını ve ülkenin mali durumu da tüm bunlara ek bir engeldir” ifadelerini kullandı. Arab, erken seçimler hakkında ancak bu bağlamlar tarafından belirlenen çerçevede konuşulabileceğini belirtti.
Her koalisyonda erken seçimlerin yapılmasına istekli bloklarla ve buna isteksiz olan bloklar olduğunu söyleyen Arab, daha önceki seçimlerde az sayıda sandalye kazanan her koalisyonun, daha fazla sandalye kazanma umuduyla seçimlerin yapılmasını sabırsızlıkla beklediklerini, bununla birlikte büyük bloklardan oluşan koalisyonların koltuklarını kaybetmemek için yeniden örgütlenmemesini umduklarını söyledi.
Ancak İrade Hareketi Milletvekili, ‘hiçbir partinin lojistik konularla erken seçimleri erteleyemeyeceğinin’ altını çizdi.

İki bakış açısı
Irak Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şammari konuyla ilgili değerlendirmesinde Kazimi'nin ana görevinin, ülkeyi erken seçimlere hazırlamak ve bunun için uygun koşulları ve atmosferi yaratmak zorunda olduğunu söyledi. Kazimi’nin bu görevden vazgeçmeyeceğine inandığını belirten Şammari, “Siyasi bloklar seçim yasasının tamamlanması ve partiler kanununun değiştirilmesi konularının önüne bir takım engeller koyacaktır. Ancak son söz Iraklılarındır. Halk, bu engelleri oluşturmak isteyen siyasi güçlere karşı olacaktır. Siyasi güçler, koronavirüs salgınının patlak vermesiyle protesto hareketinin durmasının ardından derin bir nefes aldı. Ancak, halk ayaklanması ve oturma eylemlerinin geri dönme olasılığı konusundaki endişeleri devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Siyasi güçlerin erken seçimlerin yapılmasına ilişkin konumu ile ilgili iki bakış açısı olduğuna dikkati çeken Şammari, bunlardan ilkinin, Şii güçler arasındaki bazı grupların erken seçimlere gitmek isterken bazılarının gitmek istememesi sorunu olduğunu söyledi. Erken seçimlere gitmek istenmemesinin nedeninin Şammari, söz konusu siyasi güçlerin protestocuların yolsuzluk, ülkenin çöküşü ve kötü yönetimden ve mali krizden sorumlu tutulan önceki hükümette yer almalarından kaynaklı çeşitli suçlamaların bir sonucu olarak geleceklerinin ve siyasi nüfuzlarının etkilenmesiyle ilgili endişelerden kaynaklandığını ifade etti.
Şammari diğer bakış açısının ise söz konusu güçlerin Kazimi’nin ülkeyi yönetmede başarılı olması konusundaki endişeler olduğunu belirtti. Şammari’ye göre Kazimi’nin siyasi bir rakip olarak seçimlere girmesi, kayıplarının artırmasına neden olabilir.

Anayasal yöntemler
Konuyla ilgili Independent Arabia’ya konuşan hukuk uzmanı Ali et-Temimi, “Erken seçimler, ancak dördüncü yılını dolduran mevcut Meclis’in dağıtılmasıyla yapılabilir. Bu da ancak milletvekillerinin üçte birinin talebi ve milletvekili sayısının salt çoğunluğunun onaylanmasıyla ya da Başbakan'ın talebi ve Cumhurbaşkanı'nın onayı ile mümkün olabilir. İki durumdan birinin meydana gelmesi halinde Anayasa'nın 64’üncü maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, fesih tarihinden itibaren iki ay içinde genel seçim çağrısında bulunur” şeklinde konuştu.
Temimi,  “Geçici bir hükümet ve erken seçimler konusunda hiçbir anayasal belge yok. Kazimi, Anayasa’nın 76’ıncı maddesine göre hükümetini anayasal sürenin sonuna kadar sürdürebilir” dedi.

