Irak Meclisi Başbakan Kazımi’yi reformlar konusunda yalnız bırakıyor

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi Bağdat'ta Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti (AFP)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi Bağdat'ta Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti (AFP)
TT

Irak Meclisi Başbakan Kazımi’yi reformlar konusunda yalnız bırakıyor

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi Bağdat'ta Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti (AFP)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi Bağdat'ta Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti (AFP)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Başbakan Mustafa el-Kazimi'yi destekleyecek bir meclis yapısının bulunmamasının yarattığı paradoks, Kazimi’nin erken seçimlere gitme vaadinin yanı sıra mali kriz, güvenlik durum ve yeni tip koronavirüs salgını ile ilgili devam eden sorunlara ilişkin verdiği sözleri yerine getirmesini zorlaştırabilir.
Irak Meclisi’nin yeni seçim yasasını oylamasına rağmen Meclis Başkanlığı, yasayı şuana kadar onaylanmak üzere Cumhurbaşkanı'na göndermiş değil. Meclis Başkanlığı bunun nedenini, Federal Mahkemede devam eden kararsızlığın yanı sıra seçim bölgeleri, nüfus sayımları ve kadın vekil kotası konularındaki eksikliklere bağladı.
Erken seçimlerin yanı sıra Kazimi'nin karşılaşabileceği bir başka sorun, silahları sadece devletin yetkisinde sınırlandırma sorunu olabilir. Özellikle önemli bir siyasi desteğe ihtiyaç duyulan bu konunun, Meclis’teki ana blokların silahlı kolları olması nedeniyle uygulanması zor gibi görünüyor.

Erken seçimler konusunda bölünme
Başbakan Kazimi daha önce “Adil seçimlerin önünü açmak için her şeyden önce anayasaya uygun olarak devletin tüm alanlardaki egemenliğini teyit edilmeli ve ardından Irak topraklarının başkalarının savaş arenasına dönüşmesini önlemek için silahların sadece devletin, Silahlı Kuvvetler’in ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın yetkisinde sınırlandırılmalıdır” diyerek, erken seçimlere gitme sözü vermişti.
Bu arada sızan bilgiler, Başbakan’ın gerçekten de erken seçimlere gitmek konusunda ciddi olduğuna işaret ederken bunu yapmayı kolaylaştırmak ve erken seçimler için güvenli bir ortam sağlamak amacıyla siyasi güçlerle müzakerelere devam ediyor.
Konuyu yakından takip eden yetkililere göre siyasi güçler arasında bu konudaki bölünme hala devam ediyor. Başta Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu olmak üzere büyük siyasi bloklar, Kazimi'nin erken seçimlere gitme fikrinin destekliyorlar. Ancak buna karşın bazı taraflar ve özellikle bazı siyasi bloklar, seçim yasasıyla ilgili uzlaşı olgunlaşmadığından erken seçimler için uygun ortamın henüz oluşturulamamış olmasından çekiniyorlar.
Belki de Haşdi Şabi ve ona bağlı silahlı gruplarla bağlantılı busiyasi güçler, seçimlerin 2022'deki normal tarihlerine kadar ertelemeye çalışması, protesto hareketine karşı oldukları yönündeki suçlamalarla ve halkın çeşitli kesimlerinin Başbakan Adil Abdulmehdi döneminde bu güçlerin devleti yönetemedikleri ithamlarıyla ilgilidir.

Lojistik ve diğer seçim meseleleri
Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İrade Hareketi Milletvekili Hüseyin Arab, “Erken seçimlerin önünde lojistik ve bir takım bağlamlarla ilgili çeşitli engeller duruyor. Siyasi bloklar, Yüksek Seçim Komisyonu’nun seçim bölgeleri, yöneticileri ve koltuk dağılımı ile ilgili detayları belirlemesi için onu acele etmeye zorlayamaz. Bununla birlikte koronavirüs salgını ve ülkenin mali durumu da tüm bunlara ek bir engeldir” ifadelerini kullandı. Arab, erken seçimler hakkında ancak bu bağlamlar tarafından belirlenen çerçevede konuşulabileceğini belirtti.
Her koalisyonda erken seçimlerin yapılmasına istekli bloklarla ve buna isteksiz olan bloklar olduğunu söyleyen Arab, daha önceki seçimlerde az sayıda sandalye kazanan her koalisyonun, daha fazla sandalye kazanma umuduyla seçimlerin yapılmasını sabırsızlıkla beklediklerini, bununla birlikte büyük bloklardan oluşan koalisyonların koltuklarını kaybetmemek için yeniden örgütlenmemesini umduklarını söyledi.
Ancak İrade Hareketi Milletvekili, ‘hiçbir partinin lojistik konularla erken seçimleri erteleyemeyeceğinin’ altını çizdi.

