Arap dünyasında iktidara barışçıl bir şekilde katılan ilk muhalif olan Faslı sosyalist lider Abdurrahman el-Yusufi hayatını kaybetti

Abdurrahman el-Yusufi
Abdurrahman el-Yusufi
TT

Arap dünyasında iktidara barışçıl bir şekilde katılan ilk muhalif olan Faslı sosyalist lider Abdurrahman el-Yusufi hayatını kaybetti

Abdurrahman el-Yusufi
Abdurrahman el-Yusufi

Faslı sosyalist lider Abdurrahman el-Yusufi, yoğun bir siyasi yolun ardından yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle 96 ​​yaşında Fas'ın Kazablanka şehrinde hayatını kaybetti.
Kral 2. Hasan dönemi sonlarında uzlaşı hükümet adlı bir koalisyon hükümetini (1998-2002) yöneten Yusufi, Arap dünyasında iktidara barışçıl bir şekilde katılan ilk muhalif olarak biliniyordu.
Halk Gücü Sosyalist Birliği (UNFP) Genel Sekreteri İdris Laşkar, dün yaptığı açıklamada, “Birlikteki herkese ve Fas vatandaşlarına, uluslararası kamuoyuna, son günlerde hastalıkla mücadele eden büyük lider ve ulusal mücahit Sayın Abdurrahman el-Yusufi’nin aramızdan ayrıldığını haber verdim” ifadelerini kullandı.
Yusufi’yi ‘siyasi ve ulusal bir lider’ olarak niteleyen Fas Başbakanı Sadeddin el-Osmani ise Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Bu sabah Proseför Abdurrahman el-Yusufi’nin ölüm haberini büyük bir üzüntü ve kederle karşıladım. Yüce Allah kendisine rahmet eylesin. Tüm akrabaları ve sevdiklerine başsağlığı diliyor, kendileri için Allah’tan sabır ve teselli niyaz ediyorum. Şüphesiz Allah'ın kullarıyız ve dönüşümüz O'nadır” dedi.
Yusufi, hayatı boyunca kraliyet sarayının ve çeşitli siyasi çevrelerin takdirini kazandı. Nitekim bu husus, 2018’de anılarının yer aldığı “Yaşanmışlar” adlı kitabın çıkışı ile tescillenmiş oldu.
Yol arkadaşı Mubarek Budrika tarafından hazırlanan bu kitap, Yusufi’nin 2. Hasan rejiminin önde gelen muhalifi olduğu ve 1998’deki söz konusu hükümeti devraldığı siyasi hayatının kronolojisi bulunuyor.
Aynı zamanda sömürge döneminden sonra Fas’ın siyasi sahnesinin de yer aldığı kitapta Yusufi’nin Abdurrahim Buabid, Mehdi Binberka, Fakih el-Basri gibi siyasi figürlerle ilişkileri, aynı zamanda yargılanması ve tutuklanması sırasında karşılaştığı sıkıntılara da değiniliyor.
Hapishanenin onda bıraktığı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalan Yusufi, 1950’lerde olduğu ameliyatta sağ akciğerinin yarısını kaybetti. Böylece hayatının yarısını eksik akciğer ile geçirdi.  
2002'de yapılan genel seçimlerde UNFP’nin zaferine rağmen Kral 2. Hasan'ın hükümeti kurma görevini İdris Cettu'ya vermesi üzerine 2003’de siyaseti bıraktığını açıkladı. Nitekim Kral’ın bu hareketini ‘demokratik metodolojinin ihlali’ olarak niteledi.
Siyasi çalışmalardan çekilmesine rağmen, Kral 6. Muhammed ile iletişim hattını sürdüren Yusufi, kraliyet ailesinin sevinçli münasebetlerine ve bazı resmi görüşmelere davet edildi.
Kral Muhammed, Yusufi’yi aynı zamanda geçen Temmuz ayında çeşitli askeri ve paramiliter kurum ve okullardan mezun memurlar alayına Abdurrahman el-Yusufi’nin adını verdi. Kral Muhammed; Yusufi’nin kendisi ve rahmetli babası Kral 2. Hasan ile, vatan sevgisi temelinde kurulan, ulusun kutsallıklarına, krallığın toprak bütünlüğüne bağlı olan ve ülkenin üstün çıkarlarını savunan aynı ilkeleri paylaşması nedeniyle bu ismi seçtiğini dile getirdi.
Aynı zamanda mezunları bu ismin temsil ettiği ilkelere ve “Allah, vatan ve kral” sloganına bağlılığa çağıran Kral 6. Muhammed, 30 Temmuz 2016'da Tanca’daki ‘Abdurrahman el-Yusufi Caddesi’ açılışına da teşrif etti.
8 Mart 1924’de Tanca’da doğan Yusufi, Rabat’taki Moulay Youssef lisesinde okuduğu sırada İstiklâl Partisi saflarına katıldı. Ardından Halk Gücü Milli Birlik Partisi genel sekreterliği üyesi, ardından 1975’te ise UNFP’ye geçti. 1959-1965 yıllarında partinin et-Tahrir gazetesi genel yayın yönetmenliğini üstlenen Yusufi, Ağustos 1995 ile Kasım 2002 tarihleri ise UNFP genel sekreterliğini yürüttü.
Arap İnsan Hakları Örgütü (AOHR) kuruluşuna ortak olan rahmetli Yusufi, aynı zamanda insan haklarını savunmadaki rolüyle ünlü.
Yusufi, 2015’de 1965 yılında Paris’te kaybolan yol arkadaşı muhalif Mehdi Binberka’nın kaderi hakkında bilinenlerin Fas devletine açıklanması çağrısında bulundu. Kaçırılışının 50. yıl dönümünde Kral 6. Muhammed himayesinde düzenlenen topalntıda konuşan Yusufi, “Olan oldu. Kimse tarihi yeniden yazamaz. Kimse gerçekleri karalayamaz ya da onu yanlışları unutarak düzeltemez” dedi. Binberka aleyhindeki suça karışan ülkelerden gerçekleri ve bildiklerini anlatmalarını talep eden Yusufi, Binberka’nın cesedi için bir mezar kazılması çağrısında bulundu. Aynı zamanda “Bu kati adım olmadan, kardeşimizin kanı sessizlik ile aramızda kalmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.