Silahların sadece devletin yetkisinde sınırlandırılması konusunda herhangi bir stratejinin olmaması
Silahların devletin yetkisinde sınırlandırılması konusunda, Kazimi’nin belki de bu bağlamda vaatlerini yerine getirmenin önündeki en önemli engellerden biridir. Bu engel, ülkenin bir güvenlik krizine girme ve silahlı gruplarla karşı karşıya kalma olasılığından kaynaklanan bir korkudur. Büyük Şii bloklar, bir Şiiler arasında yaşanan çatışmanın başlayabileceğine dair endişelerini ifade ederken, son protestolarda bu konuda yapılan uyarılar da artmıştı.
Bununla birlikte bu mesele,  Kazimi’nin arkasında siyasi destekçiler ve Meclis desteğinin bulunmaması, silahlı gruplara karşı sert bir tutum sergileme konusunda tereddüt etmesine ve siyasi güçlere karşı katı bir tutum sergilemesine yol açabilir.
Independent Arabia'ya konuşan Iraklı siyasi araştırmacı Hişam el-Mevzani, “Kazimi, Savunma ve İçişleri bakanlıklarına birer askeri isim seçme konusunda başarılı olsa da bu durum protestocuların göstericileri öldürmekle suçladığı İçişleri Bakanlığı'nda büyük değişiklikler yaratamayacaktır. Çünkü bu adım, bu konuda suçlanan siyasi güçlerle karşı karşıya gelmek olarak kabul edilebilir. Kazimi'nin silahların devletin yetkisinde sınırlandırılması sorununu çözme konusunda henüz net bir stratejisi yok. Bu konuda bölgede çatışan, fakat ateşkes isteyen güçlerin ciddiyetine güveniyor. Kazimi, kendisini akil bir istihbaratçı olarak gören Tahran ile uzun bir çatışma olmadan İran yanlısı Haşdi Şabi ve İran’ın diğer kollarını dağıtan adam olmasını uman Washington arasında çift taraflı bir baskının ortasında bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Kazimi’nin hala Meclis’teki etkili siyasi güçleri kazanmaktan ziyade halkı kazanmaya çalıştığına dikkati çeken Mevzani, ‘Kazimi'nin sorununun iyi niyetlerini bile pazarlayamaması’ olduğuna işaret ederek “Kazimi acil olduğu düşünülen siyasi hareketleri kazanma yeteneğine sahip değil” dedi.

Kazimi erken seçimleri istemiyor mu?
Kazimi'nin bu konudaki sözlerine rağmen ‘erken seçimleri istemediğine ve başbakanlık dönemini tamamlamaya çalıştığına’ inandığını söyleyen Mevzani,  bu yüzden Kazimi’nin halkın desteğini almak istediğini ve zayıf partilerden oluşan, bir tür devrimci meşruiyet elde etmek için protesto meydanlarına yakın olan bir siyasi akım yaratmaya çalıştığını öne sürdü.
Mevzani değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Kazimi erken seçimlere gitmek istese bile, genel olarak siyasi güçler ve özellikle Şii güçler, bunu yapmak istemiyor. Çünkü geleneksel siyasi güçlere kızgın olan sosyal sınıflar içindeki siyasi konumlarını yeniden kazanmaya çalışıyorlar. Halkın önceki seçimleri boykot etmesi, halk içindeki siyasi konumlarının açık bir göstergesiydi. Erken seçimler yapılsa bile, tüm yönleriyle siyasi güçlerin vizyonuna tabi olacaktır.”



Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Mısır barış gücü birlikleri, Somali’de görev almaya hazırlık sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un katılımıyla düzenlenen askerî tören, bu sürecin son adımı olarak değerlendirildi.

Mısır’ın Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılması, uzmanlara göre çeşitli zorluklar barındırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, başta radikal Eş-Şebab örgütünün olası tepkisi olmak üzere, Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’ın Somali’deki varlığına açık itirazlarda bulunan Etiyopya’nın tutumuna dikkat çekti.

