Sudan: Beşir’in partisi siyasi çıkmazda

Sudan'daki İslami hareket, geniş bir tabana sahip partinin siyasetten uzaklaştırılmasının adil olmadığını düşünüyor (AP)
Sudan'daki İslami hareket, geniş bir tabana sahip partinin siyasetten uzaklaştırılmasının adil olmadığını düşünüyor (AP)
TT

Sudan: Beşir’in partisi siyasi çıkmazda

Sudan'daki İslami hareket, geniş bir tabana sahip partinin siyasetten uzaklaştırılmasının adil olmadığını düşünüyor (AP)
Sudan'daki İslami hareket, geniş bir tabana sahip partinin siyasetten uzaklaştırılmasının adil olmadığını düşünüyor (AP)

Muhammed İsmail Ali
Sudan’da eski rejimin tasfiyesi ve yolsuzlukla mücadele için kurulan komite tarafından alınan kararlar, halk devrimi öncesinde ülkeyi 30 yıl boyunca yöneten eskiden Ömer el-Beşir’in liderliğini yaptığı İslami Hareket Partisi’ni yakın zamanda çıkması oldukça zor olan bir çıkmaza sürükledi. Bu kararlar genel olarak örgütün liderlerinin mali yolsuzluklarının açığa çıkarılmasına ve örgütün fonlarına, gayrimenkullerine ve milyarlarca dolar değerindeki arazilerine el konulmasına odaklanıyor.
Sudan'daki “İslami Hareket” liderliği, komitenin kararlarını sert bir şekilde kınadı ve bunun yasal herhangi bir dayanak olmaksızın bütünüyle siyasi bir girişim olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre gazeteye konuşan hareketin liderlerinden Ömer Osman şunları söyledi:
“Her iktidar döneminde olumlu gelişmelerin yanı sıra olumsuz durumlar yaşanır. İslami Hareket Partisi iktidarı elinde bulundurduğu dönemde yaşanan istenmeyen yanlışlardan ve hatalardan muaf değildir. Fakat aynı zamanda çeşitli alanlarda başarılar da elde etti. Ülkede geniş bir tabana sahip partinin siyasi çalışmadan uzaklaştırılması adil değildir. İslami Hareket’in ve liderlerinin yolsuzlukla herhangi ilişkisi yoktur. Bütün bunlar hareketi politik olarak devre dışı bırakmak için atılan iftiralardan ibarettir. Sudan halkının bilinçli olduğunu ve bu tür oyunlara kanmayacağını biliyoruz. İslami Hareket’in ülke içerisinde ciddi bir ağırlığı var ve herhangi bir komite ya da güç hareketin uluslararası hukuk kapsamındaki haklarını elinden alamaz.”

Devrim talepleri
Diğer taraftan Komite Başkanı Salah Mana Independent Arabia’ya verdiği demeçte, İslam Hareket’in 30 yıllık iktidar döneminde yasa dışı şirketler aracılığıyla muafiyetler, gayrimenkuller ve ticari işlemler de dahil olmak üzere bir dizi alanda tam teşekküllü suçlar işleyerek ülke fonlarını yağmaladığını ifade etti. Devletin organlarının ve kaynaklarının haksız bir şekilde kontrol edildiğini belirten Salah sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu an Sudan halkı, milyarlarca lira değerinde olduğu tahmin edilen gayrimenkullerin ve taşınır malların komite tarafından geri alındığını biliyor. Bu, İslami Hareket olarak nitelendirilen partinin herhangi bir ilkeye uymaksızın yaptığı yolsuzluğun ne dereceye vardığını gösteriyor. Komitenin amacı, tek partili devleti tasfiye etmek ve vatanı yeniden inşa etmektir. Ayrıca komite, yasal prosedürlere uyulduğu sürece kişisel hesapların tasfiyesi ilkesinden hareket etmiyor. Bütün yapılanlar aynı zamanda devrimin talepleri içinde yer alıyor.”

Yasal ihlaller
Komitenin ‘yardım kuruluşu ve gönüllü çalışma’ adı altında faaliyet gösteren, fakat ticari işlemler yapan ve ülkedeki diğer şirketlerle rekabete giren şirketlere sahip olmakla yasaları ihlal eden organizasyonlar bulunduğunu tespit ettiğini belirten Mana şöyle devam etti:
“Maalesef bu fonlarla Müslüman Kardeşler'in Sudan ve diğer ülkelerdeki faaliyetleri finanse ediliyordu. Tanzanya, Çad, Kamerun ve Senegal dahil 12 Afrika ülkesinde bu örgütün şubelerinin bulunduğunu ve bu şubeler aracılığıyla ticari ve gayrimenkul yatırımlarını yönettiklerini tespit ettik. İslami Hareket Partisi hiçbir şekilde bu kararlara karşı koyamaz. Sudan halkı devrimi ve yolsuzluk karşısındaki hedeflerini korumak için birlik oldu. Komisyon, bu örgütün tüm fon kaynaklarını kurutarak terörizmle ilgili yolsuzluğa darbe vurma görevine devam ediyor.”

İdari prosedürler
Sudan Adalet Bakanı Nasreddin Abdülbari, şahsi mülkiyet olduğu gerekçesiyle ‘eski rejimin liderlerinin fonlarına el konulmasını’ eleştiren hukukçulara cevaben Twitter hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımda şunları söyledi:
“Bu fonlar şahsi değildi. Halka ait olan parayı geri alıyoruz ve hiç kimsenin mülküne el koymuyoruz. Bunu, eski rejimin tasfiyesine ilişkin çıkarılan kanunun bazı hükümlerini oluştururken dikkate aldığımız Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’ne dayanarak yapıyoruz. Eski hükümetin liderleri de idari prosedürlerle kamu fonlarına el koydular. Aynı idari prosedürlerle halk bugün hakkı olan parayı geri alıyor.”

Siyasi tecrit
Eski rejimin tasfiyesi ve yolsuzlukla mücadele için kurulan komite halk devrimi öncesinde ülkeyi 30 yıl boyunca yöneten İslami Hareket’in oluşturduğu siyasi yapıyı ve güç ilişkileri ağını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Yasa, Ömer el-Beşir döneminde iktidarda olan Ulusal Kongre Partisi'nin feshedilmesini ve partinin Sudan'daki siyasi örgütler ve organizasyonlar arasından çıkarılmasını öngörüyor.
Aynı zamanda yasada, eski rejimin sembol isimlerinin ve unsurlarının en az on yıl süreyle siyasi olarak herhangi bir faaliyette bulunmamaları, partinin mallarına el konulması ve parti üyelerinin yasa dışı bir şekilde el koymuş oldukları fonların ve mülklerin geri alınması öngörülüyor.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, eski rejimin tasfiyesi doğrultusunda oluşturulan komitenin hiçbir şekilde intikam amacı gütmediğini belirttiği açıklamasında, komitenin amacının Sudan halkının onurunu korumak olduğunu vurgulamıştı. Ayrıca halkın yağmalanan servetinin komite aracılığıyla geri alınması için böyle bir adımın atıldığına dikkat çekerek, bu kararın Egemenlik Konseyi’ndeki ortaklarla yapılan bir toplantıda alındığını ifade etmişti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.