Emre Belözoğlu: Hedefimiz kupayı kazanmak

Emre Belözoğlu: Hedefimiz kupayı kazanmak
TT

Emre Belözoğlu: Hedefimiz kupayı kazanmak

Emre Belözoğlu: Hedefimiz kupayı kazanmak

Fenerbahçe Kaptanı Emre Belözoğlu, kulübün yayın organına konuştu. Hedeflerinin Türkiye Kupası'nı kazanarak sezonu kupayla kapatmak olduğunu söyleyen tecrübeli oyuncu, Marco Aurelio'nun teknik ekipte göreve başlamasının da çok doğru bir tercih olduğunu ifade etti.
Korona virüs nedeniyle alınan tedbirler kapsamında hazırlıklarını Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde sürdüren Fenerbahçe'de Kaptan Emre Belözoğlu, kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu.
Salgın ve çalışmaları değerlendirerek sözlerine başlayan Emre Belözoğlu, "Tüm dünya için, ülkemiz için, hepimiz için çok alışık olmadığımız, çok da insana nasip olmayacak tarihte bazı örnekleri olsa da bizim de yaşayacağımız varmış diyebileceğimiz bir süreç. Kolay bir süreç değil. Hem dünyamız için hem ülkemiz için hem de tüm meslek sahibi insanlar için olduğu gibi sporcular adına da zorlu bir süreç. Pandemi, Türkiye'de hissedilmeye başladıktan sonra federasyonumuzun ligleri iptal kararıyla beraber büyük bir belirsizlik vardı. Daha yeni yeni sezonun başlanıp başlanmayacağı konuşulurken hem toplumumuza örnek olmak adına hem de camiamızı doğru temsil etmek adına evde kalmamız yönünde telkinler verdiğimiz dönemde biz de oyuncu grubu olarak genelde bu süreci evimizde geçirdik. Evimizde geçirirken de kulübümüzün, hocalarımızın bize vermiş olduğu program dahilinde geçirmeye çalıştık. Bu süreç içinde evdeki çalışmalarımızda bize ciddi bir destek sağlayan firmalar oldu. Evimizde yaptığımız çalışmalar bitti ve biter bitmez de hemen bireysel çalışmalarımız sahada başladı. Fatih hocamızın bize vermiş olduğu programlar dahilinde sosyal mesafemizi koruyarak antrenmanlarımız devam etti. Önce bireysel daha sonra 2'şerli, 3'erli gruplar daha sonra 6'şarlı, 7'şerli gruplar ve 2 gündür burada takım halinde çalışmalarımıza başladık. Çok zorlu bir süreçti. Herkesin işinin ikinci planda olması gerektiğini hepimize yaşatan, sağlığın ve ailemizin her şeyden daha önemli olduğunu yaşamamıza vesile olan bir süreçti. Bu süreç inşallah bir an önce biter. Hayatın da devam etmesi gereken bir dönemi var önümüzde. Biz futbolcular bu anlamda baktığınızda en yakın temasın olduğu işi yapıyoruz" dedi.