Mısır ordusundan dün yapılan açıklamada, Somali Cumhurbaşkanı’nın Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’nin birliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme misyonu kapsamında görev alacak Mısır birliklerinin askerî geçit törenine katıldığı bildirildi. Açıklamada bunun, Mısır’ın uluslararası barışı koruma çabalarına ve Afrika kıtasında güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine verdiği öncü desteğin bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre göreve katılacak birlikler, kendilerine tevdi edilen görevleri farklı koşullar altında etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilecek düzeyde, üst seviyede profesyonel eğitimle tam hazırlık durumuna ulaştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, pazar günü Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Görüşmelerimizde Mısır’ın AUSSOM’a katılımını ele aldık. Mısır’ın, Afrika kıtasına yönelik taahhütleri çerçevesinde ve Somali’nin tüm bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığı doğrultusunda, birliklerini misyon kapsamında konuşlandırmayı sürdüreceğini teyit ettim.”

Mısır Yüksek Stratejik ve Askerî Araştırmalar Akademisi danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde ise Mısır’ın yaklaşan katılımının Somali’nin talebi ve AfB ile Birleşmiş Milletler’in (BM) onayıyla gerçekleştiğini belirtti. El-Umde, Mısır kuvvetlerinin kendilerine verilen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.

scdfrthyg
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni’ye göre, Mısır birliklerinin Somali’de görevlendirilmesine ilişkin veriler uzun süredir gündemdeydi ve bu adım ‘ani bir fikir’ olarak doğmadı. Kelni, bu seçeneğin ciddi şekilde tartışıldığını, ancak Kahire ile Mogadişu yönetimlerinin onayını beklediğini belirterek birliklerin yakında konuşlandırılmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu adım, İsrail’in 26 Aralık’ta Somaliland bölgesini ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ olarak tanıdığını açıklamasının ardından yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Bu dönemde Somali’de çatışmalar ve Eş-Şebab’ın saldırıları yaşandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Aralık 2024’te, ülkesinin AUSSOM’da görev alacağını duyurmuştu.

Mısır’ın katılımı ilan edildikten sonra bazı zorluklarla karşılaşıldı. 2025 Temmuz’unda Mısır Cumhurbaşkanlığı, barış gücünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve görevini etkin şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için uluslararası toplumdan ‘yeterli finansman’ sağlanması çağrısında bulundu.

Bu çağrı, 2025 Nisan ayında Uganda’da düzenlenen bir barış gücü toplantısında AfB Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’un, Somali’deki AfB misyonuna ‘190 milyon dolarlık finansman sağlanması’ gerektiğine vurgu yapmasının ardından geldi.

xscdfrgt
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

El-Umde’ye göre en önemli zorluk, birliğe verilen görevin niteliğinden kaynaklanıyor. Bu görevin, başta Eş-Şebab olmak üzere terör unsurları ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadeleyi kapsadığını belirten el-Umde, Etiyopya’dan Mısır güçlerine yönelik doğrudan bir meydan okuma beklemediğini ifade etti. El-Umde, “Mısır güçlü bir devlettir ve belirlenen prosedürler ile görev çerçevesine bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kelni ise Mısır güçlerinin Somali’ye ulaşma ihtimalinin, bölgedeki hassas güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Kelni, bu adımın başta Etiyopya olmak üzere bazı komşu ülkelerde kaygı yaratabileceğini; zira Kahire ile Addis Ababa arasında, başta Rönesans Barajı krizi olmak üzere, çözüme kavuşmamış dosyalar bulunduğunu hatırlattı.

Kelni, söz konusu gelişmenin Mısır’ın Eritre, Sudan ve Somali ile olan güvenlik düzenlemeleri ve çok katmanlı ilişkileriyle kesiştiğine işaret ederek, Etiyopya’nın bilgi sahibi olduğu ve bazı süreçlerin kolaylaştırılmasına katkı sunmuş olabileceği öne sürülen dolaylı İsrail rolleriyle ilgili iddiaların da gündemde olduğunu kaydetti.