İki bakış açısı
Irak Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şammari konuyla ilgili değerlendirmesinde Kazimi'nin ana görevinin, ülkeyi erken seçimlere hazırlamak ve bunun için uygun koşulları ve atmosferi yaratmak zorunda olduğunu söyledi. Kazimi’nin bu görevden vazgeçmeyeceğine inandığını belirten Şammari, “Siyasi bloklar seçim yasasının tamamlanması ve partiler kanununun değiştirilmesi konularının önüne bir takım engeller koyacaktır. Ancak son söz Iraklılarındır. Halk, bu engelleri oluşturmak isteyen siyasi güçlere karşı olacaktır. Siyasi güçler, koronavirüs salgınının patlak vermesiyle protesto hareketinin durmasının ardından derin bir nefes aldı. Ancak, halk ayaklanması ve oturma eylemlerinin geri dönme olasılığı konusundaki endişeleri devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Siyasi güçlerin erken seçimlerin yapılmasına ilişkin konumu ile ilgili iki bakış açısı olduğuna dikkati çeken Şammari, bunlardan ilkinin, Şii güçler arasındaki bazı grupların erken seçimlere gitmek isterken bazılarının gitmek istememesi sorunu olduğunu söyledi. Erken seçimlere gitmek istenmemesinin nedeninin Şammari, söz konusu siyasi güçlerin protestocuların yolsuzluk, ülkenin çöküşü ve kötü yönetimden ve mali krizden sorumlu tutulan önceki hükümette yer almalarından kaynaklı çeşitli suçlamaların bir sonucu olarak geleceklerinin ve siyasi nüfuzlarının etkilenmesiyle ilgili endişelerden kaynaklandığını ifade etti.
Şammari diğer bakış açısının ise söz konusu güçlerin Kazimi’nin ülkeyi yönetmede başarılı olması konusundaki endişeler olduğunu belirtti. Şammari’ye göre Kazimi’nin siyasi bir rakip olarak seçimlere girmesi, kayıplarının artırmasına neden olabilir.

Anayasal yöntemler
Konuyla ilgili Independent Arabia’ya konuşan hukuk uzmanı Ali et-Temimi, “Erken seçimler, ancak dördüncü yılını dolduran mevcut Meclis’in dağıtılmasıyla yapılabilir. Bu da ancak milletvekillerinin üçte birinin talebi ve milletvekili sayısının salt çoğunluğunun onaylanmasıyla ya da Başbakan'ın talebi ve Cumhurbaşkanı'nın onayı ile mümkün olabilir. İki durumdan birinin meydana gelmesi halinde Anayasa'nın 64’üncü maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, fesih tarihinden itibaren iki ay içinde genel seçim çağrısında bulunur” şeklinde konuştu.
Temimi,  “Geçici bir hükümet ve erken seçimler konusunda hiçbir anayasal belge yok. Kazimi, Anayasa’nın 76’ıncı maddesine göre hükümetini anayasal sürenin sonuna kadar sürdürebilir” dedi.

Silahların sadece devletin yetkisinde sınırlandırılması konusunda herhangi bir stratejinin olmaması
Silahların devletin yetkisinde sınırlandırılması konusunda, Kazimi’nin belki de bu bağlamda vaatlerini yerine getirmenin önündeki en önemli engellerden biridir. Bu engel, ülkenin bir güvenlik krizine girme ve silahlı gruplarla karşı karşıya kalma olasılığından kaynaklanan bir korkudur. Büyük Şii bloklar, bir Şiiler arasında yaşanan çatışmanın başlayabileceğine dair endişelerini ifade ederken, son protestolarda bu konuda yapılan uyarılar da artmıştı.
Bununla birlikte bu mesele,  Kazimi’nin arkasında siyasi destekçiler ve Meclis desteğinin bulunmaması, silahlı gruplara karşı sert bir tutum sergileme konusunda tereddüt etmesine ve siyasi güçlere karşı katı bir tutum sergilemesine yol açabilir.
Independent Arabia'ya konuşan Iraklı siyasi araştırmacı Hişam el-Mevzani, “Kazimi, Savunma ve İçişleri bakanlıklarına birer askeri isim seçme konusunda başarılı olsa da bu durum protestocuların göstericileri öldürmekle suçladığı İçişleri Bakanlığı'nda büyük değişiklikler yaratamayacaktır. Çünkü bu adım, bu konuda suçlanan siyasi güçlerle karşı karşıya gelmek olarak kabul edilebilir. Kazimi'nin silahların devletin yetkisinde sınırlandırılması sorununu çözme konusunda henüz net bir stratejisi yok. Bu konuda bölgede çatışan, fakat ateşkes isteyen güçlerin ciddiyetine güveniyor. Kazimi, kendisini akil bir istihbaratçı olarak gören Tahran ile uzun bir çatışma olmadan İran yanlısı Haşdi Şabi ve İran’ın diğer kollarını dağıtan adam olmasını uman Washington arasında çift taraflı bir baskının ortasında bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Kazimi’nin hala Meclis’teki etkili siyasi güçleri kazanmaktan ziyade halkı kazanmaya çalıştığına dikkati çeken Mevzani, ‘Kazimi'nin sorununun iyi niyetlerini bile pazarlayamaması’ olduğuna işaret ederek “Kazimi acil olduğu düşünülen siyasi hareketleri kazanma yeteneğine sahip değil” dedi.

Kazimi erken seçimleri istemiyor mu?
Kazimi'nin bu konudaki sözlerine rağmen ‘erken seçimleri istemediğine ve başbakanlık dönemini tamamlamaya çalıştığına’ inandığını söyleyen Mevzani,  bu yüzden Kazimi’nin halkın desteğini almak istediğini ve zayıf partilerden oluşan, bir tür devrimci meşruiyet elde etmek için protesto meydanlarına yakın olan bir siyasi akım yaratmaya çalıştığını öne sürdü.
Mevzani değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Kazimi erken seçimlere gitmek istese bile, genel olarak siyasi güçler ve özellikle Şii güçler, bunu yapmak istemiyor. Çünkü geleneksel siyasi güçlere kızgın olan sosyal sınıflar içindeki siyasi konumlarını yeniden kazanmaya çalışıyorlar. Halkın önceki seçimleri boykot etmesi, halk içindeki siyasi konumlarının açık bir göstergesiydi. Erken seçimler yapılsa bile, tüm yönleriyle siyasi güçlerin vizyonuna tabi olacaktır.”



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.