"Herkes futbolu özledi"
TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Merkezi'nde gerçekleştirilen kampla ilgili de konuşan Emre, "Sağlık Bakanlığımızın, devletimizin, federasyonumuzun bu anlamda önceliğinin sporcu, insan sağlığı olduğunu önemsediklerini düşünerek onların vermiş olduğu kurallar dairesinde idmanımızı, kamptaki hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Herkes futbolu özlemiş. Bir şeyler yapmaya, motive olmaya çalışıyor. Kamp süremiz 5-6 gündü. Hocalarımızla görüşeceğiz bunu 7-8 güne çekmeye çalışacağız. Bu anlamda federasyonumuza teşekkür etmemiz gerekiyor. Tesisimizdeki birkaç çalışmadan dolayı bir etabımızı burada devam ettirmeyi düşünüyorduk, belki o süre biraz uzayacak. Federasyonumuz burada bize çok güzel misavirperverlik yaptı. Onlara da teşekkür ediyorum. Sağlık Kurulu'nun vermiş olduğu izolasyon kuralları sporculara ve takımlara uygulanan her türlü kural burada da uygulanıyor. Tesis çalışanlarına her hafta rutin testler yapılıyor. Sporculara, kulüp çalışanlarına zaten yapılıyordu ama kamp alanında bizle beraber kim varsa testler yapılıyor. Bizi dinleyen herkesin cümlelerimi anlayacağını düşünüyorum. Futbol bizim hayatımızın merkezi, Fenerbahçe gönlümüzdeki en büyük takım. Böylesine büyük bir pandemiyle karşılaştığımız bir süreç de olmadı, kimsenin tecrübesi de yok. Önceliğimiz sağlıktı. Futbol ikinci planda kaldı ama yine de olabildiğince, evdeki çalışmalarımıza başladığımız andan itibaren yine işimize, kulübümüze konsantre olmaya devam ettik. Gerçekçi olmak gerekiyor ki herkesin önceliği, her insanın olması gerektiği gibi kendi sağlığımız ve ailemizin sağlığı üzerinden gitti. Hem kulübümüzün almış olduğu önlemlerle beraber vaka sayısının da olmaması, tesis çalışanlarının birkaçında oldu daha sonra çok şükür onların testleri negatif geldi. Sezonun ilk yapılan testinde bir oyuncumuzda pozitif bir vaka vardı sonra o da negatif oldu. Pandemi sürecinde yapılabilecek ne varsa kulübümüz bu anlamda bütün adımları attı. Burada Sağlık Bakanlığı'nın da hakkını vermemiz gerekiyor. Çok doğru adımlar attılar, bizi çok doğru yönlendirdiler. Hem bireysel olarak hem de kulübümüz adına teşekkür ediyorum. İl Sağlık Müdürlüğü bu anlamda bize çok ciddi bir destek verdi, onlara da teşekkür etmek lazım. Herkes elinden gelenin en iyisini yaptı" ifadelerini kullandı.

"Ciddi bir çalışma yapmamız gerekiyor"
Evde geçirilen sürecin herkes için zor olduğunu söyleyen Emre Belözoğlu, "Belki insanlar pandemi süreci biraz rahatladığında, gevşediğinde hemen bizim sahaya çıkıp rahat rahat maç yapabileceğimizi düşünüyor ama bizim tatillerimiz bile sezon sonunda. 3-4 hafta tatil yapıyoruz. Bu ilk defa 6-7 haftalara çıktı. Sporcu için de sahaya dönme kolay organizasyon değildir. Ciddi bir çalışma gerekir, ciddi bir yapılanma gerektirir. Biraz önümüzde kısa saha çalışmaları olacak gibi gözüküyor. Bunun sıkıntılarını inşallah kimse yaşamaz. Sahaya dönmek, maçlara dönmek kolay olmayacak. Herkes bilsin ki elimizden geldiğince sahaya dönmek adına maksimumuzu yapmaya çalışıyoruz. Ciddi bir planlama vardı. Hocalarımız sabah 9'dan akşam 6'ya kadar tesiste kalıp grupları çalıştırdılar. Oyuncular bu anlamda özveri gösterdiler. Psikolojik ve fiziksel anlamda takımı hazır tutmak adına herkes kulübümüzde elinden geleni fazlasıyla yaptı. Gerçekçi olmak lazım. Tabii ki bu bir sezon başı planlaması gibi olmayacaktır. Tüm sporcuların da benim gibi düşündüğünü hissediyorum. Bu ciddi psikolojik de bir süreç. Herkes olayın fiziksel boyutuna bakıyor ama bu işin psikolojik gerçekleri de var. Sosyal yaşantı devam edecek, takımlar seyahat edecekler, deplasman süreci olacak, statlarda çalışanlar olacak. Yani ciddi bir izolasyon isteyen bu olayın bir de oyuncuları ilgilendiren psikolojik boyutu var. Çocukluğumuzdan beri hayalini kurduğumuz meslek bu. Sahaya çıkınca her şey unutulur. Sahaya çıkınca çocuklar gibi şen olursunuz. Sahaya çıkınca bir problem olacağını düşünmüyorum. Her oyuncu için bu böyledir. Sadece maçımız bitince, gerçeklerle baş başa kalınca bunun sıkıntısını psikolojik olarak yaşayacaktır oyuncu. Bu da normaldir. Futbolu yönetenlerden de sporcuların bazen yapmış olduğu açıklamaları yanlış anlamamalarını rica edeyim ligdeki en tecrübeli oyunculardan biri olarak. Herkesin sağlığını düşünerek bazı ifadelerde bulunması normaldir. Birçok oyuncunun ailesinin en yakın bireylerini kaybettiği anlarda dahi ertesi gün maça çıkmışlığı vardır. Pandemi bundan daha önemli değildir. İşin tabii bir sosyal boyutu da var. Onu da es geçemeyiz. Biz zorlanıyormuş gibi hissetmiyoruz, biz işimizi yapmak istiyoruz. Sadece doğru zamanda doğru alanda olduğunda herkes bunun için, futbol oynamak için heveslidir. Kolay bir süreç olmayacak. Ülkemizin birer vatandaşı olarak gerek devletimizin gerek Sağlık Bakanlığımızın vermiş olduğu her kararın arkasında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum. Bu anlamda hayatın devam etmesi adına birçok kısıtlamalar olduğunda çalışan insanlar da var. Onları da es geçmemek gerekiyor. Biz de o insanlardan kendimizi farklı görmüyoruz. Hayatın devam etmesi gerekiyorsa sporcular da bunu böyle hissetmeli diye düşünüyorum bireysel olarak. Doğru alan, doğru zaman oluşturulduğunda kulüpler ve oyuncular için çok daha olumlu bir süreç olacaktır. Mesela Mevlüt arkadaşımızın eşi küçük bir rahatsızlık geçirdi. Normalde kendisi kampta bizimle beraberdi ama hastaneye gidip 1 gün hastanede kalması gerektiği için kendisini burada değil Samandıra'da ağırlıyoruz. Samandıra'da bir hocamız onunla birebir çalışmalara devam ediyor. Eşine de geçmiş olsun diyorum. Bu konulara hassasiyet gösteriyoruz. Birçok takım bu hassasiyeti gösteriyordur. Böyle bir süreç normalde hiçbir takımda olmaz. Eşi hastalandığı için hastaneye gittiğinden dolayı hiçbir oyuncu takımdan ayrı antrenman yapmaz. Süreç bunu gerektirdiği için örneklemek istedim" diye konuştu.

"Evde iyi çalıştık ama sahada olmak başka"
Antrenman temposuyla ilgili de konuşan tecrübeli oyuncu, "Herkes sosyal medyada evdeki çalışmalarını paylaşıyor, sporculardan bağımsız insanlar da kendi hareketlerini paylaşıyorlar, eşim de takip ettiği için biliyorum. Evde çok iyi çalıştık ama onun karşılığı sahada olmuyormuş bunu hep beraber gördük. Sahada olmak çok başka. Profesyonel bir sporcunun mesleğini icra ettiği yerde çalışması çok başka. Sahaya çıkalı 2 haftayı buldu, gerçekten zorlanıyoruz. Takımla çalışmaya başlayınca biraz daha farklı zorlanıyoruz. Sağlık Kurulu bu işin evrelerini belirlediği için üçüncü evreye geçildiği andan itibaren şu an oyuncular fiziksel anlamda sezon başı kampında en zorlandığı süreci yaşıyor gibi. Herkesin her yerinde ağrılar var. Ciddi bir zorlanma süreci. Fatih hocamız da sağ olsun ciddi ağır idmanlar yaptırıyor. Herkes keyifli, herkes mutlu. Herkes işine konsantre. Sezonun kalanının sosyal yaşamdan farklı olacağını düşünmüyorum. Kontrollü bir yaşama, tedbirli bir yaşama gitmemiz gerekiyor. Saha içinde olabildiğince federasyonumuzun, Sağlık Kurulu'nun vermiş olduğu kurallar dairesinde elimizden geleni yapacağız. Zor bir süreç, alışık olmadığımız bir süreç. Geçen gün Almanya'da futbolcuya tükürdü diye hakem uyarıyor. Yazın sıcağında koşarken ister istemez bu hadiseler olacak, temaslar olacak. Sporun saha içinde kontrol edilebilir gerçeği yok ama olabildiğince kontrol edilebilir gerçeği var. İzleyenlerin de oynayanların da bunu kabul etmesi gerekiyor. Kendi adımıza söyleyebileceğimiz saha içinde ya da antrenmanda pandemi sıkıntısını yaşamayacağız sadece sosyal yaşamda herkes kadar biz de sıkıntısını yaşayabiliriz. Kontrollü, tedbirli olmak zorundayız" açıklamasını yaptı.