Askerî ve siyasi hareketliliğin işaretleri net olmakla birlikte, Mısır güçlerinin Somali’ye konuşlandırılmasının etkisinin boyutunu değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirten Kelni, Afrika Boynuzu’ndaki bazı ülkelerin tepkilerinin farklı senaryolara açık olduğunu ifade etti. Kelni, özellikle Somali ordusunun eğitim ve silahlanma kapasitesinin artmasına yönelik açık kaygıların sürdüğüne dikkat çekti.


Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
TT

Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)

Gazze'deki silahlı Filistinli gruplar, Hamas ve İslami Cihat'ın saha komutanlarını ve üyelerini hedef alan İsrail'in suikast kampanyasının devam edeceği öngörüsüyle alarm durumuna geçti.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları, söz konusu grupların ‘işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar’ olarak tanımlanan kişilerin peşine düşülmesi de dahil bazı önlemlerin son günlerde ve haftalarda bir dizi suikastı engellediğini doğruladı.

Saha kaynakları, talimatların, yerin tespit edilmesinden kaçınmak için cep telefonu veya teknolojik cihaz taşımadan bir yerden başka bir yere güvenli bir şekilde hareket etmeyi içerdiğini belirttiler. Başka bir saha kaynağı, bazı önlemlerin Hamas güvenlik güçleri ile İzzettin el-Kassam Tugayları ve Saraya el-Kudüs’ün saha unsurları tarafından kontrol noktalarının kurulmasını içerdiğini ve bunun İsrail ile iletişim kuranların ve silahlı çetelerle çalışan unsurların hareketlerini azaltmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Kaynak, bunlardan birçoğunun yakalanıp sorgulandığını ve takip edilen kişiler hakkında bilgi elde edildiğini belirtti. Bu bilgiler daha sonra hedef kişilere iletilerek yerlerini değiştirmeleri sağlandı.


Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
TT

Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos dün yaptığı açıklamada, hükümetin önümüzdeki hafta, Litani Nehri'nin kuzeyine kadar uzanan devlet otoritesini ve silah kontrolünü genişletme planının ikinci aşamasını nasıl sürdüreceğine karar vereceğini açıkladı.

Marqus, Arap ülkelerinden bakanlar toplantısına katılmak için bulunduğu Kuveyt'te, kararın bu konudaki silahlı kuvvetlerin yetenek ve ihtiyaçlarını özetleyen Genelkurmay Başkanı’nın sunumuna dayalı olacağını da sözlerine ekledi.

Lübnan ordusu, geçtiğimiz ocak ayında Litani Nehri ile İsrail sınırı arasındaki bölgede operasyonel kontrolü ele geçirdiğini duyurdu. Bu ayın başlarında ise Bakanlar Kurulu, ordudan Lübnan'ın diğer bölgelerinde silahsızlandırma sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda bilgi vermesini istedi.

Marqus yaptığı açıklamada, “Litani Nehri'nin güneyindeki ilk aşamayı tamamladık ve önümüzdeki hafta hükümet, ordu komutanının bildirdiği ihtiyaçlar ve imkanlar ışığında ikinci aşama hakkında bir karar verecek... Bu açıklamayı dikkate alarak bu konuda bir karar vereceğiz” dedi.

ABD'nin arabuluculuğunda 2024 yılının kasım ayında Lübnan, İsrail ile İran destekli grup Hizbullah arasındaki savaşı sona erdiren ateşkes anlaşması uyarınca, tüm silahları devlet kontrolü altına almayı hedefliyor. Marqus, bugün Lübnan ordusu ile Hizbullah arasında bir çatışma olasılığını reddetti. Hedefin devlet otoritesini genişletmek ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayan Marqus, bu hedeflerin birlikte gerçekleştirilebildiği ölçüde ilerleyeceklerini belirtti.

İsrail, Hizbullah ile savaşın sona ermesinden bu yana Lübnan'da düzenli baskınlar düzenliyor. Lübnan güvenlik kaynakları, bu saldırılarda yaklaşık 400 kişinin öldüğünü açıkladı.

İsrail, Hizbullah'ı Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasını ihlal ederek yeniden silahlanmaya çalıştığıyla suçlarken Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurguluyor.