Trump’tan Çin’e karşı Hong Kong hamlesi

ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo. (AFP)
TT

Trump’tan Çin’e karşı Hong Kong hamlesi

ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo. (AFP)

Hong Kong'a verilen ayrıcalıkların kaldırılmaya başladığını duyran ABD Başkanı Donald Trump, yönetimine buranın özel statüsüne son verme sürecini başlatma talimatı verdi. Trump, Çin’in Ulusal Güvenlik Yasası’nı kabul etmesine karşılık Çin’i hem Hong Kong özerkliği konusundaki hem de ABD’ye verdiği ‘sözleri çiğnemek’, fikrî mülkiyet hakkını çalmak, Çin Denizi'ndeki seyrüseferi tehdit etmek, Kong'daki özgürlükleri baltalamak ve 1997’de Hong Kong’un özerkliği hakkında İngiltere ile imzaladığı yükümlülükleri ihlal etmekle suçladı.
Trump dün gazetecilere yaptığı açıklamada “Çin ile stratejik ilişkiler kurmak istiyorduk ancak bize olan yükümlülüklerini sürekli olarak ihlal etti. Şimdi ise dünya Çin'in davranışlarından ve Wuhan şehrinde salgının sızıp patlak vermesinden muzdarip” ifadelerini kullandı. Çin ile ticaret konusundaki görüşlerini tekrarlayan Trump, önceki ABD yönetimleri politikaları nedeniyle yüz milyarlarca dolar kayıp olduğunu belirttiği açıklamasında “Bugün, potansiyel bir güvenlik tehdidi olarak gördüğümüz bazı Çinli vatandaşların ülkeye girişini askıya alıyoruz” dedi. Hong Kong'a verilen ayrıcalıkların kaldırılmaya başlandığını duyurdu.
İki ekonomi devi olan ABD ile Çin arasındaki tansiyon; ekonomik ve ticari başlıklar, ticari tarifeler ve Huawei şirketi hakkındaki anlaşmazlıklar, fikrî mülkiyet hırsızlığı hakkındaki suçlamalar gibi nedenlerden dolayı son üç yılda daha da yükseldi. Çin’de yasama organı olan Ulusal Halk Kongresi’nin Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde uygulanacak olan Ulusal Güvenlik Yasası’nı kabul etmesi ise gerginliği uluslararası düzeye taşıdı. İngiltere, Avustralya, Kanada gibi ülkeler de ABD’nin yanında, Çin’e karşı durmaya başladı. Beyaz Saray'ın Ekonomi Danışmanı Larry Kudlow, gazetecilere cuma sabahı yaptığı açıklamada öfkeli Hong Kong halkının ABD hükümetine harekete geçme çağrısında bulunduğunu dile getirdi. “Çin’in doğru davranmadığını ve batı dünyasındaki mevcut güvenini yitirdiğini” belirten Kudlow, finansal piyasaları etkileyecek araçlardan biri olan tarifeleri artırmayı seven Başkan Trump’ın Çin'in finansal ilişkilerini daha da zayıflatmak için adım ve öneriler olacağını vurguladı. Eski Beyaz Saray baş stratejisti Steve Bannon, Çinli şirketlerin ABD borsalarından çıkarılmasının ilk adım olacağını öne sürdü. Beyaz Saray yetkilileri ise Trump’ın uygulayabileceği uzun vadeli ceza seçenekleri listesi sundu. Listede ABD ticari imtiyazlarının kaldırılması, bazı mali yaptırımlar uygulanmasına yönelik teklifler, uluslararası finansal piyasalarda Çin sermayesini daraltma yönünde hareketlenmeler, binlerce Çinli öğrencinin ABD'ye giriş vizelerinin iptali, Hong Kong'daki protestoların bastırılması, insan hakları ihlalleri veya söz konusu yasa ile bağlantısı olan Çinli yetkililere mali yaptırımlar gibi hususlar yer alıyor. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Trump’ın daha önceden Çin Halk Kurtuluş Ordusu ve ilgili kurumlarda bulunmuş Çinli yüksek lisans öğrencilerinin vizesini iptal etmeye hazırlandığını, “Çinli öğrencilerin casusluk yapmak için ABD okullarında olmaması” gerektiğini söyledi.
Nitekim ABD'nin yatırım kısıtlamaları, Çin ekonomisinde petrol, teknoloji, gıda gibi çok çeşitli alanlardaki şirketlerle yapılan anlaşmalarda kullanılan dolar akışını olumsuz yönde etkileyecek. S&P ve Dow Jones endeksleri, ABD'nin Çin'e karşı yaptırım beklentilerine tepki olarak Cuma sabahı düşüşle açıldı. Piyasa ise temkinliydi.
Birçok araştırma merkezi, ABD ile Çin arasında çıkacak olası bir ekonomik savaşın tüm dünya için felaketle sonuçlanacağı konusunda uyardı. Uzmanların bir kısmı, Trump'ın Çin'e finansal alanda yaptırım uygulamasının finansal piyasalarda gerginliğe neden olacağını, bu tür bir savaşın gelişmiş tüm ülkelerdeki finansal sistemleri şoka sokacağını savundu. Analistler ise Trump yönetimini piyasadaki riskleri artırabilecek sağlıksız bir hamle yapmadan önce olası neticeleri değerlendirmeye çağırdı. ABD Senatosu birkaç gün önce, ABD borsalarında listelenen Çinli şirketlerin finansal kaynakları ve mülkiyetleri hakkında şeffaflık sağlamalarını gerektiren bir tasarıyı kabul etti. Tasarı Temsilciler Meclisinden geçtiği taktirde Çinli onlarca şirketin New York Menkul Kıymetler Borsası ve Nasdaq'tan çekilmeye zorlanacağı ya da çıkarılacağı düşünülüyor. ABD Başkanı Trump, iki ülkenin ilişkilerini çıkmaza sürükleyen Kovid-19 salgını öncesinde, geçen yıl Çin ile ticaret anlaşması müzakerelerinin ortasında Hong Kong’da patlak veren demokrasi yanlısı protestolarına soğukkanlı bir destek veriyordu. Nitekim Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile samimi ve iyi olarak tanımladığı ilişkilerini sürdürmek ve birincisi geçen ocak ayının sonunda imzalanan ticaret anlaşmasını korumak amacıyla, bu konuda Çin'i suçlamamaya teşvik etti.
Çin eski Maliye Bakanı Lou Jiwei, Washington'ın taktiksel adımlar atacağı, tarifelerin ve teknolojik sınırlamaların artacağı konusunda uyarıda bulundu. Çinli şirketleri uluslararası fonları reddetmeye hazır olmaya çağıran Lou Jiwei; Rusya, İran ve Venezuela gibi Çin’in dostu olan ülkeler ile acil olarak yeni bir dijital para birimi ve alternatif bir küresel ödeme sistemi geliştirilmesi talebinde bulundu.
Çinli bazı yetkililer, ABD’yi olası kısıtlamalar karşılığında 1,1 trilyon dolarlık ABD Hazine tahvilini satarak misilleme yapmakla tehdit ediyor. Böyle bir durumda hem ABD hem de Çin ekonomisi zarar görecek.
Ekonomi uzmanları ise Çin'in yuan para birimini küreselleştirme isteğine işaret ediyor. Zirâ tüm küresel işlemlerin yüzde 2'sinin yuan ile yapıldığı bildirildi. Aynı zamanda Çin Başkanı Cinping, yerelleştirmeye odaklanma ve uluslararası işlemlerde dolara olan bağımlılığı azaltma planlarına öncelik verdi. Ancak şu anda küresel bankacılık sistemindeki aktör rolü dolar oynuyor. ABD Kongresi raporuna göre ABD finans piyasalarında 150'den fazla Çinli şirketin bulunduğu ve 2019'daki piyasa değerlerinin 1,2 trilyon doların üstüne çıktığı biliniyor.
Cuma günü Washington’ı Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) ‘rehin’ almakla suçlayan Pekin, Batı ülkelerinden müdahale etmemelerini talep etti. Nitekim ABD ile birlikte İngiltere, Kanada ve Avustralya da Ulusal Güvenlik Yasası'na karşı kampanyaya katılıyor. AFP’ye açıklama yapan diplomatik kaynaklara göre ABD ve İngiltere, konuyla ilgili BMGK’da gayri resmi bir tartışma için cuma günü kapalı bir video konferans toplantısında bir araya geldi. Bu iki ülke, Kanada ve Avustralya ile yaptıkları ortak açıklamada Pekin'i Hong Kong ve yedi milyon vatandaşına olan yükümlülüklerini ihlal etmekle suçladı. “Halkın özgürlüklerini sınırlayacağı” söylenen yasa ile ilgili derin endişelerin dile getirildiği açıklamada yasanın “bölgeyi bu derece müreffeh bir hale getiren bağımsızlık ve sistemi önemli ölçüde zayıflatacağı” vurgulandı. Çin ise cuma günü bu dört başkenti resmi olarak protesto ettiğini duyurdu.
İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Pekin’in yasa kararından çekilmemesi halinde Londra’nın İngiliz Ulusal Denizaşırı (BNO) pasaportu ile ilgili şartları değiştireceğini söyledi. Nitekim, Hong Kong 1997'de Çin'e devredilmeden önce sakinlerine verilen BNO pasaportu, yüz binlerce Hong Kongluya imtiyaz tanıyor. Raab, şu anda yalnızca altı aylık ikamet izninin verildiği pasaportun 12 aylık uzatılabilir süreler halinde çalışma ve öğrenim görme başvurularına izin verilecek şekilde değiştirileceğini duyurdu. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ise Çin'e yaptırım uygulamak yerine diyalog kurma çağrısı yaptı. Aynı zamanda Çin ile üst düzey bir zirvenin devam etmesinin beklendiğini vurguladı.
Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, Pekin'in son hamlesini görüşmek üzere dün bir araya geldi. Birkaç gün önce AB tarafından yapılan bir açıklamada, Hong Kong’da üst düzey özerlik sağlanması hususuna ‘ciddi şekilde önem’ verildiğinin altı çizildi. Diğer yandan Avrupa bloğu, AB’nin en büyük ikinci ticaret ortağı olan Çin ile önemli ekonomik bağları nedeniyle ihtiyatlı hareket ediyor.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.