"Aurelio kararı çok isabetli"
Sarı-lacivertli ekibin eski oyuncularından Aurelio'nun teknik ekipte görev almasıyla ilgili de konuşan Emre, "Marco, formamız altında sayısız kupa kazanmış bir futbolcu. Benim de bireysel olarak tanıdığım ve çok sevdiğim bir karakter. Marco, Türkiye futbol tarihinde başka ülkede doğmuş, anne-babası başka pasaporta sahip olan, ilk defa A Milli Takım seviyesinde oynamış bir futbolcu diye biliyorum. Bu anlamda da kendini Türk hisseden, bu değerlere sahip, hala Türkiye'de yaşamaya devam eden önemli bir spor adamı. Kulübümüzün kararını çok isabetli buluyorum. İnşallah bu sene ve önümüzdeki senenin yapılanması için mutlaka bir görevi olacaktır. Doğru bir hamle. Yabancı dili var. Takımımızın için Brezilyalı ve İspanyol oyuncu çok fazla olduğu için bu anlamda da kulübümüze vereceklerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

"Takımımız en iyi şekilde çalışacak ve bu 8 haftayı çok iyi bir şekilde bitirecek"
Taraftarlara da seslenen Belözoğlu, "Biz pandemi öncesinde performans olarak taraftarlarımızın çok da istemediği bir grafikteydik. Onları üzdüğümüz bir süreçti. Fenerbahçe formasına öyle sevdalı insanlar var ki ne kadar kötü bir süreç olursa olsun insanlar bu formaya ve armaya öyle bağlılar ki bizi özlediklerini dile getirebiliyorlar. Aslında kişilerden bağımsız Fenerbahçe'ye ne kadar büyük bir sevda olduğunu hep beraber yaşıyoruz. Bu, biz oyuncular için çok değerli, bunun kıymetini bilmemiz gerekiyor. İnanıyorum bu önümüzdeki süre zarfında takımımız en iyi şekilde çalışacak ve bu 8 haftayı çok iyi bir şekilde bitirecek. İnşallah önümüzde Türkiye Kupası hedefimiz var. Bunu kazanmak için sonuna kadar mücadelemiz devam edecek. Bu sene ya da önümüzdeki seneyle alakalı yönetimimiz, bizler elimizden geldiğince Fenerbahçe camiasını doğru bir şekilde temsil etmeye çalışıyoruz. Pandemi sürecinden dolayı birçok konuyla alakalı herkesin ismi gündeme geliyor. Fenerbahçe'yi kendi içinde ayırmak isteyen, bizi üzmek isteyen insanlara bu fırsatı vermeyelim. Bir olmamız gereken bir zaman. Hem bu sene hem önümüzdeki sene için Başkanımız önderliğinde yönetimimiz ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar, planlı bir şekilde hareket ediyorlar. Fenerbahçe bu ülkenin en büyük gerçeğidir. Fenerbahçe bizim kalbimizde en büyük takım olmakla beraber kulübümüzü ya da gönül vermiş insanları zafiyete uğratacak söylemlerde bulunan insanlara karşı beraber hareket etmemiz gerekiyor. Kimseyi kırmak ya da üzmek istemiyorum ama bir şekilde gündeme geldiğinde bunu önemsememiz gerektiğinde daha resmi anlamda yapılan açıklamaları değerli bulmalı Fenerbahçe taraftarı ve camiamız. Bunu bir dip not olarak söylemek gereği duydum. Lütfen taraftarlarımız beni yanlış anlamasın. Beraber hareket etmemiz gereken bir süreç. Bazı spekülasyonlar olduğunda konuşmuyorsak bizi yanlış anlamasınlar. Futboldan daha önemli bir pandemi süreci yaşadığımız için konuşmuyoruz. Herkese cevap verebiliriz ama ülkemizde daha önemli bir gündem var. Lütfen resmi olmadığı sürece, kulübümüzün yetkilileri tarafından bir açıklama yapılmadığı sürece konuşulanlara itibar etmemeleri gerektiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.

"Hedefimiz kupayı kazanmak"
Fenerbahçe'nin her zaman kupa kazanmak için oynadığını sözlerine ekleyen Emre, "Bu, Fenerbahçe'nin gerçeğidir. Fenerbahçe'nin genlerinde mevcut. Şu an gerçekçi olmak gerekirse hedefimiz Türkiye Kupası'nı kazanmak. Ligi de en üst noktada bitirmek adına mücadele etmek. Bu da bizim olmazsa olmazımız" dedi. Herkese sağlık dilediğini de ifade eden Emre, "Kolay bir süreç değil. Lütfen olabildiğince Sağlık Bakanlığımızın ve devletimizin uyarılarını dikkate alalım. Çalışmak zorunda olan çok insanımız var. Onlara da Allah kolaylıklar versin. Kendilerine sağlıklı, huzurlu günler diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM